6. bölüm · Ruhumun Katili “Halloween”

4. Bölüm

YİĞİT MUSUL

24 EKİM PAZARTESİ

Duştan çıktıktan sonra hemen saçlarımı kuruttum ve odaya geçip üstümü giyindim. Beyaz tshirt onun üstüne mavi bir sweatshirt ve altına da sweat ile uyumlu mavi bir eşofman giyindim. Aşağıya inip sönmek üzere olan şömineye birkaç odun attım ve mutfağa geçip atıştıracak sandviç hazırladım.

Bir yandan sandviçimi yerken bir yandan sosyal medya da gezindim. Saat 19.20'ydi. Üst kata çıkıp montumu aldıktan sonra tekrar aşağıya inmemle korna sesini duymam bir olmuştu. Hemen montumu giyinip anahtarım ile dışarıya çıkıp kapımı kilitledim. Bahçenin kapısını da kapatıp Olivia'nın babasından aldığı arabaya bindim. Arabayı Olivia sürüyordu, onun yanında Adrian vardı ve arkada da biz vardık. Boris, Mary ve ben. Olivia arabayı hareket ettirdiğin de saat 19.27'yi gösteriyordu. "Bu gece en çok ben içeceğim" Boris her zamanki gibi en fazla içenimiz olacağını söylüyordu. "Birimizin Boris'e sahip çıkması gerek, gece boyu midesinin yıkanması için hastanede gezemem" Mary her zamanki gibi Boris'i üstü kapalı uyarıyordu. Gülümseyip başımı pencereye çevirdim her yer ışıl ışıldı. İnsanlar gülüyor, eğleniyordu. Bar sıraları neredeyse 2 sokak uzuyordu. Ben pencereyi izlediğim sırada telefonum titredi. Başımı eğip elimdeki telefona baktığımda mesajın okuldaki, benim ile aynı fakülte de olan Isla olduğunu gördüm ve mesajın üstüne tıklayarak mesaj sayfasına girdim;

Isla

İyi akşamlar Chris, geliyorsunuz değil mi?

İyi akşamlar Isla, evet geliyoruz yoldayız

Tamam o zaman Blaine ile girişte sizi bekliyoruz.

Tamam 10 dakikaya oradayız

Mesaj sayfasından çıkıp telefonun ekranını kapattıktan sonra başımı kaldırıp didişen Mary ve Boris'e baktım. "Blaine ve Isla bizi girişte bekliyorlarmış" dedim ve öndeki Adrian ile Olivia'ya baktım.

Olivia yine heyecanlı bir şeyler anlatıyor, Adrian ise gözlerini Olivia'dan ayırmayıp dikkatle ona bakıyordu. Bir dakika! Adrian normalde baktığı gibi bakmıyor Olivia ya sanki on yıldır sevgililermiş gibi bakıyor. Bunu fark edince dizimi Adrian'ın koltuğuna neredeyse koltuğu delecek kadar bastırdığımda Adrian başını "ne oluyor" der gibi bana çevirdi. Ardından gözlerimden ne diyeceğimi anlamış olacak ki başını olumsuz anlamda sallayıp tekrar Olivia ya çevirdi neyse ki bu sefer daha düzgün bakıyordu.

***

Partinin verileceği mekâna geldiğimizde arabayı açık otoparka park edip indik arabadan.

Arabadan indiğimiz sırada Boris şapkasını düzeltiyordu. "karşıdalar Blaine ve Isla" diyerek Islanın ve Blaine'nin yerini gösterdi Mary. Hepimiz aynı yöne ilerlediğimizde Isla da bize doğru yaklaştı. "Hoş geldiniz. Fazla beklemeden sıraya geçelim zira sıra zaten yeterince uzun " dedi ve eliyle sırayı gösterdi. "Hoş bulduk Isla" dedim ve Blaine ye dönerek elimi uzattım ve oda elini uzatıp elimi sıktı.

"Hoş geldiniz" Blaine ye tebessüm ile karşılık verdim, Blaine ile birbirimizden pek hoşlandığımız söylenemezdi. Sıraya ilerlerken arkamdan büyük bir kahkaha patladığında omuzumun üstünden geriye baktığımda Boris ve Blaine'nin kahkahalarla güldüklerini gördüm. Boris ve Blaine çocukluktan beri arkadaştı.

