1. bölüm · Narkotik Bağlar
Bir kadeh acı
Barın en köşesinde otururken tek bir kişiyi izliyordu. Başını sıkıntıyla havaya kaldırdı. Ortam adamın canını bir hayli sıkıyordu. Eliyle ensesini avuclarken tekrar hedefine kilitlendi. Kek sakallı adam saatlerdir içiyordu. Yanındaki iki kadın ona birşeyler anlatıyor adamda kahkaha ile karşılık veriyordu. Kırmızı mine elbiseli kadının belini oksarken öpüşmeye başladı.
Bu görüntü karşısında yüzünü burusdurarak arkasına yaslandı. Bakışlarını barda gezdirdi pistin ortasında dans edenler iç içeydi. Yüksek müzik kulağını sağır etmek üzereyken herkez halinden memnun içki içerek eyleniyordu. Herşey normal hızıyla devam ederken barın en sonundaki dört gence takıldı. Biri dünyanın en komik şeyini anlatır gibi heycanla bağırıyor diyerisoyledi her kelimeye kahkaha atıyordu üçüncü tepkisizce izlerken en sonuncu otarafa dahi bakmıyor muhtemelen ne işimiz var burda diye sorguluyordu. İstemsizce güldü. "Klasik arkadaş gurupları"başını ikiyana salladı. Heyecanlı konuşmasına ara veren çocuk diyerleinin bakışları kapıya yöneldi. Başını kaldırıp gençlerin hayranlıkla baktığı noktaya odaklandı.
Sarsak adımlarla ilerlerken topuklularını en sert hâliyle yere vuran kadın her hareketiyle "sinirliyim" diyordu. Üzerinde askılı siyah mini bir elbise vardı elbisesi sanki hiç kısa deyilmiş gibi minikde bir yırtmacı vardı göğüs ve karın hizasından sırtına doğru ilerleyen iki ince ip olmasa elbise üstünde dura bilecek gibi değildi. Siyah elbisesine uyumlu gümüş rengi topuklular dikkat çekerken orgulerinden taşmış saçları yüzünü kapatarak sinir harbi den çıktığını açıkça belli ediyordu.
Kadın kalabalığın arasına karışırken bakışlarını tekrar hedefine kilitlemek istedi ancak adam bıraktığı yerde deyildi. Saatini kontrol ettiğinde gece yarısı olmak üzere olduğunu farketti. Adam kadınlarla odaya çıkmıştı veya pistteydi. Oturduğu yerden kalkıp kalabalığa girdi. Oysa adam çoktan kadınları bırakmış ve yenisine ilerliyordu. Eli ensesinde başını yere eğmiş duvara yaşlanan kadina doğru ilerledi. Kadının siyah elbisesi adamı cezbetmisdi gerçi elbise demeye kırk şahit isterdi. Sarhosluğundan dolayı sendeleyerek yürüyordu kadının önünde durdu ancak kadın onu görmedi. Adam elini kadının önünde salladı. Kadın öfke dolu bakışlarını karşısındaki adama dikdi kel sakallı bir adamdı. Karşısında dikilen göbekli adama tiksintiyle bakdı. Adam kadının sert bakışlarına otuz iki diş sırıtarak cevap verdi elinde tuttuğu kadehi kadına doğru kaldırdı. Kadın şuan yeterince öfkeliyken birde başı dönüyordu. Şuan bir ayyaş la uğraşacak hâli yokdu. Yaslandığı duvardan zorlanarak ayrıldı diklesmesiyle başı daha çok dönerken bir eli hala duvardaydı başını hızla iki yana sallayıp zorda olsa yürümeye başladı. Adam giden kadının kolundan tutarak kendine çekti. Daha fazla sabredemeyecekdi kolundakielin sahibine omuz üstünden baktı çevik bir hareketle elinde tuttuğu kadehi kafasına geçirirken hızla duvara yasladı. Yaksindan tuttuğu bedenin suratına hızlı bir yumruk indirdi. İndirdiği darbelerin şiddeti artarken adam dördüncü yumrukdan sonra duvarın önünde yere yığıldı. Kadın hırsını alamıyordu. Yumruklarını hizlandirirken belinde bir el hissetti ama bu onu durdurmaya yetmedi. Etrafdakiler merak ve korkuyla olanlari izlerken kadının belini saran el bu seferde çekmeye çalışıyordu. Vücuduna uygulanan kuvvet onu sahada hırslandırırken artık yumruklarının çok azı isabet ediyordu. Yere serilmiş bedenden cekisdirilerek uzaklaşırken hırsla arkasını döndü amacı ona engel olmanı dövmekdi. Yumruğunu hızla indirirken bileğini tutan el onu yavaslatmışdı. Yumruğu yavaş bir şekilde adamın omzuna degerken nefesini kontrol etmeye çalıştı. Adam öfkeli gözlerde kendi yansimasini gördü bileğinden tuttuğu kadın vücuduna çarpıyordu. Hızla inip kalkan göğüs kafesi bedenini tokatlıyor du sanki. Az önce topuklarini yere vurarak yurumesinden sinirli olduğunu anlamıştı ama az önce dövdüğü adama haftalardır katlanmasının tek sebebi bu iş bittiğinde onu dövecek olmasıydı. Bunun hayaliyle onca şeye katlanmısken delinin teki bu hakkı elinden almıştı.
