10. bölüm · Pembe Tabela
GECE BAŞLAMADAN📸
Baran'ın son cümlesinden sonra depoda ağır bir sessizlik oluştu.
Kimse konuşmuyordu.
Dışarıdaki rüzgâr, eski binanın çatısındaki metal parçaları birbirine çarptırıyor; arada bir çıkan ses, içerideki gerginliği daha da artırıyordu. Tavandan sarkan tek ampul hafifçe sallanıyor, ışığı duvarlarda gölgeler oluşturuyordu.
Alina kollarını kendine sararak pencereye baktı.
Siyah araba çoktan gözden kaybolmuştu.
Ama nedense Alina, aracın hâlâ onları izliyormuş gibi hissediyordu.
Baran onun yanına geldi.
"İyi misin?"
Alina başını çevirdi.
"İyiyim."
Baran birkaç saniye yüzüne baktı.
"Yalan söyleme."
Alina kaşlarını çattı.
"Nereden anladın?"
"Sesinden."
Alina sustu.
Baran'ın böyle küçük şeyleri fark etmesi tuhaf bir şekilde hoşuna gidiyordu.
"Biraz korktum," dedi sonunda.
Baran'ın yüzündeki sert ifade yumuşadı.
"Korkman normal."
"Sen korkmadın mı?"
Baran kısa bir süre düşündü.
"Korktum."
Alina şaşırdı.
"Gerçekten mi?"
"İnsan korkmadığını söylediğinde çoğu zaman kendine bile yalan söylüyordur."
Alina gözlerini ondan ayırmadı.
Baran devam etti.
"Cesaret, korkmamak değil. Korktuğun halde doğru bildiğin şeyi yapabilmek."
Alina'nın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Sen bazen düşündüğümden daha farklı konuşuyorsun."
Baran kaşını kaldırdı.
"Nasıl konuşmamı bekliyordun?"
"Bilmiyorum. Daha... soğuk."
Baran hafifçe güldü.
"Belki de herkese aynı değilimdir."
Bu cümle Alina'nın aklında kaldı.
Herkese aynı değilimdir.
Nedenini bilmiyordu ama Baran'ın bunu özellikle ona söylediğini düşünmek istemişti.
────────
Aslan eski masanın üzerindeki kâğıdı açtı.
"Tamam. Plan yapalım."
Aslıhan hemen yanına geçti.
"Ben ne yapacağımızı söyleyeyim."
Aslan ona baktı.
"Sen?"
"Evet, ben."
"Dinliyorum."
Aslıhan parmağını kâğıdın üzerine koydu.
"Bir: Siyah arabanın plakasını bulacağız."
Aslan başını salladı.
"İki?"
"İki: Depoya kimlerin girip çıktığını öğreneceğiz."
"Üç?"
Aslıhan durdu.
"Üç... Baran'ın sürekli tek başına hareket etmesini engelleyeceğiz."
Baran uzaktan:
"Bunu duydum."
Aslıhan gülümsedi.
"Duyman için söyledim."
Aslan kısık bir kahkaha attı.
Aslıhan ona döndü.
"Ne gülüyorsun?"
"Hiç."
"Sen de çok konuşuyorsun bugün."
"Sen konuştuğun için bana sıra kalmıyor."
Aslıhan ona bakıp gözlerini devirdi.
Ama yüzündeki gülümsemeyi saklayamadı.
Alina bunu fark etti.
Aslıhan ile Aslan'ın arasında garip bir şey vardı.
Henüz adı konmamış, ikisinin de farkında olmadığı küçük bir yakınlık...
Belki de bazı hikâyeler başlamadan önce kendilerini küçük ayrıntılarla belli ederdi.
────────
Baran telefonu eline aldı.
"Şimdi herkes kendi görevini bilecek."
Masadaki kâğıda dört isim yazdı.
Baran — araç ve çevre.
Aslan — depo ve kamera kayıtları.
Aslıhan — şenlik alanındaki çalışanlarla konuşacak.
Sonra Alina'ya baktı.
"Sen benimle."
Alina'nın kaşları havaya kalktı.
"Ben ne yapacağım?"
Baran birkaç saniye düşündü.
"Benim yanımda duracaksın."
Alina güldü.
"Bu görev mi?"
"Şimdilik."
"Çok önemliymiş."
Baran hafifçe gülümsedi.
"Benim için önemli."
Alina'nın gülümsemesi bir anda kayboldu.
Bir an birbirlerine baktılar.
Aslıhan hemen öksürdü.
"Ben... su içeceğim."
Aslan ona baktı.
"Su burada."
"Ben dışarıdaki sudan içeceğim."
"Niye?"
Aslıhan ona ters ters baktı.
"Sen gerçekten hiçbir şeyi anlamıyorsun."
Aslan'ın yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.
Alina gülmemek için başını çevirdi.
────────
Bir süre sonra depodan çıktılar.
Akşam yaklaşmıştı.
Gökyüzü turuncudan pembeye, pembeden mora dönüyordu. Güneşin son ışıkları binaların arasından süzülüyor, kaldırımları uzun gölgelerle bölüyordu.
Hava serinlemişti.
Alina ellerini kollarının üzerine sürterek yürüdü.
