40. bölüm · PASVARİS

BÖLÜM 39: -1. KAT

irmak arsln

YEPYENİ BİR BÖLÜMLE HEPİNİZE MERHABALARRR!!!! İYİ OKUMALAR DİLERİM!!!!

"Senden hoşlanıyorum..."

"Nereye götürüyoruz?"

"-1. kata."

Aldığım cevap karşısında duraksadım. Jack denen adamı -1. kata mı götürüyorduk? Bu demek oluyordu ki sonunda o katı görecektim. Buraya geldiğimden beri merak ettiğim şeyler listesinden birini bugün eleyecektim. Buna hazırlıksız yakalandığım için bir an duraksamıştım

Ben, Cihan, Jhon, Susan, Diana ve Jason... Yani kısacası tüm ekip beraber Mıntıka' nın önündeydik. Ambulanstan inmiştik. Jhon, Cihan ve Jason tuttukları sedye ile Jack' i taşıyorlardı.

Jack ise yavaş yavaş kendine geliyordu. Mırıldanmaya başlamıştı.

Onlar önümüzde ilerlerken ben, Susan ve Diana da arkalarından yürüyorduk. Mıntıka'ya girdiğimizde bahçedeki herkesin bizi görmesi ile önce büyük bir sessizlik oldu. Herkes bize bakakalırken kısa süre içinde büyük bir alkış koptu. Herkes deli gibi bizi alkışlarken biz hiçbir şey söyleyip yapmadan ilerlemeye devam ediyorduk.

"Sonunda bu piçi öldüreceğiz!"

"Başardığımıza inanamıyorum!"

"Umarım işkence görevini Saygun alır!"

"Mükemmelsiniz!"

Her kafadan yükselen bir sürü sese karşılık istemeden gülümsedim. Başarmış sayılıyorduk değil mi?

Asansöre binerken bir sürü şaşkın ve sevinçli insanı arkamızda bırakmıştık. İşkence görevini Cihan alsın diye haykıranlar vardı. İçten içe heyecanlanmıştım. Cihan Jack' e işkence yapacaktı kesin ama Cihan' ı öyle görmeye hazır mıydım? Hazırdım çünkü bir kötüye işkence yaparken her ne olursa olsun o kişi gözümde kötü olmazdı.

"Konuşma yapmayacak mısın?" dedim Cihan' a dönüp.

"Henüz işimiz bitmedi bekçim," dedi göz kırparken. Haklıydık. İşimiz henüz tamamlanmamıştı. İşimiz o binayı patlatma kadar da tamam sayılmazdı.

Cihan -1. kat tuşuna bastığında heyecanlandığımı hissettim. Bu katta ne olduğunu çok merak ediyordum.

"Kim konuşturacak Jack' i?" dedi Susan kızıl saçlarını geriye savururken.

Cihan ile Jhon birbirine döndü. Cihan Jhon' e bakarken bile nefesi sıklaşmıştı. Anlaşılan hala tüneldeki gerginlik devam ediyordu. Jhon ise gayet sakindi.

"Bu işi Cihan' a bıraksak iyi olur. Üstündeki gerginliği Jack' ten bir güzel çıkarsın."

Jhon' un imalı sözü karşısında Cihan hiçbir şey söylemeden derin bir nefes aldı ve birkaç saniye gözlerini kapatıp sakin olmaya çalıştı. Asansör kapısı açıldığında hepimiz asansörden çıktık. Asansörden çıktığımız gibi önümüze demir bir kapı belirmişti. Kapının yanında ise kart okutma yeri vardı. Jhon cebinden çıkardığı kartı okuttu ve kapı açıldı. Anlaşılan buraya sadece eğitimciler girebilirdi..

Etrafa göz attığımda ise dehşet içinde kalmıştım. İşte bunu beklemiyordum. Bunu gerçekten beklemiyordum.

Burası... Burası bir işkence odasıydı!

