4. bölüm · Narkotik Bağlar
Plan
"İnsanda hep bir beklenti vardı değilmi. Önce geleceğini beklerdi sonra hayallerin gerçekliğe bürünmesini... Ama beklerdi belki yaralı bir kuş gibi belki özgürlüğe uçan kelebek gibi. Hayat yaralı bir bekleyişten ibaretti ölüceğini bilmeden beklerdi insan ama suskun ona meftun..."
Derin bir iç çekip defteri kapattı Esila. Bacaklarını kendine çekip sırtını sandalyeye yaslayarak kaybolmak istedi. Balkondaki sandalyede yıldızları izlerken yaklaşık iki yıl önce günlüğüne yazdıklarını okumuştu. Ne zaman canı sıkılsa hep bunu yapardı.
Büyük bir kitaplığı vardı. Kitap okumayı seviyordu. Bu alışkanlığı ona kuzeni Asır vermişti. Asır günlüğü hakkındaki şeyleri bilen tek kişiydi.
Hayatını sanki bir filme senaryo hazırlar gibi günlüğüne geçirmeyi seviyordu. Elbetteki hayatı ne okuduğu kitaplar gibi büyüleyici nede izlediği filmler kadar aksiyonluydu. Ama bunlar mutlu olduğu şeyleri yapmasına engel değildi.
Asır bir yıl önce edebiyat öğretmenliğine atanmıştı. Bazen Esila'nın günlüğünü okuyup onun bir yazar olması gerektiğini söyleyerek onunla alay ediyordu ancak asıl yazar olması gereken oydu. Kesinlikle Esila dan çok daha iyi bir okuyucuydu.
İçeriden gelen kahkaha seslerini duyması kısacık mutluluğuna taş koymuştu. Şuan odasının balkonunda oturuyordu. Işıkları kapatmıştı çünkü babasının arkadaşları misafirliğe gelmişti.
Yakında gidecek olmasina rağmen eve gelen belli kişiler dışında herhangi bir misafir geldigi zaman odasına çekilmek zorundaydı. Ne yazık ki bu hala işleyen kurallar arasındaydı.
Evet yarın akademiden mezun oluyordu ancak bunun için sevinemiyor herhangi bir heyecanlanma yaşayamiyordu. Sebebi ise göreve başlamasıyla birlikte evlenecek olmasıydı.
Kağan bu bir buçuk yılda her hafta sonu yemeklere katılmış adeta zorla kendini aileye yapmamıştı. Nişanlandiklarindan beri bir türlü onu rahat bırakmamış sürekli arayıp durmuştu. Attığı her adımı takip edip peşine adam takmıştı. Zorla yemeğe çıkarıp saçma evlilik kurgulariyla kafa ütülemisti.
Kağan daha şimdiden düğün hazırlıklarına başlamıştı. Garip olansa Edip ve Esila dışında herkez bu hazırlıklara katılıyor olmasıydı. Asır bile düğünü sabote etmek adına birşeylerin ucundan tutuyordu.
Hâlâ birbirine küslerdi. Esila zaten bunu istemiyordu ama Edip de sanki yakında kızı gelin olmayacakmış gibi rahattı. Hiç bir şeyi umursamayıp kızını evlendirmeyecekmis gibi etrafında dönen hazırlıkları görmezden gelmesi kafa karıştırıcı olsada Esila bunun üstüne düşemeyecek kadar yorgundu.
Başını geriye atıp nefesini verdi. Her ne kadar Kağan ile evlenmeyi istemesede polis olmak zorundaydı arkadaşı için buna mecburdu.
*****
Neredeyse akşam oluştu. Bir binanın duvarına yaslanmış bankta oturan ikiliyi izliyordu. Adam kolunu kızın boynuna atmış birşeyler konuşuyordu. Kadın sakince onu dinlerken bazen gülüyor, gözlerini deviriyor ve bazense şaşkınlıkla tepki veriyordu. Muhtemelen bu yorucu günün ardından oturmuş dedikodu yapıyorlardı.
Adam gülerek kadının üstüne eğilip kulağına birşeyler söyledi. Kadının duyduklariyla yüz mimikleri değişirken adamı çenesinden tutup acitmiycak bir tokat attı. Adam refleksle ellerini kaldırıp kendini korumaya alırken kadın gülüyordu. Birlikte gülerken kadın adamı yanağından öpmüştü. Dışardan bakıldığında samimi iki arkadaş gibi duruyorlardı.
