20. bölüm · Pembe Tabela
BU GECE BAŞKA 💫
Akşamüstü güneşinin son ışıkları salonun camlarına vururken Alina, aynanın karşısında durmuş kendisine bakıyordu.
Gün boyu çalışmaktan biraz yorulmuştu ama yüzündeki yorgunluk, gözlerindeki heyecanı gizlemeye yetmiyordu.
Bu akşam işe gitmeyeceklerdi.
Bu akşam sadece altı arkadaş olacaklardı.
Ne müşteri vardı.
Ne randevu listesi.
Ne galeride bekleyen araçlar.
Ne de yetişmesi gereken işler.
Sadece müzik, sohbet ve uzun zamandır ihtiyaç duydukları güzel bir akşam.
Alina yatağının üzerine bir beyaz elbise bırakmıştı. Elbisenin etek uçları balon modeldir. Göğüslerinin altında uzun bir dekolte vardı. Saçlarını düzleştirip taramıştı. Günlük makyajını yaptı.Aynanın karşısında son kez kendisine bakıp "Chanel" marka beyaz küçük çantasını aldı.
Alina tam olarak böyle gözüküyordu;
Tam odadan çıkarken telefonuna bir bildirim geldi.
Aslıhan'ım💕:
HAZIR MISIN?
Alina güldü.
Alina:
Evet.
Cevap anında geldi.
Aslıhan'ım💕:
Fotoğraf at.
Alina:
Niye?
Aslıhan:
Kontrol.
Alina kahkaha atarak telefonu kapattı.
“Bu kız gerçekten normal değil.”
────────
Aslıhan’ın odasında ise durum çok daha karışıktı.
Yatağın üzerinde kıyafetler, masanın üzerinde saç tokaları, aynanın önünde makyaj malzemeleri vardı.
Aslıhan üçüncü kez kıyafet değiştirirken kapıdan Meyra göründü.
“Kaçıncı?”
Aslıhan durdu.
“Üç.”
“Beş.”
“Beş mi?”
Meyra başını salladı.
“Beş.”
Aslıhan yatağın üzerindeki kıyafetlere baktı.
“Hiçbirini beğenmedim.”
Meyra gülümseyerek içeri girdi.
“Çünkü fazla düşünüyorsun.”
“Ne giyeyim?”
Meyra kıyafetlerden birini gösterdi.
“Bu.”
Aslıhan birkaç saniye baktı.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
Aslıhan kıyafeti eline aldı.
“Tamam.”
Sarı, omuzları düşük bir elbise giydi. Elbiseye uygun çanta taktı. Saçlarını hafif dalgalı model verip açık bıraktı. Yüzüne kapatıcı ve allık uyguladı. Gözlerine hafif ışıltılı far sürdü, ardından ise maskara sürdü. Son olarakta kırmızı bir ruj sürdü.
Aslıhan tam olarak böyle gözüküyordu;
Meyra kapıya yaslandı.
“Bu kadar hazırlanmanın sebebi ne?”
Aslıhan hemen:
“Hiç.”
Meyra gülümsedi.
“Aslan gelecek.”
Aslıhan’ın yüzü bir anda değişti.
“Ne alakası var?”
“Hiç.”
Meyra’nın sakin sesiyle söylediği bu tek kelime, Aslıhan’ın söylediklerini ona geri çevirmişti.
Aslıhan gözlerini devirdi.
“Sen de çok biliyorsun.”
────────
Aynı saatlerde galeride de hazırlık vardı.
Baran aynanın karşısında gömleğinin kollarını düzeltiyordu.
Baran tam olarak böyle gözüküyordu;
Aslan kapıdan içeri baktı.
“Sen hazırlandın mı?”
Baran:
“Bir saattir bunu soruyorsun.”
“Çünkü hâlâ karar veremedin.”
“Karar verdim.”
Aslan gülümsedi.
“Alina geliyor diye mi bu kadar düşündün?”
Baran ona baktı.
