13. bölüm · Ruhumun Katili “Halloween”
11. Bölüm
*CHRİS*
Hızlı hareketler ile ormandan çıktıktan sonra eve doğru koymaya başladım. Ne yapıyordum bilmiyordum. Ne yaşıyorduk bilmiyordum. Bunlar neden bizim başımıza geliyordu bilmiyordum. Ben hiçbir şey bilmiyordum.
Arkamdan diğerleri geliyordu. Onlarda benim gibi koşuyordu. Ama şu an kimseyi umursayamazdım. Sadece evimin yanında gerçekten cinayet işlenmiş miydi bunu görmek istiyordum. Sadece gerçek mi bunu görmek istiyordum. Geçen konuştuğum kız gerçekten ölmüş müydü bunu görmek istiyordum.
Nefes nefese Terra'nın bahçesinin önünde durdum ve biraz soluklandığım da diğerleri de bana yetişmiş ve yanımda durarak tam karşıya bakıyorlardı. Terra'nın bahçesi ışıl ışıldı. Polisler her yeri aydınlatmıştı. Gözlerimi sonunda cesaret alarak bahçeye çevirdim. Gördüklerim ile yerimde sendeleyip. Güçlü olmalıydım. Güçlü olmalıydım.
Karşımda duran büyük ağacın bir dalından Terra'nın kafası sallanıyordu. İp dala bağlanmıştı dalda kısa siyah saçlarına ve onun da gözleri oyulmuş, kulakları kesilmişti. Terra'nın kulakları yoktu ama gözleri tam kafasının altında duruyordu. Üstüne bir de Terra gülüyordu, gülmek değil resmen kahkaha atıyordu. Yani öyle gözüküyordu, aynı doktor V gibi iğnelenmişti. Ve Terra'nın bedeni ortalıkta yoktu.
Olduğum yerden ilerleyip bahçeye girdim. Bahçede biraz daha ilerledikten sonra Terra'nın ağlayan babasının yanında durdum ve gözlerimi kızın kafasından hiç ayırmadım.
Dedektif polisler ile konuşuyor ne yapmaları gerektiklerini söylüyordu. Ama gözlerini oda sallanan kafadan ve gözlerden ayıramıyordu. Yanında durduğum adam bayılınca birkaç polis adamı kenarı çekerek ambulansa haber verdi. Ama ben ona bile tepki veremedim. Gözlerimi kilitlemiş sallanan kafaya bakıyordum. Yanıma dedektif Faylinn hanımın geldiğini gördüm hatta bana bir şeyler söyledi ama duymadım.
Ne dediğini anlamıyordum sesler çok boğuk geliyordu. Faylinn elini gözlerimin onün de salladı ama ben tepki veremedim. Donmuştum. Sarsıldığımı hissettim. Yine tepki veremedim. Kısa süre sonra gözlerimi yanımda beni kendime getirmeye çalışan dedektife döndürdüm. "Bedeni nerede dedektif?"
Saçlarını bu akşam bilmem kaç kere kulaklarının arkasına sıkıştırdı. "Bilmiyorum kimse bilmiyor, kamera kayıtlarını izlemeye başladık her taraf aranıyor. Hatta kasabanın her tarafı." bir süre gözlerini tekrardan sallanan kafaya çevirdi. "Sabaha kadar bulacağım o bedeni ve katili." dedi ve gerileyerek polislerin yanına ilerledi ve son durumları almaya başladı.
"Chris?" gözlerimi kafamı hafifçe oynatarak bana seslenen Adrian'a çevirdim. "İyi misin?" dedi bu sefer Mary. Hiçbiri ağaca bakamıyordu. Gözlerimi tekrardan sallanan vücut parçasına çevirdim. "Mükemmelim"
Ambulansın sirenleri çalmaya başladı uzaklardan ve iki dakika sonra ambulans yanımızda durdu. Sağlık çalışanları bayılan adamı alarak ambulansa bindirdi ve uzaklaştılar. "Bahçeden çıkar mısınız lütfen? Sizlerden bir şey düşmesin bahçeye delil almak zorundayız" dedi uzaktan bize bakan Faylinn BLOOM.
