10.Bölüm:Son

Vaveyla Yazarı: Azra Özkutlu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 10.Bölüm:Son

-Buluşma-

Onu "Merih♥︎ " adıyla kaydetmiştim. Hâlâ içime sinmemiş ve “Canımm♡︎“ diye kaydetmek için düşünüyordum ama bu da çok abartıydı. Takılmak ve kâğıt ile ilgili konuşmak için birlikte okuldan sonra dışarı çıkacaktık. Baran bu sırada benimle konuşmaya çalışmıştı, ama ben birbirimize İlan-ı Aşk ettiğimiz büyük ihtimalle buluşmadan sonraki sevgilim olacak malum beyi arıyordum. Baran, Hazal ile kavga etmiş, ayrılmışlardı. Benim haklı olduğumu m anlamış ne öyle bir şeyler zırvalıyordu. Gerçi gram umursamıyordum. Görmek istediğim silüeti arayan gözlerimin manzarası kararınca kimin geldiğini anlamıştım. Arkamı dönüp namıdeğer erkek arkadaşıma hayran gözlerle bakıyordum. O ise direkt bana sarılmıştı. Kafamı tam göğsünün üzerine yaslayıp, ellerimi belinin etrafından doladım. Çok güzeldi burası, kalp atışlarını duyabiliyordum burada. Sarılmamız bitince, kafamı hafifçe kaldırıp yüzüne bakarken ellerimi belinden çözdüm. Ele eleyken kâğıtları incelemek için bir mekâna gittik. Mekan bir depo gibiydi. Merih masa üzerindeki şeyleri bir çırpıda yere indirerek uzanan büyük bir kâğıt çıkardı. Bu kağıd onun bulduğu kâğıt mıydı yoksa? “Meraketme bu kâğıdı bulmadım sadece daha iyi kavramak için.“ dediğinde aklımı okumuş gibi hissettim. “Seni tanıyorum.“ deyince de buna emin oldum. Çalışmaya başlamak için kâğıtları çıkardık. İlk defa okuyorduk bunları. Benim kağıdım da “İşte, özgürlüğün sonuna geldiniz, burası sizin ve sizin gibilerin özgürlüğünün sonu. Tıpkı annen ve baban gibi Nevin ve de Leyla’nın ama Leyla korur kendini, senin de baban gibi Merih burası özgürlüğünün sonu, annenden bahsetmiyorum çünkü onun durumu malum, o sadece fazla baskı gören ve şiddete karşı duramayan bir kadındı. Ama elbette bunun bir nedeni var. Şu an nerede olduğunuzu biliyorum, depodasınız.“ Bunu okuyunca Merih’in iyice dibine sokuldum çünkü korkuyordum. Sakin olmam için saçımı okşadığında az da olsa sakinleşmiştim. “Eğer neyden bahsettiğimi merak ediyorsanız, bu kâğıdın arkasına yarısını ve Merih’in kağıdına yarısını bıraktığım şifreyi birleştirin. Ama Merih’in kâğıdını şimdi okumayın. Okulunuzun tiyatro kulübünün olduğu yerde Sabahattin Ali’min kitapları için yapılan kitaplığın en altındaki çekmeceye bu şifreyi girin. Başka kimse bu şifreyi bilmemeli! Sakın yanınızdan ayırmayın! Özellikle de Zarya ve aileniz. Sakın, bilmemeliler!“ kağıdın arkasını çevirip yazan şifreyi okuduk. “09.09.“ devamı Merih’in kâğıdında yazıyordu. Merih’in kâğıdında 1989 yazınca işler garipleşmeye başlıyordu. Çünkü bu tarih annemle babamın tanışma tarihiydi ayrıca Eylül’ün dokuzu da Leyla’nın ölüm tarihi. Merih’e baktığımda bir sorun olduğunu anlamıştım. Sorunun ne olduğunu sorduğumda şöyle bir cevap vermişti. “Bu tarih, annemi en son gördüğüm tarih ve, o- onların tanışma tarihi...