39. bölüm · NOKTA ATIŞI

YAYLA RÜZGARI

Luna phoenix

BARLAS AKIN

Soğuk...

Yaylanın gecesi bir anda ayaz kesmişti.

Üşüyerek gözlerimi araladım.

Cam açıktı.

Rüzgâr perdeleri hafifçe savuruyordu.

Üzerimdeki örtüyü çekmek için kıpırdandığım anda...

Bir şeyin beni tuttuğunu fark ettim.

Kaşlarımı çatıp aşağı baktım.

...

Nefesim bir an durdu.

Gümüş...

Uyurken farkında olmadan yanıma iyice sokulmuştu.

Başı göğsümün üzerindeydi.

Bir eli de istemsizce belime dolanmıştı.

Derin derin uyuyordu.

Ben ise taş kesildim.

"Allah..."

diye fısıldadım.

"Şimdi ne yapacağım ben?"

Kımıldasam uyanacak.

Uyandırırsam sabaha kadar benimle uğraşacak.

Olduğum yerde kıpırdamadan kaldım.

İlk defa...

Kalbimin bu kadar hızlı attığını hissediyordum.

Yavaşça başımı eğdim.

Yüzüne baktım.

Gündüz sürekli laf yetiştiren kadın...

Şu an çocuk gibi uyuyordu.

Saçlarının birkaç teli yanağına düşmüştü.

İçimden istemsizce geçirdim.

"Susunca..."

"Daha az sinir bozucuymuş."

Dudaklarım hafifçe kıvrıldı.

Üşümesin diye örtüyü biraz daha yukarı çektim.

Tam o sırada...

Gümüş uykusunda hafifçe mırıldandı.

Başını göğsüme biraz daha yasladı.

Ben ise gözlerimi tavana diktim.

"Gece gece..."

"Başımıza gelen işe bak."

Ama nedense...

Onu geri çekmeye de gönlüm el vermedi.

Ne kadar öyle kaldım...
Hiç bilmiyorum.
Dışarıda rüzgâr hâlâ uğulduyordu.

Çatının ahşapları hafif hafif gıcırdıyordu.

Göğsümün üzerinde düzenli nefes alıp veren Gümüş ise en ufak bir şeyin farkında değildi.

İstemsizce başımı eğdim.
Yüzüne baktım.
Gündüz...

Beni sürekli azarlayan...
"Ayı."
"Göt."
"Piç."

deyip duran kadın...
Şimdi çocuk gibi uyuyordu.
Saçlarının birkaç teli yüzüne düşmüştü.

İçimden...
"Bu hâlini görse kendisi utanır."
diye geçirdim.
Tam o sırada...

Gümüş uykusunda hafifçe kaşlarını çattı.
Sonra mırıldandı.
"...soğuk..."

Sesini zar zor duymuştum.
Haklıydı.
Yayla gecesi insanın iliklerine işliyordu.

Bir an tereddüt ettim.
Sonra usulca elimle saçının yüzüne düşen telini kenara ittim.
Uyanmadı.
Aksine...

Başını göğsüme biraz daha yasladı.
Kalbim bir anlığına tekledi.
"Yok artık..."
diye içimden geçirdim.

Ben MİT operasyonlarında bu kadar gerilmemiştim.
Şimdi ise...
Bir kadın uyanmasın diye nefes alışımı bile yavaşlatıyordum.
İstemsizce güldüm.

Hayat...
Gerçekten tuhaf bir şeydi.
Daha birkaç hafta önce birbirimizi tanımıyorduk.
Şimdi ise...

Aynı yatağın içinde, yaylanın ayazında, birbirimize sarılmış uyuyorduk.
Bunu bana biri söylese...
Güler geçerdim.

Gözlerimi tavana diktim.
Sabahı beklemekten başka çarem yoktu.
Çünkü kıpırdarsam...

Kesin uyanacaktı.
Ve o uyanırsa...
Önce bana bağıracak...

Sonra da yatağın neden bu hâlde olduğunu hatırlayıp bir daha bağıracaktı.

Bunu düşününce yine istemsizce sırıttım.
"Yakışıklı piç..."

diye fısıldadım, sadece kendimin duyacağı kadar.
"Onu tekrar söyleyeceksin..."

Dışarıda rüzgâr eserken...
İçeride ise, farkında olmadan başlayan sessiz bir yakınlık vardı.

-39. BÖLÜM SONU-