"Sen iste çıkmaz mıyız güzelim." dedi Boris ve bahçeden çıktı. Diğerleri Boris'in arkasından çıktı. Ben ise hızlı adımlar ile ilerleyip yüzünü bahçeye döndürmüş Boris'in karşısında durdum ve sağlam bir yumruk geçirdim yüzüne.
"Sen ne dediğinin farkında mısın?" dedim ve yere düşen Boris'in üstüne oturarak yumruklamaya devam ettim. "Bugün 3 oldu Boris. 3 oldu." bağırıyordum. Adrian ve polis memurları beni Boris'ten ayırmaya çalışıyorlardı. "2 tanesi anma töreninde 1 tanesi de şimdi. Millet ölüyor. Herkes ölüyor. Sen hala yavşaklık derdindesin. Gurursuz bir şerefsizin tekisin!" sonunda beni Boris'in üstünden kaldırmayı başardılar.
"Adinin tekisin!" bağırmaya devam ediyordum ama kendim de değildim. Boris'in yüzü kan içindeydi ve polisler ilk yardım yapıyorlardı. Boris'in yüzünü gördükten sonra sustum. Hareketlerim durdu. Nefesim düzene girmeye başladı. Hatırlamıyordum. Ben ne yapmıştım? Neler olmuştu?
Beni bir yere oturttular. Karşımda dedektif durdu ve dizlerinin üstüne çöktü. "Ne yapıyorsun sen Chris?" gözlerimin içine bakıyordu. "Kendine gel lütfen bu yaptığın suç biliyorsun. Hakkında işlem yapılmasını engelleyeceğim ama sinirlerine hâkim ol." dedi ve ayağa kalktı. "Ben sadece neden yaptığımı bilmiyorum. Nasıl gelişti bilmiyorum." sustum. Olivia'nın uzattığı suyu içecektim ki yere fırlattım.
"Lanet olsun ben hiçbir şey bilmiyorum." dedim sinirlerim boşalırcasına ağlamaya başladım. Dedektif yanımızdan uzaklaşırken Adrian ve Boris geldi yanımıza. Sulu gözlerimi kaldırıp Boris'e baktım. Gözlerini kaçırdı. Adrian yanıma gelerek beni kollarının arasına aldı ve sarıldı.
"Geçecek kardeşim. Geçecek." dedi ve beni kendinden uzaklaştırdı. "Ama güçlü olman gerekli biliyorum yaşadıklarını. Hiç de kolay değil ama geçecek" dedi ve kaldırıma yanıma oturdu. O sırada gözlerimin önüne Boris belirdi.
"Özür dilerim kardeşim. Benim hatamdı benim yüzümden sinirlendim. Haklısın sanırım." dedi ve gözlerini kaçırdı. "Olayların farkındayım ama galiba ben âşık oldum ve." tekrar sustu. "Ve ne yaptığımı bilmiyorum, özür dilerim" dedi ve oda Adrian'ın yanına oturdu.
"Ben özür dilerim sinirlerim boşandı, tutamadım kendimi." dedim ama ne demişti ki Boris? "Yani şu an senin ne yaptığını ve benim neden öyle davrandığımı bilmiyorum. Neden yaptım bilmiyorum. Sanırım iyi değilim. Özür dilerim"
İkizlerde yanımıza oturdu. Sulu gözlerimi dedektife çevirdim şiddetli bir şekilde polis yığını ile konuşuyordu. "O ceset en fazla yarım saat içinde bulunacak. Anladınız mı beni? Sizlere yarım saat veriyorum. İlk önce arkadaki ağaçlık alan arasın." sonra biraz ileride kamera kayıtları ile uğraşan ekibe döndü. "Sizde biraz hızlı olursanız çok güzel olur."