“ ben de benim için bu tarihi anlatınca gerçekten korkmaya başlamıştık. Saat daha çok geç olmadığı için geçe kalmadan eve gitmeliydik. Yani en azından ben, korkmamak için. Yarın Merih’in tiyatro oyunu vardı. hem izleyemek hem de kâğıtta söylenen her şeyi öğrenmek için gidecektim. Şu an da gidebilirdik oraya ama bugün yeterince korkmuştum. Merih bana bugün eve gidince hiçbir şey olmamış gibi davranmamı ondan bahsetmememi çünkü ailelerimizin bir bağlantısı olabileceğini açıkladı. Ben de her şeyi kelimesi kelimesine tekrar edip dediği gibi yaptım. Annemler bir şeyden şüphelenmemişti sanırım. Uyumak için yatağıma uzandım ve ailemden kimsenin bilmediği o yere kâğıdımı sakladım. Tiyatro oyunu çok iyiydi Merih’in bu denli iyi olduğunu öğrenmek mükemmeldi. Şimdiyse kâğıtlarımızla kulise Sabahattin Ali’nin kitaplarının yanına gidiyorduk. Çekmece için şifreyi girdik ve açtık. Burada bir kutu vardı ama kilitli değildi onu da masaya kpyup dikkatlice açtık. İçinde yatay, dikey, uzaktan yakından çekilmiş bir sürü fotoğraf karesi vardı. Fotoğrafları incelemek için yaklaştığımda arka planda annemin önde Zarya’nın ve yanında babamın olduğu bir fotoğraf görmüştüm. Bu da neyin nesiydi böyle Zarya mı? Annem mi? Babam mı? Hemde yan yana? Fotoğrafın arkasını çevirdiğimde bir el yazısı vardı. Yazı şu şekildeydi. “Hamile kalmış Liray ben duymadan bilmeden, Arif’ten hem de. Ben varken bir de. Ben Arif’le evliyken, Nevin daha 2 yaşına yeni girmesine rağnen yapmış bunu. Leyla koyacakmış kızının adını, koysun Arif bey, ama ben de Leyla’nın hayatının içine edeceğim. Senin benim yeğenime yaptığın gibi.“ Liray dediği kişi Zarya’ydı. Arif dediği kişi adından belli babamdı, ama bu olay da bana çok ağardı. Annemin yeğeni kimdi ki? Merih diğer fotoğrafı incelerken arkasını çevirdi. “Buna bakman gerek.“ dedi sakin bir sesle. Önce fotkğrafı inceledim iki genç kadın elinde iki bebek, biri annem, diğeri, tanıdıktı ama çıkaramıyordum. Arkasını çevirdiğimde yazı, “İnci ilk çocuğu Merih’i doğurdu, ben de Nevin’imi. Ama ikimizin kocasının da yüzümüze baktığı yok. Tek dertleri paraydı.“Başka bir fotoğrafa geçtim. “İnci’yi öldürdü o şerefsiz herif, benim tek sırdaşımı, küçücüktü onun oğlu, bakamamda ona ki? İzin vermez Arif.“ diğer bir fotoğrafta da “Leyla öldü bugün, tıpkı, İnci’me olan gibi. O yaptı bunu, biliyorum. Bilmem okur musun bu notu, ama dokunma Nevin ve Merih’e olur mu?“ diyordu. Kimdi bunu yapan? Merih’in elimdeki fotoğrafta da bir evlilik fotoğrafı vardı, bu kadın, annemin İnci’m dediği kişiydi. Merih onun annesi olduğunu söyledi. Ve bu fotoğraftaki kişinin annesini öldüren kişi olmadığını. Hiç görmemişti o yüzü. Annesinin karnı şişti Merih’in. Bir sonraki fotoğraf, bıçak vardı Merih’in annesinin karnında kim yapmış bilinmiyordu. Anlaşılan Merih’in de canından bir can gitmişti. Fotoğraflar hep bu şekildeydi. Biri gider, biri kalır. Merih notunu açtı, notu sesli bir şekilde okudu. “Ne mi bunlar? Açıklıyorum, Merih, senin annen, Nevin’in annesinin kan bağı olmadan olan kardeşi gibi gördüğü arkadaşı. Ve her bu dokuz eylül gecesi yapılan olaylara sebep olan kişiymiş gibi gözüken insan, benim, Leyla.