5. bölüm · Saklı Kalan

5.bölüm

Elif Bilinmeyen

“Babası kim?”

Mert’in sorusu havada asılı kaldı.

Bir an nefes almayı bile unuttum.

Annemin kucağındaki Naz hiçbir şeyden habersizdi. Küçük ellerini hareket ettiriyor, arada bir çıkardığı seslerle dikkatini çekmeye çalışıyordu.

Ben ise Mert’in gözlerine bakıyordum.

Yıllardır sakladığım gerçek, şimdi dudaklarımın ucuna kadar gelmişti.

Söyleyebilirdim.

Tek bir cümle yeterdi.

Babası sensin.

Ama söyleyemedim.

“Babası…”

Sesim titredi.

Abim hemen araya girdi.

“Mert, bu konu Meyra’nın özel meselesi.”

Mert gözlerini ondan ayırmadı.

“Ben sadece sordum.”

“Biliyorum.”

“Cevap vermek istemiyorsa zorlamam.”

Sonra yeniden bana baktı.

“İstersen konuşabiliriz.”

Başımı salladım.

“Olur.”

Mert salona geçti.

Ben de birkaç saniye sonra arkasından gittim.

Abim de peşimizden geldi.

“Ben de kalacağım.”

Mert başını salladı.

“Tamam.”

Üçümüz salonda karşılıklı oturduk.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonunda Mert sessizliği bozdu.

“Meyra, sana neden ulaşmaya çalıştığımı merak ediyorsundur.”

Başımı kaldırdım.

“Evet.”

“Çünkü bazı şeyleri yarım bırakmak istemiyorum.”

Kalbim sıkıştı.

“Ne gibi?”

Mert derin bir nefes aldı.

“O gece.”

Gözlerimi hemen kaçırdım.

O kelime bile yetmişti.

Mert devam etti.

“Ben o sabah sana söylediklerimi hatırlıyorum.”

İçimde bir şey sızladı.

“Hatırlıyorsun yani?”

“Evet.”

“‘Böyle bir şey olmadı’ dediğini de?”

Mert sustu.

Sonra başını eğdi.

“Evet.”

Yıllardır içimde tuttuğum öfke bir anda yeniden ortaya çıktı.

“Peki neden söyledin?”

Mert cevap vermeden önce uzun süre düşündü.

“Çünkü korktum.”

Bu cevabı beklemiyordum.

“Sen mi korktun?”

“Evet.”

Acı bir şekilde güldüm.

“Ben ne hissettim sanıyorsun?”

Mert gözlerini bana çevirdi.

“Bilmiyorum.”

“Bilmiyorsun.”

Başımı salladım.

“Çünkü o sabah bana bakıp hiçbir şey yaşanmamış gibi davrandın. Sonra da hayatına devam ettin.”

“Öyle olmadı.”

“Benim açımdan öyle oldu.”

Mert sustu.

İlk kez söyleyecek söz bulamıyordu.

Tam o sırada Naz yeniden ağlamaya başladı.

İkimiz de aynı anda ona baktık.

Ben ayağa kalktım.

Naz’ı annemin kucağından aldım.

“Tamam kızım.”

Naz’ı kendime yaklaştırdım.

Mert bizi izliyordu.

Bakışlarında anlam veremediğim bir ifade vardı.

Bir süre sonra bana doğru baktı.

“Meyra…”

“Ne?”

“Naz kaç aylık?”

Kalbim yeniden hızlandı.

“Dört.”

Mert’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

Dört aylık.

Bu bilgiyi zihninde bir yere yerleştirmeye çalışıyor gibiydi.

Ben ise nefesimi tuttum.

Mert’in bakışları Naz’a kaydı.

Sonra tekrar bana döndü.

“Babasını tanıyor musun?”

Soru o kadar basitti ki cevap vermek daha da zorlaştı.

Gözlerimi ondan kaçırdım.

“Evet.”

Mert kaşlarını çattı.

“Peki o biliyor mu?”

Cevap veremedim.

Mert’in yüzündeki merak yerini şüpheye bırakmaya başladı.

Abim araya girmek istedi.

“Mert…”

Ama Mert bu kez gözlerini abime çevirdi.

“Sen biliyorsun, değil mi?”

Abim sustu.

Mert’in yüzü değişti.

“Ne biliyorsun?”

Abim cevap vermedi.

Mert ayağa kalktı.

“Bana bir şey saklıyorsunuz.

”Ben Naz’ı daha sıkı tuttum.Mert’in bakışları yeniden bana döndü.“

“Meyra…”
Sesi bu kez çok daha sakindi.

“Bana söylemediğin bir şey var.”

Gözlerim doldu.

Belki de artık saklayamazdım.

Belki de yıllardır taşıdığım bu sır, sonunda ortaya çıkmak üzereydi.

Ama dudaklarımdan çıkan tek şey:

“Gitmem gerekiyor.”
oldu.

Mert şaşkınlıkla bana baktı.

“Nereye?”

“Naz’la ilgilenmem gerekiyor.”

Onu daha fazla dinlemeden odama yöneldim.

Kapıyı kapattığımda sırtımı kapıya yasladım.

Naz kucağımdaydı.

Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Ben ise ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

Çünkü Mert artık gerçeğe çok yakındı.

Ve bu kez onu kandırarak daha fazla uzak tutamayacağımı hissediyordum.

—————————————————

Güzel gidiyor muuuu?