3. bölüm / 11
NEFRETTEN KALBE1. BÖLÜM
Bölümler 11Şu an: 1. BÖLÜM
Son dersin bitmesine birkaç dakika kalmıştı.
Tahtaya yazdığım cümlenin sonuna noktayı koyup sınıfa döndüm.
— Evet çocuklar, defterlerinize geçiriyorsunuz. Sonra çıkabilirsiniz.
Sınıftan birkaç homurdanma yükseldi.
Gülümsedim.
— Daha zil çalmadı.
Arka sıralardan biri:
— Öğretmenim, zil çalsa da gitsek?
— Hayır.
— Ama öğretmenim...
— Hayır.
Sınıf kahkahaya boğuldu.
Tam o sırada zil çaldı.
Çocuklar çantalarını kaptıkları gibi kapıya koştular.
— İyi akşamlar öğretmenim!
— İyi akşamlar. Yarın ödevleri unutmayın!
Kapı kapandı.
Sınıfta yalnız kaldığımda derin bir nefes aldım.
Gün boyu öğrencilerle uğraşmak yorucuydu ama sevdiğim işi yapıyordum.
Çantamı topladım ve okuldan çıktım.
Telefonuma baktığımda Zehra'dan mesaj vardı.
Zehra:
Bu akşam müsait misin?
Hemen cevap verdim.
Alya:
Müsaitim. Neden?
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
Zehra:
Önemli bir şey konuşmamız lazım.
Kaşlarımı çattım.
Zehra savcıydı.
“Önemli bir şey” dediğinde genellikle gerçekten önemli bir şey olurdu.
Alya:
Tamam. Eve geçeyim, sonra konuşuruz.
Telefonu cebime koydum.
Ama eve gittiğimde beni bekleyen şeyin ne olduğunu bilmiyordum.
---
Kapıyı açtığımda evin içi normalden fazla sessizdi.
— Geldim.
Cevap yoktu.
Ayakkabılarımı çıkarıp salona doğru ilerledim.
Üvey babam koltukta oturuyordu.
Karşısında ise daha önce hiç görmediğim iki adam vardı.
Birinin yanında Şahin duruyordu.
Ama asıl dikkatimi çeken kişi...
Pencerenin önünde sessizce duran adamdı.
Siyah gömleği, sert bakışları ve yüzündeki ifadesiz tavrıyla odadaki herkesten farklı görünüyordu.
Beni görünce başını çevirdi.
Göz göze geldik.
— Alya.
Kaşlarımı çattım.
— Siz kimsiniz?
Adam cevap vermeden önce Şahin öne çıktı.
— Ben Şahin.
Sonra pencerenin önündeki adamı gösterdi.
— Bu da Savaş.
Savaş.
İsmi bile nedense içimde kötü bir his oluşturmuştu.
— Peki siz benim evimde ne yapıyorsunuz?
Üvey babama baktım.
Adam gözlerini kaçırdı.
İşte o an bir şeylerin ters olduğunu anladım.
— Baba?
Cevap vermedi.
— Sana soruyorum.
Savaş sakin bir şekilde konuştu.
— Üvey babanın benimle bir anlaşması var.
Bir anda gerildim.
— Ne anlaşması?
Savaş masanın üzerindeki dosyayı eline aldı.
— Borcu var.
Üvey babama döndüm.
— Ne borcu?
Sessizlik.
— Ne borcu var?!
Savaş dosyayı açtı.
— Büyük bir kumar borcu.
Kalbim sıkıştı.
— Bu doğru mu?
Üvey babam başını öne eğdi.
— Alya...
— Doğru mu?!
Adam sonunda başını kaldırdı.
— Evet.
Gözlerimi kapattım.
Bir süre hiçbir şey söyleyemedim.
Sonra Savaş'ın elindeki dosyaya baktım.
— Peki benim burada ne işim var?
Savaş dosyayı kapattı.
— Çünkü borcunu ödeyemedi.
— Bana ne?
Savaş birkaç saniye sustu.
Sonra söylediği cümleyle bütün dünyam durdu.
— Borcunun karşılığında seni bana verdi.
Nefesim kesildi.
— Ne?
Üvey babama döndüm.
— Ne dedi?
Adam ayağa kalkmaya çalıştı.
— Alya, dinle...
— SEN BENİ SATTIN MI?
Sesim bütün evde yankılandı.
Kimse konuşmadı.
Gözlerim doldu.
— Ben senin kızın bile değilim diye mi bunu yaptın?
Üvey babam sustu.
— Annem hayatta olsaydı...
Cümlem yarıda kaldı.
Annemin adını söylemek bile canımı yakıyordu.
Savaş'ın yüzündeki ifade değişti.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Ben ise üvey babamın karşısında duruyordum.
— Beni nasıl bir borcun karşılığında verebildin?
Adam cevap veremedi.
Savaş dosyayı masaya bıraktı.
— Alya, sakin ol.
Ona döndüm.
— Bana sakin ol deme!
Savaş sustu.
— Siz kimsiniz de benim hayatım hakkında karar veriyorsunuz?
Savaş gözlerini benden ayırmadan konuştu.
— Ben senin hayatın hakkında karar vermek istemedim.
— Ama verdin!
— Bu anlaşmayı ben yapmadım.
— Ama kabul ettin!
Savaş cevap vermedi.
Bu sessizlik daha da sinirimi bozdu.
Tam kapıya yönelmiştim ki Savaş'ın sesi arkamdan geldi.
— Alya.
Durmadım.
— Alya, dışarı çıkmadan önce bilmen gereken bir şey daha var.
Yavaşça arkamı döndüm.
Savaş'ın yüzü ciddiydi.
— Bu anlaşmaya göre borç kapatılacak.
— Nasıl?
Savaş birkaç saniye sustu.
— Seninle evlenmem karşılığında.
Olduğum yerde kaldım.
— Ne?
Şahin bile başını öne eğmişti.
Savaş devam etti.
— Bundan sonra hayatlarımız birbirine bağlı.
Gözlerimden bir damla yaş süzüldü.
Ama ağlamayacaktım.
En azından onların karşısında değil.
Sadece Savaş'a baktım.
— Ben seninle evlenmeyeceğim.
Savaş'ın cevabı sakindi.
— Bunu konuşacağız.
Başımı iki yana salladım.
— Hayır.
Kapıyı açtım.
— Benim hayatım hakkında artık kimse karar vermeyecek.
Kapıyı sertçe kapatıp çıktım.
Ama bilmediğim bir şey vardı.
O gece öğrendiğim “borç”...
Aslında hikâyenin sadece başlangıcıydı.
Devam edecek...
Ayyyyy vallaha saldım
