23. bölüm · Saklı Kalan
23.bölüm
Telefonu elime aldığımda uzun süre ekrana baktım.
Meyra’nın numarası önümdeydi.
Bugün onunla birkaç kez konuşmuştum ama söylemek istediğim hiçbir şeyi söyleyememiştim.
Mesaj yazdım.
Mert:
“Uyumadın değil mi?”
Cevabın gelmesi uzun sürmedi.
Meyra:
“Hayır. Ne oldu?”
Parmaklarımın ekranda birkaç saniye beklediğini fark ettim.
Bugün onunla konuşmak istemiştim.
Ama herkes yanımızdaydı.
Sahilde, çardakta, arabaların yanında…
Bir türlü yalnız kalamamıştık.
Mert:
“Bugün seninle konuşmak istedim ama fırsat olmadı.”
Mesajı gönderdikten sonra telefon elimde kaldı.
Cevap beklerken içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Sonunda telefon titredi.
Meyra:
“Ne hakkında?”
Ekrana baktım.
Aslında ne hakkında olduğunu biliyordum.
Ama bunu mesajla sormak istemiyordum.
Mert:
“Telefonda konuşulacak bir şey değil.”
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
Meyra:
“Tamam. Ne zaman konuşuruz?”
Telefonu masaya bıraktım.
İşte mesele buydu.
Ne zaman?
Ve nerede?
Çünkü ona soracağım sorunun cevabından ben de korkuyordum.
Telefonu tekrar elime aldım.
Mert:
“Yarın konuşuruz.”
Gönderdikten sonra telefonu kapattım.
Salonda tek başıma kaldım.
Ama aklım yine aynı yere gidiyordu.
Naz.
Bugün onu kucağıma aldığım anı düşündüm.
Küçücük ellerini…
Bana bakışını…
Gülümsemesini…
Bunların hiçbirinin bir anlamı olmayabilirdi.
Ama son birkaç gündür içimde oluşan şüphe giderek büyüyordu.
Önce Meyra’nın Ankara’ya dönmesi.
Sonra Naz’ı görmem.
Meyra’nın bazı sorularda bir anda susması.
Benden uzak durmaya çalışması.
Ve bugün…
Naz’ın yüzüne daha dikkatli baktığımda fark ettiğim bazı şeyler.
Belki de sadece benzerlikti.
Belki de tamamen tesadüftü.
Ama insanın aklına bir soru girdikten sonra onu susturmak kolay olmuyordu.
Ayağa kalkıp odama geçtim.
Yatağın kenarına oturdum.
Geçmişi düşündüm.
Meyra’yla aramızda yaşananları…
Sonrasında olanları…
O sabah söylediklerimi…
Belki de en çok bundan korkuyordum.
Ya yıllar önce yaptığım bir hatanın sonucu bugün karşıma çıktıysa?
Ya Naz gerçekten benim kızımsa?
Elimi saçlarımın arasından geçirdim.
“Hayır…”
Bunu düşünmek bile ağır geliyordu.
Ama artık bunu sadece düşünerek çözemeyeceğimi biliyordum.
Kesin bir cevap gerekiyordu.
Ve bunun tek bir yolu vardı.
DNA testi.
Bu düşünceyle birkaç saniye hareketsiz kaldım.
Testin sonucunu öğrenmekten korkuyordum.
Negatif çıkarsa bütün bu şüpheler bitecekti.
Ama pozitif çıkarsa…
O zaman Meyra’ya soracağım hiçbir soru eskisi gibi olmayacaktı.
Naz’a bakışım değişecekti.
Hayatım değişecekti.
Telefonumu tekrar elime aldım.
Bir süre ekrana baktım.
Sonra güvenebileceğim birini aramaya karar verdim.
Ama Meyra’ya hiçbir şey söylemeyecektim.
En azından sonucu öğrenene kadar.
Çünkü elimde hiçbir kanıt yokken onun karşısına geçip böyle bir soru sormak istemiyordum.
Telefonu kapattım.
Yatağa uzandım.
Gözlerimi kapattığımda yine Naz’ın yüzü geldi aklıma.
Küçük ellerini bana doğru uzatışı…
Gülümsemesi…
Ve içimde dönüp duran o tek soru:
“Naz gerçekten benim kızım mı?”
