Yedinci Bölüm Kantaron

Vaveyla Yazarı: Şevval Uygar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: Yedinci Bölüm Kantaron

Kamerin kolları vücuduma kapanmıştı. Ne geri çekilebiliyordum ne de karşılık verebiliyordum. Soğuk gece ayazı ince kapüşonlumun içine sızıyor tüm tenimi titretiyordu. Ama kamerin omzuma düşen yaşları, sarıp sarmalayan kollarıyla kayboluyordu soğukluk.
Korku tüm bedenimi sarmıştı. Kameri ve hayallerini öldürmekten korkuyordum. Söylediği şey beynimde yankılanıyordu. “Sen bunları yaşarken yanında olamadım diye.” O kadar samimi ve içten söylemişti ki boğazımda bir yumru ile kalmıştım. Gözlerimden akan yaşları unutmuştum neredeyse. Tüm geçmişimi ona anlatacağımı hiç düşünmemiştim. Bir anda olmuştu. Beni yargılaması gerekirken sarmalamış, benden uzaklaşması gerekirken yakınlaşmıştı. Belki de bu yükü artık taşıyamadığım için anlatmıştım… Bilmiyorum… Elleri kanla ve kirle doluydum ben, sokaklarda büyümüş pisliklere bulaşmıştım buna rağmen arkadaş olmak istiyordu.
Bu aptallık değil de neydi? Geri çekildiğinde bile ellerini kollarımdan çekmemişti. Soru sormaya çekiniyordu dudaklarını birbirine bastırıyor gözleri kararsızlıkla geziyordu üzerimde. “Sen niye ağlıyorsun hemşire çocuk? Çok mu acıklı bir hikayeydi?” sesimi alaylı bir tınıda çıkartmak için kendimi zorlamıştım. Gözlerinde yarım kalmışlıkla dolu bir bakış vardı… Doğum gününde mum üflemeyi hayal edip hiç üfleyemeyen bir çocuğu andırıyordu. “Teşekkür ederim.” Birkaç saniye anlam verememiştim. Bana niye teşekkür ediyordu ki? “O niye?” diye sordum anlam veremeyen bakışlarımın arkasından. “Benimle acını paylaşacak kadar yakın gördüğün için elbette.” “Bu seni mutlu mu etti?” “Hayır Hazen, Acını paylaşman değil beni kendine yakın görmen.” Aslında onu kendime yakın görmüyordum. En azından öyle olmalıydı. Kamer benim için bir bilmeceydi. Hiç değişmeyecekti galiba çünkü her seferinde beni bocalatıyor, sersemlememe neden oluyordu. Birkaç saniye gözlerine baktıktan sonra gözlerimi devirip karşımdaki ağaca baktım. Çam ağacıydı kozalakları vardı ama kimisi karanlıkta da olsa boyalı olduğu belliydi. Galiba bir tür terapiydi.
Kollarım kaşınıyordu neden bilmiyorum ama sanki her yanımı sinekler ısırmıştı. Hırkamın üzerinden kaşımam yetmiyordu yolmak istiyordum. Çok rahatsız ediciydi. “Kanatacaksın.” Uyarı veren hatta kaşımamdan rahatsız olmuş sesiyle yan gözle ona bakıp tekrar önüme döndüm. “Kanasın. Kaşınmasından iyidir.” Diye geveledim ağzımın içinde. Kaşınmaktan haz etmezdim. Kaşıdıkça daha çok kaşınıyordum. Bileğimin sertçe tutulmasıyla kaşımam durmuştu. Kolumdaki his git gide büyürken kolumu çekmeye çalıştım. Kamerse ciddileşmiş duygusal bakışları kontrol edicilikle doluydu. “Nasıl bir kaşıntı bu?” birde kaşıntının tıbbi adını söyleyip yönlendirme mi yapacaktı paşam? “Kaşınıyor işte! Bıraksana oğlum kolumu!” tekrar çekmeye çalıştım ama sertçe tutmuştu parmakları bileğimin etrafına kelepçelenmişti sanki. Bırakmadığı için kaşıntım artıyor, arttıkça sinirleniyordum. “Böcek ısırığı gibi mi?” “Aynen ondan hemşire çocuk! Dandik kliniğinizi ilaçlatsaydınız-“ cümlemi bitiremedim çünkü tüm kaşıntımı durduran ve hatta bedenimi buz dökülmüşçesine donduran bir şey duydum.
