NEFRETTEN KALBE kitap kapağı

9. bölüm / 11

NEFRETTEN KALBE

7. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Lara's oydoğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 7. BÖLÜM

7. BÖLÜM — SAKLANAN İSİM
Savaş telefonu masanın üzerine bıraktı.
Dakikalardır Alya'nın Instagram hesabına bakıyordu.
Şahin karşısındaki koltukta oturmuş onu izliyordu.
“Abi…”
Savaş cevap vermedi.
“Abi, beş dakika önce ‘araştır’ dedin. Yarım saattir fotoğraflarına bakıyorsun.”
Savaş başını kaldırdı.
“Bir sorun mu var?”
“Yok.”
“Öyleyse sus.”
Şahin gülümseyerek ayağa kalktı.
“Tamam abi.”
Kapıya yöneldi.
Sonra durdu.
“Yalnız…”
Savaş kaşını kaldırdı.
“Ne?”
“Fotoğraflarını beğenmeye falan kalkma.”
Savaş'ın bakışları sertleşti.
“Şahin.”
“Tamam, tamam. Gidiyorum.”
Şahin çıkar çıkmaz Savaş telefonunu tekrar eline aldı.
Bir süre ekrana baktı.
Sonra telefonu kapattı.
“Saçmalıyorum.”
---
Alya ise üst kattaki odasında yatağının üzerine uzanmıştı.
Elinde telefonu vardı.
Zehra'dan mesaj gelmişti.
Zehra:
Yarın okula gitmeden önce görüşmemiz lazım.
Alya hemen yazdı.
Alya:
Bulduğun kayıtla mı ilgili?
Cevap birkaç saniye sonra geldi.
Zehra:
Evet.
Alya'nın içi yeniden sıkıştı.
Tam telefonu bırakacaktı ki kapı çalındı.
“Kim?”
“Ben.”
Savaş.
Alya gözlerini devirdi.
“Ne var, Savaş Bey?”
Kapının diğer tarafından Savaş'ın sesi geldi.
“Yine başladın.”
Alya gülümsedi.
“Alış artık.”
“Kapıyı aç.”
“Niye?”
“Konuşacağız.”
Alya kapıyı açtı.
Savaş karşısında duruyordu.
“Ne oldu?”
“Yarın Zehra'yla görüşeceksin.”
Alya şaşırdı.
“Bunu nereden biliyorsun?”
Savaş birkaç saniye sustu.
“Tesadüf.”
Alya gözlerini kıstı.
“Sen benim telefonumu mu karıştırdın?”
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Alya kollarını bağladı.
“Hiç inandırıcı değilsin.”
Savaş hafifçe başını yana eğdi.
“Sen de fazla meraklısın.”
“Senin yüzünden.”
“Benim yüzümden?”
“Evet.”
Alya kapıyı kapatacakken Savaş konuştu.
“Yarın seni ben götüreceğim.”
Alya hemen döndü.
“Gerek yok.”
“Gerek var.”
“Zehra'yla yalnız görüşebilirim.”
“Hayır.”
“Savaş Bey…”
Savaş'ın kaşı havaya kalktı.
Alya bilerek gülümsedi.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Sinirlendin mi?”
“Hayır.”
“Bence sinirlendin.”
Savaş başını iki yana salladı.
“İyi geceler, Alya.”
“İyi geceler, Savaş Bey.”
Savaş arkasını dönüp birkaç adım attı.
Sonra durdu.
“Alya.”
“Efendim?”
“Bunu özellikle yaptığını biliyorum.”
Alya gülümseyerek kapıyı kapattı.
“İyi geceler.”
Savaş koridorda birkaç saniye öylece kaldı.
Sonra kendi kendine söylendi.
“Bu kız…”
---
Ertesi sabah Alya erkenden uyandı.
Okula gitmek için hazırlandı.
Aşağı indiğinde Savaş çoktan salondaydı.
Alya onu görünce durdu.
“Sen burada mıydın?”
Savaş ona baktı.
“Burası benim evim.”
“Doğru.”
Alya çantasını aldı.
“Ben gidiyorum.”
“Ben de.”
“Senin gelmene gerek yok.”
“Ben öyle düşünmüyorum.”
Alya gözlerini devirdi.
“Tabii ki.”
Tam kapıya yönelmişlerdi ki Savaş'ın telefonu çaldı.
Savaş ekrana baktı.
Arayan Şahin'di.
“Alo?”
Şahin'in sesi ciddiydi.
“Abi, araştırmada bir şey buldum.”
Savaş'ın yüzü değişti.
“Ne?”
“Eski kayıtlardan bir isim çıktı.”
“Kim?”
Şahin birkaç saniye sustu.
“Bunu telefonda söylemeyeyim.”
Savaş'ın bakışları Alya'ya kaydı.
“Geliyorum.”
Telefonu kapattı.
Alya hemen sordu:
“Ne oldu?”
Savaş cevap vermedi.
Çünkü Şahin'in bulduğu isim, yıllardır kimsenin ağzına almadığı birine aitti.
Ve o isim…
Alya'nın annesinin geçmişindeki en büyük sırdı.