6. bölüm · SADECE - YARI TEXTİNG-

YILLAR SONRA

Hikâye Avcısı

Geçici boyayla boyamış olduğum kızıl saçlarıma dokundum. Plastik makyajla babamın dahi tanıyamayacağı evredeydim.

Ellerim titrerken yıllardır görmediğim sevgilime doğru ilerledim. Dalgınlıkla yeri izlerken yanına oturmuştum. İrkilerek kafasını kaldırdığında göz göze geldik.

"Nida? Sende mi buralardaydın?" dedi şaşkınlıkla.

"Mert ben... Sana sadece ismiyle yazan kızım." dediğimde gözleri irileşti.

"Adın Nida mı? Saçların kızıl mıydı? Seni görmemi istemiyordun..."

"Adım Nida değil. O gün öyle söylemek zorundaydım. Saçlarımı geçici olarak boyadım. Plastik makyaj yaptım... Yani... Şu an gördüğün kişi ben değilim."

"Sesin... Onun da sana ait olmadığını söylemezsin, herhalde?"

"Yok... O bana ait." dedim gülerek.

Değil.

Sessiz kaldığında içimde saklayamadığım bir heyecanla başımı omzuna yasladım.

Birkaç dakika sonra dayanamamıştım. Gözlerimden bir yaş süzülürken düşünüyordum.

Mert'i yıllar sonra görmüştüm. Yıllar sonra... Kokusunu içime çekmiştim. Hâlâ aynı kokuyordu...

Bizi ne hâle getirmişlerdi?

Mert... Aşık olduğum adam... Beni mutlu edebilen, yüzümü güldürebilen tek kişi... İlk ve tek aşkım... Hayatım.

Saatlerce omzunda ağlamıştım. Usulca başımı kaldırıp ona baktığımda zaten bana bakıyor olduğunu gördüm.

Uzunca gözlerine baktım.

"Seni seviyorum, Mert. Seni her şeyden çok seviyorum, sevgilim. Bunu unutma, olur mu?"

"Bak beni kandırmadığına emin olmak istiyorum. Benim hayatımda bir kere bile bir sevgilim olmadı. Seninle bir ilişkim olsaydı bunu bilirdim, değil mi?"

"Mert... Aklında ki tüm soru işaretlerini sileceğim. Ama daha var. Lütfen bana izin ver. Sana her şeyi anlatacağım. Belki biraz fazla oluyorum ama... Benimle tekrar buluşmak ister misin? Konuşmasan da olur. Sadece başımı omzuna koyayım yeter." dediğimde bir süre düşündü.

"Peki, tamam. Her şeyi sonra anlatacak olmana da buluşma isteğine de tamam. Ama... Sana ne diye sesleneceğim?"

"Aşkım, diyebilirsin? Tamam, tamam bakma öyle. Şakaydı. Bana sadece diyebilirsin."

"Sadece... Garip ama tamam." dediğinde gülümseyerek kalktım.

"Görüşürüz." diye yanağını okşayıp arkamı döndüm.

Birkaç adım attığım da duyduğum sesle yerime çivilendim.

"Kokun... Çok tanıdık."

Hassiktir. Kokumu değiştirmemiştim. Fark etmez diye düşünüyordum.

Belki de fark etsin istiyordum...

"Ne?" dedim arkamı dönerek.

"Kokun... Çok tanıdık geliyor. Buse'nin kokusu da böyle." dediğinde vücudumdan bir ürperme geçti.

Buse ne işler karıştırıyordu? Benim kokumu taklit ederek ne yapmaya çalışıyordu? Hasiktir. Yoksa... Düşündüğüm şey miydi?

Siktir. Siktir. Siktir.

Hızla arkamı dönüp uzaklaşmaya başladığımda yaşlar gözlerimden istemsizce düşüyordu.

Mert'in sesini duysam da ona aldırmadan yürümeye devam ettim.