Kalbim her saniye ritmini daha da arttırdı. “KARDEŞİM!” duyduğum sesi başta hayal sanmıştım ama Kamer’in bakışları arkama döndüğünde hayal olmadığını anladım. Keskin?! Hızla bileğimi kurtarıp arkamı döndüm. Nasıl gelmişti buraya? Gecenin bu saatinde koca İstanbul’da nereden bilmişti burada olduğumu? Ben ayağa kalkamadan o koşup önüme diz çökmüştü. Siyah saçları dağılmıştı boynunun sağına yeni bir dövme yaptırmıştı üzerinde her zamanki gibi pantolon siyah bir atlet ve kapüşonlu vardı. İyi değildi bunu çöken gözlerinden, mutlu gözükmeye çalışsa da ağladığını ve hatta ruhunun çekildiğini fark etmiştim. Kamer yavaşça yanımdan kalkmıştı. O, o biliyor muydu? “Sizi yalnız bırakayım.” Derken bana sıcak bir tebessümle bakmış sonra ise arkasını dönüp kliniğe yürümüştü. Birkaç saniye arkasından baktıktan sonra Keskin e baktım. “Keskin-“ “Hazen. Çok özledim kardeşim çok özledim.” Sitemliydi sesi ama Sadece özlememişti ihtiyaç duymuştu belli ki. Keskin dışarıdan bakıldığında herkesin uzaklaşacağı ve korkacağı biriydi ama aslında aksine korkaktı kaybetmekten aynı benim gibi ölesiye korkar kaçardı. Galiba bir tek onun yanında kaybediyordum sevme konusundaki korkularımı yada inadımı. “İyi misin? Bir şey mi oldu?” mahalle de mi bir şey olmuştu? Yada borç meselesi mi? Sorun mu çıkmıştı? Tek gözümü kırpıp ne var dercesine başımı salladım. “Hazen Bade fahişe dimi?” sorusu benim için beklenmedikti. Fahişe? Keskin mi söyledi? Hem de Badeye? Keskin Badeye asla laf ettirmezdi. Aşk denen duygusu o kadar güçlüydü ki beni bile bazen dinlemez hatta en ufak kötü sözümde terslerdi şimdi kendi diyordu o kelimeyi.
“Keskin?” dememle güçsüzce alnını dizime yasladı. Sanki bir kasırganın içindeydi de sürekli savruluyordu. “Hazen… Hemen bırak olur mu maddeyi. Yapamıyorum sensiz.” Bir şeyler yolunda değildi. Yoksa Keskin bu kadar dağılmazdı. Bade bir şey yapmıştı ve Keskin içinde boğuşuyordu. Ne olduğunu bilmiyorum ama benim hemen mahalleye dönmem lazımdı. Soramadım tüm sorular boğazıma düğümlendi tek yapabildiğim ona sarılmak oldu.
Benimde galiba ona ihtiyacım vardı. Bir süre öylece kaldık esen rüzgarla Keskin ağlıyordu. Biraz önce ben Kamere yaralarımı açıp ağlarken bu sefer Keskin yaralarını kapatıp sessizce ağlıyordu göz yaşları elime düşüyordu.

İlahi bakış açısı mahalle saatler önce
Sabahın ilk ışıklarıyla Keskin eve gelmişti. Adımları sarsak gözleri ise boştu. O eski sarı koltuğa uzanmış tavanı izliyordu. Kılıç ağzını açıp tek kelime edemiyordu. Kırıp döktüğünü biliyordu bu yüzdende bekliyordu. İzliyordu sadece. İyi olmadığının fazlasıyla farkındaydı. Keskin’se düşünüyordu. Durmadan. Tüm gece yaptığı da buydu. Düşünmek. Ne günah işlediğini düşünüyordu. Allah’a tüm gece yalvarmıştı. Acısını geçirmesini istemişti… Ölecek gibiydi çünkü. Bade aklından çıkmayan bir isim, kalbinden söküp alamadığı bir ruhtu. Göğsüne saplanan bir hançer gibiydi aşkı. Acısı hiç geçmeyecek gibiydi, geçse bile büyük bir iz kalacaktı.
Kafasındaki onlarca söz susmak bilmediği için tavanı izliyordu. O kadar dalgındı ki odaya pembe dantelli askılı geceliğinin üzerine geçirdiği dandik saten sabahlıkla giren Badeyi fark etmemişti. Oysaki daha düne kadar adım seslerinden tanır hemen her ortamda fark ederdi onu. Yaralarını kapatma zahmetine girmemişti Bade. Hatta daha da belirginleşmişti yaraları. Yanağındaki, boynundaki ve hatta tüm bacaklarında ki morluklar ve kızarıklar daha da belirginleşmişti belki de odanın daha aydınlık oluşundandı bu.