“ buradan sonrasını ben okumuştum. “He bir de İnci teyzem. Bizi hiç aramayın, biz kimsenin ulaşamayacağı bir yerdeyiz. Şimdiyse bize ulaşmanız için anneme yani Liray’a ulaşmanız lazım. Pardon siz onu Zarya olarak biliyorsunuz, o da siz bu notu okurken yeni bir sayfa açmıştı kendine toz, toprak sarsıntı ne sanıyorsunuz başka. Biz intihar etmiyoruz bu arada anladık ne olacağını. Bunları yapanlar da Gülistan ve Yaman. Tanırsınız siz onları. Onlar da liseli falan değil haberiniz olsun. Size neden mi not yazıyoruz? Hayatınıza devam edin, yaşamayı, hayattan zevk almayı öğrenin. Ama acımayın kendinize bizim gibi. Karşı çıkın zorbalara bizim için. Nevin, annen kötü bir şey yapmadı onu çok sev tamam mı babanı da sev. Onların bir suçu yok. Siz sadece yaşamaya bakın ve kutunun içine tüm notları koyarak yakın. Ama önce kutunun en altında annene ve babana birer mektup yazmıştım. Bir de sana yazdım, oku o notu aonra annemlere bir bahaneyle ver sen iyisin bu konuda. (İnci teyze sana da not bıraktı enişte.) Hoşçakalın, benim yarım bıraktığım bir işim vardı.“ Merih ile birbirimize baktık. Gözlerimizden sessiz göz yaşları süzüldü. Çok ağladık sarılarak, ama sesimiz çıkmadı hiç. Ben yaşamak istiyordum Merih’le, doya doya eğlenircesine. Öyle de yaptım. 12. sınıfa geçerken, üniversite sınavına hazırlanırken, hep yanımdaydı. Öyle iyi hissettiriyordu ki yaşayası geliyordu insanın. Ve şimdi üniversiteyi bitirdim. Kırmızı elbisem ile lüks bir restorantta Merih’in diz çöküp çıkardığı yüzükle bakışıyordum. “Benimle,“ dedi. “Yeni bir sonsuzluk yolculuğuna var mısın?“ şoka uğramıştım. Bir kaç saniye donduktan sonra “Seninle,“ dedim sakince “Asla sensiz yapamam ki.“ diye bağırmıştım. Merih yüzüğü parmağıma takıp beni kucaklayıp döndürürken o kadar mutluydum ki. Bir masada beyaz elbise içinde yanımda Merih ve siyah takım elbisesiyle Nikah memurunun sözünün bitmesini bekliyorum. Merih’e sordu ilk başta. “Sonsuza dek!“ diye bağırmıştı Merih. Söz bana geldiğinde “O sonsuzluk asla bitmeyecek!“ diye bağırdım bende. Bu hikaye de sadece ben ve Merih mutlu değildi. Ayça bekar ve havalı bir şekilde istediği işi yapıyor. Haluk kafasına göre sevgilisiyle takılıyor. Gülistan ve Yaman cezasını çekiyor. Baran ve Hazal’sa çok değiştiler. Şöyle söyleyeyim, Hazal şu an 3 aylık hamile ve herkese yardımcı olmaya çalışıyor. Annem de mutlu, babamsa tekrardan şiir yazmaya başladı. Bir video çekmeye başladım.
“Gelecekteki çocuğuma bir video bırakıyorum .“ dedim.