*

Uzun süreli bir bekleyişten sonra içeriye girdiğimizde içerisi daha şimdiden yoğun ter ve içki kokuyordu. En köşelerdeki V.İ.P alanlardan birindeydik. Boris ve Blaine daha 5. dakikadan 3. kadehlerini içip bir yandan ise kahkahalar ile bir şey konuşuyorlardı.

Adrian ve Olivia kalabalığa bakıp bir şeyler konuşuyorlardı bende arada onlara katılıyordum. Isla ve Mary ise önümüzdeki pistte dans ediyorlardı. Mary her ne kadar ciddi takılsa da bar ve müzik olan her yer tam ona göreydi asla rahat duramazdı. Blaine arada sırada bana kaçamak bakışlar atıyordu fakat bu bakışlar tam da beni öldürmek ister gibi bakıyordu. Ne konuşuyorlardı onlar?

"Elinde olsa gözleriyle öldürecek gibi bakıyor sana" Olivia bana ithafen konuştuğunda bakışlarımı ona çevirdim. "Evet farkındayım" dediğimde Olivia bana döndü "Aranızda bir şey mi geçti?" sorusuna başımı hayır anlamında iki yana salladım "hayır, sanmıyorum."

Mary kendini fırlatır gibi oturduğunda üstüme düştü. "Bence kilo vermesi gereken kişi sensin Mary, Olivia değil" Mary anında oturur pozisyona gelip kafama vurduğu sırada Adrian, Olivia ve ben gülüyorduk.

Isla hemen karşımdaki Blaine'in yanına oturmuş onların sohbetine katılmıştı. "Yalancı köpek" Mary tekrardan kafama vurup yanımızdan geçen garsonu durdurduktan sonra garsonun elindeki kadehlerden iki tane aldı ve birini bana uzattı.

Bana uzattığı kadehi alıp bir yudum içtikten sonra önümdeki masaya bıraktım ve Adrian'a döndüm. "hayırdır normalde şu an Boris ile birlikte pisttin tozunu almanız lazımdı" dediğimde bakışları bana döndü ardından karşımızdaki kahkaha atan Boris'e döndü. "Oğlum o bizi Blaine'nın yanında unutuyor baksana şu haline" gözlerimi Boris'e çevirdiğimde üçü birlikte bir şeyler konuşup sonrasında kahkaha atıyorlardı.

"Aman boş ver kalk beraber attıralım pisttin tozunu" Olivia, Adrian'ın kolundan sürükleyerek önümüzdeki pistte indirdi ve dans etmeye başladılar.

Adrian, Olivia'ya ayak uydurmaya çalışırken örümcek ağlarından kaçmaya çalışan sinek gibi çırpınıyordu. Mary ile kısa bir bakışmadan sonra ikimiz de bir anda kahkahalarla gülmeye başladık Olivia kafasını bize çevirdi sonrasından Adrian'a baktı ve oda gülmeye başladı.

Adriana bakışlarımı çevirdiğimde onun da güldüğünü gördüm. Boris bu neşeli halimizi görmüş olacak ki masada biraz eğildi ve bize bağırmaya başladı. Bağırıyordu çünkü zira müzik fazlaydı ama demek ki müzik bizim kahkahalarımızı bastıramamıştı. "Keyfiniz yerinde bakıyorum da" göz kırpıp bende biraz masaya doğru eğildim. "En az senin kadar" Boris bakışlarını çevirip tekrardan Blaine ve ısla ya döndü ne dedim ki ben? "Ne dedim şimdi ben bir şey demeden bakışlarını çevirdi" Mary bana dönerek dediklerimden sonra elini boşver anlamında salladı.

Isla oradaki sohbetten sıkılmış olacak ki oradan kalkıp yuvarlak beyaz masanın etrafını dolanarak yanımıza geldi ve Mary'nin yanına oturdu. "Çok sıkıcı şu ikili" dediğinde ağzımın içinde mırıldandım "az önce hiç de sıkılıyormuş gibi durmuyordun da hadi neyse." Ne dediğimi ne Mary ne de Isla duymuştu çünkü müzik fazlaydı. Müzik kesildiğinde sahneye takım elbiseli bir adam çıktı. "Herkese iyi cadılar bayramı millet. Umarım herkes eğleniyordur" ardından sahnenin önünden birisini kontrol etti.

