1. bölüm · Özgürlük Edebiyatı

1. Bölüm: Özgürlük Köprüsünün En Başı

Azra Özkutlu

Edebiyat nedir? Benim babama göre “Edebiyat mı? Nevin? Kızım sen hâlâ onunla mı uğraşıyorsun? Bak ben sana demiyorum ki doktor ol, mühendis ol. Ama bari bir meslek düşün. Kitap yazmakla karın mı doyacak? Edebiyat dediğin gerçekten ne ki? Oturup hayal kuruyorsun, aşk meşk yazıyorsun. Hayat o kadar kolay mı sanıyorsun? Kitapla olacak işler mi bunlar? Hem zaten o kadar edebiyat okudun da ne oldu? Onlar da hep fakir, hep yalnız. Sabahattin Ali’yi oku bak, adam ne çekmiş! Sen de mi çekeceksin? Git açık öğretime başvur bir yerden, garanti işin olsun.” der ve bana, “Ders Çalış“ adlı şiirini okumaya başlar. Oysa şu şekilde olur, “Ben senin iyiliğin için söylüyorum kızım. Kalem seni kurtarmaz, diploman kurtarır. Yazmak istiyorsan akşam defterine, günlüğüne yaz, ama önce ders çalış!” Evet, babam, dedemin söylediği şeyleri hep bana söyler. Babam eskiden şair olmak istiyormuş fakat dedem karşı çıkmış, doktor ol demiş. Babamda dedemin sözünden çıkamamış, doktor olmuş. Ne kadar inkâr etse de mutsuz olduğu yüzünden belli ve bende mutsuz olmak istemiyorum, bu yüzden yazmaya devam edeceğim. Babamın ve dedemin düşüncelerini kenara atıyorum, çünkü bence Edebiyat, duyguların tercümanı ve özgürlüğün baş köşesidir. Peki özgürlük Edebiyatı nedir? Benim gibi baskı, zorbalık gören, kurallara boğulan insanların sesini duyurma biçimidir. Babamın dediği gibi Sabahattin Ali acı çekmiş olabilir ama o da bu duruma “Toplumsal baskılar ve bireysel özgürlükler“ kitabıyla karşı çıkmıştır. Şimdiyse kimsenin karşı çıkmadığı o durumlarla yüzleşme vakti. Yani okul vakti, çok da abartmama gerek yok. Yüzleşemeyeceğimi biliyorum zaten. Okul için hazırlanırken annem yanıma gelip elindeki ruju gösterdi. Anlamak istemiyordu, ben makyaj yapmak ve bir erkeğe güzel görünmek istemiyordum ki. Kendim olup, doğal gözükmek istiyordum. Bu konudaysa bana tek yardımcı olan arkadaşımsa Baran. Aslında tek arkadaşım Baran. Çünkü o, diğer insanlar gibi beni yargılamıyor, sevgilisi Hazal’ın aksine. Hazal dünyanın onun etrafında döndüğünü sanıyor. Maalesef Baran bunun farkında bile değil. Ne, bir anlam çıkarmayın, sadece arkadaşımı koruyorum ben. Servise bindiğimde ölüm sessizliği vardı. Sanki bir kız doğmuş gibilerdi. Servis kapısı açılınca herkes aşağıya inmeye başladı. Tam ben inecekken kapılar kapandı. Servisse okulun tam ters yönüne doğru ilerlemeye başladı. Serviste olan kişilerse zorbalık gören ve inek diyerek alay edilen kişilerdi. Anlamıştım, ben de o kısma dahildim ve hiçbirimiz sesimizi haykıramadığımız için yine bize “şaka“ yapıyorlardı. Servis şoförü tanıdık değildi ve nereye gittiğimiz hakkında bir fikri olduğunu düşünmüyordum. Servis bir anda durunca ayakta olan ben ve koltuklardaki diğer öğrenciler ileriye doğru savruldu ve şoför bize döndüğünde sanki bir videoymuş gibi görüntüsü gitti ve sonrasında her yer karanlıktı. Daha sonra bayılana kadar duyduğum tek şey feryatlar ve korku dolu seslerdi...