9. bölüm · Narkotik Bağlar
Sözleşme
Tam bir saattir kapıda bekliyordum ve artık sabrım taşmak üzereydi. Beklediğim kapının ardında Göktuğ Doruk savcı ve bir iki görevli polis vardı. Henüz nişanı yeni attığım için onu koruyabilecek olma ihtimaline karşı beni içeri almamışlardı. Tabikide içeride keyif yapıyorlardı biliyordum çünkü henüz iki gün önce mevzun olmuştum tabikide bütün yasaları ve soruşturma seyrini biliyordum. Ellerinde delil yoktu limandan hicbirsey çıkmamıştı. Kimse kağan'ın aleyhine ifade vermemişti. Tek sorun Kağan ve Göktuğ arasında ne olduğunu bilmememdi bu konu hakkında hicbirsey bilmememi hala kabullenemiyorum. Başka bir sorun ise annemi babamı beni hatta hiç bir şey bilmeyen masum kuzenimi bile bu işe sorumlu tutup ifademizi aldılar Babam hariç hepimizi ifadeden sonra bıraktılar ama babamın nerede olduğunu bile bilmiyordum.
Daha fazla dayanamayarak hırsla yaslandığım duvardan ayrıldım ve tam sert yumruğunu kapıya geçirmek üzereydim ki kapı aniden açıldı klhizimi alamadığım da neyseki bileğinde tutulmuş ve Göktuğ efendinin suratına yumruk indirmekten son anda kurtulmustum. Elim yavaş hareketlerle cekistirilirken bende yönlendirmeyi takip edip iki adım geriledim. Henüz kimse birsey demeden bileğimi tutan Olcay'a baktım en son iki gün önce mevzun olup bizimle aynı günde olan ustlerimizin yemin töreninde birlikteydik. Normalde kalabalığı çok sevmezdim ama kendi yemin töreni için ne yapması gerektiğini öğrenmek için orda bulunmak istemiş bende ona eşlik etmiştim. İkimizde onlisansla kalmayı tercih etmiştik biz hariç sınıfın geri kalanı lisans yapmak için okula devam edeceklerdi.
"Doğrusu sabrın ve sakinligin az kalsın beni ağlatiyordu 'kontrol işletmecisi' gercektende ne kadar kontrollü işini bu kadar önemseyen görmemiştim" kendi kendine benimle alay edip kız gibi üç parmağını anlina koyup başını arkaya yatırdı. Hemen ardından ciddileşip içeri geçmem için kenara çekildi. Ikisaniye duraksamadan sebebi anlaşılmaz bir yaratık oluşuydu. Ben içeri geçtikten sonra Olcay da arkamdan beni takip etti ve arkadanda Efe kapıyı kapattı. Biz girdikten sonra Doruk ceketini giyip elinde bir dosya ve telefonunu alıp çıktı. Masanın arka tarafında savcı oturuyordu odanın diğer yanında sağda ve solda bulunan iki masada iki polis vardı. İki masanın ilerisinde cam ve camın önünde uzun bir çiçek vardı. Eğitim esnasında bu karakola birkaç kez gelmiştim ama bu odaya hiç görmemiştim çünkü bildiğim kadarıyla burası emniyet müdürünün odasiydi.
Efe ilk önce duvar tarafında tamamen dosyalarla dolu kitapligin önündeki sandalyeye oturmam için bana yön verdi. Karşımda Olcay'ı oturduktan sonra nihayet yapistigi kapının kulübünü bırakıp olcayla ikimiz arasındaki siyah sehmapaya oturup sırtını bana verdi. "Kusura bakma Olcay senide bu saatte rahatsız ettik ancak sabahı bekleyemeyecek birkaç sorumuz var." Savcı arkasına yaslanıp başını yukarı kaldırdı sanki artık bıkmış gibiydi.
"Duyduğum kadarıyla Esila nın kuzenimden sonra konuştuğu arkadaşı senmişsin. Birde nikah sahidiydin ama o nikah iptal oldu galiba. Her neyse bana dürüst cevaplar ver S.1 Esila ile ne kadar yakınınız S.2 nişanlısı Kağan hakkında ne biliyorsun S.3 her ikisininde ne kadar süredir tanıyorsun ve S.4 Esila bu işin içinde mi? İyi düşün Olcay cevapların her ikimizinde hayatını belirleyecek ve sen arkadaşı korursun ve ben bunu farkedersem hiç iyi olmaz." Olcay'ın yutkunamıyorum sesini önümdeki koca etten duvara rağmen duydum. Yalan söylemesini gerektirecek hicbirsey yoktu ama yöntem çok yanlıştı Olcay baskı altında olması gerektiği gibi davranamıyorum.