Burnuma gelen kan kokusunu hissettim. Öyle berbat bir kokuydu ki midemin bulandığını hissettim. Kokudan bayılmak üzere bir şekilde etraftaki manzarayı süzdüm.

Yerlerde kan lekesi vardı, rutubetli sıvadan ibaret renksiz, kabarmış duvarlar, küçük, dar, sadece tepede beyaz , güçsüz bir ışıkla aydınlatılmış ve ışığın altında demir bir sandalye konulmuş bir odaydı.

Demir sandalyenin kol kısımlarında iki, bacak kısımlarında iki olmak üzere dört tane kelepçesi vardı. Odanın dört tarafında raflar ve raflarda bir sürü kesici delici alet vardı.

Testere, bıçak, makas, balta, pense, kazma...

Korkunçtu. Tek kelimeyle tüyler ürperticiydi. Gerçi iki kelime oldu ama olsun. Berbattı işte!

Kan kokusundan anlaşılacağı üzere burası taze kullanılmıştı. Burada insanlardan laf almak için işkence yapıyor olmalılardı.

Cihan, Jhon ve Jason sedyeyi indirip sendeyedeki kelepçeleri açarlarken Susan ve Diana' ya döndüm. Susan yüzünü buruşturup onları izlerken buraya alışık olduğu yüzünden anlaşılıyordu çünkü şaşkın değildi, sadece iğreniyordu. Diana ise oldukça sakindi fakat şaşkınlığı gözlerinden okunuyordu. Kokudan rahatsız olduğu belliydi.

Erkekler, Jack' i sedyeden kaldırırken Jack artık kendine gelmek üzereydi. Onu taşıyıp demir koltuğa koyup kelepçeledikten sonra derin bir nefes aldılar.

"Ne zaman başlayalım?" dedi Jhon, Cihan' a dönüp.

" Bir saate başlarız. Kendine gelsin," dedi Cihan Jhon' a sertçe bakarken. Onun sorularına cevap vermeye bile tahammülü yoktu.

"Tamam, o zaman dağılıp biraz dinlenin. Ben burada nöbet tutacağım!"

Jhon' a karşılık başımızı onaylarcasına salladık.

"Zaten kusmak üzereydim," dedi Susan saçını savurup asansöre ilerlerken. Diana ve Jason da ilerlemeye başladığında Cihan başıyla asansörü işaret etti.

"Odaya gidelim," dedi soğuk bir şekilde. Neyi vardı bu adamın? Hala Jhon' un düşmemem için beni tutmasında mıydı? Aklım almıyordu, gerçekten almıyordu. Bunu odada konuşsak iyi olacaktı yoksa bu adamı bu odada işkence ede ede dövecektim.

........

Asansörden indikten sonra dağılmıştık. Cihan ve ben birbirimize tek kelime etmeden odaya gidiyorduk. Daha doğrusu gidemiyorduk çünkü her adımda birileri bizi durduruyordu.

"Cihan Bey, Jack' i yakalamışsınız bu doğru mu?"

"Tebrik ederim Cihan Bey, mükemmelsiniz!"

"Bunu nasıl yaptınız? Lütfen anlatın!"

Cihan yavaş yavaş gerilmeye başlamıştı. En sonunda durdu ve dayanamayıp " İşimiz tamamen bittiğinde açıklama yapacağız, o zamana kadar hiçbir şey başarmış sayılmayız, sorularınızı sormak için biraz daha sabredin!" dediğinde herkes susmuştu.

Cihan yürümeye devam ettiğinde ben de peşinden ilerledim fakat koridordaki uğultular devam ediyordu. Odaya vardığımız gibi içeri girdik ve girdiğimiz gibi de Cihan kendi odasına girmeye yeltenmişti ki bu haline dayanamayıp" Cihan!" dedim yüksek bir sesle.

Durup bana döndüğünde ise gözlerinde soğukluk, sinir, öfke... Ne ararsan vardı.

