24. bölüm · Onu Öldürmeliydim, Ama…

24. Bölüm

Zeynep Demirci

Eve gelmiştik. İçeri girince hemen odama geçtim ve üstümü değiştirdim; kıyafetleri makineye attım çünkü Amelia’ya geri verecektim. Kendime bir kahve yapıp balkona çıktım. Sanırım oda balkondaydı ama umursamadan kahvemden bir yudum aldım. Onu ne kadar affetmek istesem de bana yaşattığı şeyler aklıma gelince vazgeçiyordum.
Sonra bir anda bir telefon sesi geldi, Karan’ın sesiydi. Amelia iyi mi? Geliyorum.Hemen ayağa kalktım. “. Hemen içeri geçip bir şeyler giydim ve telefonumu alıp kapıya koştum. “Ben de geliyorum!” dedim. Karan, “Hayır,” dedi ama ben “Geliyorum!” diye üsteledim. Karan, “Bak,” dedi; “Sus, geliyorum,” dedim. Hemen arabaya binip hastaneye geçtik.
Biz hastaneye geldiğimizde ambulans yeni gelmişti. “Ne olmuş?” dedim. “Kaza yapmışlar,” dedi. “Adrian iyiymiş ama...” dedi ve derin bir nefes alıp ekledi: “Amelia’nın durumu kritikmiş.” Hemen arabadan inip Adriana’ya doğru koştum. Beni görünce hemen sarıldı, ben de ona sarıldım. “Korkma,” dedim, “İyi olacak, biliyorum; o güçlü, başaracak.”
Kafamı kaldırınca Adrian’ın bana dokunan ellerine bakıyordu. “Yuh ya, şimdi yapma bari!” der gibiydi. Tam bir adım atmıştı ki hemen geri çekildim. Ben çekilince Adriana’nın yanına gidip sarıldı. Bir kaç dakika sonra doktor yanımıza geldi: “Durumu hâlâ kritik, yani her an her şey olabilir. Elimizden geleni yapıyoruz,” dedi. Doktor gidince duvara tutundum ve yere çöktüm. Beynimde sözler yankılandı: “Durumu kritik, kendinizi hazırlayın.” Sonra Karan yanıma geldi, hemen ona sarıldım. “Korkma,” dedi, “Atlatacak.” Bir şey demedim, sadece ona sarıldım ve gözlerimi kapattım.
Sabaha karşı;
Doktor tekrar yanımıza geldi. Hemen ayağa kalktık. Derin bir nefes alıp bize baktı. “Üzgünüm,” dedi, “Hastayı kaybettik.” Beynimde tekrarlandı: Hastayı kaybettik, hastayı kaybettik... Amelia ölmüş müydü? Doktor gidince “Hayır,” dedim; “Hayır, Amelia ölmüş olamazdı, bu bir rüyaydı.” Ellerim titremeye başladı, ayaklarım bedenimi taşıyamıyordu. Duvara tutundum, arkaya yaslandım. Ağlamak onu geri getirmeyecekti, o gitmişti.
Derin bir nefes alıp dışarı çıktım ve bir bank bulup oturdum. Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım ve Türkçe bir şekilde “Neden?” dedim. En yakınım gitmişti. Gözlerimi kapatıp ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sonra Karan geldi yanıma. Ona doğru kaydım ve sarıldım, kokusunu iyice içime çektim. “O gitti,” dedim. “Evet,” dedi. Gözümden düşen tek damla gözyaşı beyaz tişörtüne düştü. Beni kaldırıp gözlerime baktı ve yaşlarımı sildi. O güzel gözlerinden sadece mutluluk yaşları aksın dedi ve alnımdan öptü. Sonra ona tekrar sarıldım.