33. bölüm · Saklı Cümleler
Suyun Altındaki Sessizlik
Bölüm 32: Suyun Altındaki Sessizlik
Uçurumdan aşağı inen patika, keskin kayalıklarla dolu ve ölümcül derecede dikti. Sarp, parmak uçları kan içinde kalsa da bir an bile duraksamadı. İnmek bir ömür sürmüş gibi hissettirdi. Denizin kıyısına ulaştığında, suyun o hırçın sesi kulaklarını sağır ediyordu.
"Efsun!" diye bağırdı, sesi dalgaların uğultusunda kayboldu.
Deniz, Efsun’u yutmuş gibiydi. Su simsiyah ve buz gibiydi. Sarp, tereddüt etmeden kıyafetleriyle birlikte denize daldı. Tuzlu su, gözlerini yakıyor, soğuk ise ciğerlerini dağlıyordu. Suyun altı, üzerindeki karanlıktan daha da ürkütücüydü. Görüş mesafesi neredeyse sıfırdı. Derinlere, kayalıkların arasına doğru kulaç attı.
Bir an, suyun derinliklerinde soluk bir renk gördü. Efsun’un hırkasının parçası, bir kaya çıkıntısına takılmış, suyun akıntısıyla dans ediyordu. Sarp, oraya doğru atıldı. Efsun, kayalıkların arasında sıkışmış, bilinci kapalı bir halde duruyordu.
Sarp onu yakaladı ve yüzeye doğru tüm gücüyle vurdu. Suyun üzerine çıktıklarında, Sarp onu kumsala doğru çekti. Efsun’un vücudu ağır ve soğuktu; teni bembeyazdı. Onu kumsala yatırdığında, nefes almadığını fark etti.
"Hayır... Hayır, Efsun, bana bunu yapamazsın!"
Sarp, hemen kalp masajına ve suni teneffüse başladı. Elleri titriyor, ama askeri eğitiminin getirdiği o soğukkanlılık, dehşetin üzerine bir örtü gibi seriliyordu.
"Hadi Efsun... Hadi, o mektubun son cümlesini yaşayacaktık. Hatırlasana!"
Dakikalar geçti. Sarp'ın ciğerleri yanıyor, Efsun'dan tek bir tepki gelmiyordu. Sarp, tekrar eğildi, son bir kez havayı ciğerlerine çekip Efsun'a üfledi. Tam çekileceği sırada, Efsun'un göğsü şiddetli bir şekilde sarsıldı.
Efsun, genzindeki tuzlu suyu öksürüklerle boşaltırken, Sarp onu hemen yan çevirdi. Efsun’un gözleri aralandı, bulanık bir şekilde Sarp’a baktı. Nefesleri düzensizdi, vücudu titriyordu ama yaşıyordu.
Sarp, Efsun’u sıkıca göğsüne bastırdı. Artık ağlamıyordu; gözlerinde sadece Efsun'un hayatta olmasının getirdiği o derin, sarsıcı gerçek vardı. Efsun, zayıf elleriyle Sarp’ın ceketine tutundu.
"Gitmemişsin..." diye mırıldandı Efsun, sesi çok cılızdı.
"Asla," dedi Sarp, alnını Efsun’un alnına dayayarak. "Seni o suların karanlığına bırakmaya niyetim yoktu."
Ancak o an, kayalıkların arasından gelen bir sesle Sarp tetikteki haline geri döndü. Baskıncıların geri kalanı, denize inen yolu takip etmişti. Sarp, Efsun’u tek koluyla kavrayıp, karanlık mağara girişlerinden birine doğru ilerledi.