Oturduğum yerden kalktım ve gözlerimdeki yaşı sildim. Arkamı dönerek dedektifin yanına ilerledim. "Faylinn Hanım" seslenişim ile belinde olan ellerini indirerek yanıma geldi ve kollarını göğsünde bağladı. O sırada gözlerim ağaçtan sallanan kafayı indiren ekiplere çevrildi.
"İlk önce özür dilerim bir an sinirlerim boşaldı. Ve hani şu an da bile neden Boris'e saldırdığımı hatırlamıyorum. Son bir haftadır fazlasıyla gerginim yani bunun başka açıklaması olamaz dediğim gibi neden saldırdığımı bile bilmiyorum. Tekrardan özür dilerim." dedim. Göğsündeki kollarını çözdü.
"Chris seni anlıyorum ama sinirlerine hâkim olmak zorundasın. Birazcık daha kendini kontrol etmeyi denersen sevinirim" dedi bir elini koluma koyarken. "Tekrardan özür dilerim. Ben evime geçebilir miyim?" elini kolumdan indirerek kafasını salladı. "Tabii ki geçebilirsin." dedi ve işine geri döndü.
Bahçeden çıkarak kendi bahçemin kapısına ilerledim. Bana soran gözler ile bakan 4 çift göze rastlayınca açıklama yaptım. "Eve gireceğim yoruldum, ölecek gibi hissediyorum gelmezseniz iyi olur sessizliğe ihtiyacım var." dedim ve arkamı dönerek bahçeme ilerledim tekrardan. "Chris-" dedi Olivia ama ona elimle durması için işaret verdim.
Bahçeye girmiş ilerlerken ayağım ile bir şeye bastığımı hissedince bakışlarımı yere çevirdim. Bir balkabağı maskesine basmıştım. Bunun burada ne işi vardı? Eğilip maskeyi aldıktan sonra tekrardan bahçemden çıktım ve Terra'nın evinin kapısında duran dedektifin yanına ilerledim. "Faylinn Hanım"
Dedektifin gözleri tekrardan beni buldu ve sonra soran gözler ile elimdeki maskeye baktı. "Bunu evimin bahçesinde buldum. Belki delil gibi bir şeydir." dedim ve maskeyi dedektife uzattım. "Nereden çıktı bu?" dedi dedektif ve yakınımız da olan bir polisten delil poşeti istedi.
"Bilmiyorum bahçemdeydi ve daha önce böyle bir alıp almadığımı hatırlamıyorum" dedim. O sırada başka bir polis memuru elinde bilgisayar ile hızlı adımlarla dedektifin yanına geldi. "Dedektif Hanım!" dedektif bakışlarını memura çevirdiğinde polis çoktan yanına gelmiş ve bilgisayardan bir şey göstermeye başladı.
Dedektif bir süre ekranı izledikten sonra izlediği şeyi durdurarak bir bana bir elimdeki maskeye bir de ekrana baktı. "Ne oldu Faylinn Hanım?" sulu gözlerimdeki merak ile dedektifin yüzünde gezdirdim ama onun ağzından tek bir kelime döküldü "Tutuklayın!"
*FAYLİNN BLOOM*
Bu kasabaya dün akşam gelmiştim. Ve gelmeden hemen önce her şeyi araştırmış bilmem gereken tüm bilgilere ulaşmıştım. Ve kasabanın geçmişi hakkında da bir ton bilgiye daha.
Kasaba da daha önce böyle bir olay gerçekleşmemişti. Geldiğim gece tüm bulunan cesetlerin yerlerini gezmiş her şeyi ama her şeyi incelemiştim. Ama ilk defa delil bulamamıştım. Bildiğim tek şey katilin bir cani olduğuydu.
Şu an da ise karşımdaki video ile karşımdaki gence bakıyordum. Bu doğru olamazdı ama gerekeni yapmak zorundaydım. "Tutuklayın!"
