11. bölüm / 11
ON İKİ KILIÇ LANETİ11.BÖLÜM: VEDA
Bölümler 11Şu an: 11.BÖLÜM: VEDA
- 1 1. Bolum: intikam yemini482 kelime
- 2 2. Bolum1.036 kelime
- 3 3. Bolum: GERÇEK GÜÇ935 kelime
- 4 4. Bölüm; BÜYÜK MAÇ1.095 kelime
- 5 5. Bölüm556 kelime
- 6 6. Bölüm ; Yüzleşme628 kelime
- 7 7. Bölüm: CEZA ODASI992 kelime
- 8 8 Bölüm : SORGU609 kelime
- 9 9.Bölüm; GERİ DÖNÜŞ; YAŞAMA AMACIM701 kelime
- 10 10. BÖLÜM; Karar779 kelime
- 11 11.BÖLÜM: VEDA1.047 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ön bahçeye vardığımda gördüğüm dörtlüye bir bir baktım. Susan, Clara, Axel ve Luther... Bunların bir araya gelmesi imkânsızdı. Kendi aralarında sakince konuşuyorlardı. Beni gören Clara ilk önce elini salladı, daha sonrasında bezden seyahat çantasını düzeltti. Hızlı adımlarla onlara doğru gittim. Nihayetinde yanlarına vardığımda,
“Ne oluyor burada?” diyebildim sadece.
“Sizi bekliyoruz,” dedi Clara. Son derece sakindi ve bu benim sinirimi bozmuştu.
“Sizi?” Ses tonum oldukça kaba çıkmıştı.
“Sen, Usta Hansel ve Bay Anderson.”
“Ne alaka?”
Hiçbir şeye anlam veremiyordum. Ve istemeden de olsa yüzümü buruşturmuştum.
“Birazdan anlarsın.”
Konuyu şimdilik kapattım çünkü Clara saçma şeyler söylüyordu. Sonunda gelen Usta geldiği gibi konuşmaya başladı.
“Çocuklar, eşyalarınız hazır mı?”
Artık birer savaşçıydık ama bu hoca hâlâ bize çocuklar diye hitap ediyordu!
“Evet,” dediler hep bir ağızdan.
Tanrı aşkına, burada ne oluyordu? Kaşlarım çatık, ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
“Senin, Billie,” dedi bu sefer.
“Ne için?”
Anlam veremiyordum.
“Yolculuğa çıkıyordun en son, yanlış mı hatırlıyorum?”
Dudağının bir kenarı yukarı kıvrılmıştı ve düpedüz benimle alay ediyordu.
“Anlamadım,” dedim.
“Sefer arkadaşların hazır, Billie. Yolculuğa tek başına çıkmayacaksın.”
“Sebep?”
Sert ve kararımdan emin görünmeye çalışıyordum. Bir adım yana adım attım ve tam karşısına geçtim. Bu zamana kadar bana hep bir baba gibi görünmüştü. Korumaya çalışıyordu, anlıyorum ama ben kendimi koruyabilirdim. Artık bir savaşçıydım ve eğer intikam almak istiyorsam böyle seyahatlerle kendimi geliştirirdim.
“Ölürsün, Billie. Bunu göze alamam.”
“Böyle bir şey istemedim ve bunlar benimle gelmiyor.”
İnatla birbirimize karşılık veriyorduk.
“Bu okula geri dönmek istiyorsan hep beraber gidip geleceksiniz.”
Aynı inatla, hiç beklemeden cevap verdi.
Bıkkın bir nefes alıp verdim.
“Ustam, böyle daha çok tehlikeye gireriz.”
“Daha hiçbir şey bilmiyorsun. Eğitimin bile tamamlanmadı. Hep beraber gidip geleceksiniz, konu kapandı,” dediği gibi oldu. Konu kapandı. Kararını vermişti zaten. Elimden gelen tek şeyi yapıp kabul ettim.
Sesiyle varlığını yeni anladığım Bay Anderson sanırım yeni gelmişti.
