9. bölüm · Özgürlük Edebiyatı
9.Bölüm:Özgür(mü)sün?
Yine sabah olmuştu, yataktan kalkıp etrafı inceledim. Burası çok tanıdık geliyordu, neresiydi burası? “Nevin, kızım hadi gel sofraya.” dedi tanıdık bir ses. “Yine Edebiyatla mı uğraşıyor.” diyen bir ses gelince anlamıştım, evdeydim ben. Peki Özgürlük Adası’na ne olmuştu? Neden buradaydım? En son olan o şey neydi? Toz, sarsılma falan, kafam allak bullak olmuştu. Ne yapacağımı bilemediğim için kafamı kaşıyarak annemlerin yanına doğru ilerledim. Üstümde pijama vardı, kotuma ne olmuştu? Annem hazır olmadığımı görünce her annenin o meşhur yüzünü yaptı. “Sen neden hâlâ hazır değilsin acaba Nevin hanım?” dedi küçümseyici bir tonla. Tam ağzımı açacağım anda babam “Edebiyat yüzünden elbette.” dediği için konuşamadım. Nasıl çoğu anne her şeye 𝙏𝙚𝙡𝙚𝙛𝙤𝙣 𝙮𝙪̈𝙯𝙪̈𝙣𝙙𝙚𝙣 diyorsa benim babamda hemen hemen her şeye 𝙀𝙙𝙚𝙗𝙞𝙮𝙖𝙩 𝙮𝙪̈𝙯𝙪̈𝙣𝙙𝙚𝙣 diyor. Üstümü değiştirmek için odama geri gittim. Dün giydiğim kotu her yerde aradım, kotu giymeden önce ceplerini kontrol ettim. İşte kâğıt buradaydı. Annem kağıdı incelememe zaman vermeden “Nevin, hadi ama!“ diye bağırınca kotu giyinip kâğıdı cebine geri soktum. Acilen okula gidip diğerlerini bulmam gerekiyordu. Üstümü de giyinip çantamı aldım. Sofraya gidince ağzıma iki lokma tıkıştırıp sandviçi elime alıp koşuşturdum. Taksiye atlayıp okula gittiğimde gözüm herkesi aradı. Sadece Gülistan’ı ve Yaman’ı konuşurken gördüm. O yüzden mecburen yanlarına gittim “Gülistan, Yaman siz gittikten sonra neler oldu biliyor musunuz?“ boş boş bakıyorlardı. Yaman, “Nevin?“ deyince Nevin olduğumu onaylayan bir ses çıkardım. “Adın buydu değil mi?“ dediğinde “Ya- Yaman? Beni hatırlamıyor musun? Özgürlük Edebiyatı vardı, ada daydık.“ hâlâ anlamamış gözüküyorlardı. “Şaka yapıyorsunuz şu an değil mi? Lütfen öyle olsun, hiçbir şeyi hatırlamıyor musunuz?“ Sanırım hiçbir şey hatırlamıyorlardı. O zaman geriye kalan 3 kişi vardı Ayça, Haluk ve Merih. Okul servisi gelmişti. Aşağıya inen kişilerden o üç kişiyi ayırmaya çalıştım, herkes buradaydı, biri hariç, Merih. Telefon numarası olmadığı için arayamadım da. Şansımı diğerleriyle de denedim ama görünen o ki kimse bir şeyi hatırlamıyor. Ben rüya falan mı görmüştüm acaba? Hayır ya olamazdı, görmemiş olmalıydım. Onca yaşadığımız şey sadece bir rüyadan ibaret olamazdı. Derse girdiğimde Merih hâlâ yoktu. Öğretmen bir şey anlatıyordu ama odaklanamadığım için anlamıyordum elbette. Bütün derslerde gözüm Merih’in sırasındaydı. O şu an için tek umudumdu. Çıkış için servise ilerleyip durgun bir şekilde oturdum ve eve gittim. Eve gidince üstümü değiştirmeden yatağa atladım. Telefonumda gezinirken, bir bildirim geldi. Bildirimin kimden olsuğu belirsizdi. Bildirime tıklayınca yazan mesajı görünce anladım tabii kim olduğunu, ama şunu anlamamıştım o da mı hatırlıyordu her şeyi? Mesaj şu şekildeydi “Nevin, ben Merih. Lütfen bana senin de unuttuğunu söyleme. Özgürlük adası, Özgürlük Edebiyatı, Zarya, hepsini hatırlıyorsun değil mi? Ne olur hatırlıyor ol, çünkü ben de bir kağıt var ve bu kâğıttan başka kimse de yokmuş, sadece hatırlayabilenlerde varmış. İşte hatırlamak için de oldukça güçlü bir travma gerekiyormuş. Nevin ben sen de kendimi buldum. Kalbim durmuşken, donukken, sen ısıttın onu, sen tekrar atmasını sağladın. Nevin ben aşık oldum sana ne olur hatırla, en azından beni. Benim senden başka hiçbir şeyim yok ki. Büyük ihtimalle hiçbir şey hatırlamadığın için 𝙠𝙞𝙢 𝙗𝙪 𝙨𝙖𝙥𝜾𝙠 falan diyeceksin, ama, lütfen beni hatırla.“ cevap olarak hiç düşünmeden “Merih, nasıl unutabilirim sence seni, ben aklıma ve kalbime zincirledim seni, mantıklı olan buydu çünkü. Ben de de var o kâğıttan. Görüşmemiz gerekiyor, bir şeyler bulabiliriz belki. Yarın okul çıkışı buluşalım mı?“ kalbim küt küt atıyordu. O yazarken, tırnaklarımı kemiriyordum. “Elbette buluşabiliriz. Buluşalım zaten, kusura bakma ne diyeceğimi bilemiyorum. Yani kusurlu benim kusura bakma derken bana bak ama, of saçmalıyorum işte. Anladın bence sen beni.“ dediğinde istemsizce gülümsüyordum. Mesaj yazmaya çalışırken istemsizce duygulanmıştım. İlk defa bu denli duygular hissediyorum. Ve tam mesajı gönderirken odaya annemin girmesi de oldukça duyguluydu. Hemen telefonumdaki uygulamayı kapatmaya çalıştım, çünkü annem, her şeyi çok abarttığı için düğün falan planlar ve eğer o öğrenirse tüm mahalle öğrenir. Annem “Ne yapıyorsun bakayım sen?“ dediğinde ne yapacağımı bilemediğim için “Makyaj videosu izliyorum.“ dedim. Bu da annemin hoşuna gitmişti tabii. Annem gururlu bir şekilde gülümserken eliyle gel işareti yapmıştı, ben de yavaşça gözlerimi kapatarak onayladım. Beni yemeğe çağırmıştı. Yemeğe gidip sofraya kurulduk. Yemek güzeldi ama annem Ceaser salatası yapmıştı. Merih’i düşündüm tabii. Ne yapıyordu şu an acaba? Yemeği yedikten sonra odama geçip telefonumu elime aldım. Telefonumu aldıktan sonra Merih'in adını nasıl kaydedeceğimi düşünüp durdum. "Merih" desem çok mu sade olurdu? "Merih♥︎" desem de çok mu fazla olurdu? Ama artık o eski Nevin yoktu, deneyecekti bu Nevin. Sevmeyi, sevilmeyi, eğlenmeyi, aşık olmayı ve en önemlisi de hayatın güzel yanlarını öğrenecekti.