“Çocuklarımıza, sadece bir çocuğumuz olacak değil.“ diye düzeltti beni Merih. Videoda yaşadıklarımı ve nasıl bu duruma geldiğimi anlattım. Tabii ara sıra Merih’te kadraja girdi ve romantik bir kaç söz söyledi
“Ama biz yazarlara işlemez bu, hele babamız lair olunca hiç ama hiç işlemez.“dediğimde gülüyordu. Yanıma yaklaşıp “Buu da mı işlemiyor?“ diyerek yanağıma ve dudağıma bir öpücük bıraktı. “Bak bu bir tık işledi.“ dediğimde gülmeye başlamıştım. Her gün böyle şeyler yaşamak mükemmeldi hem de bu kadar özel birisiyle, Merih’le...
Mesaj şu şekildeydi “Nevin, ben Merih. Lütfen bana senin de unuttuğunu söyleme. Özgürlük adası, Özgürlük Edebiyatı, Zarya, hepsini hatırlıyorsun değil mi? Ne olur hatırlıyor ol, çünlü ben de bir kağıt var ve bu kâğıttan başka kimse de yokmuş, sadece hatırlayabilenlerde varmış. İşte hatırlamak için de oldukça güçlü bir travma gerekiyormuş. Nevin ben sen de kendimi buldum. Kalbim durmuşken, donukken, sen ısıttın onu, sen tekrar atmasını sağladın. Nevin ben aşık oldum sana ne olur hatırla, en azından beni. Benim senden başka hiçbir şeyim yok ki. Büyük ihtimalle hiçbir şey hatırlamadığın için 𝙠𝙞𝙢 𝙗𝙪 𝙨𝙖𝙥𝜾𝙠 falan diyeceksin, ama, lütfen beni hatırla.“ cevap olarak hiç düşünmeden “Merih, nasıl unutabilirim sence seni, ben aklıma ve kalbime zincirledim seni, mantıklı olan buydu çünkü. Ben de de var o kâğıttan. Görüşme-miz gerekiyor, bir şeyler bulabiliriz belki. Yarın okul çıkışı buluşalım mı?“ kalbim küt küt atıyordu. O yazarken, tırnaklarımı kemiriyordum. “Elbette buluşabiliriz. Buluşalım zaten, kusura bakma ne diyeceğimi bilemiyorum. Yani kusurlu benim kusura bakma derken bana bak ama, of saçmalıyorum işte. Anladın bence sen beni.“ dediğinde istemsizce gülümsü-yordum. Mesaj yazmaya çalışırken istem-sizce duygulanmıştım. İlk defa bu denli duygular hissediyorum. Ve tam mesajı gönderirken odaya annemin girmesi de oldujça duyguluydu. Hemen telefonumdaki uygulamayı kapatmaya çalıştım, çünkü annem, her şeyi çok abarttığı için düğün falan planlar ve eğer o öğrenirse tüm mahalle öğrenir. Annem “Ne yapıyorsun bakayım sen?“ dediğinde ne yapacağımı bilemediğim için “Makyaj videosu izliyor-um.“ dedim. Bu da annemin hoşuna gitmişti tabii. Annem gururlu bir şekilde gülümserken eliyle gel işareti yapmıştı, ben de yavaşça gözlerimi kapatarak onayladım. Beni yemeğe çağırmıştı. Yemeğe gidip sofraya kurulduk. Yemek güzeldi ama annem Ceaser salatası yapmıştı. Merih’i düşündüm tabii. Ne yapıyordu şu an acaba? Yemeği yedikten sonra odama geçip telefonumu elime aldım. Telefonumu aldıktan sonra Merih'in adını nasıl kaydedeceğimi düşünüp durdum. "Merih" desem çok mu sade olurdu? "Merih♥︎" desem de çok mu fazla olurdu? Ama artık o eski Nevin yoktu, deneyecekti bu Nevin. Sevmeyi, sevilmeyi, eğlenmeyi, aşık olmayı ve en önemlisi de hayatın güzel yanlarını öğrenecekti.