“Ne oluyor burada?”
Ona döndüğümde kaşlarını çatmış bir şekilde bizi izliyordu. Umursamadım çünkü en az onun kadar anlamaz ve sinirliydim.
“Çantamı almaya gidiyorum,” dedim.
“Ben de geliyorum.”
Konuşan Bay Anderson'du. Hemen sonrasında gelen ayak sesleriyle peşime düştüğünü anlamıştım.
Arkamdan konuşan Bay Anderson,
“Çok inatçısın,” dedi.
Ayaklarım durdu ve önüme bakarken yanıma yetişmesini bekledim.
“Ne?”
Tek bir kelime ama sanki küfür etmişim etkisi yaratıyordu.
“Fazlasıyla dikleniyorsun.”
Bana diyene de bakın.
“Sen sanki farklısın.”
Küçümseyici bir bakış kuşanıp ona döndüm. O ise dik dik bana bakıyordu.
Soğuk adam, sanki canavar gibi kalbi vardı. Okulda birçok kızla yattığını biliyordum. Onun mavi gözlerine ve çukur gibi olan gamzelerine kanıyorlardı. Tabii ben hariç. Bu okulun en bulaşılmaz kızıydım. Tek ben değil, diğer sınıf arkadaşlarım da aynısıydı. Hepsi profesyonel hazırlanmış savaşçılardı. Kadın gücünü en çok bizim sınıfta hissederdiniz.
Ama şimdi yıllarımın geçmiş olduğu bu okula veda etmek zorundaydım. Kim için mi? Yaşadığından bile emin olamadığım kız kardeşim için hem de. Bu savaşa bir tek ben gitmiyordum, okul arkadaşlarımı da götürüyordum. Başlarına gelecek en küçük olayda bile asla kendimi affedemezdim.
Çantamı aldıktan sonra aşağı indim. Beni gören Usta Hansel konuşmaya başladı. Sözleri öyle dikti ki...
“Bugün okul lideriniz ve bazı okul arkadaşlarınız, sizin iyiliğiniz için bir seyahate çıkacaklar. Oldukça zorlu bir görev olacak onlar için. Bu seyahatte dönememe gibi bir ihtimalleri var. Sizleri veda etmeniz için çağırdım. Siz bu arkadaşlarınızı son kez görüyormuş gibi veda edin.”
Çok akıcı ve gür konuşmuştu. İster istemez kendimle gurur duydum.
Herkes bir bir gelip özür ve müteşekkirlerini dile getirdiler. En sonunda ustaların her biriyle vedalaştım. Usta Hansel'e geldiğinde gırtlağımda dolaşan o acıyı hissettim. Yutkunmama izin vermemişti.
İki kocaman adımla Usta Hansel'in yanına vardığımda ellerimi boynuna doladım ve vücutlarımızı birbirine kenetledim. Dudaklarımı büyük kulaklarına getirdiğimde durdum. Burnumdan büyük bir nefes aldıktan sonra sessizce, sadece ikimizin duyabileceği şekilde konuştum.
“Teşekkür ederim. Bana aile ve baba olduğun için, bunca zaman bana sahip çıktığın için.”
Gözlerimden düşen bir damla yaş boynuna düştü. Yutkunma sesi geldiğinde ne kadar zorlandığını anlayabiliyordum. Boğazım düğümlenmişti. Ustanın da benden bir farkının olmadığını seçebiliyordum. Tabii ki de...
Boynuna kenetlediğim ellerimi çözünce gözlerine baktım. Dolmuştu.
“Duygusal ihtiyar,” diye geçirdim içimden.
Benim için gerçek bir babaydı.
“Geri gel, yaramaz kızım. Babana geri dön,” dedi.
Konuşmakta zorlanıyordu. Burnunu çekti ve arkasına döndü. Okulun girişine adımladı. Sonra diğer ustalar da onu takip etti. En son okulun öğrencileri de okula doğru gitmeye başladıklarında gözümden düşen iki damla yaşı kimse görmemişti.
