6. bölüm · "Ölülerin İsimleri"

5. BÖLÜM

Panik Yok

ZİFİRİ KARANLIKTA BİR NEFES
Kapı kolunun metalik gıcırtısı, mahzenin soğuk havasında yankılandı. Kalbim göğüs kafesimi patlatırcasına vururken sırtımı soğuk, nemli duvara daha da bastırdım. El fenerini göğsüme doğru bastırmış, nefesimi tutmuştum. Zifiri karanlığın içinde tek duyulan şey, kendi kanımın kulaklarımdaki uğultusuydu.
Merdivenlerin başındaki gölge kapıyı ağır ağır araladı. Ahşap gıcırtısı durduğunda, yukarıdan zayıf bir ışık sızdı.
"Leyla..."
Gelen ses Muhtar Vedat’ın tok sesine benzemiyordu. Daha genç, daha pürüzlü ve içinde tarif edilemez bir telaş barındıran yabancı bir sesti bu.
"Orada olduğunu biliyorum. O kilitli kapıyı açtığını biliyorum."
Cevap vermedim. İki elimle günlüğü göğsüme bastırıp gözlerimi karanlığa alışması için zorladım. İlk basamağa basılan ayak sesini duydum. Tahtanın feryat eden gıcırtısı mahzeni doldurdu. Sonra bir basamak daha...
"Sana zarar vermeyeceğim," dedi ses, merdivenleri yavaşça inerken. "Ama o defteri okuduysan Vedat’ın seni bulmasına izin veremezsin. Buraya dönmemeliydin Leyla. Sana git dediklerinde gerçekten gitmeliydin."
Adam mahzenin zeminine indiğinde fenerinin sarı ışığı duvarları taramaya başladı. Işık hüzmesi tam oturduğum köşeye, üzerime doğrultulduğunda gözlerimi kısmak zorunda kaldım.
Işığın arkasındaki karaltı bana doğru bir adım attı. Yüzü yavaşça aydınlandı. Şakaklarına erken kırlar düşmüş, keskin yüz hatlarına sahip genç bir adamdı bu. Gözlerinde ne nefret ne de düşmanlık vardı; sadece derin bir çaresizlik görünüyordu.
"Sen... kimsin?" diye fısıldayabildim. Sesim boğazımda kuruyup gitmişti.
Gülümsemeye çalıştı ama dudakları titredi. "On iki yıl önce seni bu evden kendi ellerimle çıkaran adamım," dedi. "Ve o gece Muhtar Vedat'ın senden neyi çaldığını bilen tek kişiyim."
Cebinden küçük, gümüş bir madalyon çıkardı ve bana doğru uzattı. Madalyonun kapağı açıktı. İçinde iki küçük fotoğraf vardı: Biri genç bir adama, diğeri ise fırındaki fotoğraftakinin birebir aynısı olan bana aitti.
"Benim adım Demir," dedi gözlerimin içine bakarak. "Ve sen on iki yıl önce hafızanı kaybetmedin Leyla. Onu senden zorla aldılar."