"Onları İstanbula tasindiklarindan beri tanıyorum. Aynı apartmanda oturuyoruz ve babalarımız çok iyi arkadaş yinede onunla çok yakın değiliz çünkü babası Edip bey onun çevresinde herhangi birinin olmasını pek istemiyor." Açık bir
"Kağan Edip beyin eski bir dostu Esila onu çok önceden tanıyordu ama biz hiç tanışmadık onun hakkında bildiğim tek şey Esila ya kendini zorla sevdirdi." Hafifçe güldüm açık iki
"Kağan ve Esila İstanbula taşırmadan önce tanismislar yani Esila on iki yaşlarında bir çocuktu. Kağan her nasıl biri olduysa muhtemelen Esila nın bundan haberi bile yoktur. Zaten nisanlanmalarini Edip bey istemişti zaten eğitimde olduğu içinde Kağan ile çok sık konuşmuyorlardı."Kollarımı göğsümde birleştirdim. Savcı bana bakıyordu bu umrumda değildi.
Efe karşısındaki kızın zaafını yakalayarak ılımlı bir sesle "Yani Esila onunla zorlamı nişanlandı" odaya sessizlik çöktü. Olcay verdiği aciklarin farkına vardı. Şimdi korktuğunu emindim. Olcay benim hakkımda çok şey bilmiyordu ama babası ailem hakkında birçok şey biliyordu. Eğer bunu onaylarsa bütün oklar babama dönerdi ki bu iş birliği demekti. Olcay bunu bilmesede bu apaçık bir gerçek olduğu için güldüm. Ağlanamayan acılara gülünür değilmi?
"Hayır ben bunu bilmiyorum. Tabiki bunu yapmamıştır. Polis olmasını hiç istemedi ama bunu yapacak kadar kötü biri değil, o hayır.."
Tebrikler Olcay verebileceğin başka bir açık kalmadı. Aslında Olcay'ın kekeleyerek konuşması bile bunun gerçekliğini kanıtlıyordu o üstündeki baskı ve stresle bu cümleleri kurmuştu ve soruşturmaya büyük bir katkı sağlamıştı şimdi bütün gözlerde Tehtid ediliyor! imajı çizmistim.
Efe Olcay'a teşekkür edip gönderdikten sonra şimdi benim karşımda oturuyordu. Sessizce bana bakarken yan taraftan savcının sesi yükseldi "Yine bosyere uğraşıyorsun sanmıştım bu kadar ciddi bir mesele olduğunu düşünmedim açıkçası." Efe gözlerini benden ayırmadan savcıya cevap verdi "Çabalarımız biraz olsun önemsenseydi ülkenin yarısını temizlemiştik." Benden önce kaç davaya baktığını bilmiyordum nasılsın kadar çabaladı bilmiyordum ama beni rastgele sevmediğinden emindim hakkımda bireyler bilmeseydim eminim bu kadar ugrasmazdi.
Savcı masanin üstünden sürüyüp önüme defter kalem koydu. Deftere yandan kısa bir bakış atsamda kafamı kaldırmadım. Bana bakan Efe olsada konuya giren savcı oldu. "Esila kılıç. Yeni mevzun olmussun yani aday polissin. Cok uzatmayip konuya giricem. Kağan Şah yüklü miktarda uyusturucu satmak ve bulundurma şupesiyle göz altına alındı. Seninde süreci bildiğin gibi bir kanıt yok yani Kağan'ı çok uzun süre tutamayız ancak araştırırken babaninda limanda payı olduğunu farkettik bu yüzden oda göz altında ve seninde yetkin olduğunu öğrendik. Bu iş hakkında en ufak bir bilgin varsa ve sen bunu gizlersen mesleğinden olursun ama eğer tehtid altındaysa ve tehtid eden Baban bile olsa seni koruruz. Bizimle iş birliği yap ve kurtul Esila." Savcı bir süre cevap bekledi. "Savcım bizi biraz yanliz birakirmisiniz?" Başımı kaldırıp ona baktım oda savcıya bakıyordu. Savcı bana kısa bir bakış atıp ayaklandı. Diğer iki polisle birlikte savcı çıktığında artık ikimizdik.
Bir süre sustukça sonra nedense başı eğik bisekilde bana bakmadan konuştu. "Asır bireyler anlattı ve annende.. Kazadan buraya taşınma sebeplerinizden" Hafifçe güldü.
"Ona her ne söylediysen yada kendi kafasında ne düşündü bilmiyorum ama galiba biraz anın kırzgınlığıya söylememesi gereken şeyler söyledi." Bi süre daha sustuğunda kendimi hazırladım başını kaldırdığında baş eğme sırası artık bendeydi. "O evde gerçekten hapismisin Esila?" Tırnak etlerimi soymaya başladım.
"O bayildigin gün?" Devamını duymak istemediğimi söylercesine başımı kaldırıp ona baktım. Yutkunup başını eğdi. Bu işten kurtulmalıydım artık.
