8. bölüm · NOKTA ATIŞI
BU KADIN KİMDİ?
BARLAS AKIN
Hastanenin yoğun bakım kapısındaki kırmızı ışık hâlâ yanıyordu.
Doktor kapıyı açıp dışarı çıktı.
Yüzündeki ifadeden iyi bir şey söylemeyeceği belliydi.
"Yakınlarından biri var mı?"
Deniz öne çıktı.
"Durumu nasıl?"
Doktor derin bir nefes aldı.
"Kafa travması ciddi."
"Vücudunda çok sayıda kırık var."
"Şimdilik hayati tehlikeyi atlatamadı."
Bir an durdu.
"Komaya girdi."
Koridor sessizliğe gömüldü.
Deniz ilk defa başını eğdi.
Ben ise yoğun bakımın kapısına baktım.
Aklımdan tek bir şey geçiyordu.
Bu kadın kimdi?
Hastaneden ayrılıp ofise geçtim.
Bilgisayarın başına oturdum.
İlk arattığım isim...
Gümüş Altınay.
Kimlik bilgileri çıktı.
Ehliyet.
İkamet.
Resmî kayıtlar...
Hepsi buydu.
Başka hiçbir şey yoktu.
Ne bir görev.
Ne bir operasyon.
Ne de geçmişine dair tek bir iz.
Ekrana uzun süre baktım.
"İmkânsız..."
Sıradan biri böyle dövüşemezdi.
Sıradan biri ilk kurşunu bu kadar soğukkanlı sıkamazdı.
Sıradan biri bana o kadar zor anlar yaşatamazdı.
Tekrar arattım.
Yine...
Hiçbir şey.
Sanki biri onun bütün geçmişini silmişti.
Koltuğa yaslandım.
"Sen aslında kimsin, Gümüş Altınay?"
Kimdi ve nasıl bu kadar izsiz?
DENİZ AKGÜN
Yoğun bakımın kapısına uzun süre baktım.
Doktorun söylediği iki kelime hâlâ kulağımda yankılanıyordu.
"Komaya girdi."
Derin bir nefes aldım.
Bunu planlamamıştım.
Gümüş'ün yaralanacağını biliyordum.
Ama bu kadar ağır...
Hayır.
Bu hesabın içinde yoktu.
Cebimden telefonu çıkarıp tek bir numarayı aradım.
"Durumu."
Karşı taraftan kısa bir cevap geldi.
"Stabil ama kritik."
"Gözünüzü ayırmayın."
Telefonu kapattım.
Koridorun camından yoğun bakım odasına baktım.
Makinelerin sesi dışında içeride hayat belirtisi yoktu.
"Kalk Gümüş..."
"Bana kızacaksan ayakta kız."
"Komadayken değil."
Başımı iki yana salladım.
Duygusallaşmanın zamanı değildi.
Çünkü oyun daha yeni başlıyordu.
Ve bu oyunun sonunda...
Ya hepimiz yaşayacaktık.
Ya da hiçbirimiz.
-8. BÖLÜM SONU-