Kılıç Badeyi süzdü uzun uzun. İçi yandı onu böyle görünce ama kızamadı çünkü Badeye karışmıyordu. Hem de çok uzun zamandır. Bade ise geçen günkü ağlayan halinden eser kalmamış bir halde umursamazca bakıyordu. Gözleri donuk değildi yada o alaya bürünmüş acı gülümsemesi yoktu. Maskelemişti kendini kalbindeki büyük fırtınayı. Keskin e doğru yürüdü salına salına sonra yüzüne doğru eğildi. “Neden gelmedin gece?” sorgulayan bir ifadeyle bakıyordu gözleri itinayla yüzünde geziyordu. Keskinse sonunda gözlerini tavandan çekmiş saçları yüzüne değen Badeye bakıyordu. Boynuna kaydı gözleri, morluğu gördüğünde yutkunmuştu ama gözleri yumuşamamıştı. “Ne o kıskandın mı ?” Badenin geçen gün ona sorduğu soruyu yöneltmişti duygusuz bakan gözleri Badenin gözlerine bakarken. Kıskandım dese… Merak ettim dese, yumuşardı elinden tutsa o da tutardı elinden ama Bade küçümseyen bir bakış attı sadece “Seni mi? Hadi ama Keskin senin neyini kıskanayım?” dedi. Biliyordu ki Keskin’in eli bir başka kıza değmezdi. Hazen’in yokluğu da güven veriyordu Badeye bu yüzden bu kadar rahattı. Bu yüzdendi sözlerinin Keskin i yaktığını bilse de fark edemeyişleri… Keskin’inse ilk kez dudakları kıvrıldı acıyla. Son kez olması için içinden bir bir kere yalvararak. “İyi. Senin tarafından kıskanılmak istemezdim.” Odaya bir ateş gibi düşmüştü sözleri. Kılıcın ağzı şaşkınlıkla açılırken Badenin gülümsemesi solarken Keskin başını geriye çekip Badeye değmeden dikleşti koltukta. “Hazenin kaldığı kliniğin konumunu at abi.” Deyip kalktı koltuktan Bade ona sarılmayan ve hatta aşkla bakmayan gözlerle koltuğa bakakalmışken, Kılıç soru soramadan Keskin sandalyeden ceketini alıp evden çıkmıştı.
Kız kardeşim dediği kızı görmeden bir gün daha geçirmeyecekti. Hazen istemese de yanında birinin olduğunu bilecekti. Keskin artık onu yalnız bırakmak istemiyordu. Çünkü Hazen Keskin’in hiç sahip olamadığı kız kardeşiydi.
Kılıç konumunu Keskin’e atmak için telefonunu eline alırken Badeyse kendini koltuğa bırakmıştı. Kafasında yankılanan kelime artık yalnızca ‘fahişe’ değildi… Keskin’in adı da yankılanıyordu kafasının içinde. Neden… Sorguluyordu kafasında birden neden uzaklaştı? Yaptıklarının farkına varmaya çalışmadı. Keskini en yüzleşmek istemediği şeyle karşı karşıya bıraktığını ve hatta aşkını kalbinde bir yara haline getirdiğini anlayamadı. Çünkü anlamak istemedi. Özüne döner diye düşündü. Çünkü Keskin ondan vazgeçemezdi. Bundan dün sabah duyduğu sözlerden dolayı daha da emindi. Keskin ona kör kütük aşıktı illaki tekrar ona dönerdi. Ama artık Keskin dönecek olan değildi ve bundan Bade habersizdi.