Hiç düşünmeden yana bırakılan defteri ve kalemi alıp yazdım. Yazmak yapabildiğim en özgür şeydi. Özgür insanlar nasıl hissederdim bilmiyorum ama benim hatırladığım özgürlük guncellenmediyse bu değildi. Ağlamak özgürlük değildi. Hızla kapıya yönelip aceleyle ardımdan kapıyı kapattım. İlk önce göz yaşlarımı sildim sonrasında görmekten en mutlu olduğum şeye sarıldım. Asır kollarını bedenime sıkıca sararken kulağıma doğru en sakin sesiyle geçecek dedi. Normalde inanmazdım ama şuan inanmak istiyordum geçsin istiyordum.
******
Tavanı boş boş izlerken artık düşünmek bile istemiyordu. Başında felaket bir ağrı vardı. Gözlerini kapatıp sessiz bir nefes aldı. İçinden kesinlikle yok olmalıyım diye geçirsede daha fazla oyalanamazdi artık bir karar vermesi gerekiyordu. Başını yana çevirdi pencereden gok yüzüne baktı hiç yıldız yoktu. Şehrin ışıkları gözlerine yansiyordu. Boynuna dolanan elleri nazikçe çekip yataktan ayrıldı. Kadının kipirdandigini farketsede dönüp bakmadı bakarsa vazgeçebilir di. İlerleyip tekli koltuğun üstündeki beyaz gömleği aldı fazlasıyla karışıktı ama bunu umursamadı. Gömleği üstüne geçirip cami açtı. Rüzgar yüzüne vurunca istemsiz irkildi yazın ortasında üşüdüğünü hissetti. Gece yarısı olmasına rağmen trafik hala yoğundu. Bir süre öylece akıp giden trafiği izledi ardından avuç içlerini gözlerine bastırdı. Uzun süredir hiç anlamamıştı sevdiği kadı buna izin vermemiş her anında onu güldürmeyi başarmıştı. Şimdi o kadın için ağlıyordu.
Hava soğuk olmasada camı kapattı üşüyebilirdi. Hızlıca üstünü giyip kapıya yöneldi. Kendini sakinleştirmeyi denedi denerken de kendine söz geçiremedi. Bakmayacak dı bakmamaliydi ama baktı. Sakince yatağa yöneldi. Omzuna bir öpücük kondururken gözlerinin doluşunu engelleyemedi. Masum elleriyle sonkez dokundu saçlarına. Mecburdu evet ama yinede bu ihanet değilde neydi. Hiç yapmak istemeseler ayrıldı odadan. Dış kapıyı açarken akmaya hazırlanan yaşlarını sildi.
Karakola geldiğinde hiç beklemeden içeri girdi. Adımları sert ve hızlıydı gardını düşüremez di. Odaya girdiğinde baş komiser Doruk ve Asır onu karşıladı. Esila ise masanın bir köşesine başını koymuş muhtemelen uyuyordu. Kimse özel bir hazırlığa girmemişti. Masanın diğer yanındaki sandalyeyede o oturduğunda kapı açıldı. Nikah memuruna masadaki yerini aldığında nihayet Esila da uyandı. Önce baygın bakışlarla etrafına baktı ardından önüne düşen saçlarını geriye itti. Ellerini anlina koyup memurun defteri açmasını bekledi. Önündeki telefona bildirim düştüğünde kapalı gözlerini araladı. Herkez ona bakarken istemsizce güldü birbiri için deliren insanlar bile gecenin ikisinde nikah kıymazdı.
İmzalar atılırken kimse konuşmadı. Sessizce nikah kıyıldıktan sonra telefonunu alıp masadan kalktı düşecek gibi olduğunda Asır koluna girdi. Başını Asır'ın göğsüne koyduğunda güldü. Sanırım sarhoş olduğunu düşünüyorlardı ki buna yakın şeyler yaşıyordu.
Çarpık adımlarla odadan çıktıktan sonra geriye kalanlarda sırasıyla karakoldan ayrıldı. Merdivenleri indikten sonra bu sefer dengesini saglayamayip düştü kalkmayı denemeden düştüğü yere uzanıp gözlerini kapattı.
Karakoldan gözlerine yansiyan ışık gittiğinde birinin başında durduğunu anladı. Mutluluğu bölünmüştü. Aybars elinden tutup kaldırmayı denesede sanki kendini yere çivilemisti. Ancak daha fazla direnmeyi kalktı. Kalkar kalkmaz göğsüne çarpan defter evlilik cüzdanlariydi. Önce kaşlarını çattı ardından gülüp eline aldı. Tekrar gülüp defteri havada sallayarak yürümeye başladı. Aybars arkasından sabır çektiğinde Asır arkasından "biraz daha oyalanirsan sabaha kadar onu aramakla uğraşacaksın" gibi bir uyarıda bulundu.
