6. bölüm · ON İKİ KILIÇ LANETİ
6. Bölüm ; Yüzleşme
Hayatın kuralı nedir bilir misiniz? Acımasız olmak, kimseye acımamak...
Arka bahçeye kaçan kaltağı arıyordum. İlk önce köpek kulübesine bakmıştım, sonra okulun kendine ait olan tarlasına, şimdi de umudumu kesip okula geri dönüyorum. Gözüm hâlâ etrafta onu arıyordu. Son olarak bir daha arkama döndüm, bir umut... Önüme döndüğümde Bay Andreson ve yanında siyah saçlı bir kaltak gördüm. Bunu sevinciyle dudaklarım iki yana kıvrıldı. Koşar adımlarla yanına gittim.
“Bunu mu arıyorsun?” dedi sanki onu aradığımı bilmiyormuş gibi.
Kafamı salladım.
“Onu nerede buldun?” dedim heyecanla. O ise bir adım yaklaşarak ta dibime girdi ve can alıcı konuşmayı yaptı.
“O kadar beceriksizsin ki bunu bile yakalayamadın,” dedi ve devam etti:
“Bunu yakalayamasaydım neler olurdu, biliyor musun?” dedi arsızca. Oysa onu ben görüp peşinden koşmuştum.
“Evet, farkındayım ama unutma, benim sayemde sen yakaladın,” dedim ve devam ettim:
“Ve tam 1 saat önce seni tüm okulun önünde kılıcımın gazabına uğrattım,” dedim cesurca.
Sustu. Bir adım geriye gitti, aramızdaki mesafe azaldı. Sonra bir adım daha ve sonra bir adım daha... İblisin yanına gitmişti. Konuyu kapatmak istercesine:
“Bunu ne yapacağız?” dedi.
Hiç düşünmeden cevap verdim:
“Usta Hansel'in odasına götüreceğiz,” dedim çünkü düşünseydim yaptığımızın yanlış olduğu kanısına varırdım.
Bay Andreson sağ koluna, ben sol koluna girdim. Cadıyı sürükleyerek 2. kata çıktık. Kapının önüne geldiğimizde durdum ve boşta kalan elimle kapıyı üç kere tıklattım. Ses gelmedi, demek ki içeride kimse yoktu. Kapıyı açtım, içeri girdik. Kapının önündeki masada kadehler ve şaraplar vardı. Bay Andreson'a döndüm.
“Belli oldu şimdi kime götürdüğün,” dedi mırıldanırcasına ama ben duydum. Tek derdi cidden bu muydu?
Kapıyı kilitledim, masanın önündeki ahşaptan sandalyeyi çekip cadıyı oturttum.
“İp var mı?” diye bir soru sordu.
“Hayır, yani sanmam,” dedim.
“O zaman biz bunu buraya niye getirdik?” dedi Bay Andreson her zamanki bilmişliğiyle.
“Nereye götürelim, sanki götürebileceğimiz bir yer var,” dedim sabırsızca. Devam ettirdim:
“En azından Usta Hansel bize yardımcı olabilir,” dedim. Bunu söylerken ona döndüm çünkü bundan ben de emin değildim.
“Pekâlâ, o zaman ben gidip çağırıyorum,” dedi. Ben cevap vermeden çıkıp gitti. Onu nerede bulabileceğini söyleyecektim ben oysa, umursamadım.
“Seni bu sefer yakaladım,” dedim mırıldanarak.
En başında demiştim ya, hayat çok acımasız. Gerçekten öyle. Şimdi bunu yine benim karşıma getirdi. Oysa ben daha gidişine alışamamışken şimdi gelişiyle karşı karşıyayım.
Düşüncelerden bir süre uzaklaşmak zorundaydım. En azından bu pislik karşımdayken.
Sadece ona baktım. Hiçbir şey düşünmeden dik dik ona baktım.
Uzun bir sürenin ardından Usta Hansel'in koridordan gelen sesiyle gözlerimi üzerinden çektim. Gittikçe yaklaşan sesle içeri girdi. Bay Andreson da onun peşinden girdi.
“İşte bahsettiğim sıkıntı,” dedi.
“Bunun burada ne işi var?” dedi usta.
Cevap vermek için dudaklarımı araladım, konuşmaya başladım.
“Gösteri esnasında bizi izliyordu ama ne için burada olduğu hakkında bir fikrim yok,” dedim sanki duygusuzca.
Usta Hansel, yaşadığı şokla kafasını salladı. Diğer tarafta olan pencereye doğru yol aldı ve perdeyi örttü. Kapıyı kilitledi ve konuşmaya başladı.
“Nasıl yakaladın?”
Bu soruyu bana sormuştu.
“Sizden izin istediğim vakit bunu gördüm ve peşinden koşmaya başladım. Arka bahçeye kadar ama sonra kaybettim. Döndüm, geri Bay Andreson yakalamıştı. Sonra buraya getirdik,” dedim tek nefeste. Bunu kendimi açıklamak istediğimde yapıyordum.
Andreson kafasını salladı doğrulamak maksadıyla.
“Şehre mi inmişler, usta?” dedi Bay Andreson.
“Sanmam. Aç olduğu için ya da ilgisini çeken bir şey vardır. Öyle kolay kolay insan için çıkmazlar,” dedi. Sonra devam ettirdi:
“Uyandın, sorguya çekelim,” dedi.
Kafamı dolaba yaslamış bir şekilde karşımdaki pisliği izliyordum.
“Bunu onlara söylemeliyiz,” dedim iç sesimle konuşarak. Karar verdim, bahsedecektim.
“Onu tanıyorum,” dedim düz bir ses tonuyla.
“Nasıl tanıyorsun?” dedi. Bunu soran Andreson'du.
Yutkundum. Gözümü kapattım. Bunu kendimi toparlamak için yapmıştım. Sonra cevap vermek için tekrar açtım ve onlara döndüm.
“Arya'yı kaçıran cadılardan biri,” dedim bunu ustaya.
Usta anladı ama Andreson anlamamıştı.
Evet arkadaşlar bu bölümü burada bitiriyorum. ❤️ Yazım yanlışlarımdan ve noktalama işaretlerinden dolayı herkesten özür diliyorum.🥹 Eleştirileriniz benim için çok önemli.🥹 Okuyan herkese minetarım. Hepinizi bol bol öpüyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere 👏🏻👏🏻❤️