-Buluşma-
Onu "Merih♥︎ " adıyla kaydetmiştim. Hâlâ içime sinmemiş ve “Canımm♡︎“ diye kaydetmek için düşünüyordum ama bu da çok abartıydı. Takılmak ve kâğıt ile ilgili konuşmak için birlikte okuldan sonra dışarı çıkacaktık. Baran bu sırada benimle konuşmaya çalışmıştı, ama ben birbirimize İlan-ı Aşk ettiğimiz büyük ihtimalle buluşmadan sonraki sevgilim olacak malum beyi arıyordum. Baran, Hazal ile kavga etmiş, ayrılmışlardı. Benim haklı olduğumu m anlamış ne öyle bir şeyler zırvalıyordu. Gerçi gram umursamıyordum. Görmek istediğim silüeti arayan gözlerimin manzarası kararınca kimin geldiğini anlamıştım. Arkamı dönüp namıdeğer erkek arkadaşıma hayran gözlerle bakıyordum. O ise direkt bana sarılmıştı. Kafamı tam göğsünün üzerine yaslayıp, ellerimi belinin etrafından doladım. Çok güzeldi burası, kalp atışlarını duyabiliyordum burada. Sarılmamız bitince, kafamı hafifçe kaldırıp yüzüne bakarken ellerimi belinden çözdüm. Ele eleyken kâğıtları incelemek için bir mekâna gittik. Mekan bir depo gibiydi. Merih masa üzerindeki şeyleri bir çırpıda yere indirerek uzanan büyük bir kâğıt çıkardı. Bu kağıd onun bulduğu kâğıt mıydı yoksa? “Meraketme bu kâğıdı bulmadım sadece daha iyi kavramak için.“ dediğinde aklımı okumuş gibi hissettim. “Seni tanıyorum.“ deyince de buna emin oldum. Çalışmaya başlamak için kâğıtları çıkardık. İlk defa okuyorduk bunları. Benim kağıdım da “İşte, özgürlüğün sonuna geldiniz, burası sizin ve sizin gibilerin özgürlüğünün sonu. Tıpkı annen ve baban gibi Nevin ve de Leyla’nın ama Leyla korur kendini, senin de baban gibi Merih burası özgürlüğünün sonu, annenden bahsetmiyorum çünkü onun durumu malum, o sadece fazla baskı gören ve şiddete karşı duramayan bir kadındı. Ama elbette bunun bir nedeni var. Şu an nerede olduğunuzu biliyorum, depodasınız.“ Bunu okuyunca Merih’in iyice dibine sokuldum çünkü korkuyordum. Sakin olmam için saçımı okşadığında az da olsa sakinleşmiştim. “Eğer neyden bahsettiğimi merak ediyorsanız, bu kâğıdın arkasına yarısını ve Merih’in kağıdına yarısını bıraktığım şifreyi birleştirin. Ama Merih’in kâğıdını şimdi okumayın. Okulunuzun tiyatro kulübünün olduğu yerde Sabahattin Ali’min kitapları için yapılan kitaplığın en altındaki çekmeceye bu şifreyi girin. Başka kimse bu şifreyi bilmemeli! Sakın yanınızdan ayırmayın! Özellikle de Zarya ve aileniz. Sakın, bilmemeliler!“ kağıdın arkasını çevirip yazan şifreyi okuduk. “09.09.“ devamı Merih’in kâğıdında yazıyordu. Merih’in kâğıdında 1989 yazınca işler garipleşmeye başlıyordu. Çünkü bu tarih annemle babamın tanışma tarihiydi ayrıca Eylül’ün dokuzu da Leyla’nın ölüm tarihi. Merih’e baktığımda bir sorun olduğunu anlamıştım. Sorunun ne olduğunu sorduğumda şöyle bir cevap vermişti. “Bu tarih, annemi en son gördüğüm tarih ve, o- onların tanışma tarihi...