Kadın burnundan solurken adam dikkatle izliyor sakinlesmesini bekliyordu. Beklediği şey kesinlikle dudaklarındaki sıcaklık deyildi. Bir an afalladı. Kadın hiç çekinmeden onu öperken şokunu atlatıp omuzlarından ittirmeyi denedi. Büyük bir güçle direnen kadına gücü yetmiyordu. Adımları geri giderken kadında üstüne yürüyordu. Bir an bile dudaklarını dudaklarından çekmemişti. Adam geri gitmeye devam ederken kadın kollarını adamın boynuna doladı. Adamın kalçası tezgaha degdiginde artık kaçacak yeri yoktu. Kadın nihayet dudaklarını cekdiginde nefes alamak istedi ama izin vermiyordu. Kadın dudaklarını adamın çenesine ve boynuna degdiriyor boynuna doladigi ellerinden destek alarak kendini daha çok adama yaslıyordu. Adam başını eğip bakmayı denedi ama kadın hiç rahatdurmuyor dudaklarını sürekli adamın boynuna sürtüyordu. Kadını nefesini bkynunda hissetmek onu daha çok afallatiyordu. Başını tavana dikip elini anlina götürdü sıkıntılı bir nefesle iki eliyle kadının omuzlarından ittirmeyi denedi daha fazla dayanamayarak"ne yapmaya çalışıyorsun"sesi sakin ve sitemliyken yüksek sesden dolayı kısık çıkmıştı ama kadın duydu. Bunu gülerken boynuna çarpan nefesinden anlaya bilmişti. Birkaç saniye bekleyip tekrar ittirdi. Her ittirisinde kollarını biraz daha sariyor tirnaklarini adamın ensesine batırıyor bu yüzden hareketleri kisitlaniyordu. Adam kadının boynuna giden kollarını asıldı ama kadının bırakmaya niyeti olmadığını ensesine sapladigi tirnaklarka açıkça belli ediyordu. "Bırakmayacak mısın?" Bu sefer sesi daha yüksek ve sıkıntılı çıkmıştı. Bir kaç saniye daha bırakması umuduyla bekledi ama kadının ayrılmaya niyeti olmadığının farkındaydı. Yerinde kipirdandiginda kadından sesli bir gülüş duydu ama umrunda deyildi dakikalar sonra ilk defa kadın adamın bedenine surtunurken yavar fareketlerle tezgahın üzerindeki visgi şişesini aldı. Adam kadını kucağına alırken bir eliyle şişeyi tutan kadına bakdı. Halınden memnun gibi görünse de adam hiç mutlu deyildi. Asansörün tuşuna basdiginda kadından kesik gülüşler duyuyordu. Altın sarısı asansör kapısına bakdı dudaklarını hala boynuna sürtüyor bir eliyle boynundan tutup kendini adama yaklasdiriyordu. Hala yüzünü goremesede ne yaşadığını ve amacını merak ediyordu. Bir çocuk gibi sevinen davranışları normal deyildi. Muhtemelen uyuyor ve rüya etkisindeydi. Bu halini gorunce istemsizce güldü. Asansöre girerken normal bir gece diliyor ve kucağında tuttuğu beladan kurtulmayı temenni ediyordu.