Baran bunu fark etti.
"Üşüyor musun?"
"Biraz."
Baran üzerindeki ceketi çıkardı.
Alina hemen başını salladı.
"Hayır, gerek yok."
"Al."
"Baran..."
"Alina."
Sesindeki kararlılık yüzünden Alina daha fazla itiraz edemedi.
Ceketi aldı.
Üzerine geçirirken kumaşın sıcaklığı dikkatini çekti.
"Teşekkür ederim."
Baran ellerini cebine soktu.
"Önemli değil."
Bir süre sessiz yürüdüler.
Sonra Alina:
"Sen hep böyle misin?"
"Nasıl?"
"Bir anda ciddileşen, sonra hiçbir şey olmamış gibi davranan."
Baran gülümsedi.
"Sen de hep böyle misin?"
"Nasıl?"
"Çok soru soran."
Alina güldü.
"Belki."
Baran ona baktı.
"Belki de seni tanımaya çalışıyorum."
Alina'nın adımları yavaşladı.
Baran da durdu.
Aralarında birkaç adımlık mesafe vardı.
Göz göze geldiler.
O an çevredeki sesler sanki biraz uzaklaşmış gibiydi.
Alina ne söyleyeceğini bilemedi.
Baran da bir şey söylemedi.
Bazen iki insanın arasında söylenen sözlerden çok, söylenmeyenler kalırdı.
Ve bazı bakışlar, cümlelerden daha uzun sürerdi.
────────
Biraz ileride Aslıhan ve Aslan yürüyordu.
Aslıhan'ın ayağı kaldırımın kenarındaki küçük taşa takıldı.
Aslan hemen kolundan tuttu.
"Dikkat."
Aslıhan dengesini toparladı.
"İyiyim."
Aslan elini çekti.
"Tamam."
Aslıhan birkaç saniye ona baktı.
"Teşekkür ederim."
Aslan omuz silkti.
"Bir şey değil."
Sonra ikisi de aynı anda yürümeye devam etti.
Fakat ikisinin de yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı.
────────
Akşam tamamen çöktüğünde dördü tekrar bir araya geldi.
Aslan telefonunu çıkardı.
"Bir şey buldum."
Baran hemen yanına gitti.
"Ne?"
"Şenlik alanının karşısındaki dükkânın kamerası var."
Alina yaklaştı.
"Kayıt var mı?"
"Var."
Aslan videoyu açtı.
Saatler ilerledi.
Görüntüde insanlar gelip gidiyor, arabalar geçiyor, sokak yavaş yavaş boşalıyordu.
Sonra saat 23.47 oldu.
Siyah araç görüntünün kenarından geçti.
Aslan videoyu durdurdu.
"İşte."
Baran ekrana yaklaştı.
"Plakayı yakınlaştır."
Görüntü bulanıktı.
Ama birkaç rakam seçiliyordu.
34...
Aslıhan fısıldadı:
"Devamı görünmüyor."
Aslan başını salladı.
"Henüz."
Videoyu birkaç saniye geri sardı.
Bu kez aracın depoya yaklaşmadan önce yavaşladığını gördüler.
Ve ardından bir kişi araçtan indi.
Yüzü görünmüyordu.
Fakat elinde bir şey vardı.
Aslan videoyu durdurdu.
Baran'ın yüzü değişti.
"Yaklaştır."
Görüntü büyütüldü.
Kişinin elindeki şey küçük, siyah bir çantaydı.
Baran bir süre ekrana baktı.
Sonra cebinden sabah bulduğu siyah kumaş parçasını çıkardı.
Alina şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne oldu?"
Baran kumaşı videodaki çantayla karşılaştırdı.
"Bu..."
Sustu.
Aslan:
"Ne?"
Baran başını kaldırdı.
"Bu kumaş çantanın aynısı."
Herkes sustu.
Tam o sırada Alina'nın telefonu titredi.
Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
Bir mesaj.
Alina'nın parmakları titreyerek mesajı açtı.
Tek bir cümle yazıyordu:
"Plan yapmayı seviyorsunuz. Bakalım planınızın sonuna kadar gidebilecek misiniz?"
Alina'nın yüzü bembeyaz oldu.
Baran telefonu elinden aldı.
Mesaja baktı.
Sonra başını kaldırıp diğerlerine baktı.
"Artık bu sadece şenlikle ilgili değil."
Aslan:
"Ne demek istiyorsun?"
Baran'ın bakışları Alina'ya kaydı.
"Artık bizi de işin içine çektiler."
Ve o anda telefon yeniden titredi.
Bu kez gelen mesajda yalnızca bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta...
Dördü vardı.
Az önce depodan çıkarken çekilmişti.
Baran'ın yüzündeki ifade tamamen değişti.
Çünkü fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu:
"Sizi izliyorum."
Watpadd;esilosh
Tiktok;eesiloshh
Merhabaa🙏🏻Bi kaç bölüm heyecan verici ve gerilim olayları üzerinden ilerliyorum.Sıkılmayın diye.😩Tiktok hesabıma destek olmayı unutmayınız.Yorumlarınızı lütfen eksik etmeyin.🙏🏻💕