"Sorun ne eğitimci? Bu gerginlik niye?" dedim tahammülsüzce. Yeşillerinde öfke vardı. Kendini tutmaya çalışıyor gibiydi fakat içten içe patlıyordu. Bunu görüyordum.

" Sorun yok Asena. " diyerek kestirip atarken tekrar odasına döndüğünde artık sabrım taşmıştı.

"Jhon beni tuttu diye mu bu tavır? Tanrı aşkına senin sorunun ne?! Ben düşmeyeyim diye tuttu. Buna bu kadar sinirlenecek ne var?"

Arkasını dönüp gözlerimin içine baktığımda onun da sabrının sonuna geldiğini anladım. Anlaşılan büyük bir kavga başlayacaktı.

" Sorun mu ne? Ne sorun olacak ki? Alt tarafı bana ihanet eden bir adama yüz verdin ve şimdi sana yaklaşmak için bahane arıyor! Ama bu beni ilgilendirmez değil mi Asena? Neden ilgilendirsin? Bu senin hayatın. Bir orospu çocuğu sana yakınlaşmışsa bana ne değil mi? Sonuçta ben sadece senin eğitimcinim. O yüzden sorun falan yok."

Cihan' ın ardı ardına dişlerini sıka sıka kurduğu cümlelere karşılık sinir krizi geçirmek üzereydim. " Yüz mü verdim? Ne yüz vermesi be? Sadece bir kere oturup kahve içtik. Sana ihanet ettiğini bile bilmiyordum. Ve evet, öyle olsa bile seni ilgilendirmiyor çünkü sen benim sadece eğitimcimsin. Ayrıca madem seni ilgilendirmediğinin farkındasın o zaman bana neden tavır alıyorsun? "

Sinirden kıpkırmızı olduğumu hissediyordum. Yavaştan elimin titrediğini de fark etmiştim. Cihan' ın da benden farklı bir hali yoktu. Yeşilleri kırmızıydı artık ve nefesi oldukça sıktı. Bana sert bir adım attığında aynı şekilde ben de ona attım. Artık dip dibeydik fakat aramızda patlamak üzere olan bir volkan vardı.

" Sana tavır aldığım falan yok! Sen sadece bir bekçisin. Kimin sana dokunduğu, kimin sana yaklaştığı beni ilgilendirmez!"

İşte o an aylar sonra kalbimin derinliklerinde hiç hissetmediğim bir çatlak hissetmiştim. Bu keskin sözler kalbime bir bıçak gibi saplandığında artık Cihan ile konuşurken bir kez bile düşünmem gerekmiyordu çünkü o bunları söylerken bir an bile düşünmemişti.

" Öyle mi," dedim elim ayağım titrerken. Sesimin titremesini öyle bir bastırmıştım ki bir kez daha kendime teşekkür ettim. Cihan bana tek kelime etmeden yüzüme bakarken artık o son damla, bardağı taşırmıştı.

" Demek ben sadece bir bekçiyim ve seni ilgilendirmiyorum? O zaman neden bana sarıldın, neden saçlarımı okşadın, neden bana en sinirlendiğin zaman bile şefkatle konuştun? Neden her kötü olduğumda yanımdaydın? Neden bana küçük bir şey olsa bile deli oluyordun? Neden Jhon bana dokunduğunda içten içe delirdin? Neden beni en detayıma kadar ezberledin? Tamam! TAMAM AŞIK DEĞİLSİN BANA BİLİYORUM. BENDEN HOŞLANDIĞIN FALAN DA YOK. O ZAMAN NEDEN BANA ÖYLEYMİŞ GİBİ HİSSETTİRDİN? NEDEN BANA KENDİMİ FARKLI HİSSETTİRDİN? BUNU NEDEN YAPTIN? APTAL ! BİR KEZ OLSUN BANA BUNLARI SÖYLESEYDİN BEN DE EN BAŞINDAN ONA GÖRE DAVRANIRDIM. NEDEN BANA KENDİMİ BAMBAŞKA BİRİ GİBİ HİSSETTİRDİN. NEDEN YILLAR SONRA İLK DEFA BİR ERKEĞE GÜVENMEMİ SAĞLADIN? NEDEN... NEDEN KENDİNE HAYRAN ETTİN BENİ... BUNLARI NEDEN YA-"