****
Kapı sesiyle hızla başımı kaldırdım. Beni tutan adama gözlerimi kısarak bakdım. Ne yaptığımı sorgular gibi bir hali vardı bunu yapması güzeldi çünkü bende ne yaptığımı bilmiyordum. Birilerinin bunu sorgulaması lazımdı ve şuan o kafaya sahip deyildim. Kapıyı kapatıp bir kaç saniye yürüdükten sonra beni yumuşak bir zemine birakdi. Beni bıraktığını elimdeki şeyi alırken farkettim. Gözlerimi ellerinde tuttuğu şeye çevirdim. O şey neydi ve ben neden elimde tutuyordum hiç bir bilgim yoktu bu bal rengi garip sıvıyı daha önce gormedigime emindim. "İyimisin?"önümde hafif eyilip beni izleyen adama bakdım. Şişeye ve içindeki ne odaklandigim için onu dibinde bulmam irkilmeme neden oldu. Yüz ifadesi tedirgindi bende kendimi kontrol ettim yüz kaslarım gevsediginde bende tedirginmisim. Kapıyı sert açmasından dolayı hala korkuyordum sanırım bu yüzden gergindim kapıyı o kadar sert açmak zorundamiydi ki. Konu dagitmak amaçlı parmagimi şişeye kaldırdım" o şey meyve suyu değil demi?"yerinde dogrulurken yüzüme bakıyordu ellerini göğsünde birlesdirip "sen gercekden sarhoşsun" ellerimi yatağa koyup arkama doğu eyilirken ağzımın içinde guluyordum "evet annemde haftada iki kez böyle derken beni oklavayla kovalar" yüzüne yalvarır gibi bakdım "ama sen sonra kovala olurmu çünkü bileklerim acıyo"masum bir çocuk gibi dudaklarımı büzmüsken aklıma gelen şeyle kahkaha attım. "Bu cümleyi anneme kursam kafama kaşık atardı" yüzüme şaşkınca bakarken şok geçirir gibi bir hali vardı. "Annen seni oklavaylami kovalıyor?" Nihayet kurduğu cümleyle gülüşüm dondu. Sırtımda bir acı hissettim "çok deyil genelde tavayla kovalar tabi bu bazen kepceyede dönüşüyor"yere bakarken nefes verir gibi güldüm başımı kaldırıp ona bakdım. "Susadım" bir kaç saniye daha yüzüme bakaktikan sonra yeni duymuş gibi yerinde hareket etti. O bir yere giderken odaya bakdım otel odası gibi görünüyordu. Bakışlarım tekrar şişeyi bulduğunda elimi uzatip aldım. Ters çevirdim. Düz çevirdim. Calkaladim baş hizama getirip kopuklenisini izledim. Asitli bir seyler ola bilirmiydi. Şişeye odaklanmisken burnuma yaklastirdim garip kokuyu aldığımda hızla uzaklaştırdım kendimden. Midem bulanmisdi şişeyi yan cevirdigimde beni izlediginden habersizdim. Tekrar burnuma yaklasdirirken bu sefer ürkek davranıyordum. Daha derinden koklarken yüzümü eksiterek havaya kaldırdım tiksinen bakislarimi şişeye atarken"bu şey üniversite kokuyor"dedim. Yaptığım tesbitin hemen ardından bir gülme sesi duydum. Elimden şişeyi çekerken havada kalan elime su dolu bardağı koydu. Şişeyi tekrar aldığım yere bırakırken "sen taktın buna" gülerek söylediklerine bende güldüm suyu tek seferde içip boş bardağı havaya kaldırdım "merak ettiğim şeyleri kafaya takmak gibi gereksiz huylarim var" uzanıp elimdeki bardağı alıp şişenin yanına bıraktı. "Garipliklerine artık şaşırmıyorum" kendimi yatağa bıraktığında kaburgalarım bile acıyordu. Elimi kasılan karnımın üzerine koyarken bakışlarım tavandaydi "yani" Bana baktığını hissettiğimde başımı yan yatirarak dikkatle beni izleyen adama baktım"ne icdin sen?" Bu soru bile sinirlerimi altüst etmeye yetmisken cevap vermeden tekrar tavana bakdım. 'bu gece hiç bir şey sorgulama sadece yap'
