3. bölüm · Saklı Cümleler

Yüzleşme Anı

Bengişşşş *

Bölüm 2: Yüzleşme Anı
Çadırın içindeki hava, Sarp’ın dudaklarından dökülen o üç kelimeyle birlikte ağırlaştı. "Yine mi sen?"

Efsun, profesyonel maskesini saniyelik bir kararsızlıkla düşürdü. Gözlerinde, yılların biriktirdiği özlem, kırgınlık ve şaşkınlık bir anlığına birbirine çarptı; ama hemen ardından neşterini sıkıca kavradı. "Konuşma," dedi sesi çelik gibi sert bir tonla, "enerjini kaybetmemelisin."

Sarp’ın bilinci, vücudundaki şarapnelin açtığı yaranın acısıyla tekrar bulanıklaşsa da, bakışları Efsun’un üzerinde sabit kalmıştı. Efsun, steril eldivenlerini hızlı hareketlerle eline geçirdi. Elleri titrememeliydi. Bu, sadece bir yaralı değil, kalbinin en derinindeki o bitmemiş hikayenin başrolüydü.

"Efsun... Neden buradasın?" diye mırıldandı Sarp, sesi hala kesik kesik geliyordu. "Burası senin yerin değil."

"Burası, şu an senin hayatta kalman gereken yer," diye cevap verdi Efsun. Gözlerini Sarp’ın yaralı göğsünden bir an olsun ayırmadan, hemşireye işaret verdi. "Anesteziyi hazırlayın, şarapnelin derinliğini kontrol etmem lazım."

Sarp hafifçe gülümsedi; ama bu gülümseme acıyla dolu, o bildiği, o ulaşılmaz Sarp’a ait bir gülümsemeydi. "Kader, bizi hiç beklemediğimiz yerlerde karşılaştırmayı seviyor, değil mi?"

Efsun, maskesinin ardındaki yüzünü gizleyerek, Sarp’ın göğsüne müdahale etmeye başladı. Yarayı temizlerken elinin altındaki sıcak teni hissetmek, yıllar önce bıraktığı o veda mektubunun yarattığı boşluğu yeniden hatırlattı. Sarp, acıyla inlediğinde Efsun’un eli duraksadı. İkisi arasındaki bu sessiz savaş, dışarıdaki bombaların gürültüsünden daha yıkıcıydı.

Efsun, Sarp’ın gözlerinin içine baktı, profesyonel ciddiyetini korumaya çalışarak fısıldadı: "Kader değil bu Sarp, bu sadece bizim seçimlerimizin bir sonucu. Şimdi sus ve bırak görevimi yapayım."

Çadırın içinde cihazların düzenli bip sesleri, ikilinin hızlanan kalp atışlarına karışıyordu. Sarp, gözlerini yavaşça kapatırken Efsun’un elini bir anlığına, sanki güç almak istercesine kavradı. Efsun, o temastan kaçmadı; çünkü biliyordu ki bu cerrahi müdahale sadece Sarp’ın bedenindeki şarapneli çıkarmayacaktı, aynı zamanda yıllardır gömülü kalan o büyük yüzleşmeyi de gün yüzüne çıkaracaktı.

Dışarıda gece daha da koyulaşırken, saha hastanesinin çadırı, kaderin yeniden düğümlendiği bir merkeze dönüşmüştü. Efsun, elinde neşteriyle Sarp’ın yarasına müdahale ederken, aslında yıllar önce yarım bıraktığı o cümlenin acısını çıkarıyordu.