6. bölüm / 11
NEFRETTEN KALBE4. BÖLÜM
Bölümler 11Şu an: 4. BÖLÜM
4. BÖLÜM — İLK ŞÜPHE
Sabah olduğunda Alya, gözlerini açmak istemedi.
Bir an nerede olduğunu hatırlayamadı.
Sonra tavana baktı.
Ve her şey bir anda aklına geldi.
Savaş.
Anlaşma.
Üvey babası.
Bu ev.
Alya yataktan doğruldu.
“Of…”
Dün yaşananların hepsi rüya olsa keşke diye düşündü.
Ama değildi.
Tam o sırada kapının ardından bir ses geldi.
“Uyanık mısın?”
Alya kaşlarını çattı.
Savaş.
“Hayır.”
Kapının arkasından birkaç saniye sessizlik geldi.
“Cevabını duydum.”
Alya yatağından kalkıp kapıya doğru yürüdü.
Kapıyı açmadan konuştu.
“Ne istiyorsun, Savaş Bey?”
Koridorda duran Savaş'ın yüzü bir anda gerildi.
“Yine mi?”
Alya kapıyı açtı.
“Ne yine mi?”
“Savaş Bey.”
Alya sırıttı.
“Adınız bu değil mi?”
Savaş derin bir nefes aldı.
“Bunu özellikle yapıyorsun.”
“Belki.”
“Çok komiksin.”
“Teşekkür ederim.”
Savaş birkaç saniye Alya'ya baktı.
Sonra başını iki yana salladı.
“Hazırlan.”
“Nereye?”
“Kahvaltıya.”
“İstemiyorum.”
“Ben sana sordum mu?”
Alya'nın kaşları havaya kalktı.
“Bana emir mi veriyorsun?”
“Evet.”
“Patron musun sen?”
Savaş bir an durdu.
Alya'nın yüzündeki gülümsemeyi görünce gözlerini kıstı.
“Dün gece bana patron diyordun.”
“Bugün de diyebilirim.”
“Peki.”
Alya kapıyı kapatacakken Savaş elini kapıya koydu.
“On dakika.”
“Neden?”
“Kahvaltı için.”
“Gitmezsem?”
Savaş sakince cevap verdi.
“Şahin gelir.”
Alya gözlerini devirdi.
“Tehdit mi bu?”
“Hayır.”
“Ne o?”
“Bilgilendirme.”
Alya istemeden güldü.
“Sinir bozucusun.”
“Bunu senden duymak ilginç.”
Savaş arkasını dönüp merdivenlere doğru ilerledi.
Alya kapının eşiğinde kaldı.
Sonra kendi kendine mırıldandı.
“Patronmuş…”
---
Aşağı indiğinde Şahin çoktan masadaydı.
Alya sandalyeye oturdu.
Şahin ona bakıp gülümsedi.
“Günaydın yenge.”
Alya'nın yüzü anında değişti.
“Bana yenge deme.”
Şahin kahkaha attı.
“Tamam yenge.”
“Şahin!”
“Tamam tamam.”
Savaş masanın diğer ucunda sessizce kahvesini içiyordu.
Alya ona baktı.
“Savaş Bey.”
Savaş'ın eli fincanın üzerinde durdu.
Şahin başını eğip gülmemeye çalıştı.
“Ne?”
“Çayı alabilir miyim?”
Savaş çayı ona doğru itti.
“Al.”
“Teşekkürler Savaş Bey.”
Savaş gözlerini kapattı.
Şahin artık dayanamayıp güldü.
“Abi, sen bunu gerçekten hak ettin.”
Savaş ona sertçe baktı.
“Sen sus.”
Alya kahvaltısına devam ederken telefonu çaldı.
Ekranda Zehra'nın adı yazıyordu.
Alya hemen açtı.
“Alo?”
Zehra'nın sesi telaşlıydı.
“Alya, konuşmamız lazım.”
Alya'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Ne oldu?”
“Dün gece sana söylemediğim bir şey var.”
Alya doğruldu.
“Ne?”
Zehra birkaç saniye sustu.
“Senin üvey babanın borcunu araştırdım.”
Alya'nın kalbi hızlandı.
“Eee?”
“Borç sadece kumar borcu değilmiş.”
Alya'nın bakışları yavaşça Savaş'a döndü.
Savaş da onu izliyordu.
Zehra devam etti.
“Ve Savaş'ın bu borcu neden ödediğini anlamaya çalışıyorum.”
Alya'nın sesi kısıldı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bilmiyorum. Ama bir şey buldum.”
“Neyi?”
“Annenle ilgili bir kayıt.”
Alya'nın eli telefonda dondu.
“Annem mi?”
Zehra'nın sesi bu kez daha temkinliydi.
“Evet.”
Alya ayağa kalktı.
“Ne kaydı?”
Zehra cevap vermeden önce uzun bir sessizlik oldu.
Sonra yalnızca şunu söyledi:
“Bunu telefonda anlatamam.”
Alya'nın yüzü bembeyaz olmuştu.
“Neden?”
“Çünkü bu kayıtta Savaş'ın adı da geçiyor.”
Alya'nın gözleri masanın karşısındaki Savaş'a çevrildi.
Savaş artık kahvesine bakmıyordu.
Doğrudan Alya'ya bakıyordu.
Ve Alya ilk kez onun da korktuğunu düşündü.
Telefonun diğer ucundan Zehra'nın sesi geldi.
“Alya…”
Alya cevap vermedi.
Çünkü artık kafasında tek bir soru vardı.
Savaş, annesini nereden tanıyordu?
Ve neden bütün bunlar ondan saklanıyordu?
Devam edecek
