NEFRETTEN KALBE kitap kapağı

4. bölüm / 11

NEFRETTEN KALBE

2. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Lara's oydoğan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 2. BÖLÜM

Sabah gözlerimi açtığımda birkaç saniye nerede olduğumu anlayamadım.
Sonra dün gece yaşananlar aklıma geldi.
Beni satmışlardı.
Bir adama...
Savaş'a.
Yataktan kalkıp yüzümü yıkadım.
Tam odadan çıkacaktım ki Zehra'nın sesi geldi.
— Alya, kahvaltı hazır!
— Geliyorum!
Salona geçtiğimde Zehra masaya bir şeyler koyuyordu.
Bana baktı.
— İyi uyudun mu?
— Hayır.
— Tahmin etmiştim.
Sandalyeye oturdum.
— Savaş hakkında bir şey bulabildin mi?
Zehra'nın yüzü ciddileşti.
— Birkaç şey.
— Ne?
— Savaş'ın adını çok fazla yerde göremezsin. Ama onunla çalışan insanlar hakkında bazı bilgilere ulaştım.
— Yani?
— Tehlikeli biri.
Gözlerimi devirdim.
— Bunu dün de anlamıştım.
Tam o sırada kapının zili çaldı.
Zehra ayağa kalktı.
— Ben bakarım.
Kapıyı açtığında karşısında Şahin vardı.
— Günaydın.
Zehra kollarını bağladı.
— Ne istiyorsun?
Şahin gayet sakin bir şekilde:
— Abi sizi almaya gönderdi.
Bana baktı.
— Özellikle Alya'yı.
— Ben hiçbir yere gelmiyorum.
Şahin iç çekti.
— Bunu ona da söylemiştim.
Zehra kaşlarını çattı.
— Nereye götüreceksiniz?
— Abi'nin evine.
Başımı kaldırdım.
— Hayır.
Şahin gülümsedi.
— Bunu da tahmin etmiştim.
---
Yaklaşık yarım saat sonra kendimi Savaş'ın evinde buldum.
Kapıdan girer girmez onu gördüm.
Koltuğun üzerinde oturuyordu.
Beni görünce ayağa kalktı.
— Geldin.
— Mecbur kaldım.
Savaş'ın yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
— Bunun farkındayım.
Kollarımı bağladım.
— Neden buradayım?
Savaş birkaç saniye sustu.
Sonra oldukça ciddi bir ses tonuyla konuştu.
— Çünkü bundan sonra bazı kurallar olacak.
— Ben kural dinlemem.
— Dinleyeceksin.
— Hayır.
Savaş bana doğru bir adım attı.
— Alya.
Sesi o kadar ciddiydi ki istemsizce sustum.
— Bu evde yaşayacaksan bazı şeyleri bilmen gerekiyor.
— Neymiş?
— Ben bu evin sahibiyim.
— Tebrikler.
Şahin arka tarafta gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Savaş devam etti.
— Aynı zamanda bu işlerin başındayım.
— Ee?
— Ve sen de artık benim sorumluluğumdasın.
Kaşlarımı çattım.
— Ben kimsenin sorumluluğu değilim.
Savaş'ın yüzündeki ifade değişti.
— Dün gece sana söyledim.
— Neyi?
— Seni borcun karşılığında bana verdiler.
Bu cümleyi duyunca içim yine acıdı.
Savaş devam etti.
— Bu yüzden bundan sonra burada yaşayacaksan benim koyduğum kurallara uyacaksın.
— Sen benim patronum falan değilsin.
Savaş gözlerini üzerimden ayırmadı.
— Öyle mi düşünüyorsun?
— Evet.
— O zaman açıkça söyleyeyim.
Bir an sustu.
— Ben senin patronunum.
Gözlerimi devirdim.
— Hah.
— Her ne kadar evlenmek zorunda kalacak olsak da...
Savaş'ın sesi sertleşti.
— Bu evde benim sözüm geçer.
Sinirden ellerimi sıktım.
— Peki ne yapacağım?
— İlk olarak, dışarı çıkarken bana haber vereceksin.
— Neden?
— Çünkü güvenliğin benim sorumluluğum.
— İstemiyorum.
— İstemesen de.
Sinirle ayağımı yere vurdum.
— Başka?
— Şahin sana gerektiğinde eşlik edecek.
— Hayır!
— Alya.
— Tamam!
Bir anda sustum.
Çünkü Savaş'ın bakışları gerçekten ciddi görünüyordu.
İçimden derin bir nefes aldım.
— Tamam. Ama sadece şimdilik.
Savaş başını salladı.
— Güzel.
Sonra bir an durdu.
— Bir de...
— Ne?
— Bana nasıl hitap edeceğini öğren.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Nasıl yani?
Savaş arkasına yaslandı.
— Savaş diyeceksin.
Birkaç saniye ona baktım.
Sonra sırf sinir etmek için:
— Peki, Savaş Bey.
dedim.
Şahin başını çevirip gülmeye başladı.
Savaş'ın kaşı seğirdi.
— Alya.
Ben masum bir ifadeyle gülümsedim.
— Efendim, Savaş Bey?
Savaş derin bir nefes aldı.
— Şimdilik git odana.
Gülümsememi tutamadım.
— Emredersiniz, Savaş Bey.
Arkamı dönüp merdivenlere yöneldim.
Ama içimden bir ses bana şunu söylüyordu:
Bu adamı sinirlendirmek...
Fazlasıyla eğlenceli olacaktı.
Ve Savaş'ın yüzündeki o ifadeden belliydi.
O da bunu henüz bilmiyordu.
Devam edecek