evet gecenin başında kendime verdiğim söz buydu yoksa ağzımı bile açmaz ne ara buldugumu bile bilmediğim bir erkeğe kendimi teslim etmezdim. Ayağa kalktığını gördüğümde doğruldum sırtı bana dönükdü. Yapicagi şeyi anladigimda hızla ayağa kalktım. Kapıya carptigimda bedenimden çok ruhum acıyordu. Kapıyı tüm bedenimle kapatmayı denerken korkak bakışlar attım. Gitmemeliydi... Önümde dururken ellerini göğsünde birlesdirmisdi "ne yapıyorsun sen şimdi" başımı iki yana saklarken kararlılıkla "gidemezsin"dedim. Başını yan çevirirken sorgular gibi bakdı "niyeymis o" nedeni yokdu ne yaptığımı bilmiyordum sadece "çünkü ben öyle istiyorum" sıkılmış gibi ellerini boşluğa salkayip başını geri attı bir adım atarak komumdan tutup ittirdi "çekil şuradan" beni cekdiginde yere yapıştım. Aslında kendimi yere atmisdim çünkü gerçekten ayaklarim acıyordu. Bilerek kendimi yere bırakmama rağmen gözümün önüne gelenler ve kulaklarıma dolan sesle gözlerim dolmuştu. Yere sıkıca basan ellerime bakdım sağ bileğim acirken gozlerim yüzük barmagimda durmuştu. Gözümden yaşlar süzülürken önümde diz çöken adama bakmamıştım bile muhtemelen düşüşümden kendini sorumlu tuttuğu için halime aciyarak gitmekden vazgeçmişti. Kucağına alıp yatağa bıraktı. Tekrar dizlerinin üstüne çöküp ayakkabilarimi çıkarttı. Bir an yüzüme bakıp agladigimi görünce gözlerini kaçırdı. Yatağa yatırırken bu sefer yüzüme bakmamak için özel çaba veriyordu. Kendi kendine soylenirken "tamamda niye ağlıyorsun ki"sessiz isyanina sessizce gülerek bileğini tutup tüm gücümle kendime çektim. Sol elimle çektiğim için sadece üstüme eyilebilmesini sağlamıştım. Gözlerinde tanimlayamadigim duyguyla saatlerce bakışa bilirdim. Çekilmek için hamle yaptığında daha çok cekdim. Bileğini tuttuğum elime öldürücü bakışlar atarken "başladık yine"isyan ederken gülmesi normalmiydi aceba.
Bedenini yanıma bırakırken bende elini bıraktım. Bir süre tavanı seyrederken ne konuşuyor nede banaxbakiyordu. Aceba uyudumu diye düşünmekdense kontrol etmeyi tercih ittigim için üzerine eyildim. Göğsünden ve boynundan tutunarak kendimi burnunun dibine sormayı başararak gülerken tavana attığı bezgin bakışları beni buldu. Alttan baktığı için fazla çekici görünürken kendimi ayaklarimla iterek yüzüne yaklaşmaya çalıştım fakat neredeyse oturur pozisyonda olduğu için işim zorlaşıyor du. Böyle olmiycagini anladigimda eli boynundan çektim tam karşısına geçmeye meylettigimde elimde gördüğüm kanla duraksadim. Bezgin bakışları uzerimdeyken şaşkınlıkla parmak uçlarıma baktım. "Kan"şaşkınlıkla çıkan sesimle bana baktığını bile farketmeden kendimi yukarı çekerek onun gibi oturdum. Omzum göğsüne çarparken elimi tekrar attım kurumaya başlamış kan ellerime gelince başımı yukarı kaldırdım. Ne yaptığımı dikkatle izleyen adam son derece yorgun görünüyordu. Beyaz gömleğinin düğmelerini açarken gözlerim her hangi bir yara aradı ancak bir iki kolye ve sol göğsünde ki dovmeden başka birşey yoktu. Şu anki odagim kan olduğu için gördüklerime takilmiyordum. Bir kaç düğmeyi açıp her hangi bir şey