“ ben de benim için bu tarihi anlatınca gerçekten korkmaya başlamıştık. Saat daha çok geç olmadığı için geçe kalmadan eve gitmeliydik. Yani en azından ben, korkmamak için. Yarın Merih’in tiyatro oyunu vardı. hem izleyemek hem de kâğıtta söylenen her şeyi öğrenmek için gidecektim. Şu an da gidebilirdik oraya ama bugün yeterince korkmuştum. Merih bana bugün eve gidince hiçbir şey olmamış gibi davranmamı ondan bahsetmememi çünkü ailelerimizin bir bağlantısı olabileceğini açıkladı. Ben de her şeyi kelimesi kelimesine tekrar edip dediği gibi yaptım. Annemler bir şeyden şüphelenmemişti sanırım. Uyumak için yatağıma uzandım ve ailemden kimsenin bilmediği o yere kâğıdımı sakladım. Tiyatro oyunu çok iyiydi Merih’in bu denli iyi olduğunu öğrenmek mükemmeldi. Şimdiyse kâğıtlarımızla kulise Sabahattin Ali’nin kitaplarının yanına gidiyorduk. Çekmece için şifreyi girdik ve açtık. Burada bir kutu vardı ama kilitli değildi onu da masaya kpyup dikkatlice açtık. İçinde yatay, dikey, uzaktan yakından çekilmiş bir sürü fotoğraf karesi vardı. Fotoğrafları incelemek için yaklaştığımda arka planda annemin önde Zarya’nın ve yanında babamın olduğu bir fotoğraf görmüştüm. Bu da neyin nesiydi böyle Zarya mı? Annem mi? Babam mı? Hemde yan yana? Fotoğrafın arkasını çevirdiğimde bir el yazısı vardı. Yazı şu şekildeydi. “Hamile kalmış Liray ben duymadan bilmeden, Arif’ten hem de. Ben varken bir de. Ben Arif’le evliyken, Nevin daha 2 yaşına yeni girmesine rağnen yapmış bunu. Leyla koyacakmış kızının adını, koysun Arif bey, ama ben de Leyla’nın hayatının içine edeceğim. Senin benim yeğenime yaptığın gibi.“ Liray dediği kişi Zarya’ydı. Arif dediği kişi adından belli babamdı, ama bu olay da bana çok ağardı. Annemin yeğeni kimdi ki? Merih diğer fotoğrafı incelerken arkasını çevirdi. “Buna bakman gerek.“ dedi sakin bir sesle. Önce fotkğrafı inceledim iki genç kadın elinde iki bebek, biri annem, diğeri, tanıdıktı ama çıkaramıyordum. Arkasını çevirdiğimde yazı, “İnci ilk çocuğu Merih’i doğurdu, ben de Nevin’imi. Ama ikimizin kocasının da yüzümüze baktığı yok. Tek dertleri paraydı.“Başka bir fotoğrafa geçtim. “İnci’yi öldürdü o şerefsiz herif, benim tek sırdaşımı, küçücüktü onun oğlu, bakamamda ona ki? İzin vermez Arif.“ diğer bir fotoğrafta da “Leyla öldü bugün, tıpkı, İnci’me olan gibi. O yaptı bunu, biliyorum. Bilmem okur musun bu notu, ama dokunma Nevin ve Merih’e olur mu?“ diyordu. Kimdi bunu yapan? Merih’in elimdeki fotoğrafta da bir evlilik fotoğrafı vardı, bu kadın, annemin İnci’m dediği kişiydi. Merih onun annesi olduğunu söyledi. Ve bu fotoğraftaki kişinin annesini öldüren kişi olmadığını. Hiç görmemişti o yüzü. Annesinin karnı şişti Merih’in. Bir sonraki fotoğraf, bıçak vardı Merih’in annesinin karnında kim yapmış bilinmiyordu. Anlaşılan Merih’in de canından bir can gitmişti. Fotoğraflar hep bu şekildeydi. Biri gider, biri kalır. Merih notunu açtı, notu sesli bir şekilde okudu. “Ne mi bunlar? Açıklıyorum, Merih, senin annen, Nevin’in annesinin kan bağı olmadan olan kardeşi gibi gördüğü arkadaşı. Ve her bu dokuz eylül gecesi yapılan olaylara sebep olan kişiymiş gibi gözüken insan, benim, Leyla.