8. bölüm · Okuldaki Ölmeyen Ölü

Konum

İpek Ö

O gece neredeyse hiç uyuyamadım.
Telefonumdaki konuma tekrar tekrar baktım.
Gitmeli miydim?
Ya bu bir tuzaksa?
Ama ya cevaplar oradaysa?
Sabah okula gittiğimde aklım hâlâ o mesajdaydı.
Ders boyunca tek bir kelime bile dinleyemedim.
Öğle arasında Suden yanıma geldi.
“Bir şey mi oldu?”
“Yok.”
“Buğlem, seni tanıyorum. Bir şey olmuş.”
Tam cevap verecekken Berk yanımıza geldi.
İkimiz de sustuk.
Berk birkaç saniye bana baktı.
Sonra cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.
“Bunu dolabında buldum.”
Şaşkınlıkla kâğıdı aldım.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
“Saat 18.00’de yalnız gel.”
Kanım çekildi.
Bu, dün gece gelen mesajdaki saatle aynıydı.
“Bu nereden çıktı?” diye sordum.
Berk başını salladı.
“Bilmiyorum.”
Ama yüzündeki ifade başka bir şey söylüyordu.
Sanki o da korkmuştu.
Saatler geçmek bilmedi.
Sonunda okul çıkışı geldi.
Konuma gitmeye karar verdim.
Kimseye haber vermeden okuldan ayrıldım.
Ama benim bilmediğim bir şey vardı.
Berk beni takip ediyordu.
Konum, şehrin eski taraflarında terk edilmiş bir binayı gösteriyordu.
Kapının önüne geldiğimde kalbim deli gibi atıyordu.
İçeri girdim.
Her yer sessizdi.
Tam geri dönecektim ki yerde bir kutu gördüm.
Kutunun üzerinde adım yazıyordu.
BUĞLEM
Titreyen ellerimle kapağını açtım.
İçinde eski bir kolye vardı.
Ve bir fotoğraf.
Fotoğrafı görünce nefesim kesildi.
Çünkü fotoğrafta ben vardım.
Ama yanımdaki kişinin yüzü siyah kalemle karalanmıştı.
Fotoğrafın arkasında ise şu yazıyordu:
“Sana bunu yapan kişi sandığından daha yakın.”
Tam o sırada arkamdan bir ayak sesi duydum.
Ve yavaşça döndüm…