Kızların da benden bir farkı yoktu. Clara'nın dudaklarından kaçan küçük bir inlemeyle göz yaşlarının sel olduğunu anlamıştım.
🌜❄️🌑
Yazarın anlatımıyla:
O gün okuldan çıktıklarında hepsinin aklında tek bir soru vardı. On İki Kılıç'ın savaşçısı kim olacaktı? Gidenler, dönüşü olmayacağı bu yolda geri dönüp savaşçı seçilebilecekler miydi?
Herkes kendi atına binmişti. Bu okuldaki eğitim hayatları boyunca kullandıkları o atlara... İnsanlardan akıllı olan o atlarla, aralarında oluşan o hisle yola koyulmuşlardı.
Her bir sokaktan geçerken onları uğurlayan o kasaba halkına baktılar. Bir baba, Billie'yi kızına göstererek,
“Bak kızım, bizi kurtaracaklar,” demişti.
Oysaki Billie oraya kız kardeşini bulmaya gidiyordu. Usta Elizabeth'in kolpa attığını anlamıştı Billie. Kaşları çatık olan Billie, hiçbir kasabalıyla göz göze gelmek istemiyordu. İçine binen suçlulukla yine halkı kandırdıklarını anlamıştı.
Jin'i bir kafese koymuşlardı. Onlara göre bunlar bir emniyetti. Elizabeth güvenmemişti. Krallıktan istemişti. Kral, elinde kalan savaşçılara öyle bağlıydı ki onu ve krallığını kurtaracaklarına inanıyorlardı. Bunun üzerine hemen göndermiş, aynı zamanda yolda sıkıntı çekmemek için yiyecek ve giysiler de göndermişti.
Billie'nin ise inandığı tek şey büyü kitabıydı. İblislere karşı bir tek böyle bir çözümü vardı. Kendini ve arkadaşlarını koruyacağına inanıyordu.
Bütün kasaba yollara dökülmüş, geçen bu savaşçıları alkışlarla, tezahüratlarla uğurluyordu. Krallığın askerleri bile onları uğurlamaya gelmişti. Bunu yapan krallıktı. Kendisi gelme tenezzülünde bulunmamış ve asker göndermişti.
Jin ise oldukça emindi aldığı karardan. Kesinlikle Billie'yle yardım edecekti. Pişmandı yaptıklarından dolayı. Kendi insanının ölümüne sebep olmuştu. Ruhunu iblise satmıştı o da diğer cadılar gibi. Belki de bu, onun eski hayatına dönebilmek için bir şansıydı.
Etrafındaki insanların onunla aynı düşüncede olmadığı yüzlerinden belliydi. Uzun, kararmış tırnakları, çürümüş dişleri, uzun burnu ile korkunç görünüyordu. Sonuçta o, ruhunu iblise satmıştı.
Asıl amaçları On İki Kılıç değildi. Yaşadıkları yeri keşfetmekti.
Billie, içinden ettiği dualarla ölüsünü bile istiyordu. Vücudundan kalan bir şey bile onun için değerliydi...
Herkese merhaba arkadaşlar. Ya bu bölümü yazarken 1000 kelimeyi geçsin istemedim ama keşke devamınıda yazabilsem diye düşündüm . Çünkü bu platformdakiler öyld çok okumuyor bildiğiniz gibi malesef🥲
Neyse yani kısaca çok sevdim ben diğer bölümlerde biraz yaklaştıracağım karakterleri bu hikayeyi yazarken ayrı bir mutlu oluyorum. Hepiniz çok seviyorum o kalp tuşuna bir kalbinizi bırakın. Düşüncelerinizi merak ediyorum. Hepinizi bol bol öpüyor ve saygıyla huzurlarınızdan çekiliyorum💋❤️🔥💘
Yazım yanlışlarımdan dolayı özür diliyorumm hepinizi öptümmm💋💗
Bölüm etkileşimi