“Sen de Aslıhan geliyor diye üç kere saçını düzelttin.”
Aslan bir anda sustu.
Aslan tam olarak böyle gözüküyordu;
“Ben saçımı düzeltmedim.”
Baran aynayı gösterdi.
“Son beş dakikadır ona bakıyorsun.”
Aslan aynaya baktı.
“Ben… ışığa bakıyordum.”
Baran kahkaha attı.
“Tabii.”
Aslan:
“Sen sus.”
Baran’ın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Tamam.”
İkisi de birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Aslan:
“Bu gece güzel olacak.”
Baran başını salladı.
“Evet.”
────────
Akşam olduğunda şehir merkezindeki ışıkları güzel bir mekânda buluştular.
Mekânın dış cephesinde küçük sarı ışıklar vardı. İçeriden gelen müzik dışarıya hafifçe taşıyor, camlardan sıcak bir ışık sokağa vuruyordu.
Melis onları kapıda bekliyordu.
Onu gören Aslıhan hemen yanına gitti.
“Çok güzel olmuşsun!”
Melis gülümsedi.
“Sen de.”
Melis tam olarak böyle gözüküyordu;
Meyra da yanlarına geldi.
“Bugün hepimiz fazla özenmişiz.”
Alina güldü.
“Galiba.”
Tam o sırada Baran ve Aslan geldiler.
Aslan ilk olarak Aslıhan’a baktı.
Bir saniyeliğine ne söyleyeceğini unuttu.
Aslıhan bunu fark etti.
“Ne oldu?”
Aslan hemen toparlandı.
“Hiç.”
Aslıhan gülümsedi.
“Bakıyordun.”
Aslan:
“Bakamaz mıyım?”
Aslıhan’ın yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
“Bakabilirsin.”
Melis uzaktan bunu görüp Alina’ya doğru eğildi.
“Ben bunları çok eğlenceli buluyorum.”
Alina kısık sesle:
“Ben de.”
────────
Masaya oturduklarında herkes likörlü kokteyl siparişi verdi.
Renkli bardaklar masaya geldiğinde Melis bardağını kaldırdı.
“Bu gece için.”
Aslıhan bardağını onun bardağına dokundurdu.
“Bu gece için.”
Meyra:
“Ve yarın anlatacağımız güzel anılar için.”
Alina gülümsedi.
“Ve hepimizin birlikte geçirdiği ilk gerçek gece için.”
────────
Gece ilerledikçe sohbet daha da samimileşti.
Meyra çocukluk anılarından bahsetti.
Melis, Baran’ın küçükken ne kadar inatçı olduğunu anlattı.
Aslan da Melis’in çocukken yaptığı komik şeyleri anlatınca Melis masanın altından ayağıyla ona dokundu.
“Bir tane daha anlatırsan seni burada bırakırım.”
Aslan gülerek:
“Tamam, tamam.”
Baran:
“Ben anlatayım.”
Melis:
“Sen sus.”
Alina kahkahasını tutamadı.
Baran ona baktı.
“Sen de mi?”
Alina gülümseyerek:
“Ben sadece gülüyorum.”
“Sen gülünce herkes cesaretleniyor.”
Alina birkaç saniye ona baktı.
“Belki sen de gülmelisin.”
Baran’ın yüzünde yavaşça bir gülümseme oluştu.
“Senin yanında kolay.”
Alina bir an sustu.
Masadaki sohbet devam ederken ikisinin arasında birkaç saniyelik sessizlik kaldı.
Alina gözlerini kaçırmadan:
“Bu güzel bir cümleydi.”
Baran:
“Gerçekti.”
Alina’nın yüzünde istemsizce küçük bir gülümseme belirdi.
────────
Bir süre sonra Aslıhan ve Aslan masadan kalkıp mekânın biraz daha sakin olan bölümüne geçtiler.
Müzik uzaktan geliyordu.
Aslıhan ellerini masanın üzerine koydu.
“Bugün çok güzel geçti.”
