2. bölüm · Özgürlük Edebiyatı
2.Bölüm: Sessiz Haykırışlar Artık Sesli Oldular
Baygınlığım geçmişti ve uyanmıştım. Keşke uyanmasaymışım, gördüğüm ilk şey gökyüzünün karanlığı ve aradaki yıldızlar olmuştu. Ellerimi yere koyup kendimi yukarı doğru çekerek dikleştim. Etrafımı kontrol ettim. Neredeydim ben? Ölmüş müydüm? Hemde haykırmadan, yazar olamadan mı? Hayatımda gördüğüm en büyük kabustu sanırım bu. Ama saçımda olan o yapışkanı ve canımı nasıl acıttığını hissediyordum. Açık kahverengi saçlarım resmen kömür siyahıydı. Ten rengimse soluk bir şekilde bem beyazdı. Neler oluyordu burada? Hatırladığım tek şey bayılmamdı oysa. Ayağa kalkıp yürümeye başlayınca bir ormanda olduğumu fark ettim. Peki servisteki beş kişi neredeydi. Keşke başka bir şey düşünseymişim, hemen karşımda elinde birkaç dal parçasıyla bekleyen Ayça karşıladı beni. Birbirimizi iyi tanımamamıza rağmen adını biliyordum tıpkı Gülistan, Merih, Haluk ve Yaman’ın adını bildiğim gibi onlar da diğer dört kişiydi. Gülistan’la konuşmuşluğum var ama diğerleriyle merhabalaştığım bile yoktu. Ayça hâl hatırımı sorup beni dal parçası ile çizdiği yolu takip ederek bir yere götürdü. Bu yer düşündüğümden çok daha hoş ve cıvıl cıvıldı. Sanki o zifiri karanlığı alıp götürmüştü. Rengarenk çadırlar ve yanmayan odunlardan oluşan bir alan vardı sanırım marshmellow yapılan yerlerdendi. Herkes onun etrafındaki odundan alan oturmuş ve bomboş gözlerle etrafa bakıyordu. Ne olduğunu anlamamış görünüyorlardı. Bende anlamak için geldiğim yöne doğru ilerledim ama çıkamadım. Sadece ayaklarım beni herkesin olduğu yere götürüp oturttu. Ve yanmayan ateşe odaklanarak daldım. Ayıldığımdaysa etrafımda sadece yukarıya iple asılmış mavi arka plan, üzerine beyaz harflerle “Özgürlük Edebiyatı“ yazısı ve rüya gibi olan, o ormandı. Herkesle tanışmak istiyordum, buraya düşmenin benim için bir önemi yoktu çünkü ev benim için bir ormandan çok daha kötü. Tabii ebeveynlerin birisi “Edebiyat Düşmanı“ diğeri “Ev Hanımı ol!“ kişiliklerinde olunca orman daha cazip geliyor insana. Hem bir insan neden birileri için süslensin ki? Neden bir insan sevdiği tutkusuna kin besleyecek kadar nefret duysun ki? Çadırları arayıp sırayla herkesi uyandırmaya çalışıyordum ama turuncu çadırı açtığımda kadın hiçbir yere yaslanmadan dikleşti ve “Hoş geldin Nevin.“ dedi. Bu kimdi? Adımı nereden biliyordu? Neden buradaydım? Nasıl böyle kalkmıştı? Bana da öğretebilir miydi? Evet son iki sorum biraz saçmaydı ama her neyse. Tüm sorular başımı çatlatacakkken kadın zihnimi okumuş gibi “Eminim çok sorun vardır. Hadi diğerlerini çağıralım ve bu grup da, neler olacağını öğrensin.“ dedi. Ben herkesi uyandırmaya gitmiştim ve oturma alanına giderken tanışmıştım hepsiyle. İçeriden orta yaşlarında olan 6 kişi geldi. 3 kız 3 erkeklerdi, tıpkı bizim gibi. Sakalı olan erkek konuşmaya başladı “Burası Özgürlük Ormanı, Özgürlük Edebiyatı için kurulmuştur.“ boşbakışlarla baktığımızı görünce daha bebek yüzlü olan erkek “Zorbalananların, aile baskısı olanların ve özgür olmak isteyenlerin ormanı.“ diye konuşmaya girdi. Kenardaki kadının halhalında yazan Ö.E.S yazısı dikkatimi çekince sordum. “Ö, Özgürlüğü, E, Edebiyatı, S de adım olan Sıla’yı temsil ediyor. Özgürlük Edebiyatı, Sıla yani Ö.E.S. Yakında sizinde olacak. Onlara karşı durunca.“ dedi kadın. Ben anlamamıştım. Onlar tam gitmek üzereyken “Neye karşı durunca?!“ diye bağırdım ama duymamazlıktan geldiler. Hiçbir şey anlamıyordum ki. Tek bildiğim ebeveynlerimden uzak durabileceğim saatler olduğuydu. Altılı grup gidince başka bir kadın bize döndü ve “Ben Zarya,“ dedi ardından “Özgürlük Ormanı’nın kurucusu, siz ve sizin gibilere olan şeylerin üstünden gelme ustasıyım. Şimdi ilk sizi tanıyalım. Bir düşüneyim sen, Ayça, senin problemin zorbalık mı, aile baskısı mı, yoksa daralmak mı?“ dedi. Ayça “Ben zorbalanıyorum, Gülistan’la birlikte, ikimizi de zorbalıyorlar.“ dedi ve yüzü düştü. İkisinin ortasında olduğum için yavaşça sırtlarını okşadım ve devam ettim. “Ben aile baskısı görüyorum ve bir olaydan dolayı travmam var.“ dedim. Sıra erkeklerdeydi onlarda detaya girmeden açıkladıktan sonra ne yapılacağını öğrendik ve uygulama için hazırlanmaya başladık.
