3. bölüm · Narkotik Bağlar

İSTEMEZDİM

Gökkuş

"Esila kızım" nefesini tutarken gözlerim kapandı. Adımlarım kesilirken olduğum yerde durdum. "Esila biliyorum yaptığım şey çok kötüydü. Biliyorum bana kızgınsın ve biliyorum bu yüzden beni kolay affetmiyceksin ama bende çok pişmanım. Gerçekten böyle olmasını istemezdim."
Bende bunu istemezdimki baba. Bana bunu hiç yapmamış olmanı isterdim. Bana ihanet etmemeni isterdim. Benimle hep olduğun gibi kalmanı isterdim. Hiç zarar vermemiş olmanı isterdim ama bende böyle olsun istemezdim Baba.

Gözümden bir damla yaşın akmasına engel olamadan odamın kapısını açtım. Birkez bile onlardantarafa bakmadan içeriye girip kapıyı kapattım. Birkaç saniye öylece kapının önünde bekledim ardından başımı kaldırıp derin bir nefes aldım. Çantamı olduğum yere bıraktıktan sonra ilerleyip yatağıma oturdum. Birazdan annem geleceği ardından Asır da dayanamayıp geleceği için yatmadım.

Bir kaç dakikanın ardından kapı normalin aksine yavaşça açıldı. Annem kapının arkasından başını uzatıp odaya göz gezdirdikden sonra içeri girdi. "Hastane pistir hemen duşa gir o üstündekileri de atma sağa sola tamammı çöpe at. Sonra Asırda sargıları değiştirsin. Şimdi onlar pis pis sarmıştır."
Az önce yere bıraktığım çantayı eldivenli elinin ucuyla alıp zorlanarak kapının arkasındaki askıya astıktan sonra pencerelere yöneldi. "Şu pencereleride aç arada içeri hava alsın balkonada çıkma mikrop kaparsın."

Ben anneme bakarken oda pencereyi açıp nihayet bana döndü. Bir iki saniyenin ardından yanıma gelip yatağa oturmak ve oturmamak arasında kalıp en sonunda çarşafı düzelterek ondan hiç beklemediğim bir şekilde yatağa oturdu. Kısa bir bakışın ardından konuşmaya karar verip "Bak kızım canın acıyor farkındayım babana kırgınsın ama onuda anla biliyorsun durumu. Babana olan kızgınlığın yüzünden bizden uzaklaşma tamam biraz kafanı dinle hatta kütüphaneyede gidebilirsin söz karışmam. Ama kızgınlığın dan kendini görmezden gelme. En azından Asır'ı uzaklaştırma kendinden." Annemin bu konuşmasının altında başka bir şey vardı. Evet annem bana kızdığı kadar severdi ama bu farklıydı.

Başımı eğip annemin yüzüne bakmaya çalıştım ama o diğer tarafa döndü. "Akşam nişanlın gelecek." Dedi ama yüzüme bakmadan. Bende duyduğum cümleyi sonradan idrak edip parmaklarımı sıktım. Sinirle anneme bakarken oda korkuyla bana baktı. Bir anda ayağa kalktı. "Kızma vallahi dedim ben olmaz diye ama dinlemedi. Esila gerçekten-" bende ayağa kalkıp karşısına dikildiğimde sustu. Bir kız annesine tiksinircesine bakmalıydı hayır bu kesinlikle zararlı.

Arkamı döndüm." Nereye?" Hırsla tekrar ona dönüp banyonun giriş kapısını gösterdim. Annem bir adım geriye kaçsada bir şey demedi. Üstümdeki siviti çıkarmaya çalıştım ama sinirimden pek başara bildiğim söylenemezdi ve kesinlikle Bileğimdeki açıyla alakası yoktu. Annem ürkek adımlarla yaklaşıp " yardım edeyim" dedi. Elini uzatmasiyla geri kaçtım. Biraz bekledikten sonra beceremeyince yardım etti bu sefer reddedemedim.

*****

Bir buçuk saatlik banyo savaşının ardından annem beni dinlenmem için bırakıp hazırlık yapmaya gitmişti ancak ağrılarımdan dolayı uyuyamıyor bırak uyumayı haraket bile edemiyordum. Gözlerimi cama cevirdiğimde gün çoktan batmış ancak tam manasıyla kararmamıştı.