"Eğlencenizi bozduğum için özür dilerim fakat tam bugün benim hayat yoldaşımın doğum günü." dediğinde mekân alkış sesleriyle doldu. Masanın üzerindeki telefonuma uzanıp elime aldığımda ekranını açtım. Saat 20.32'ydi ve 24 Ekim Pazartesi olarak tarih gözüküyordu asıl cadılar bayramı bugünden sonra başlıyordu. "Kendisi ileride müstakbel eşim olur. Neyse boş verelim bunları." Eliyle arkadaki orkestraya işaret verdi ve hafif melodili bir şey çalmaya başladı. "Doğum günün kutlu olsun hayatımın anlamı" dedi ve sahnenin önündeki kızı işaret ettiğinde kalabalık kızın etrafını boşaltmaya başladı. O sırada içeriye büyük cadılar bayramı temalı bir pasta girdi ve etraf bir anda aydınlandı ardından da konfetiler patlamaya başladı. "Üfle sevgilim, üflerken de dilek tut beni dile gerçi dilemene gerek kalmayacak hep yanındayım senin." dedi ve pastayı işaret etti "Herkese tekrardan iyi eğlenceler pastadan herkese ikram edelim" dedi ve mikrofonu orkestraya vererek indi sahneden.

"Bu adam Adria'nın geleceği" dedi Boris ve o sırada hepimiz bakışlarımızı Boris'e çevirdik ve Mary'nin gülmesi ile hepimiz gülmeye başladık. "Tanrım çok bir şey değil şunun gibi biri versen yeter" dedi Olivia ve önündeki kadehi tekte içti.

"Hem dua edip hem de kadeh tekleyen birini ilk defa görüyorum" dedi Isla ve gülmeye başladı. Boris Islaya yandan bir bakış atıp konuşmaya başladı. "Bu kız benim öğrencim" dediğinde hepimiz gülmeye başladık diyecektim ki zaten geldiğimizden beri hiç susmamıştık, Blaine hariç.

O hepimizi süzmekle yetinmişti. Buna ne olmuştu bara girdiğimiz andan beri. Bara girmeden önce çok iyiydi şimdi sanki ailesini öldürmüşüz gibi bakıyordu. Zira ben bundan rahatsız oluyorum.

*YAZARDAN*

Saat 20.30'u geçtiğinde çıkmıştı ormandaki evinden ama her zamanki gibi yine kapatmamıştı evinin kırmızı ışıklarını. Havalar iyicene soğumuştu fakat o bundan etkilenmiyordu. Evden biraz uzaklaştıktan sonra omuzunun üstünden eve bakmıştı kırmızı ışık gözünü alıyordu.

Tekrardan önüne dönüp yürümeye başladı. Bir süre daha yürüdükten sonra ormanın içinden baykuş sesleri yükselmeye başladı. Baykuşlarla arası iyiydi ve baykuşlar her o evden çıkınca ve ormanın çıkışına yaklaşınca hep beraber bağırmaya başlıyorlardı.

Ormandan çıkmadan önce koca meşe ağacının arkasında kalan patikaya gözleri değdi ve o tarafa doğru yürümeye başladı. Patikanın sonuna geldiğinde önündeki duvara baktı ve belirli bir arayla isimlerini astığı isim tabloların da gözünü gezdirdi. "Zamanı geldi" dedi ve arkasına dönüp geldiği yoldan geri yürümeye başladı. "yarım bıraktığım işi tamamlamanın"

*CHRİS*

"Adrian biraz daha kıvırtman gerek böyle olmaz" Boris Adrian'a nasıl dans etmesi gerektiğini öğretmeye çalışırken ben her şeyi videoya alıyordum. Öğretmeye çalışıyordu evet ama ortadaki yuvarlak masanın üstünde. Evet körü körüne sarhoş olmuştu ve Adrian oturmasına rağmen ona dans öğretiyordu. "Oturuyorum ben geri zekalı" Adrian kahkaha atmaktan zar zor konuşmuştu. "Ama Adrian böyle olmaz ki seni de masaya alalım Boris yalnız mı kalsın" Mary ayağa kalkıp zorla Adrian'ı masaya çıkarttı.

