26. bölüm · Onu Öldürmeliydim, Ama…

26. Bölüm

Zeynep Demirci

O yaşıyordu! Hâlâ inanamıyordum ama yaşıyordu, kurtulmuştu. Birkaç saat sonra doktor tekrar yanımıza geldi; uyandığını ve görebileceğimizi söyledi. Ben hemen öne atıldım:
— Ben görmek istiyorum, dedim.
Doktor yanındaki hemşireye bakıp:
— Derin Hanım’ı hazırlayalım, dedi.
Hemen kızı takip ettim. Bir önlük, bir de bone verdi; hepsini giydim ve içeri geçtim. Beni görünce hemen kafasını kaldırdı. Hemen yanına koştum.
— Beni çok korkuttun, çok korktum Amelia, dedim.
Ağlamaya başladı. Bende de çok korku vardı; sanki bir daha gözlerimi açamayacaktım, sanki bağlantım kopmuştu, bu dünyada değil gibiydim. Derin bir nefes aldı ama şimdi buradasın, bak yanımdasın.
— Evet, dedi.
Ona sarılıp:
— Korkma, dedim. Ben hep yanındayım.
İç çekip bana baktı. Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
— Adrian nasıl? O da arabadaydı, iyi mi? dedi.
— İyi, dedim. Dışarıda, ben çıkayım o girsin.
— Tamam, dedi.
Arkaya doğru dönüp odadan çıktım ve kapının önünde duran ikiliyle göz göze geldim. Adriana dönüp:
— Seni görmek istiyor, dedim.
Hemen kafasını salladı. Bense üstümdekileri çıkartıp çöpe attım, sonra Karan’ın yanına gittim. Koltukta oturmuş, öylece boşluğa bakıyordu. Bir eli sandalyenin üstündeydi. Gidip yanına oturdum ve elini tuttum. Bu hareketimi beklemiyormuş gibi hemen bana baktı. O bana bakınca ben de bakışlarımı ona çevirdim ve gülümsedim. O da aynısını yaptı. Arkama yaslanıp başımı yine tavana kaldırdım, o da aynısını yaptı ama elimi hiç bırakmıyordu. Bu tutuşu bana huzur veriyordu. Hiç konuşmadan yarım saat kadar oturduktan sonra ayağa kalktı; hâlâ elimi bırakmıyordu. O ayağa kalkınca ben de ayağa kalktım. Elimi daha sıkı tutup beni arkasından götürüyordu.
— Karan, dedim, nereye gidiyoruz?
Yine "nereye gidiyorduk" diye sormuştum. Arabanın önüne gelince yanıma geldi ve yüzümü ellerinin arasına aldı.
— Korkma, dedi. Bu sefer seni bırakmayacağım, şimdi bin lütfen.
Derin bir nefes alıp hiçbir şey demeden arabaya geçtim. Yaklaşık on dakikalık bir yolculuktan sonra iki katlı bir evin önüne geldik. Burası da neresiydi?
— Derin, dedi arkamdan. Kapıdayım.
Derin bir nefes alıp kapıyı açtım. İçeride gördüğüm kişiyle geri çıkmak istedim. Babam beni görünce ayağa kalkıp yanıma geldi ve bana sarılmak için bir adım attı ama ben birkaç adım geri gittim.
— Derin, dedi.
— Sus! dedim.
Gözünden yaşlar akıyordu.
— Kızım... dedi bana.
— Kızım deme! dedim. Ben senin kızın olmadım ve olmayacağım.