Tam o an hiç beklemediğim bir şey oldu. Hani kalbiniz öyle bir çarpar ki durduğunu hisseder ve ölüyor gibi olursunuz. Hani olur ya elinizi koyacak yer bulamaz, tek kelime edemezsiniz. Hani olur ya baştan ayağa kadar titrer ve yanarsınız. İşte tam şu an bunların hepsini aynı anda yaşıyordum.

Kendimi kaybetmiş bir şekilde arda ardına sıraladığım, bir an bile düşünmeden hissettiğim her şeyi tek nefeste anlattığım sırada sözlerimi dudaklarımdaki Cihan' ın o yumuşacık dudakları bölmüştü.

Bu öyle bir andı ki benim için, sanki yıllardır içimde sakladığım o genç kız ruhumdan çıkmış ve bana sarılmış gibiydi. Sanki o genç kız intiharın eşiğindeyken biri onu tutup kurtarmış gibiydi. Yaşadığım onca şeyden sonra bir erkeğin dudakları dudaklarımdaydı ve bu kişi Cihan' dı.

Dudaklarımdaki dudaklarını algılamam birkaç saniyemi alırken titreyen ellerimi koyacak yer bile bulamamıştım o an. Bir çocuk gibi kalakalmıştım. Şoktan çıkabildiğimde ise bir an duraksamadan titreyen ellerimi boynuna doladığımda güçlü kollarını belimde hissetmem gecikmemişti. Islak dudakları alt dudağımı esir aldığında kalbim göğüs kafesimi delmek üzereydi. Adeta ruhum yıllardır bu anı beklemiş gibi açtı o an buna. Sanki yarımdım doğduğumdan beri ve şimdi tam olmuştum. Bu öpücük o kadar büyük bir şey demekti ki, her soruya cevap vermişti.

Kendimi on sekiz yaşındaki Asena gibi hissetmiştim. Onca şey yaşayıp erkeklerden eziyet gören Asena Süvari şimdi yıllar sonra bir erkeğe teslim olmuştu. Yıllar sonra bir erkeğin kollarındaydı ve bir erkeğin dudakları dudaklarındaydı. Bu belki çoğu kişi için normaldi fakat benim için normal değildi. Benim için bu, dünyadaki en zor şeyi yapmak gibi bir şeydi. Bir erkeğe güvenmek ve onun beni öpmesine izin vermek... İmkansız gibiydi yıllarca fakat imkansıza yine Cihan imkan sağlamıştı.

Gözlerimin dolduğunu hissettim Cihan' ın dudakları dudaklarımı büyük bir açlıkla öperken. Sanki o da yıllardır bunu bekliyor gibiydi. O da en az benim gibi zor bir adım atmıştı, o da en az benim gibi heyecanlıydı o an. Bunu biliyordum. Gözlerimden akan bir damla yaşı tutamadım. Gözyaşım yanaklarımdan dudaklarıma kayıp Cihan' ın dudaklarına değdiğinde Cihan beni duvara yasladı ve kaslı kollarını belimden çekip duvara dayayarak beni kollarının hapsine aldı. İkimiz nefes nefese bir şekilde birbirimize baktığımızda Cihan' ın yeşillerinde aylardır görmediğim bir ifade vardı.

Sevgi.

Yeşilleri kahvelerime bakarken yüzünde bir tebessüm belirdi. Bir elini yanağıma götürdü ve baş parmağı ile dudaklarımdaki yaşı sildi. Ardından tekrar gözlerime baktığında gözlerine bakamadım.