"Şimdi öğretebilirsin Boris" dedi Adrian ve oda Boris gibi kıvırtmaya başladı. Gülmekten karnıma ağrılar girmişti. "Ama Isla güzelim, böyle olmaz ki seni de aramıza alalım" Boris bu sefer de Isla'yı piste pardon masaya davet ediyordu. Neyse ki masa büyüktü. "Eh peki madem çağırdıysan geleyim" dedi ve Blaine'den yardım alarak masaya çıktı. Isla, Boris'e uyum sağlamaya çalışırken. Boris bu sefer gözüne Olivia'yı kestirmişti. Masadan inmeye çalışırken bir anda benim üstüme düştü ve kalkmaya çalışırken karnımı elleriyle adeta deşti.

"Boris tanrı aşkına kilo ver bak sen böyle bu hafta boyunca üstüme düşersen ben felç kalırım" dediğimde ayağımı ezerek Olivia'nın yanına gitti. Geçerken herkesin ayağını ezdiğini yüz ifadelerinden anlıyordum.

"Sen dışlandın mı bunlar seni dışladı mı minik kuş" dediğinde sarhoş olduğundan garip çıkan sesini inceltmeye çalışırken daha da garip çıkmasına sebep olmuştu sesinin. "Hayır Boris beni kimse dışlamıyor" dediğinde az daha gülmekten ölecekti. "kalk kalk dışlanıyorsun fark ederim ben" derken parmağıyla kendini göstermeye çalıştı ama ne kadar başarılı olduğu tartışılır.

"Tamam gel ilk seni çıkartalım" Olivia ayağa kalkıp ilk önce Boris'i masaya çıkardığında masadan düşmek üzere olan kadehimi aldım. Diğer içki şişeleri masanın tam ortasındaki cam alandaydı. Olivia da masaya çıktığında bir kırılma sesi geldi.

Ve bam. Masa da olan herkes yere düştü ve herkesin üstü başı içki oldu. Bir anda hepimiz ayağa fırladığımızda ben telefonu yerdekilere tuttuğumda videoya çekerken daha net gözükmeleri için açtığım flaş yerde yatanları aydınlatınca hepimiz bir anda gülme krizine girdik.

Gözümden artık yaş gelmeye başlamıştı. Yere baktığımda Olivia'nın üstünde olan Isla kalkmaya çalışıyordu ve makyajı üstlerine dökülen içkilerle birlikte akmaya başlamıştı. Gözlerimi yavaşça diğer tarafa çevirdiğimde tekrar gülmeye başladım. Adrian'ın üstünde olan Boris kalkmaya çalıştıkça ayağı kayıyor ve tekrar tekrar Adrian'ın üstüne düşüyordu. En sonunda pes edip kafasını kaldırıp bize baktığında tekrardan gülme krizine girdik. Biz kahkahalarla gülmeye devam ederken kızlar çoktan kalkmış ve hallerine kendileri de gülmeye başlamıştı bende o sırada videoyu kapatıp telefonu oturduğumuz yere koydum. Adrian sonunda kalktığında Boris'i de kaldırmıştı.

Garsonlar yanımıza gelip iyi olup olmadıklarını sorduklarında bizi başka masaya alabileceklerini, masanın ücretini almayacaklarını, fakat masaya çıkmanın yasak olduğunu belirtmişti. Biz artık gülmekten nefes alamadığımız da Boris boş boş etrafa bakıp ne yaşadığını çözmeye çalışıyordu.

"Ben zeki oldum herhalde beynim çalışmaya başladı" Boris tekrar konuştuğun da gülecek durumda olup olmadığımız umurumuz da değildi çünkü istesek de olamazdı, istemsiz gülmeye başlıyorduk.

"İyi bari aldığın darbe gerçi darbe bile almadın yanan Adrian olduğu halde beynin varlığını yeniden belli etti" Blaine'nin cümlesine güleceğim hiç aklıma gelmezdi ama artık olmayan gücümle son kez gülmeye başladım. Son kez çünkü bir daha gülersem ölecek gibi hissediyordum.