goremedigim için sirti a bakmak istedim. Sağ omzunun üstündeki gömleği yavaşça geri iterken kucagina çıktığının farkında deyildim. Hafif gömleğe değen kanı görünce bacaklarımı az önce kalktigim yere uzatırken kendimi daha çok yukarı çektim. "Kan var burda" şaşkınlıkla kurduğum cümleyle derin bir nefes vererek sırtına dokunan elimi tuttu. Elimi tutmasitla başımı kaldırarak ona bakmaya meylettigim andacenelerimizin birbirine surtunmesiyle kendine geldim. "Yaa kan var" benim merakla söylediğim şeyi büyük bir soğukkanlılıkla onayladı sesi sanki bir yandanda dalga geçer gibiydi. "Kim yaptı nasil oldu ama niye?"ard arda yonelttigim sorulara güldü. "Kim yapmış aceba" imalı sesinden bir şey anlamazken yerinde hareketlenip gür bir sesle " kedi cirmaladi" dedi. Ben anlamsız bakışlar atarken elini belime koydu. Tuttuğu elimi bırakmasıyla elim sol onzuna düşmüştü. "Kedimi? " Gercekden bunu kedi yaptıysa ya bu adam sakkatti yada kedi huysuzdu. "Evet kedi" dudakları dudaklarıma yaklaşırken gözlerine baktım. Siyah saçlarına uyumlu siyah gözleri ve beyaz teni beni kendine çekiyordu. Elleriyle örgüden omzuma ve yüzüme taşan saçları geri itti. "Koyu kahve gözleri vardı kahve saçları savasdan çıkmış gibi daginikdi üstelik benim avima saldırdı oyse ben pusuda beklemisdim öne hazır yemegime kondu aç kedi" söylediklerine hatta en son söylediğine saatlerce güle bilirdim ama örülmüş olmalarına rağmen taşan tutamlarla oynayıp ardından parmaklarını omzumdan sırtıma sürterek inen parmakları urpermeme neden olurken odaklanamiyordum. Bakışları tekrar dudaklarımı bulurken gözlerimi kapatıp başımı yanağına sürttüm. Çenesine minik bir öpücük bırakırken iki parmağımla çenesini kaldırdım. Başımı yaşadığım anlı sıcaktı nefesi dudaklarıma çarparken yaslandigim göğsünden uzaklaştım. Belime bastırdığı eli bırakmak istemediğini habercisiydi. Ağzımın içinde patlayan volkan dudaklari yuzundendi. Dudaklarımı öperken elinde hiç rahat durmuyor bacaklarımda geziniyordu. Omzundaki elim benden habersiz hareket ederek yumuşak saçlarını buldu. Saçlarını oksarken diğer elimi boynuna dolamamla beni kendine daha çok çekerken elleri çoktan kalçama ulaşmıştı. Parmakları usulca elbisemin altina sizarken saclarimdaki tokatı almasiyla göğsünden destek alarak kendimi hızla geri ittim. Kendimi yatağın üzerine atarken tedirginlikle başımı salladım. Titreyen ellerimin farkinda deyilken sayiklar gibi "olmaz yasak olmaz " yatağa attığım bakışlarımi cekmezken gozlerimi kapatıp kendimi dizginlemeye çalıştım. Başımı kaldırdığında sorgulayan bakışlara maruz kaldım. Yapacak bir açıklama yoktu gözlerimi tekrar yatağa çevirirken bağdaş kurup iki elimle yanaklarımı kapattım ayaklarını kullanarak kendini yatağa cekip hafif uzanan adama bakmıyordum.ayaklarini birbirinin üzerine atarak ellerini başının altına koydu. Emekleyerek kollarına ilerledim özellikle ben dokunmayim diye sakladığı kollarına. Başımı koluyla omzu arasına koyup ellerimi göğsünde gezdirdim. Yaşadığım herşeyi saniyesinde unutmam bu geceye özeldi. Bana bakmadığı için başımı kaldirip göğsüne koydum. Hafif bir öpücük burakip ellerimi hareket ettirdim. Artık