Daha fazla dayanamayarak yerimde debelenerek zorda olsa doğruldum. Her zaman yastığımın kenarına koyduğum telefonumdan saate baktım. Ekranın açılmasıyla saatten çok dünden kaldığını düşündüğüm mesajlar gözüme takıldı. Bir an nişandan sonra telefonu hiç elime almadigimi hatırladım.

Sonra bakmak adına telefonu yatağa fırlatıp ayağa kalktım. Bir anda ayağımın üstüne yuklenmem bedenime ince bir sızının girmesine neden oldu. Umursamayıp kapıya yöneldim.

Gözüme ilk çarpan annemdi. Yemek öncesi mutfaktaki ince temizliğe başlamış görünüyordu. Evet annem yemekden önce ve sonra günde altı kez mutfağı temizler ara sıra babam dışında kimsenin yardım etmesine izin vermezdi. Biraz ilerlediğimde koltuğa oturmuş telefonuyla uğraşan Asır'ı gördüm. Kitap okuduğuna emindim.

Salona doğru bakan ve mutfağım dışında kalan tezgaha ilerledim. Pek merhametli annem biz mutfağa girmeyelim diye bu tezgahı yaptırmış ve mutfaktan almak istiyeceğimiz herşeyi üstüne koymuştu. Köşede duran büyük bardağıma su doldurup dört adım uzağımda duran yemek masasının sandalyesini tezgaha doğru çekip oturdum. Bardağı ağzıma yaslarken yerde sürüklenen sandalyenin çıkardığı sesden geldiğimi yeni farkeden anneme ve Asır'a baktım.

Asır hemen telefonu masanın üstüne koyup sandalye çekerek karşıma oturdu. Oda benim gibi sürüyünce annem sinirle "surumeyin şunları" derken Asır'a ters bir bakış attı. Ancak bu Asır'ın umrunda değil gibiydi. O sırada benim tek odağım annemin sardığı yoğurtlu sarmadaydı. Büyük bir aşkla bakıştığım sarmalar için içimde celişkideydim. En sonunda dayanamayarak bu güzelim yemeklerin bir lokmasını dahi kağanın hak etmedigine karar vererek elimi uzattım. Büyük bir başarıyla bir sarma almayı başarsamda annemin elime vuran kaşığından kaçmayı başaramamıştım. Refleksle elimi çekip kaşık darbesiyle acıyan elimi ovusturmadan elimde kalan sarmayı ağzıma atarken anneme baktım. Elinde tuttuğu suç aletini bana sallayıp "yüz kere diyorum elini dokunma diye" Parmağıma bulaşan yoğurdu yalarken umursamaz gözlerle bakmaya devam ettim. La havle çekerek çekmecelerden birini açtı. Önceden hazırladığı sarma tabağının yanına çekmeceden çıkardığı çatalı koyup önüme sürdü.

Asır'la birbirimize bakışırken annem çoktan arkasını dönmüştü. Kısa bir tereddüdün ardından tabağı kendime çektim. İlk çatalı Asır'a verdim. İlk onu ateşe attığım için bana ters bir bakış attı ancak şu an risk alacak durumda değildim. Asır keyifle sarmayı yerken annem hala bize dönmemişti. İçimin rahatlamasiyla çatalı sarmaya batırdım ki kapı çaldı.

Gözlerim kapıya kayarken gerildigimi hissettim. Asır sanki beni rahatlatmak istermiş gibi "dayımdır ben bakarım" dedi. Kalkıp kapıya yöneldi. Kapı açıldığında gerçekten karşılaştığım yüz babamdı ancak bu onun gelmeyeceğini göstermiyordu.

Asır babamın ceketini almak istediğinde annem mutfaktan fırlayarak ellerini salladı panikle "dı- ss det" annem ne diyeceğini karıştırırken Asırda anneme telaşla bakıyordu. "Dokunma sakın pistir o. Hiç bir şeye dokunmadan duşa giriyorsun Edip hemen." Annem eliyle yol verirken Asır'ın eli havada şaşkınlıkla bakıyordu. Babam ise artık alışmış "ne alaka Zehra şimdi Kağan'ıdamı banyoya sokacaksın" Asır'ın şaşkınlığı yerini paniğe bırakırken babama ardında anneme döndü. Bende büyük bir keyifle sarmaları götürüyordum. Annem tamda bekledigim cevabı vererek "höst o bu evde hiçbir zaman banyoya giremez"

Babam birşey demeden odalarına ilerlerken Asırda rahatlamayla kendini koltuğa bıraktı. Evlenecek olmama alışması uzun sürecekti ve umarım alışmasına gerek kalmazdı.

