14. bölüm / 19
reverie|isfad14
Bölümler 19Şu an: 14
- 1 01276 kelime
- 2 02547 kelime
- 3 03289 kelime
- 4 04300 kelime
- 5 05391 kelime
- 6 06572 kelime
- 7 07286 kelime
- 8 08516 kelime
- 9 09516 kelime
- 10 10446 kelime
- 11 11225 kelime
- 12 12346 kelime
- 13 13251 kelime
- 14 14370 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15289 kelime
- 16 16304 kelime
- 17 17313 kelime
- 18 18602 kelime
- 19 19745 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dağların tepesine çöken sis,
İso ve Adil’in öfkesini saklamaya yetmiyordu.Eyüphan’ı sığındığı o eski yayla evinin arkasındaki ahırda kıstırdıklarında,ne jandarma vardı ne de kanun; sadece Karadeniz’in yazılmamış kuralları işliyordu. İso, dokuz yılın birikmiş hıncıyla Eyüphan’ın üzerine bir fırtına gibi çöktü.
Silahını beline sokmuştu;bu hesap mermiyle değil,bilek gücüyle yavaş yavaş acı çektirerek görülecekti.
İso’nun indirdiği her yumrukta, Fadime’nin dökülen her damla kanının öcü vardı.Adil ise kardeşinin o halini gördükçe zapt edilemez bir hale gelmiş, Eyüphan’ı perişan etmişti.Eyüphan, çamurun içinde nefes almaya çalışırken artık ne o eski kibri kalmıştı ne de gücü.
Tam Adil son darbeyi vurmak için hamle yapmıştı ki,arkadan gür ve yaşlı bir ses yankılandı:
"Adil...İso...Durun!"
"Ula durun dedum size!"
Gelen,Adil’in akrabası ve Eyüphan’ın öz babası olan Amirum Dayı’ydı.
Nefes nefese tepeye çıkmıştı.Adil ve İso, Amirum dayıya olan saygılarından dolayı duraksadılar.Amirum Dayı,yerde kanlar içinde yatan oğluna tiksinerek baktı. Evladının yaptıkları onun başını yere eğmişti.
"Evladumdur diye demiyrum,benim yüzümü yere eğdi,soyumun alnına kara leke sürdü.Ama...Ama canını almayun. Katil olup hapislerde çürümeyun,ölen eşimden kalan tek varliği da almayun."
İso derin bir iç çekti."Amirum dayi,seni de anlayruz ama ya bu şerefsuz Fadime'ye yine bişi ederse?"
Adil,İso'nun dediğine onaylarcasına
kafa salladı.
Amirum dayı derin bir iç çekti.
"Benu dinlemek istersenuz.
Kararum şudur:Eyüphan bu gece bu topraklardan suburlanıp gidecek.
Yurt dışına,izinin bulunmayacağı bir yere göndereceğim oni.Bir daha ha bu Karadeniz’in suyunu içmeyecek, toprağına basmayacak.Eğer bir gün geri dönerse, o zaman kendi elimle veririm size. Ama şimdi...Bırakun gitsin,burası bir daha onun aduyla kirlenmesun."
İso,dişlerini sıkarak Eyüphan’a baktı. Yumrukları hala sıkılıydı ama Amirum Dayı’nın sözü,Koçari için önemliydi.
Adil,"Dayı... Senin hatırın büyüktür. Senin için yaşasın bu köpek.Ama bu gece sınıra kadar kendi ellerimizle götüreceğiz.Bir daha dönmeyeceğine emin olana kadar duramayuz."
Ertesi sabah hastanede,güneş Karadeniz’in üzerinden ağır ağır doğarken,Fadime gözlerini çok daha huzurlu bir dünyaya açtı.Başucunda oturan İso,yorgunluktan sızmış,elini hala Fadime’nin yatağının kenarında tutuyordu.Fadime,İso’nun omuzlarındaki o koca yükün kalktığını, yüzündeki o gerginliğin yerini hüzünlü bir dinginliğe bıraktığını fark etti.
Kapı hafifçe açıldı,Adil içeri girdi.
İso hemen doğrulup toparlandı.Adil, İso’ya bakıp hafifçe başıyla selam verdi.
"Eyüphan,gitti...Amirum dayi,onu Gürcistan üzerinden uzaklara gönderdi.Bir daha ha bu yaylalarda nefes alamayacak."
Fadime,abisine ve İso’ya bakarken gülümsedi.Abisi kısa süre sonra odadan çıktı.İso ve Fadime odada tek kaldı.Artık eskiye göre çok daha huzurlu hissediyorlardı.
Aradan koca bir ömür geçmişti.
Dikiş tutmayan yürekteki yaralar,şimdi sevdanın merhemiyle iyileşmeye başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