bana bakıp bakmadığını göremiyorum. Başımı kaldırıp ellerimi karnında gezdirdim elimi degdirdigim her yere elimin ardından öpücük koydum. Karnına sulu bir öpücük bırakırken yattigim yerden kalktım sulu opucuklerimi sağ karrin boşluğuna sol göğüs hizasına sağ omzunun alt kısmında bırakırken avuç içlerimi gogsunden beline ilerletirken tam sol göğsündeki dövmeye sulu opucugumden sonra dilimi degdirdimki bir güç kalcamdan tutup yukarı çekti. Yukarı çekmemle göz göze geldik. Daha fazla dayanamıyormus gibi dudaklarıma yapisdiginda ona karşılık verdim. Elleri kalçamda gezinirken yavaşça eteğimi Sıyırdı. Belimle kalçan arasında gezinirken yan yatırıp üstüme eğildi. Duraksiz beni öperken omzundaki ellerim boşluğa düştü. Parmaklarını koluma surterek bileğimi tuttu. Dudaklarımı bırakıp cenemden ve boynumdan yavaşça öptü. Opusleri boynumdan koluma ilerlerken dudaklari kolumun altındaki yarada oyalandi. Başımı çevirip nefes bile almadan öpen adama baktım kolumun altındaki derin çizik sadece kolumu kaldirdigimda görünüyordu. Ben bile dokunmaya korkarken bu adam tiksinmeden opebiliyordu. Bileklerimi bırakıp tekrar parmaklarını bedenime surterek sırtıma ulasdi. Belimden tutup kendine çekerken tekrar dudaklarımı öpmeye başladı. Dilini ağzımın içinde hissettim ellerini belimden sürterek baldirlarima götürdü. Bı sure baldirlarimi oksarken yavaş adımlarla elbisemi yukarı çekti parmak uçlarının kadinligima değmesi irkilmeme neden olurken dudaklarımı bırakıp göğsümün üstünu öptü. Ne ara çözdüğünü bilmediğim iplerden kurtulup elbisemi aşağı çekti. Sulu öpücükleri göğsümde yerini alırken sağ eli bacak içlerinde geziniyordu. Gözlerime çöken ağırlıkla başımı geri attım uyku bastırırken artık birşey hissetmiyordum. Başımı eğip üzerimdeki bedene sonkez baktım ben hiç bir şey hissetmezken o kafasını gömdüğü yerin keyfini çıkarıyordu. Ellerimi kollarinin altından uzatıp sırtına koydum parmaklarımı büküp tırnaklarımı sırtında gezdirirken gözlerim kapanıyordu. Bedenimi uyku sararken üzerimde yatan adama karşı hissettiğim yabancılık değil aitlikdi. Bir şey beni ona çekerken sanki hep benimmmis gibi hissettiriyordu. Bu aitlik hissine karşı artık gözlerimi acamazken cokdan uyumusdum.
Bir ara sırtıma değen su damlaciklarini hissettiğimde tanıdık omuzlarda olduğumu farkederek tekrar uyudum. Soğuk ve yumuşak zemine değen sırtım sayesinde tekrar uyandım. Bedenimde hissetttigim ellerle gözlerimi açtım. Elinde tuttuğu şey sanırım bir çorapti. "Bileğine ne oldu?" Gözlerimi kapatmış olsamda söylediklerini duyabiliyordum. Yönelttiği soruyla sağ elimin morarmaya basladigini anladım karnıma bir ağrı saplandiginda görmemiş olmasini dileyerek elimi karnımın üzerine koydum. Derin bir nefes verdiğinde onusda gordugunu anlayarak kendime kızdım. Kapatıcı denen bir şey icat edilmisdi degilmi"Artık uyanmalisin burdami yaşıyorsun bir ailen veya gitmen gereken bir yer yokmu?" Söyledikleri beynimin duvarlarina çarparken diye bildiğim tek şey "Asır" olmuşdu. Sonrasında söyledikleri veya verdiğim cevapları idrak edemiyordum ağzım benden izinsiz konuşurken beynim sanki derin bir uykudaydı.
