19. bölüm · reverie|isfad

19

Starist aso

Odasına sızan alacakaranlık,konağın soğuk duvarlarını yavaşça aydınlatırken,Fadime ne kadar uykuya daldığını bilmiyordu.Rüyaları,lise yıllarının neşeli sesleri ile Eyüphan'ın karanlık yüzü arasında gidip gelmişti.Nihayet uyandığında,bir o yana bir bu yana dönmüş ayılamamıştı.Havanın aydınlığını görünce telefondan saate bakmaya karar verdi.Telefonun yüksek parlaklığı ile önce gözüsaatte kaydı, saat 11.08'di.Hemen ardından gözleri,saatin hemen altındaki,hala kaydedilmemiş, numaradan gelen mesaja kaydı.Bu İso'nun numarasıydı.Okuduğu cümle ile durulmuştu.*O 462 224….*:Tekrar günaydın, ıhlamur ağacına bakmayı unutma.Hafifçe yerinden doğrulduğunda yarası sızladı ama bu sızı,içindeki heyecanınyanında hiç kalırdı.Yataktan kalktı,sabahın serinliğinde ürpererek pencereye doğru yürüdü.Konağın büyük bahçesi,sabahın sisiyle kapalıydı Ihlamur ağacı,o sisin içinde kocaman, siyah bir gölge gibi dikiliyordu. Adil, konağın diğer ucunda,giriş kapısında nöbet tutuyordu.Fadime, Eleni'nin ona bıraktığı kalın hırkayı omuzlarına aldı ve pencereyi yavaşça açtı Soğuk Karadeniz havası yüzüne çarpıyor, ayılmasını sağlıyordu. Bahçeye süzülmek, abisi ile arasının bozulmasını göze almak demekti. Ama o ihlamur ağacının altındaki şey, dokuz yıllık esaretin dikiş tutmayan yarasına sürülecek tek merhemdi.Gizli haraket etmesi gerekliydi, havanın soğukluğunu ciddiye alarak omuzuna aldığı hırkayı giydi.Ön kapıdan çıkamazdı,abisi nöbet tutuyordu.Odasından çıkıp arka kapıya giderse de Akçalar uyanırdı.Tek çare sessizce pencereden bahçeyeçıkmak olduğunu anladığınıda haraketlendi.Önce dolabındaki dışarda giymek için aldığı terlikleri giydi.Sonra pencereden bahçeye atladı.Her adımında kalbi boğazında atıyordu.Ihlamur ağacına yaklaştığında, ağacın gövdesinin altında,ahşap,büyük bir kutu gördü.Titreyen elleriyle,heycanla kutuyu açtı.İçinde,bir müzik kutusu,yıldız şeklinde bir kolye,küçük cam şişede ıhlamur-bal karışımı ve eski buluşmalarından kalan küçük bir kare vardı.(polaroid fotoğraf)
Fotoğrafa bakarken zihni fotoğrafın yaşandığı ana gitti.
FLAŞ BACK (10 yıl önce)—————————————————————Dağların arasından yükselen sis, iki konağın arasındaki taş yolları ince bir tül gibi örtüyor.Rüzgâr bahçedeki ıhlamur ağacının dallarınıusulca sallıyordu.Fadime,mutfakta endişeli şekilde dolanıyordu.iso'nun hasta olduğunu duyar duymaz yüreği yerinden çıkacak gibi olmuştu.Ellerini sakin tutmaya çalışsa da parmakları aceleden birbirine dolaşıyordu. Rafın en üstünden bal kavanozunu aldı, sobanın üstünde kaynayan suya bir tutam ıhlamur bıraktı.Kokusu mutfağın taş duvarlarına yayılırken içi biraz olsun sakinler gibi oldu.Küçük cam şişeye bal ile karışımı dikkatlice doldurdu.Sonra başını kaldırıp konaktaki sesleri dinledi.Ses yoktu.Kimseye görünmeden arka kapıyı aralayıpgeceye karıştı.Her adımında kalbi biraz daha hızlıçarpıyordu.Düşman iki ailenin arasında böyle gidip gelmek akıl işi değildi.Yakalansa ne olacağını ikisi de biliyordu.Ama İso hastaydı.Ve Fadime'nin korkusu, bütün ihtimallerden büyüktü. Furtuna konağın arka duvarına vardığında tanıdığı yoldan içeri süzüldü. Ahşap merdivenleri sessizce çıktı.İso'nun kapısını iki kere hafifçe tıklattı.Ardından içeri daldı. Kapıyı araladığında iso yatakta doğrulmaya çalışıyordu. Saçları dağılmış, yüzü solgundu ama onu görünce gözlerinin içi bir anda ışımıştı."Fadime?" Fadime hemen yanına gidip şişeyi uzattı.
İso kaşını kaldırıp hafifçe gülümsedi."Bu saatte buraya kadar geldin ha?""Sen hasta, hasta yatıyorsun.Ben yerimde durur muyum?"İso şişeyi eline alırken parmakları onunparmaklarına değdi.Bal ve ihlamurun sıcaklığı avuçlarının arasından geçip içlerine işledi sanki.Birkaç yudum aldıktan sonra yüzünü buruşturdu."Acıymış."Fadime kısık sesle güldü."İyi geleceğine dua et de tadına laf etme."iso da güldü.Uzun zamandır ilk kez böyle sakin bir anyakalamışlardı.Odanın köşesindeki eski radyodan cızırtılı bir melodi yükselmeye
başladı. Tanımadıkları bir şarkıydı ama ses geceye öyle güzel karışıyordu ki ikisi de bir an sustu.Iso gözlerini radyoya çevirdi.Fadime de hafifçe gülümsedi."Bu bizim şarkımız olsun mu?"İso başını ona döndürdü. "Olur."Sonra elini uzatıp onun parmaklarını tuttu."Ne zaman çalsa seni hatırlayayım."Fadime'nin gözleri doldu ama gülümsemesini bozmadı.Bir süre konuşmadan oturdular.Dışarıda rüzgâr dalları sallıyor,denizinuğultusu uzaktan duyuluyordu.İso usulca onu kendine çekti.Fadime başını omzuna yasladı.Kalbinin atışını duyabiliyordu. O an dünyanın geri kalanı durmuşgibiydi.Sanki ne düşmanlık vardı, ne aileler, ne de onları ayıran bir şey.Sadece ikisi. Ve gece.Ama vakit ilerledikçe ayrılık kapıyadayanmıştı.Fadime ayağa kalktı.İso da onunla birlikte kapıya kadar geldi.Koridora çıkmadan önce Fadime dönüp onabaktı.Ay ışığı yüzüne vuruyordu. iso elini uzatıp, Fadime'nin yüzüne gelen saçını kulağının arkasına bıraktı."Yine ayrı kalacağız."Fadime başını hafifçe eğdi."Biliyorum."İso gözlerini gökyüzüne kaldırdı.Ay bulutların arasından görünüyordu."Ne olursa olsun, aynı aya bakacağız."Fadime'nin boğazı düğümlendi.Ve fısıldadı."Aynı yıldızlara da."
"Ben seni orada da bulurum."Fadime son kez sarıldı ona.Sımsıkı.Sonra yavaşça geri çekildi,geceye karıştı.İso kapının eşiğinde uzun süre arkasındanbaktı.Ta ki sis Fadime'yi görünmez halegetirene kadar.Odaya döndüğünde radyoda tekrar o şarkı çaldı.Ve komodinin üstündeki küçük camşişede kalan bal-ıhlamurun kokusu, o gecenin hatırasını yıllarca saklayacak kadar derine sinmişti.