Asır'la birlikte masayı hazırlıyorduk daha doğrusu o yapıyordu çünkü ben hareket edene kadar o üç tabak yerleştiriyordu. Asır'ın verdiği son tabağıda yerleştirirken babamda gelmişti.

Annem son rütuşları yaparken kapı çaldı. Normal şartlarda kapı çaldığında odama gitmek zorundaydım ancak bu gelen nişanlım olduğundan sanırım kapıyı benim açmam gerekiyordu. Gözlerimi kapatıp nefesimi verdim. Kapıya doğru ilerliyordumki annem "sen otur kızım yorulma baban açar" dedi.

Arkamı dönüp duyduğumda emin olmak için anneme baktım anneminse yüzünde içten bir gulumseme vardı. Babam kapıya ilerlerken Asır'ın yanına oturdum. Babamın kapıyı açmasıyla Kağan'ın sen sesi gelmistiki annemin yüzüne sıktığı fisfis onu susturdu. Bir an içinden gülmek geldiğinde bunu susturdum. Asır bana doğru eğilip "onun nesi var? " Dedi ama zaten bende bunu sorguluyordum. Ellerimi bilmiyorum dercesine kaldırdım. Son zamanlarda babamda tavırlı gibi görünüyordu. Sanırım babamın okula olan gereksiz tavrı içindi. Evlenmemi ikisininde istemediğini emindim ama annem nişandan sonra garip davranmaya başlamıştı. Küçük bir an nişan gecesini hatırlamak istedim fakat hiç düşünmeden bundan hemen vazgeçtim.

Yaklaşık on dakika süren annemin dezenfekte işlemlerinden sonra herkez sofradaydı. Asır ve annem Kağan'ın yanıma oturmasına fırsat vermemişti. Açıkçası bundan son derece mutlu olmuştum fakat sonra tam karşıma oturmuştu. Rahatsiz edici bakışlarından yemeğine odaklanamıyordum. Ayrıca ağrıyan elimden dolayı doğru düzgün catalda tutamıyordum. Ağrıya ve Kağan'ın delici bakışlarına daha fazla dayanamayarak çatalı sertçe masaya bıraktım. Bu hareketin masaya oturuldugundan beri tek kelime etmeyen tedirgin ortama noktayı koymuştu.

Arkama yaslandim Asırda kaşığını bırakıp bana döndü. Masanın üstünde duran ellerimden gozumu ayırmadım. Sinirden miydi yoksa acıdan mıydı bilmiyorum ama ellerim titriyordu.

Benim ardımdan yavaş yavaş herkez kaşıklarını bıraktı. Benim umrumda olan şeyse üzerim de gezinen gözlerdi.

"Madem herkez doydu konuya geçelim öyleyse" sözünün ardından bakışlarım hızla ona döndü.

"E düğünü ne zaman halledecez" beni taklit ederek sandalyeye yaslanıp ellerini masanın üstünde bıraktı ama tek farkla o eğleniyordu.

Annem elini boynuna atıp "madem okuycak önce okulu bitirsin" dedi kararlılıkla. Annem babama bakarak konusuyordu sanki ona söylüyormuş gibi.

"Evet evet bencede hazır eline almışken okulu bitirsin mesleğe bir başlasın biliyorsun uzun işler bunlar okumasiydi atamasiydi baslamasiydi derken on yıla kadar sizin isde hallur" Kağan garip sesler çıkarırken ne tepki vereceğini bilmiyor gibiydi annemse gülmemek adına dudaklarını birbirine bastirmisti. Babam ise sadece izleyiciydi.

"Ne diyorsun sen Asır. Ben ne zaman baba olacağım peki" "Yok öyle deme Kağan bu işler aceleye gelmez. Hem babalıkta zaten seni pek götürmez. Birde sen zaten gelmişin otuz yaşına bu yaştan sonra evlenip ne yapacaksın bekarligin tadını çıkar. Biliyorsun çekilmez bu kadın dirduri" eliyle benden tarafı kapatıp alttan beni göstererek hiç de kısık olmayan fısıltıyla "çok zor!"dedi.

Başını olumsuz ve sanki muzdaripmis gibi iki yana sallayisinda annem dayanamayarak gülmüştü. Kağan ise eglencesi kaybolmuş onun yerine sabır dilenmeye başlamıştı.