Aybar Esila nın arkasından ona yetişip kapşonundan tutup geri çekti. Kendisiyle geri geri yürütüp arabanın kapısını açtı. Resmen arabanın içine onu içtiğinde toparlanmasını beklemeden kapıyı sertçe çarptı.
Arabaya binip kemerini taktı. Esila ise elindeki defteri okuyordu. Gözlerini devirip arabayı çalıştırdı. Camı açan kiza goz ucuyla bakip sarhoslugundan faydalanarak "İnşallah geberirsin!" diye bağırdı. O kendini yırtsada şuan bu kızı hicbirsey rahatsız edemez di. Radyoyu açıp koltuğa yayıldı. Topuklularla ipini çözüp Bacaklarını fitese doğru uzattı. İlk birkaç dakika sabretsede daha fazla dayanamayıp kızın ayaklarını çekmek istedi. Kırmızı ojelerle bakışırken kınarcasına "Ayaktami boyanır" diye soylensede çoktan uyuduğunu farketti.
*****
İnsan uyandığında ilk ne görürdü? Buna binlerce öernek verebilirdik tabii ama muhtemelen bir goril demek pek az kişinin aklına gelebilirdi. Kapının aniden açılmasıyla başım boşluğa düştü. Arabanın koltuğunda baş aşağı tepemde dikilen Efe hanfendiye ölümcül bir bakış attım. Zorlukla yerimde doğrulup topuklularımı giydim. Şafak vaktiydi ve biz limandaydık. Etraf sessiz ve havaya hafif bir rüzgar hakimdi. Arabadan inip bana sertce açılan kapıyı nazikce kapattım.
Ofislerin olduğu bölüme ilerlerken hiç konuşmadı. Bu sırada bende biraz kendime çeki dğzen verdim. Ofisin içinde bana ayrılmış minnoş odamın önünde biraz toparlanmasını bekledik. Sessizce onu beklesemde neden bukadar yıkıldığına anlam veremiyordum. Sonuçta vende çok mutlu değildim bu durumdan.
Kapıyı açtığımda Kağan denize bakan camın önünde sigara içiyordu. Sigarası ağzının önünde beklediğinde benim geldiğimi anlamıştı. Bu tarafa dönmeye pek niyeti olmasada babamın şüpeci ve sadece onu gerçekten tanıyanların anlayabileceği tehdit içeren sesini duyduktan sonra babama baktı. Bakışları artık ona karşı olan saf nefretini gizlemiyordu. Kağan aradaki kadife perdeleri çoktan tutuşturmuştu.
Kırmızı evlilik cüzdanı masaya çarptığında kimseden ses çıkmıyordu. Asırda içeri girdiğinde olacaklardan başımı eğerek saklanmaya çalıştım. Kısa süren sessizliği babam böldüğünde titremelerimi gizlemeye çalıştım. Ben başımı gizlerken babam dibime kadar gelip sessiz ve delici sesiyle "Bu ne şimdi?" Yok olma şansım varmıydı aceba.
"Daha yeni masadan kalktın sen!" Nefesi yüzüme değerken gözlerimi kapattım. Defteri tüm hızıyla bacaklarıma atarken tüm gücüyle bağırarak "Cevap ver! Bunun içinmi ezdin beni söyle! Bana inat olsun diyemi yaktın kendini?" Babamı ne dururdu bilmiyordum ama bi cevap almadan durmazdı. Eli kolumu sıktığında geriledim. "Amca!" Asır'ın uyaran sesi biliyordumki hiçbirşeye yaramayacaktı.
Biri beni tutup geri çektiğinde. Kağan'ın sesini duydum. "İnat falan yok!" Arada konuşulan şeyleri duymamıştım. Ortam biraz sakinleştiğinde işaret dili ile "onu seviyorum" dedim. Babam işaret dili bilmiyordu ama ona bunu sıklıkla yaptığım için anlayacağından emindim. Aradaki boşlukta Efe elimi tutup sıktığında ancak titrediğimi farkedebildim.
"Ben kızını seiyorum Edip bey. Ona kızma ben bastım nikahı inat falanda yok iki yıldır birlikteyiz biz fırsatını bulunca ayrılıcaktıKağan dan" bana bir bakış atıp babama döndü. Burnundan nefesini verirken öfkelendiğini anladım. Kinayeli bir sesle "Niye fırsat bulamadığınıda şimdi anladım." Sövmedem sövdüğünde babamın yutkunuşu odada yankılandı.
Herşey durduğunda Kağan ile göz göze geldik. Kızarmış gözleri tek kelime etmeden konuştuğunda kırgınlığıyla kırıldım. Dolu gözlerle yanımdan geçerken omzuma çarptı ama bu naif bi çarpıştı sanki sonkez dokunmak ister gibi...