“ buradan sonrasını ben okumuştum. “He bir de İnci teyzem. Bizi hiç aramayın, biz kimsenin ulaşamayacağı bir yerdeyiz. Şimdiyse bize ulaşmanız için anneme yani Liray’a ulaşmanız lazım. Pardon siz onu Zarya olarak biliyorsunuz, o da siz bu notu okurken yeni bir sayfa açmıştı kendine toz, toprak sarsıntı ne sanıyorsunuz başka. Biz intihar etmiyoruz bu arada anladık ne olacağını. Bunları yapanlar da Gülistan ve Yaman. Tanırsınız siz onları. Onlar da liseli falan değil haberiniz olsun. Size neden mi not yazıyoruz? Hayatınıza devam edin, yaşamayı, hayattan zevk almayı öğrenin. Ama acımayın kendinize bizim gibi. Karşı çıkın zorbalara bizim için. Nevin, annen kötü bir şey yapmadı onu çok sev tamam mı babanı da sev. Onların bir suçu yok. Siz sadece yaşamaya bakın ve kutunun içine tüm notları koyarak yakın. Ama önce kutunun en altında annene ve babana birer mektup yazmıştım. Bir de sana yazdım, oku o notu aonra annemlere bir bahaneyle ver sen iyisin bu konuda. (İnci teyze sana da not bıraktı enişte.) Hoşçakalın, benim yarım bıraktığım bir işim vardı.“ Merih ile birbirimize baktık. Gözlerimizden sessiz göz yaşları süzüldü. Çok ağladık sarılarak, ama sesimiz çıkmadı hiç. Ben yaşamak istiyordum Merih’le, doya doya eğlenircesine. Öyle de yaptım. 12. sınıfa geçerken, üniversite sınavına hazırlanırken, hep yanımdaydı. Öyle iyi hissettiriyordu ki yaşayası geliyordu insanın. Ve şimdi üniversiteyi bitirdim. Kırmızı elbisem ile lüks bir restorantta Merih’in diz çöküp çıkardığı yüzükle bakışıyordum. “Benimle,“ dedi. “Yeni bir sonsuzluk yolculuğuna var mısın?“ şoka uğramıştım. Bir kaç saniye donduktan sonra “Seninle,“ dedim sakince “Asla sensiz yapamam ki.“ diye bağırmıştım. Merih yüzüğü parmağıma takıp beni kucaklayıp döndürürken o kadar mutluydum ki. Bir masada beyaz elbise içinde yanımda Merih ve siyah takım elbisesiyle Nikah memurunun sözünün bitmesini bekliyorum. Merih’e sordu ilk başta. “Sonsuza dek!“ diye bağırmıştı Merih. Söz bana geldiğinde “O sonsuzluk asla bitmeyecek!“ diye bağırdım bende. Bu hikaye de sadece ben ve Merih mutlu değildi. Ayça bekar ve havalı bir şekilde istediği işi yapıyor. Haluk kafasına göre sevgilisiyle takılıyor. Gülistan ve Yaman cezasını çekiyor. Baran ve Hazal’sa çok değiştiler. Şöyle söyleyeyim, Hazal şu an 3 aylık hamile ve herkese yardımcı olmaya çalışıyor. Annem de mutlu, babamsa tekrardan şiir yazmaya başladı. Bir video çekmeye başladım.
“Gelecekteki çocuğuma bir video bırakıyorum .“ dedim.
“Çocuklarımıza, sadece bir çocuğumuz olacak değil.“ diye düzeltti beni Merih. Videoda yaşadıklarımı ve nasıl bu duruma geldiğimi anlattım. Tabii ara sıra Merih’te kadraja girdi ve romantik bir kaç söz söyledi
“Ama biz yazarlara işlemez bu, hele babamız şair olunca hiç ama hiç işlemez.“dediğimde gülüyordu. Yanıma yaklaşıp “Buu da mı işlemiyor?“ diyerek yanağıma ve dudağıma bir öpücük bıraktı. “Bak bu bir tık işledi.“ dediğimde gülmeye başlamıştım. Her gün böyle şeyler yaşamak mükemmeldi hem de bu kadar özel birisiyle, Merih’le...

Son

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18