Asena Süvari, ikinci defa Cihan Saygun' dan utanıyordu...

Fakat bu utanma ilkinden de büyüktü. Çünkü bu sefer karşısındaki eğitimcisi Cihan Saygun değildi. Bu seferki Cihan Saygun bambaşka bir Cihan Saygun' du.

Yanağımdaki eli çeneme gittiğinde çenemi hafifçe yukarı kaldırdı. " Yüzüme bak Asena..." dediğinde derin, titrek bir nefes aldım ve zor da olsa yeşillerine çevirdim bakışlarımı.

" Bir eğitimcinin en önemli özelliği nedir biliyor musun?" dedi fısıltıyla karışık bir sesle. Cevap vermeyip dinlerken yüzümü okşuyordu eli. Aramızda santimler vardı. Ve bu kalp krizi geçirmeme neden oluyordu.

" Dürüstlük," dedi bir an olsun gözlerini gözlerimden çekmeden. " O yüzden sana dürüst olmalıyım."

Kaşlarım çatılırken kafasını eğdi ve burnu burnuma değdiğinde ürperdiğimi hissettim. Yeşilleri kahvelerimi bir bıçak gibi delip, hızla şişen göğüslerimiz birbirine çarparken dudaklarından çıkan cümlenin beni komalık edeceğinden habersizdim.

" Senden hoşlanıyorum Asena Süvari... Senden çok hoşlanıyorum ruhum... "

Gözlerinizi kapatın şimdi. Hepiniz bir kez aşık olmuşsunuzdur elbet. Kiminiz platonik, kiminiz eski sevgilisine, kimisi de en büyük kazığı yediği kişiye... O kişiyi en saf haliyle karşınızda düşünüp onun size bu cümleyi kurduğunu düşünün. Kalbinizde oluşan o saf heyecan ve sevgiyi hissedin. İşte öyle hissediyordum. Tam şu an adeta yıllardır duymayı beklediğim sözü sanki duyup tamamlanmıştım. Sanki bu an için doğmuş gibi hissediyordum. Bu öyle bir histi ki anlatmanın imkanı yoktu. Ne betimlemede en başarılı yazar anlatabilirdi bu hissi ne de en başarılı yönetmen ekrana yansıtabilirdi..

Bunun tarifi yoktu. Bunun açıklaması yoktu. Cihan benden hoşlanıyordu. Aşık değildi evet, ben de değildim fakat benden hoşlanıyordu işte, bu çok... Çok başkaydı. Bu imkansızı yaşamak gibiydi. Bu çok, çok garip bir histi. Ve benim bu cümleye karşılık bir cevap vermem gerekiyordu. Cevap ise zaten belliydi.

"Ben de senden hoşlanıyorum Cihan Saygun... Ben de senden çok hoşlanıyorum darmadağınık adam..."

Cihan' ın yüzünde öyle büyük bir gülümseme oluştu ki anında ben de gülümsedim. Ne diyeceğimi bilemez bir haldeydim. Sadece bu an dursun ve bu anda hapsolayım istedim.

" İşte bu yüzden ağlamana dayanamıyorum, işte bu yüzden sana bir şey olması beni deli ediyor, işte bu yüzden Jhon veya başka biri sana dokunursa kafayı yiyorum. O piç kurusu bana bir kez ihanet etti. Ve şimdi sana yaklaşmaya çalışıyor."

Cihan' ın sesindeki nefret o kadar barizdi ki... Fakat bu bana soğuk davranmasını açıklamıyordu.

" Ona karşı bir şey hissetmiyorum Cihan. Ben öyle biri değilim," diye mırıldandığımda birkaç santim uzaklaştı. " O adamla biz çok benziyoruz Asena. Tek farkımız onun ihanet eden bir piç kurusu olması. Bunun dışında kahretsin ki biz çok benziyoruz ve ben de bu yüzden senin..."

