15. bölüm · Saklı Kalan

15.bölüm

Elif Bilinmeyen

Baran kendini çardağın üzerine bırakıp nefes nefese kaldı.

“Ben bir daha voleybol oynamıyorum.”

Duru hemen güldü.

“Daha beş dakika önce ‘bir daha oynayalım’ diyordun.”

“O zaman yorulmamıştım.”
Emir başını salladı.

“Senin yaşın geldi artık.”

Baran ona yastık fırlatacakmış gibi yaptı.

“Sen önce kendi nefesini düzelt.”
Herkes gülmeye başladı.

Meyra da Naz’ı kucağında hafifçe sallayarak çardağa oturdu.

Zeynep yanına geldi.

“İyi misin?”

“İyiyim.”

“Bugün ilk defa güldüğünü görüyorum.”

Meyra kısa bir gülümsemeyle:

“İyi geldi.”

“Belli.”

Duru topu kenara bırakıp yanlarına oturdu.

“Yarın da burada buluşalım.”

Ece hemen itiraz etti.

“Her gün burada mı olacağız?”

“Ne güzel işte.”

Kaan gülerek:

“Siz karar verin. Ben karışmıyorum.”

Sohbet yeniden başladı.

Bir süre herkes okuldan, mahalleden ve günlük şeylerden konuştu.

Mert ise çardağın diğer tarafında Baran ve Emir’le konuşuyordu.

Arada gözleri Meyra’ya ve Naz’a kayıyordu.

Naz’ın uyuduğunu görünce tekrar arkadaşlarına döndü.

Bir süre sonra Mert ayağa kalktı.

“Ben su alacağım.”

Baran hemen arkasından seslendi.

“Bana da getir.”

Mert dönüp baktı.

“Git kendin al.”

“Arkadaşlık bitmiş.”

Herkes güldü.

Mert başını sallayıp çardağın yanındaki masaya doğru yürüdü.

Tam Meyra’nın yanından geçerken durdu.

Meyra o sırada Naz’ın yüzüne bakıyordu.

Naz hafifçe kıpırdanınca Meyra onun üzerine eğildi.

“Üşüdün mü kızım?”

Naz gözlerini açmadan küçük bir ses çıkardı.

Meyra elini sırtında gezdirdi.

“Annen senin üstüne bir şey almadı.”

Mert birkaç saniye olduğu yerde kaldı.

Meyra onun orada olduğunu fark etmemişti.

Mert üzerindeki hırkaya baktı.

Sonra hiçbir şey söylemeden hırkasını çıkardı.

Meyra’nın yanına bıraktı.

Meyra başını kaldırdığında Mert çoktan birkaç adım uzaklaşmıştı.

“Mert…”

Mert dönmedi.

Meyra hırkaya baktı.

Sonra Naz’a baktı.

Hırkayı alıp Naz’ın üzerine dikkatlice örttü.

“Bak, şimdi üşümezsin.”

Naz sakinleşip yeniden uykuya daldı.

Meyra birkaç saniye Mert’in arkasından baktı.

Mert ise hiçbir şey olmamış gibi suyunu alıp arkadaşlarının yanına geri döndü.

Baran şişeyi görünce:

“Benimki nerede?”

Mert şişeyi ona uzattı.

“Al.”

Baran gülerek:

“Sonunda insanlığa döndün.”

Mert sadece başını salladı.

Meyra ise çardağın diğer tarafında, Naz’ın üzerindeki hırkayı düzeltmeye devam ediyordu.

İçinden sadece tek bir cümle geçti:

“Teşekkür ederim, Mert.”

Meyra, Naz’ın üzerindeki hırkayı biraz daha düzeltti.

Hırkanın kolu Naz’ın yanından sarkıyordu. Meyra onu dikkatlice içeri kıvırdı.

Naz hâlâ uyuyordu.

Zeynep yanına oturdu.

“Uyudu mu?”

“Evet.”

“İyi bari.”

Meyra başını salladı.

Bir süre ikisi de Naz’a baktı.

Sonra Zeynep hırkayı fark etti.

“Bu Mert’in hırkası değil mi?”

Meyra kısa bir an durdu.

“Evet.”

“Ne zaman verdi?”

“Ben fark etmeden yanıma bırakmış.”

Zeynep gülümsedi.

“Hiçbir şey söylemeden mi?”

“Evet.”

“Değişik.”

Meyra cevap vermedi.

Çardağın diğer tarafında Baran yine konuşmaya başlamıştı.

“Yarın maç yapıyoruz, haberiniz olsun.”

Emir hemen itiraz etti.

“Yarın yokum.”

“Niye?”

“Bugün yeterince yoruldum.”

Duru güldü.

“Daha yeni başladın.”

“Benim için bitti.”

Kaan başını salladı.

“Sizinle maç yapılmaz.”

Herkes yeniden gülmeye başladı.

Mert de arkadaşlarının konuşmasına katılıyordu.

Meyra ara sıra ona bakıyordu.

Mert’in üzerinde artık hırkası yoktu.

Hava biraz daha serinlemişti.

Meyra bunu fark edince içinden:

“Umarım gerçekten üşümüyor.”
diye geçirdi.

Bir süre sonra Naz kıpırdandı.

Meyra hemen ona baktı.

“Uyandın mı?”

Naz gözlerini hafifçe açtı.

Meyra onu kucağında biraz daha kendine yaklaştırdı.

“Tamam kızım, buradayım.”

Mert bu kez uzaktan onların olduğu tarafa baktı.

Meyra’nın Naz’la konuştuğunu gördü.

Ama yanlarına gelmedi.

Sadece birkaç saniye baktıktan sonra tekrar arkadaşlarına döndü.

Gece ilerledikçe çardaktaki sohbet de sakinleşmeye başladı.

Kimse acele etmiyordu.

Meyra ise Naz’ı kucağında tutarken bir yandan da Mert’in hırkasını düşünüyordu.

Küçücük bir hareketti.

Ama Meyra için uzun zamandır unutmaya çalıştığı bir şeyi hatırlatmıştı:

Mert hâlâ onun hayatında bir şekilde yer bulabiliyordu.