Aslan başını salladı.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Aslıhan ona baktı.
“Eskiden seninle bu kadar konuşacağımı düşünmezdim.”
Aslan gülümsedi.
“Ben de.”
“Neden?”
“Çünkü sen çok konuşuyorsun.”
Aslıhan kahkaha attı.
“Yine başladın.”
Aslan gülümseyerek ona baktı.
“Ama artık hoşuma gidiyor.”
Aslıhan’ın gülümsemesi yavaşladı.
“Ne?”
“Sesini duymak.”
Aslıhan bir an ne diyeceğini bilemedi.
Sonra gözlerini kaçırıp:
“Sen de bazen güzel konuşuyorsun.”
Aslan:
“Bazen mi?”
“Çok şımarma.”
İkisi de güldü.
────────
Dışarıda ise Alina kısa bir süre hava almak için kapının önüne çıkmıştı.
Baran birkaç saniye sonra onun yanına geldi.
“İyi misin?”
“Evet.”
“Yoruldun mu?”
“Hayır. Sadece biraz hava almak istedim.”
Yan yana durdular.
Sokaktaki ışıklar kaldırıma vuruyor, uzaktan gelen müzik gecenin sessizliğine karışıyordu.
Baran bir süre konuşmadı.
Sonra:
“Alina.”
“Efendim?”
“Son zamanlarda seni daha çok tanıyorum.”
Alina ona döndü.
“Ben de seni.”
Baran gülümsedi.
“Ve düşündüğümden farklıymışsın.”
Alina kaşını kaldırdı.
“İyi anlamda mı?”
“Çok iyi anlamda.”
Alina’nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.
“Sen de düşündüğümden farklısın.”
“Nasıl?”
Alina birkaç saniye düşündü.
“İnsanların sandığından daha düşüncelisin.”
Baran başını hafifçe eğdi.
“Sen fark ettin demek.”
“Evet.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Baran:
“Senin yanında kendim gibi davranmak kolay.”
Alina ona baktı.
“Benim için de.”
İkisi de gülümsedi.
İçeriden Aslıhan’ın sesi geldi:
“ALİNA! NEREDESİNİZ?”
Alina kahkaha attı.
“Romantik anı bile bırakmıyor.”
Baran güldü.
“Onu susturmak imkânsız.”
Birlikte içeri döndüler.
────────
Gece sona ererken herkesin yüzünde yorgun ama mutlu bir ifade vardı.
Melis telefonuyla masadaki son fotoğrafı çekti.
Herkes yan yana durmuştu.
Kimisi gülüyor, kimisi birbirine laf atıyor, kimisi kameraya bakmaya çalışıyordu.
Fotoğraf kusursuz değildi.
Tam tersine, biraz dağınık ve doğaldı.
Ama güzelliği de buradaydı.
Melis fotoğrafa bakıp gülümsedi.
“Bu fotoğrafı saklayacağım.”
Alina:
“Neden?”
Melis:
“Çünkü bazı geceler tekrar yaşanmaz.”
Aslıhan ona baktı.
“Belki yaşanır.”
Melis başını salladı.
“Belki.”
Baran masaya baktı.
“Bir daha yaparız.”
Aslan:
“Kesinlikle.”
Meyra gülümsedi.
“O zaman bu gece son değil.”
Alina bardağını masanın ortasına koydu.
“Başlangıç.”
Herkes kendi bardağını onun bardağına dokundurdu.
Ve o gece, şehir ışıklarının altında, henüz hiçbirinin adını koymadığı yakınlıklar biraz daha belirginleşti.
Bazı bakışlar uzadı.
Bazı gülüşler yalnızca bir kişiye yöneldi.
Ve bazı kalpler, fark ettirmeden, bir adım daha yaklaştı.
Merhabaa💞Değerli yorumlarınızı ve fikirlerinizi bekliyorum. Tiktok hesabıma destek olmayı unutmayınız.❤️
Tiktok;eesiloshh