•~ Şımdiki zaman~•

Yüzünde buruk bir gülümseme oluştu.Kalplerinde bir yara vardı.O yarayı iyileştirecek tek sığınak,yine o eski huzurdu.Ihlamur ağacının altında, sabahın sisinde Fadime, dokuz yılın ardından tekrar gerçekten nefes aldığını hissetti.Bu, bir son değil, Karadeniz'in hırçın dalgaları arasında yeni bir başlangıçtı.Fadime, elindeki solmuş lise fotoğrafını ve o üç kelimelik notu sıkıca göğsüne bastırırken, arkasında duyduğu o hışırtı sesiyle adeta buz kesti. Bahçe kapısının menteşelerinden çıkan o hafif ama tanıdık gıcırtı, korkudan nefesini kesmeye yetmişti.Hızla arkasını döndüğünde, sabahın o puslu griliğinde bir silüet belirdi.Kalbi ağzında atarken gelenin iso olmasını diledi ama karşısında duran kişi,gözlerindeki o dinmeyen şüpheyle ona bakan abisi Adil'di.

Yazardan:
(Biliyorum uzun zamandır bölüm atmıyorum😓Tbd’e 2. Sezona girdiğinde belki yazmaya devam ederim fakat şimdilik bu kadar beni bugüne kadar desteklediğiniz için teşekkür ederim hepinizi seviyorum hoşçakalın🫂💕)