Biz yeni masaya geçtiğimizde Mary hepimize acı kahve söyledi ben her ne kadar onlar kadar sarhoş olmasam da acı kahveye hayır diyemezdim. Telefonumu yokladığımda diğer masa da unuttuğumu andım. "Ben telefonumu alıp geliyorum" açıklama yapıp masadan kalktım ve diğer masamıza doğru yürüdüm.

Önceki masaya geldiğimde telefonum en köşede durduğunu gördüm ve ilerleyip telefonumu aldım tam arkamı döndüm gidecekken birinin daha telefonun bir diğerinin ise çantasının orada olduğunu gördüm. Çanta Isla'nındı. Çantayı ve telefonu alıp bizimkilerin yanına doğru yürümeye başladım. Telefon kimin diye ekranı açtığımda ekranda Blaine'yi gördüm ekranı kapatacakken mesaj geldiğini fark ettim ve istemeden gözlerim mesajı okudu;

Herkese iyi cadılar bayramı¨¨¨¨22.13

Ekranı kapatıp masaya vardım. Telefonu Blaine'ye çantayı da Islaya uzatırken konuştum "diğer masa da kalmışlardı" yerime oturduğumda kahvelerimiz gelmişti. Kahvemden bir yudum alırken kendi telefonumu alıp ekranını açtığımda aynı mesajın bana da geldiğini gördüm;

Herkese iyi cadılar bayramı¨¨¨¨22.13

Numaraya bakmak istediğim de gizli numaradan atıldığını gördüm yüzümü kaldırıp diğerlerine baktığımda herkes telefonuyla uğraşıyordu.

Telefonu onların ortasına uzatıp yüksek sesle konuştum "Bu mesaj size de geldi mi?" dediğimde herkes bakışlarını yüzüme çevirdi "evet" dedi Olivia. Ve diğerleri de Olivia'yı onayladı "Hepimizde varsa tüm kasabaya atılmıştır da neden numara gizli" dedi Isla. "Demek ki atan kişi numarasını yaymak istemiyor" dedi Mary, "o zaman atmasaydı" dedi Boris biraz kendine gelmiş gibiydi.

"Aman boş verin atmışlar işte hem atmak istemiş hem de numarası gözüksün istememiş" dedim ve omuz silkip kahvemi elime aldım. Karşımdaki pist az da olsa boşalmıştı kimileri bardan çıkarken kimileri daha yeni geliyorlardı. Gözlerim pistte gezinirken geldiğimizden beri dans eden gencin hala dans ettiğini gördüm bu nasıl enerji böyle?

"Kalkalım hadi" Bakışlarımı Mary'e çevirdiğim de toparlanmaya başladığını gördüm. "Bence de kalkalım ve pizza yemeye gidelim çok acıktım" Olivia'da cümlesinden sonra ayaklanmış ve oda toparlanmaya başlamıştı.

Blaine ve Isla bir süre bakıştıktan sonra Isla lafa girdi. "Biz biraz daha buradayız" dedi. "Tamam o zaman biz hesabı hallederiz" dedi Adrian ve ayağa kalktı. "İlk önce herkes bir lavaboya gidip şu üstündeki alkollerden arınsın" dedim ve eşyalarımı alarak lavabonun yolunda yürümeye başladım arkamdan Adrian ve Boris'in geldiğini omuzumun üstünden baktığımda gördüm.

Lavaboya girdikten sonra ilk önce üstümdeki sweatin kollarını kıvırdım ve yüzümü yıkamaya başladım. Ben yüzümü yıkarken arkamdan Boris ve Adrian lavaboya girdi. Yüzümü tamamen temizledikten sonra duvarda asılı olan peçetelerin yanına ilerleyip peçetelikten birkaç peçete alıp yüzümü kuruladım.

Adrian bembeyaz olan yüzünden kurtulup kendi ten rengine dönerken Boris içkinin ve terin yüzündeki etkisinden kurtulmak için kafası ile birlikte soğuk suyun altına girdi. Kafasını kaldırıp bize baktığında sanki olanağı varmış gibi tekrar gülmeye başladık. Suda ıslanmış civcive benziyordu.

