28. bölüm · Saklı Cümleler
Hayatın Sıradanlığı
Bölüm 27: Hayatın Sıradanlığı
Dağ evindeki o ilk haftalar, ikisi için de en zorlu "görev" haline gelmişti. Savaşın adrenalinine, telsiz seslerine ve ani kararlara alışmış olan Sarp için hiçbir şey yapmadan, sadece bir fincan kahveyi Efsun’la karşılıklı içmek, bir düşman kampına sızmaktan daha zordu.
Bir sabah, mutfak masasında otururken Efsun elinde bir paketle geldi. "Bunlar," dedi, "senin yıllardır askeri arşivlerde sakladığın, ancak hiç görmediğim fotoğraflar."
Sarp paketi açtığında, gençliğine, o daha hiçbir yaranın izini taşımadığı günlere ait fotoğraflar döküldü. Efsun, fotoğraflara bakarken gülümsedi. "Sarp, biliyor musun, seni tanıdığım ilk gün, gözlerinde sadece görev değil, dünyayı kurtarma arzusu vardı. Şimdi ise... sadece 'kalma' arzusu görüyorum."
Sarp, fotoğrafları masanın üzerine yaydı. "O zamanlar kurtarılacak bir dünya olduğunu sanıyordum. Şimdi anlıyorum ki, kurtarılacak tek şey, kendi huzurumuzmuş."
Ancak o gün, kapı tekrar çalındı. Bu kez gelen bir asker ya da komutan değildi. Köyün bakkalı, elinde bir zarfla gelmişti. "Şehir merkezinden geldi, Yüzbaşı'm. Size ulaştırmamı tembihlediler."
Sarp zarfı aldığında üzerindeki mühür, yıllar önce kapattığını sandığı eski hayatına ait olduğunu gösteriyordu. Zarfın içinde sadece bir adres ve tek bir cümle yazılıydı: “Savaş bitti ama miras bıraktığı sorumluluklar bitmez. Bu topraklarda yaşayanların senin yardımına ihtiyacı var.”
Efsun zarfı gördü. Sarp’ın yüzündeki o tanıdık ifade, o "karar verme" anı tekrar belirdi. Efsun, Sarp’ın elini tuttu ve bu kez onu durdurmadı. Aksine, zarfı Sarp’ın elinden alıp masaya koydu.
"Bak," dedi Efsun. "Eskiden gitmen için ya bir emir ya da bir kumpas gerekirdi. Şimdi ise bir seçenek var. Bu kez, gitmeyi sen seçeceksin ya da burada kalmayı."
Sarp, zarfa baktı. O yardım çağrısı, vicdanına dokunan bir sızıydı. Ama diğer yanda Efsun vardı. Sarp, zarfı alıp şöminedeki ateşe attı. Kâğıt hızla tutuşup küle dönüşürken, Sarp Efsun’a döndü.
"Benim savaşım bitti," dedi Sarp. "O toprakların sahibi artık kendi kaderini çizecek kadar güçlü. Ben ise, sadece senin yanındaki hayatı inşa etmeye hazırım."
O gün, o zarfın külleri arasında, Sarp’ın "Yüzbaşı" kimliği de tamamen yok oldu. Artık sadece Sarp vardı. Efsun’un elini tuttu ve bahçeye çıktılar. Önlerinde, ucu bucağı görünmeyen bir hayat uzanıyordu. Savaşın gölgesi, artık onların üzerine düşmeyecekti.
