17. bölüm · RAYLARIN ÖTESİNDE
17. Bölüm: Veda - Ayperi'den Okuyucuya Mektup
Alaz kütüphanede kızıyla sarmaş dolaş uyuyakalmışken Ayperi, masanın üzerinde duran ve üstünde "Bu yolculukta bize eşlik edenlere..." yazan bir mektup bırakır.
Ayperi’nin el yazısıyla yazılmış o mektup, herkese bir vedadır.
"Merhaba,
Eğer bu satırları okuyorsan,
Alaz ve benim o karanlık, bitmek bilmeyen raylardaki yolculuğumuza sonuna kadar eşlik etmişsin demektir.
Alaz uyuyor... Onun bu huzurlu uykusunu görebilmenizi çok isterdim.
Size bir sır vermem gerek. Ben o iki yıl boyunca komadayken, sadece uyumuyordum. Alaz’ın zihnindeki o trenin her vagonunda, onun hemen arkasındaki gölgedeydim.
O üşüdüğünde ben dondum, o Barın’dan korktuğunda ben titredim. Alaz beni kurtardığını sanıyor ama asıl gerçek şu ki; biz birbirimizin elini tutmasaydık, o tren hiçbir zaman durmayacaktı. Yani ben öyle hissediyorum.
Eskiden sanırdım ki hayat bir yol, aşk ise o yolun üzerindeki duraklardan biridir. Yanılmışım. Şimdi görüyorum ki aşk, yolun ta kendisiymiş; hayat ise o yolda attığımız her adımın yankısı.
Hayatı aşktan ayırmaya çalışmak, bir nehrin akışını suyundan ayırmaya benzer. Nasıl ki su çekilince geriye sadece kuru bir yatak kalırsa, sevgisiz bir ömür de sadece geçip gitmiş günlerin tozlu enkazıdır. Bizim hikayemiz, nefes almanın sadece ciğerlere hava dolması değil, bir ismin kalpte her atışta yeniden yankılanması olduğunu öğretti bana.
Hayatın fırtınaları koptuğunda, aşkın sadece bir sığınak olmadığını, o fırtınada ayakta kalmamızı sağlayan köklerin ta kendisi olduğunu fark ettim.
Acı dediğimiz şey, hayatın sert bir rüzgarı gibi yüzümüze çarptığında, sevginin sıcaklığı bizi yeniden hayata bağlayan o görünmez bağdır. Birini sevmek, dünyanın bütün kaosuna rağmen "yaşamak hâlâ güzel" diyebilme cüretidir.
Bu yüzden seni severken Alaz aslında hayatı seviyorum; gökyüzünün maviliğini, toprağın kokusunu ve zamanın o durdurulamaz akışını senin varlığınla kutsuyorum.
Aşkımız, hayatın içinde bir parantez değil, o cümlenin anlamını kuran asıl öznedir. Bizimle beraber dünya daha renkli, acılar daha katlanılır ve sonlar bile yeni bir başlangıcın habercisi.
Unutmayın ki, biz yaşadığımız sürece aşk hayat bulacak; biz sevdiğimiz sürece de hayat yaşanmaya değer kalacak.
Daima ve her nefeste...
Aşk, sadece güzel günlerde el ele yürümek değildir. Aşk, sevgilinin en karanlık vagonuna girip, oradaki canavarlarla onunla birlikte savaşma cesaretidir.
Alaz benim için bunu yaptı. Kendi ruhunu parçalama pahasına beni o uykudan çekip çıkardı.
Sizden bir isteğim var: Eğer bir gün kendinizi çıkışı olmayan bir döngüde, bir karanlık vagonda hapsolmuş hissederseniz; umudunuzu yitirmeyin. Her trenin bir son durağı, her gecenin bir sabahı vardır.
Sadece doğru sesi, kalbinizde atan o gerçek sevgiyi dinleyin. O ses size yolu gösterecektir.
Alaz ve ben, rayların bittiği yerde, şeftali çiçeklerinin altında çok mutluyuz. Bizim hikayemiz burada bitiyor ama sizin yolculuğunuz devam ediyor.
Ama şunu asla unutmayın; Hayat yaşamayı isteyecek kadar güzel, ölmeyi isteyecek kadar da kötü değildir.
Işığı asla yanınızdan eksik etmeyin.
Sonsuz sevgilerimle,
Ayperi."
Mektuba son kez baktı ve gülümseyerek kocasının ve kızının yanına sığışmaya çalıştı. Onlar sanki hissetmiş gibi Ayperiye yer açtılar. Alaz, kolunu dolarken Leyla ise annesinin göğüsüne sokuldu.
Her şeye rağmen zorlukları aşıp mutluluğu kucaklamışlardı...
Peki siz?
Siz başarabildiniz mi?