*

7/24 açık olan bir pizzacıya girip masalardan bir tanesine oturduk. Garson yanımıza gelip siparişlerimizi istediğinde; "biz ikimiz büyük boy mantarlı pizza alalım" dedi Mary ve bize baktı. "Ben küçük boy salamlı alayım." dedim ve yanımdakilere baktım. "Bize de sen büyük boy karışık getir" dedi Adrian ve garson yanımızdan ayrıldı. Telefonumu alıp twittere girdim ve gündemdekilere baktım, tabii ki de gündemde cadılar bayramı vardı.

Bende gündemdeki Halloween hashtagına tıklayıp bar da çektiğim Boris'in ve Adrian'ın oynadığı videoyu hepimizi etiketleyerek paylaştım. Herkes telefonuna gelen bildirime bakınca Boris'in acı çığlıkları duyuldu.

"Böyle bir şerefsizlik yapmış olamazsın Chris" bana doğru saldırıya geçtiğin de gülmeye başladım. Bana ulaşamıyordu çünkü aramızdaki Adrian onu engelliyordu. "Düştüğümüz yeri çeken var mı?" dediğinde Olivia ben yavaş yavaş elimi havaya kaldırdım.

"Boris masaya çıktığı andan beri her şeyi videoya aldım" dediğimde Boris tekrardan yapmacık bir sinirle tısladı "hain." Gülerek Boris'e döndüğüm anda pizzalarımız geldi.

*

*ISLA*

"Neden öldürecek gibi bakıyordun?" diye sorduğumda gözleri yavaş yavaş dağılan kalabalıktan bana döndü. "Boris bugün konuştuğumuz her cümlenin sonuna şu çocukla ilgili bir şeyler söyleyip durdu ona biraz moralim bozuldu" dediğinde bende ona döndüm.

"Ama gayet gülüşüyordunuz?" bakışları tekrar kalabalığa döndü "boş versene ya" dedi ve bu seferde telefonunu eline aldı. Bende kalabalığı izledim. Yanımdaki Blaine kolumu dürttüğünde bakışlarımı ona çevirdim "twitteri aç ve Chris'in son paylaştıklarına bak" dediğinde masadaki telefonumu elime aldım ve tuş kilidini açarak twittere girip Chris'in sayfasına girdim. "Şaka yapıyorsun" diye inlediğimde Blaine gülmeye başladı "tüm twittere rezil oldunuz baksana şuna 17 bin kişi beğenmiş" dediğinde videoyu izlemeye başladım. Gülmeye başladığım an videoda düştüğümüz yer çok da güzel gözüküyordu.

Biz masada oynarken bir anda aşağıya doğru kayboluyorduk ve telefon aşağıya baktığında iğrenç haldeydik ve bu beni utandıracak yerde güldürmüştü. "Chris'i öldüreceğim" dedim ama bende Blaine'de gülmeye devam ediyorduk. "Ben bir lavaboya gideceğim" dedim ve masadan kalkıp lavabonun yolunu tuttum.

*

*CHRİS*

23.48

Pizzalarımızı da yedikten sonra pizzacıdan kalkıp karşımızdaki kumsalın yanındaki tatlıcıda tatlı yemeye gelmiştik cidden bu gece mide fesadı geçirebilirdik. Önce içki ve atıştırmalıklar sonra acı kahve sonra pizza ve şimdide tatlı!

"Patlayacakmış gibi hissediyorum ama yine de her şeyden yemek istiyorum" dedi Olivia. Sırıtarak önümdeki Churros'u çikolata ya batırdığım sırada Boris in telefonu çaldı. "Efendim Blaine." dediği sırada bende çikolataya batırdığım Churros'u ağzıma götürüp ısırdım. Tam ağzıma attığım lokmayı çiğneyecekken donup kalmamı sağlayan cümleyi kurdu Boris. "Isla öldü mü?.."

HER ŞEY O GECE BAŞLADI

BİZİM EĞLENİP KAHKAHALAR ATTIĞIMIZ GECE

VE O GECE BİZİM EĞLENDİĞİMİZ SON GECE OLACAKTI.