12. bölüm · Ruhumun Katili “Halloween”
10. Bölüm
*YAZARDAN*
Sağını solunu kontrol edip karşısındaki Chris'in evine baktı. Biraz evi inceledikten sonra kapıda hareketlilik olunca biraz gerileyip büyük bir ağacın arkasına saklandı. Chris'in arkadaşı Boris evden çıktıktan sonra bir süre daha bekledi olduğu yerde.
O daha da uzaklaştıktan sonra Chris'in yan komşusu Terra yolda Boris ile karşılaşıp selamlaştıktan sonra ilerledi kadın ve kendi evine girerek kapısını kapattı.
İlerledi ve karşıya geçerek Chris'in evinin bahçesine girdi. Bir süre bahçeyi inceledi. Yapraklar yeni temizlenmişti, biliyordu. Ama bahçedeki ağaçlardan düşen yapraklar tekrardan bahçeyi yaprak doldurmaya yetmişti. Biraz daha ilerleyip camdan içeriye baktı. İçerisi bomboştu ve şömine yanıyordu. Evin kapısını cebinden çıkarttığı anahtar ile açtı ve içeriye girip kapıyı ardından kapattı.
Bir süre evin içinde bakışlarını gezdirdi. Sonra mutfağa ilerleyip bir kupa çıkarttı ve kahve makinasına yerleştirerek kahve kapsülünü de makineye koydu ve çalıştırdı. Sonra da ilerleyip televizyonun yanındaki kitaplığı incelemeye başladı. 200'e yakın kitap vardı kitaplıkta ve çoğu kitap okunmuştu.
Kahve makinesi kahvenin hazır olduğunu belirten bir ses çıkardığında eline almış olduğu kitabı yerine bırakarak mutfağa girdi ve kahve makinesinden kahveyi alarak şöminenin karşısındaki sandalyeye oturdu ve şömineyi izlerken kahvesini içmeye başladı.
Kahvesini bitirdikten sonra kupayı tezgâhın üstüne bıraktı ve üst kata çıktı ağır adımlar ile.
Chris'in odasına girdi ve odada biraz dolandı sonrasın da ise komodinin üstünde duran fotoğrafı aldı eline.
Resimde Chris, annesi ve babası vardı. Kardan adam yaparken gülüyorlardı. Chris ortalama 14 yaşlarında idi. Çok mutlulardı resimde. Nedense mutluluklarını çekemedi. Çerçeveyi yere fırlatıp ayağı ile birkaç kere sertçe vurdu çerçeveye.
İlerleyip duvarda duran tabloya dikkatlice baktı. Bu tuval üstüne çizilmiş Aynı resimdi. Mutluluklarını inceledi bir süre. Sonra yavaşça ve dikkatlice çıkardı duvardan tabloyu. Sonrasında cebinden çıkardığı bıçak ile tabloyu çaprazlamasına iki kere kesti ve onu da yere fırlattı.
Siyah eldivenli elleri ile ilerleyip odadan çıktı. Bu seferki durağı Chris'in odasının karşısındaki odaydı. Hızlı ama telaşsız adımlar ile ilerleyip kapalı kapıyı açtı ve içeriye girdi. Gördüğü manzara ile bir süre bekledi ve ıslık çalarak odanın ortasına doğru ilerledi.
Camın kenarında kalan koltuğa oturdu ve gülmeye başladı. Fakat bu gülmek değildi. Kahkahalara boğulmuştu kendini durduramıyordu. Yaklaşık 10 dakika güldükten sonra odadan çıkıp tekrardan Chris'in odasına girerek iki küçük not kâğıdı ve kalem alarak çıktı odadan. Bir kâğıda yazdığı şeyi tekrardan gülmeye başlayarak soldaki dolaptan aldığı bant ile kapıya bantladı ve kapıyı açık bırakarak aşağıya indi. Elindeki kâğıt ve kalemi masaya bırakarak mutfağa girdi ve kahve içtiği bardağı güzelce yıkadı.
Ardından kahve makinasına yıkadığı bardağı yerleştirerek yeni bir kahve yaptı ve masanın üstüne bıraktı. Sonra kâğıda tekrardan bir şeyler yazarak kâğıdı da bardağın önüne bıraktı ve çıktı evden.
Bahçenin ortasına kadar gelişti ki geri dönüp iki katlı eve baktı ve tekrardan kahkahalarını tutamadı. Neredeyse yırtılacaktı gülmekten. O sırada yan evden kapı kapanma sesi geldiği için anında kahkahaları kayboldu.
Yan bahçeye baktığında kimse yoktu. Anlaşılan görülmüştü ve yan evdeki Terra korkmuştu. Bahçeden çıktı ve biraz ilerleyip gözden kaybolduğunu düşündürttü Terra'ya ama arka taraftan dolaşarak Terra'nın bahçesine saklandı. Geriye sadece kızın evden çıkması kalmıştı...
SONUMUZ GELMİŞTİ.