En fazla beş yıl oda iki sene sonra İmam nikahı şartıyla" " O niye o" Asır'ın tepkisine bence hepimiz katiliyorduk. "Niye olacak çocuk doğuracak tabiki" Kağan tekrar eğlenmeye başlarken Asır yutkunsada kendini çabuk topladı. "Çocuk doguramaz benim kuzenim baksana şuna bir deri bir ke-" söylerken kolunu sıkarak sözde zayıflığımi göstermek istedi ancak eline gelen yoğun etimle elini çekip az önceki acindiran halini bir köşeye atip sanki kimsenin bilmediği şeyleri söylüyor gibi yeni savunmasına geçti.

"Tamam biraz etli olabilir ama bu sizi yanıltmasın bu çocuğa falan bakamaz birkere bakmak nedir bilmez döver bu çocukları çok sinirli çok" Sonlara doğru dert yanan Asır'a bu sefer herkez güldü ama Asır gülümüyordu.

Derdin bu olsun bacanak halledilir kolay şeyler bunlar. Hem ben onu siniriyle seviyorum. Annem bakar çocuklara bizde bolbol tatil yaparız sinir falan kalmaz"

"Olmaz öyle şey çocuğa senin annen falan bakamaz çok şükür benim kızımın aklı yerinde kendi evladını kendi büyütebilir. Ayrıca lar derken?"

Kağan bir anlık şaşkınlıkla ne diyeceğini bilemedi. "Çocuk işte ço- çocuğun arkasından gelenlerle birlikte çocuklar lar oluyor. Olmuyormu?" Eliyle kafasını karıştırdı. Annemin bir anlık vurgusu adamda tum devreleri yaktı.

İmam nikahı olmaz. Nikah ne zaman olacaksa oda o zaman olacak." Bir an herkez sustu çünkü sofraya oturduğumuz dan beri babam ilk defa konuşmuştu. Girdiğim yoğun sitresle tekrar yemeğe dönerken kısa bir süre sessizlik oldu.

"Tamam ozaman" Kağan ellerini masanın üstünde birleştirip bana baktı ama ben yemeği yemeye devam ettim.

"Seneye yazın senin için uygunmudur?" Başımı yemekten kaldırmadim. Asır "ne için"dedi ama onun bakislarinin benim üstümde olduğunu hissediyordum. "Bir yıl düğünümüz için ne dersin?"

Onun sesi sakindi ama yandan beni cekistiren Asır hiç sakin değildi. "Esila bir yıl diyo hayır de mümkünati yok de senin için ben diyimmi ha evet de evet de Esila yemeğin sırası değil" başımı kaldirsamda yemeğe devam ettim Asırda umudunu keserek kolumu bırakmıştı.

Başımı anlamiyormus gibi iki yana salladım. "Bir yıl diyorum beni sevmen için yeterli bir süremi?"

Olaylarda kararımın bana sorulması pek alışık olduğum bir şey olmadığından bocaladim biraz. İki elimi kaldırıp orta parmagimi gösterdim ardından ikisini birleştirerek diğer parmaklarımla tamamladım kırık elimden dolayı pek beceremesemde salak olmayan sonsuzluk işareti olduğunu anlardı.

Alayla gulerek babama dönüp "gördün mü beni sonsuda dek seviceginden bahsetti" duyduğum cümleyle lokmalarim boğazıma takılırken öksürmeye başladım. Annem su uzatırken asır beni oturduğum yerden kaldırdı. "Birşey yok şok etkisi biz bir gidip geliyoz"

Asır peceteleri onar onar kopartıp elime tutusturuyordu. Son peceteyle yüzümü sildim ama o hala koparmaya devam ediyordu. En sonunda elime tutusturdugu peceteleri sertçe ona attım ama hafif oldukları için ona çarpıp süzülerek yere düştü.

Asır bana döndüğünde yüzünde büyük bir üzüntü vardı. "Ya kuzen ne yapiyosun sen ne olucak şimdi?" Haklılık payı oldukça yüksekti bu sorununun hakkaten ne olacaktı şimdi?

İçeri girdiğimizde annem masayı toplarken Kağan ve babam sohbet ediyordu annem benigorunce bize doğru yürümeye başladı.

"iyi misin kızım?" "Birşey yok hala biraz midesi bulandı" "Bulanır tabi sen biraz yat dinlen çok yoruldun" Bulanır kısmını derken babama ters bir bakış atmıştı.

Canıma minnet bilerek arkamı dönmüştüm ki o tiksindigim sesi duydum "İyimisin Esila " benim yerime cevap veren annemdi "çocuğu top gibi oradan oraya atarken birde iyi olmasını mı bekliyorsunuz"