"Sen..." dedim şaşkınlık içinde. Bir yapboz gibi oturmuştu parçalar o an zihnimde. " Sen... Senden hoşlandığımı en başından beri biliyordun. Ben bile bilmezken sen biliyordun. Jhon ile benzediğin için ondan hoşlanma ihtimalimden rahatsızdın..."

Kendi kendime parçaları birleştirdiğimde Cihan" Evet," dedi anında.

Şaşkınlık içindeydim. Bunu beklemiyordum. Cihan' ın derdi buydu. Cihan , Jhon' dan hoşlanmamdan korkuyordu. Buna sevinsem mi şaşırsam mı, kızsam mı bilemiyordum. Ne cevap vermem gerektiğini bile bilemezken Cihan' ın çalan telefonu derin bir nefes almamı sağlamıştı.

Cihan birkaç adım gerileyip cebindeki telefonu kim olduğuna dahi bakmadan kulağına götürdü. " Tamam... Kimse gelmesin. Tek başıma olmak istiyorum. Tamam...."

Telefonu kapatıp cebine yerleştirirken arayan kişinin Jhon olduğunu anlamak zor değildi.

" Jack denen piçi konuşturma zamanı. Tek olacağım, kimse gelmeyecek."

"Ne?" dedim kaşlarım çatılırken.

"Miden kaldırmaz Asena. Hiçbirinizinki kaldırmaz emin ol."

Bu adam beni ne sanıyordu? Üç yaşında falan mı?

"Çocuk değilim. Emin ol çok şey gördüm. En fazla iğrenirim. "

"Beni öyle görmek istemezsin," dediğinde aklıma direkt haftalar önce kurduğu cümle gelmişti.

"Kötü biri olduğunu söylemiştin. Kastettiğin bu muydu? İşkence sırasındaki halin miydi? "

"Hızlı kavrıyorsun," dedi alayla sırıtırken. Fakat ben aksine çok ciddiydim. " Ben de gelmek istiyorum eğitimci. Gelip senin her halini görmüş olmak istiyorum. "

"Bunu istediğine emin misin?" dediğinde bir an bile düşünmemiştim. " Eminim."

"Pekala bekçim, hazır ol çünkü bambaşka bir halimle tanışacaksın. Mide koruycu alsan iyi olur. "

Cihan kapıya ilerlerken arkasından göz devirdim. En kötü ne olabilirdi ki?

"Ha bu arada," dedi kapıdan çıkmadan önce. Sırtı hala bana dönüktü. " İşimiz bittikten sonra hazır ol çünkü bir kere yaşadım, artık hiç bırakmam."

......

Cihan' ın peşinden ilerliyordum. Fakat ruhum hala odada gibiydi. Hala o odada Cihan ile o anı defalarca kez yaşamayı istedim fakat şu an acı gerçek şuydu ki, bir işkence odasına gidiyordum. Az önce bana benden hoşlandığını söyleyen adamı birazdan işkence ederken görecektim.

Cihan ile asansöre binerken aklımda odadan çıkmadan önce söylediği son söz gelmişti. Bir kez yaşadım artık hiç bırakmam demişti. Yani odaya geldiğimizde bir daha mı öpecekti beni? Bu ne demek oluyordu? Vücuduma yayılan sıcaklık karşısında rahatsız olmuştum. Beni bu kadar kolay utandırmaması gerekiyordu. Ben Asena Süvari'ydim!

" Ona ne kadar işkence edeceksin?" dedim asansöre bindiğimizde. -1. kat tuşuna basarken omuz silkti. " İstediğim cevapları alana kadar. Bakalım bu halime dayanabilecek misin?"

Sırıttım alayla. " Az önceki haline dayanabilmişsem buna hayli hayli-"

Bir dakika ben bunu sesli mi... BEN BUNU SESLİ Mİ SÖYLEDİM!? KAHRETSİN! KAHRETSİN! KAHRETSİNN!

