28. bölüm · NOKTA ATIŞI
SONRAKİ İSTİKAMET GİRESUN
GÜMÜŞ ALTINAY
Saat...
22.58
ORDU
Şehir tabelası önümden geçip gitti.
Direksiyonu biraz daha gevşek tuttum.
Yolun bir tarafında Karadeniz...
Diğer tarafında yemyeşil yamaçlar uzanıyordu.
Gece olmasına rağmen denizin kokusu camdan içeri doluyordu.
Elim yavaşça radyoya gitti.
Çıt.
Birkaç saniye cızırtı duyuldu.
Sonra...
Karadeniz ezgileri arabanın içini doldurdu.
Kemençenin sesiyle birlikte istemsizce gülümsedim.
Türküyü mırıldanmaya başladım.
"Çay elinden öteye gidelum yalli yalli gidelum yalli"
Barlas şaşkınlıkla bana baktı.
"Yol boyunca radyoyu açmadın."
"Ee."
"Şimdi neden?"
Gözümü yoldan ayırmadım.
"Çünkü burası benim evim"
Türkü devam ederken farkında bile olmadan ritme eşlik etmeye başladım.
"Sırtındaki sepetu ben olayım hamali ben olayım hamali ha"
Sesim çok yüksek değildi.
Sadece mırıldanıyordum.
Çocukluğumdan beri bildiğim bir ezgiydi.
Her virajında...
Her notasında...
Geçmişim vardı.
Barlas gözlerini benden ayırmıyordu.
"Şaşırdın mı?"
Bir an bana baktı.
"Biraz."
"Neye?"
"Türkü söylemene."
Hafifçe güldüm.
"Karadeniz geleneği."
"Bizim oralarda türkü bilmeyene ayıp derler."
Barlas başını iki yana salladı.
"Şu an seni ilk defa normal biri gibi görüyorum."
Kaşımı kaldırdım.
"Demek diğer zamanlarda normal değildim."
"Beni kaçıran kadın sendin."
"Doğru."
"Sonra bana yemek ısmarladın."
"Evet."
"Şimdi de türkü söylüyorsun."
Omuz silktim.
"Çok yönlü insanım."
İstemsizce güldü.
Ben de direksiyona ritim tutmaya devam ettim.
Ordu yavaş yavaş arkamızda kalıyordu.
Önümüzde ise...
Sadece bir şehir kalmıştı.
Giresun.
-28. BÖLÜM SONU-