Saatlerce boş boş gezmişti sokaklarda şimdiyse gidecek bir yeri arıyordu. Kliniğin konumuna bakmıştı gidebilirdi aslında ama dış görünüşünden ve bilmediği bir yer olduğu için ikilemdeydi. Kamer denen çocuğun numarasını da atmıştı aslında Kılıç. Arayıp sorsam diye düşündü uzunca gerçi ne diyecekti ki? Sıkıntıyla bir nefes alıp sonra ise ofladı ama duramadı. Numaraya basıp aradı. Birkaç saniye çaldı telefon, üçüncü çalışta Keskin tam kapatacakken ise açıldı. “Alo?” kulağa sempatik gelen bir sesti karşıdan gelen ses. Keskin kafasında bir cümle kurmaya çalışırken tekrarladı Kamer sanki karşıdaki kişi sesini alamamış gibi. “Alo?” “Kamer misin lan sen?” Keskin kibar olmaya çalışsa da sesi alacaklı çıkmıştı. Karşıdan birkaç saniye ses gelmedi sonra tereddütle cevap verildiği belli olan cevap geldi. “Evet?” “Keskin ben. Hazen oralarda mı?” “Hazen? Siz neyisiniz?” “Bir arkadaşıyım.” “Anladım.” “Anlamana sevindim.” Dedi Keskin sevimsizce. Kamerden başka soru yada yanıt gelmeyince Keskin in zaten bitmiş olan sabrı patlamış bulundu. “Ne edebiyat yapıyorsun kardeşim?! Ziyaretçi alıyor musunuz?!” sokaktan geçen birkaç kişi başını çevirip bakmıştı ama Keskin dışardan bana yaklaşmayın dercesine duran biri olduğu için hemen gözler üstünden çekilmiş adımlar hızlanmıştı. “Edebiyat yapmıyorum. Ziyaretçi normalde almıyoruz ama size güvenebilir miyim?” bir oh çekti keskin içinden birkaç saniye susmuş sonra dikleşmişti. “Başın dara düşerse koşarım diyelim kamer kardeş.”

Hazen’in bakış açısı.
Keskin biraz önce gitmişti. Ne sorsam anlatmamıştı sadece Kamerin çok konuşması hakkında söylenmişti. Haklıydı. Çok konuşuyordu hemşire bozuntusu. Ama benim için Keskini içeri sokmuştu. Neden yaptığını hala anlamıyordum kim arkadaş olmak istese de biri için bu kadar çabalardı ki? Enayilikten başka bir şey değildi ama ona borçluydum. Hem de bir çok şey… Banktan kalkıp bahçeye açılan kapıya dönmemle Kamerle göz göze geldim. En üstteki merdivende oturuyordu. Tesadüftü. Benim ona yaralarımı açtığım gece onun bana Keskini getirme sürprizi nasıl bir tesadüfse çok güzeldi. Her adımımı ona bakarak attım merdivenleri çıktığımda ise bana baktı. Yüzümde mutluluk arıyordu ama ben belli etmeyi beceremeyen bir ruhsuzdum.
Ruhumu hediye olarak Azrail e sunan bir ölüydüm. “Nasıl yaptın?” düz çıkan sesimin aksine kalbimdeki kuru ağaçlarda tomurcuklar açmaya başlamıştı. Omuz silkmekle yetindi önce sonra ise doğruldu. "Keskin aradı beni.” Kamerin numarası onlara nasıl geçmişti? Nerden biliyorlardı ki? Tek kaşımı kaldırdığımda dudakları bir çizgi halini aldı. “Sorma oraları. O istedi yani seni görmek ben sadece kuralları esnettim senin için.” Şefkatle bakan gözleri ve cümlesiyle burnumdan alaylı bir nefes çıktı. “Niye benim için sürekli bir şeyler yapıyorsun?” ya çok salaktı yada enayiydi gerçi aynı kapıya çıkıyordu her ihtimalde de.
“Mutlu ol Hazen. Mutlu ol diye yapıyorum tüm bunları. Biliyorum keyif birası içeceksin buradan çıkınca ama ölme olur mu?” sesi son kelimelerinde yalvarışa dönmüştü . Ölmeyi neden istediğimi anladığı içindi belki de bu yakarışı . Terslemeye yeltenmiştim ki izin vermedi. “Söz verdin kabul ediyorum. Ölmeyeceksin. Ekin için yaşa.” Ağzımı açtım ama ilk kez hiçbir şeye tahammülü yoktu. “Bana borçlusun. Borcunu yaşayarak öde.” Dedi ve arkasını dönüp gitti. Koridorda uzaklaşırken sırtını izledim öylece . Bana rest mi çekti o? Arkasına bakar diye düşünmüştüm ama bakmadı. Birkaç kişiye başıyla selam verdi son çıkış kapısına geldiğindeyse durdu. Bakacaktı galiba. Bir saniye, iki, üç… Baktığımın farkındaydı kalbimin derininde bir ses dön diye bağırırken bir başka ses dönme dedi en sonunda ise dönmeden başını eğip çıktı klinikten Ağzım açık kalmış halde onu izledim ta ki kaybolana kadar… Ölmemeye söz vermediğim halde vermiş kabul edilerek izledim o gittikten sonrada koridoru. Kaçabilirdim ama yapamadım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18