"Yani... Şey anlamında, az önce şey oldu ya... Şeydeyken şey oldu ve şey yaparken biraz şey oldum..." diye salak gibi kekelerken Cihan' ın suratına bile bakamıyordum. Sadece şuh kahkahası kulaklarımda çınlıyordu. Kendimi uzun zaman sonra ilk kez bu kadar aptal hissetmiştim. Tamam arada bir de hissediyordum ama ilk defa birinin karşısında utanmış ve suda nefes almaya çalışan bir balık gibi çırpınmıştım. Suda nefes almaya çalışan balık mı? TANRI AŞKINA İÇ SESİM BİLE KONUŞAMIYOR!

Tamam Asena... Sakin ol. Huh!

Tam derin bir nefes alıp düzgün bir cümle kurmaya hazırlanıyordum ki Cihan' ın bir anda belimden tutup beni kendine çekmesi ile gözlerim faltaşı gibi açıldı. BU ADAM BENİ SINIYOR MU?

"Heyecanlanınca küçük salak bir kız çocuğuna benziyorsun," dedi göğsü göğsüme çarparken. O an öyle bir haldeydim ki cümledeki hakareti bile birkaç saniye sonra fark etmiştim. Bu bana salak mı demişti? Gözlerimi sinirle gözlerine çevirebildiğimde bana pis pis sırıtıyordu.

"Sensin salak! Romantik bile konuşamıyorsun," dediğimde kahkaha attı. " En azından cümle kurabiliyorum."

Tamam, Asena Süvari bu sefer gol yedi.

Ama yani bu pozisyonda da böyle laf sokulur mu?

"Saygun, sen gerçekten pisliksin," dedim elimle göğsünü itip kendimi ondan uzaklaştırmaya çalışarak fakat kolları o kadar güçlüydü ki beni daha sıkı tuttuğunda kemiklerimin kırılabileceğini hissettim.

"Sinirlenince çok ama çok... Çirkin oluyorsun."

BEN.. BU ADAMI... ÖLDÜRÜRÜM!

"Öyle mi? Yumruğumu yiyince de böyle konuşabilecek misin acaba?"

Tanrı o an bana nasıl bir güç verdiyse sinirle onu ittim ve tam yüzüne yumruğumu geçireceğim sırada asansör kapısının açılması ile Jhon' un " Vay, ne romantik!" demesi bir oldu.

Evet, bir günde bu kadar rezillik fazlaydı. Sanırım intihar edeceğim!

VE BİR BÖLÜMÜN DAHA SONUNA GELDİK. EVET, O BÖLÜM BU BÖLÜMDÜ💃💃!!!!! SONUNA AYLARDIR BEKLEDİĞİMİZ İTİRAFLAR GELDİ! AH... CANIM KARAKTERLERİM BÜYÜDÜ DE BİRBİRLERİNE HİSLERİNİ DÖKTÜLER. O SATIRLARI YAZARKEN O KADAR BÜYÜK BİR FERAHLAMA İLE YAZDIM Kİ BİLEMEZSİNİZ. FİNALE SON 1 BÖLÜM KALA SONUNDA ÖPÜŞTÜLER VE HİSLERİNİ DÖKTÜLER. BİR SONRAKİ BÖLÜMÜMÜZ FİNAL BÖLÜMÜMÜZ OLACAK. DUYGUSAL SATIRLARIMI BİR SONRAKİ BÖLÜME BIRAKACAĞIM. ŞİMDİ SORULARA GEÇELİM.

1) CİHAN VE ASENA' NIN HİSLERİNİ DÖKMESİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

2) PEKİ YA SİZCE BUNDAN SONRA ARALARI NASIL OLACAK?

3) VE SON SORU... BU DA KİTABIMIZIN SON SORUSU OLACAK HERHALDE. SİZCE FİNALDE BİZİ NELER BEKLİYOR?

FİNAL BÖLÜMÜNDE GÖRÜŞMEK ÜZERE!!!