17. bölüm · Okuldaki Ölmeyen Ölü

Gerçek Sandığım Yalan

İpek Ö

O gün Berk’i okulda bulamadım.
Sanki özellikle benden kaçıyordu.
Bu artık tesadüf gibi gelmiyordu.
Melih yanımda yürürken fark ettim.
“Berk yine yok mu?” dedi.
Başımı salladım.
“Yine kayboldu.”
Melih bir şey demedi.
Ama yüzü ciddileşti.
Tam o sırada Elif Sude koridorun sonunda göründü.
Yanında Yıldız vardı.
Beni görünce ikisi de sustu.
Ama Elif Sude’nin bakışı farklıydı.
Bu kez alay yoktu.
Bu kez… tedirginlik vardı.
Onların yanına gittim.
“Bir şey soracağım.”
Elif Sude gözlerini kaçırdı.
“Ne?”
Derin bir nefes aldım.
“Berk’le aranda ne vardı?”
Bir an sessizlik oldu.
Yıldız bile konuşmadı.
Sonra Elif Sude güldü.
Ama bu sahte bir gülüştü.
“Hiçbir şey.”
“Yalan söylüyorsun.”
Yüzü sertleşti.
“Sen ne biliyorsun ki?”
Tam o sırada Melih araya girdi.
“Bırakın artık.”
Elif Sude ona baktı.
“Sen karışma.”
Ama Melih geri adım atmadı.
“Gerçeği söyle.”
Elif Sude bir an sustu.
Sonra yüzü değişti.
Sanki yıllardır tuttuğu bir şey patlamak üzereydi.
“Berk benimle hiç birlikte olmadı.”
Donup kaldım.
“Ney?”
Gözlerini bana dikti.
“O gün gördüğünüz şey… planlı değildi.”
Kalbim hızlandı.
“Ne planı?”
Elif Sude derin bir nefes aldı.
Ve ilk kez sesi titredi.
“Berk’i kıskandırmak istedim.”
O an dünya bir an durdu.
“Ne?” dedim fısıldayarak.
“Buğlem… Berk seni seviyordu.”
Bu cümle beynimde yankılandı.
Melih sessizdi.
Elif Sude devam etti.
“Ona yaklaşmadım bile.”
“Ben sadece… seni uzaklaştırmak istedim.”
Bir adım geri çekildim.
“Yani… Berk’le hiçbir şey yaşamadınız?”
Elif Sude başını salladı.
“Hayır.”
O an içimde bir şey kırıldı.
Ama ne olduğunu anlayamadım.
Tam o sırada arkadan bir ses geldi.
“Bitti mi?”
Berk.
Hepimiz döndük.
Yüzü bembeyazdı.
Ama gözleri Elif Sude’ye değil…
Bana bakıyordu.
“Berk…” dedim.
Ama o bir adım geri çekildi.
“Her şeyi yanlış anlamışsınız.”
Sesinde ilk kez kırgınlık vardı.
Elif Sude yere baktı.
“Ben sadece…”
Ama Berk sözünü kesti.
“Sus.”
Sessizlik oldu.
Sonra Berk bana baktı.
“Ben sana zarar vermedim Buğlem.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Ama sen bana inanmadın.”
O an boğazım düğümlendi.
Çünkü haklıydı.
Berk arkasını döndü.
Yürümeye başladı.
Ama gitmeden önce son bir şey söyledi:
“Gerçekler sandığından daha ağır, Buğlem.”
Ve ilk kez fark ettim:
Ben sadece gömülmemiştim.
Ben… yanlış hikâyenin içine gömülmüştüm.