Bağırışım ile polisler Chris'i ters kelepçeye aldılar. "Dedektif Hanım ne oluyor?" dedi genç çocuk. Ardından polisten bilgisayarı alarak çocuğa ve sesim ile yanına gelen arkadaşlarına gösterdim.
"Kamera kayıtları çıktı." dedim ve videoyu oynattım. Videoda Chris bahçesinde evine bakarak resmen kahkahalar ile gülüyordu. Yüzü gözükmüyordu tabii ki ama kıyafetleri ve geri kalan her şeyi bugün ki hali ile birebirdi. Hatta saçının şekli kesimi bile. Bu durumda başka birisi olamazdı.
Sonrasında ise Terra bahçede gülen Chris'i gördükten sonra evine girip kapıyı kapatıyor. Sonrasında ise Chris evine girmek yerine kafasını eğerek bahçeden çıkıp gözden uzaklaşıyor. Ve Terra evden çıkacağı zaman balkabağı maskesi ile evinin arkasından çıkıp kızın boğazını tek hamleden bedenden koparıyor.
Ardından kızın kafasını ağaca ip ile bağladıktan sonra gözlerini oyup tam kafasının altına atıyor ve kulaklarını da keserek cebine atıyor kestiği kulakları. Sonrasında da bedeni alıp kendi evine götürüyor bu sırada da maskeyi çıkartıp bahçeye atıyor ve eve beden ile girip kapıyı kapatıyor ve görüntüler burada kesiliyor.
"C-chris?" dedi Mary. Şoka girmişti çocuğun arkadaşları ve bir o kadar Chris'te şoka girmişti. "Hayır" dedi çocuk kafasını iki yana sallarken. "Hayır. Eminim ben yapmadım. Kesin eminim." diyordu. Şoka girdiği için bunlardan başkasını söylemiyordu. İyi oyuncuydu demek isterdim ama cidden hatırlamıyor olabilirdi. Geçmişte babasının annesini öldürdüğü için psikolojik olarak cinayetleri işlediğinde siliniyordur kafadan.
Elimi kaldırarak iki yana sallanan kafasını çenesinden tutarak sabit bir halde tutmasını sağladım. Arkadaşları birkaç adım gerilemişti. "Sen kriz anlarında yaşadıklarını unutuyorsun. Tıpkı az önce olduğu gibi. Bu aslında babanın anneni öldürdükten sonra seni de bıçaklaması sonucunda sende travma olduğu için gerçekleşiyor." dedim ve çocuğun gözlerine bakmak için eğildiğimden doğruldum.
"Ne?" diye sordu ikizlerden olan Olivia. "Gerçek mi bu?" diye devam ettirdi soruları Boris. "Babası annesini mi öldürdü Chris'in" diye de sonlandırdı Mary. Adrian bir şey dememişti. O biliyor olmalıydı.
"Yürüyün evi arayacağız" dedim ve polis ekipleri ile birlikte eve girdik salonda ve mutfakta bir şey yoktu sadece masanın üstünde bir kahve bir not vardı. "Afiyet olsun dedektif. Yorulmuşsundur" yazıyordu. Hemen yukarıya çıkarak odaları kontrol ettim Chris'in odası savaş alanıydı. Çerçeveler kırılıştı tablo yırtılmıştı. Oraya da polis ekiplerinden birkaçını bırakarak son odaya ilerledim. Kapının üstünde "Hoş geldin dedektif" yazıyordu.
İçeriye girdiğimde şok içinde olduğum yerde kalakaldım. Beyaz yatağın üstünde kafası olmayan Terra'nın vücudu yatıyordu yatakta çok ama çok önceden kalma kanlar kendini belli ederken, kızın vücudundan çıkan kanlarda yatağa bulaşmış ve yerlere de bulaşarak kurumuştu. Sanırım emindim. Katil Chris JONES'tı...
ÖLÜMDEN KAÇMAK İÇİN ATTIĞIMIZ HER BİR ADIM, BİZİ ÖLÜME YAKLAŞTIRIR.
