Bölümler 7Şu an: EKSİLEN
Kai uyanırken ilk hissettiği şey acı değildi.
Boşluktu.
Göğsünün içinde bir şey eksilmiş gibiydi; sanki uzun zamandır orada olan ama adını hiç bilmediği bir parça çekilip alınmıştı. Nefes aldı. Verdi. Kalbi normal atıyordu. Bedeni yaşıyordu. Ama ruhu… sessizdi.
Tavan taş duvardı. Çatlakların arasında soluk mavi ışıklar dolaşıyordu. Ruh Akademisi’nin iyileştirme odası. Bunu tanıyordu. Buraya kaç kez geldiğini hatırlamıyordu ama her gelişinde aynı hissi yaşamıştı.
Her seferinde biraz daha eksik.
Başını yana çevirdi.
Liora Vale yatağın kenarında oturuyordu.
Saçları her zamanki gibi açık mavi, sanki gece ışığını içine hapsetmiş gibiydi. Gözleri kapalıydı ama uyumuyordu. Kai bunu biliyordu. Liora uyurken bile etrafı dinlerdi.
“Bana bakmayı bırak,” dedi kız, gözlerini açmadan.
Kai irkildi. “Fark ettin.”
“Ruhun çok gürültülü,” dedi Liora yumuşak bir sesle. “Bugün.”
Kai doğrulmaya çalıştı ama göğsündeki baskı artınca durdu. Liora hemen elini kaldırdı.
“Kesme,” dedi. “Bugün çok aldın.”
Kai gözlerini kapattı. Sokaktaki adamın yüzü aklına geldi. Boş bakışlar. Unutulmuş bir sevgi.
“Yaşıyor,” dedi Kai. “Bu yeterli olmalı.”
Liora başını eğdi. “Kimin için?”
Bu soru odada asılı kaldı.
Kapı sertçe açıldı.
Riven içeri girdi, her zamanki gibi sessizliği umursamadan. Omzundaki zırh hâlâ kan değil ama ruh tozuyla lekelenmişti.
“Veyron şehirde,” dedi doğrudan. “Alt bölgeyi kesmiş.”
Kai’nin parmakları yatağın kenarına kenetlendi. “Ne kesti?”
Riven dişlerini sıktı. “Gelecekleri. İnsanlar yürümeye devam ediyor ama… hiçbir yere varamayacaklar.”
Noah Vire kapının yanında belirdi. Elindeki defter açıktı, sayfalar ruh çizimleriyle doluydu.
“Bu ilk defa olmuyor,” dedi sakin ama gergin bir sesle. “Ama bu sefer sistem bozuluyor. Kesikler birbirine çarpıyor.”
“Ne demek bu?” diye sordu Kai.
Noah gözlüklerini düzeltti. “Sen bir şeyleri alıyorsun. Veyron başka şeyleri. Aynı ruh üzerinde yapılan her kesit, dünyada çatlak yaratıyor.”
“Yani…” dedi Riven. “Patlayacak mı?”
“Daha kötü,” dedi Noah. “Çökecek.”
O an odanın içindeki ışık titredi.
Kai kalbinin hızlandığını hissetti. Ama bu korku değildi. Tanıdık bir şeydi. Bıçağına benzeyen bir çağrı.
Liora ayağa kalktı. “Bir şey oluyor.”
Bir çığlık sesi geldi. Uzak ama net.
Kai yatağı terk etti. Kimse onu durdurmadı.
⸻
Alt bölgeye vardıklarında hava ağırdı. Sanki görünmeyen bir sis insanların omuzlarına çöküyordu. Sokaklarda yürüyenler vardı ama bakışları boş, adımları amaçsızdı. Bir kadın elinde bir anahtar tutuyor, kapıyı arıyordu. Ama ortada kapı yoktu.
“Geleceği kesilmiş,” dedi Noah. “Bir şey bekleyemiyor artık.”
Kai’nin midesi bulandı.
Bir çocuk önlerinden geçti. Gülümsüyordu.
“Bu iyi bir şey mi?” diye fısıldadı Kai.
Liora cevap vermedi.
Sonra onu gördüler.
Mira Thorne, yıkılmış bir duvarın üstünde oturuyordu. Gece moru saçları rüzgârda dalgalanıyordu. Gözleri yorgun ama alaycıydı.
“Geç kaldınız,” dedi. “Her zamanki gibi.”
Riven bıçağını kaldırdı. “Çekil.”
Mira güldü. “Ben kesmiyorum bugün.”
Kai bir adım attı. “Veyron nerede?”
Mira’nın gülüşü söndü. “Yakında.”
Sözünü bitirir bitirmez, hava yarıldı.
Gerçekten yarıldı.
Sanki biri gökyüzünü bıçakla kesmişti. Mor-gri bir ışık sızdı. Zemin çatladı. İnsanlar yere düştü ama bağırmadı. Bağıracak bir gelecekleri yoktu.
Veyron Noctis, kesitin içinden yürüyerek çıktı.
“Görüyor musun?” dedi Kai’ye bakarak. “Ne kadar sessizler.”
Kai bıçağını çekti. Sessiz Dilim titredi. “Dur.”
Veyron başını eğdi. “Sen durmuyorsun.”
İkisi aynı anda hareket etti.
Metal değil, ruh çarpıştı.
Kai’nin bıçağı Veyron’un bıçağına değdiği an, bir şey oldu. Dünya dondu.
Kai’nin zihninde bir görüntü belirdi.
Liora.
Gülümsüyordu. Ona bakıyordu. Ve sonra… siliniyordu.
Kai çığlık attı.
Geri sıçradı. Dizlerinin üzerine düştü. Nefesi kesildi. Kalbi acıyla attı.
“Ne gördün?” diye sordu Veyron.
Kai cevap veremedi.
Liora koştu. “Kai!”
Ama Kai geri çekildi.
“Yaklaşma,” dedi. Sesi titriyordu. “Eğer… eğer sana dokunursam…”
Söyleyemedi.
Veyron ilk kez gülümsedi. “Anladın.”
Kai’nin gözlerinden yaş aktı. “Ben… senin gibi olacağım.”
“Hayır,” dedi Veyron. “Benden daha kötüsü olacaksın. Çünkü sen sevdiklerini kaybederek kesiyorsun.”
Riven araya girdi. Alev Yarığı indi. Ama Veyron çoktan geri çekilmişti.
Kesit kapandı.
Sessizlik kaldı.
Kai ayağa kalkamadı. Liora yanına çöktü ama ona dokunmadı.
“Benim en sevdiğim şey sensin,” dedi Kai fısıltıyla. “Ve bunu kaybetmek… herkesi öldürmekten daha korkunç.”
Liora gözlerini kapattı. “O zaman kesme,” dedi. “Ne olursa olsun.”
Kai başını salladı. “O zaman dünya yok olur.”
Noah arkalarını döndü. “Bir denge yok,” dedi. “Artık yok.”
Kai gökyüzüne baktı. Çatlaklar hâlâ oradaydı.
Ruh kesmek dünyayı kurtarmıyor.
Sadece daha sessiz yok ediyor.
Ve Kai ilk kez şunu düşündü:
Belki de bu gücü kullanan son kişi ben olmalıyım
Bölüm etkileşimi