"Geldim abi" Yaşlandığı duvardan ayrılıp arkadaşına döndü. "Dediğimi yaptın mı?" "Yaptım abi yapmasinada biz şimdi bu kızı niye araştırıyoruz onu anlamadım" kısa bir an bankta oturan ikiliye baktı. Kız bankta yan dönmüş adama bakarken konuşmaya devam ediyorlardı.
"Bilmiyorum ama bu kızda bir şey var Doruk."
"Sen bu kızın hatırlamadığını eminmisin bir numara olmasın" o gece tekrar gözünün önünde canlandığı da bir kez daha kızın birşey hatırlamadığını emin oldu. "Sanmıyorum. O gece çok sarhoştu ne yaptığını bilmeyecek kadar ayrıca eğitime başladığından beri onu takip ediyorum hiç açık vermedi" "Dediğin gibi kızı araştırdım. Pek birşey çıkmadı. Bi kaç kavgaya karışmış hepsi çok ciddiye alınmayan mahalle kavgası nerdeyse hiç denecek kadar hastane kaydı yok." Devam etmeden önce Doruk biraz düşündü. En sonunda dayanamayarak günlerdir içinde tuttuğu şeyi söyledi "Göktuğ sen bu kızın konuşabildiğine eminmisin?" Göktuğ nefesini verdi. "Bak biliyorum bunların hepsi saçma geliyor ama hangisi mantıklı ki. Hiç kimse mahallede iki yumruk atarak öldüresiye adam dövemez iki dakika önce birini komaya sokup iki dakika sonra büyük bı soğuk kanlilikla bı erkeğe asılamaz. O gece parmağında yüzük yoktu ciddi şekilde darp edilmişti. Kızın bileğini kırmaya çalışmışlar ve sanki hiç acımamış gibi o bilekle nerdeyse kendinin iki katı bi adamı devirdi. İlk kez bileğini kıran hiç kimse rahatlıkla birini dövemez." Doruk sıkıntıyla arkadaşına bakarken Göktuğ sonderece ciddiydi. "Ne yapmayı düşünüyorsun hiç birşey çıkmadı üstelik kızın raporu var" "Sanırım Müjde ile bi alakası var" Göktuğ un cümlesinin ardından Doruk ona tereddütle bakdı. "Nasıl yani hangi Müjde?" Doruk etrafını kontrol edip aceleyle elinde tuttuğu dosyayı karıştırdı. "Bunu nereden çıkardın" şaşkinligi her halinden okunuyordu. Göktuğ ona dönüp "Ailesi hakkında ne biliyorsun?" Doruk sayfalar üstünde gezinmeye devam ederken bir yerde durdu. " 2001yılında evlenen kılıç ailesi... 2002 yılında Zehra kılıç OKB(obsesif kompulsif bozukluk) teşhisi konulmuş ancak tedaviyi reddetmiş. Edip kılıç ilaç sektöründe çalışmaktadır..." Satırları baştan sağma okuyan Doruk dikkat çekici birşeyler arıyordu. Göktuğ daha fazla dayanamayarak azının içinde birşeyler geveleyen Doruğun elinden dosyayı çekti. "Anlamıyorum" dedi Doruk. İşin aslı Göktuğ da birşey anlamıyordu.
"O bizim ilk davamızdı acemiligimize sığınıp dosyayı kapattılar. Henüz hiçbir şey bitmiş değil yeterli delile ulasirsak o davayı tekrar açabiliriz" "Tamam belki haklısın ama dosya kapanali neredeyse altı yıl olacak. Kimse bunu yapmamisa izin vermez. " Bu yüzden kimse bilmiycek Doruk. Alev bile bilmemeli" Sen aklını i kaçırdın. Eğer yakalanirsak ilimizi çekerler. Ayrıca nasıl yeterli delile ulaşmayı düşünüyorsun abi" Göktuğ bankta oturan ikiliye baktı. Günes batmıştı. Kız saatini kontrol ettikten sonra ayağa kalktı. Birlikte giderken mutsuz gibiydi.
Göktuğ bir yıldan fazla bir süredir bu kızı takip ediyordu. Nişanlısıni sevmediği çok açık ortadaydı. Hatta bir ara ondan kurtulmak istediğini bile düşünmüştü"
"Ben kızı takip edicem sende nişanlısını. Attığı her adımın raporunu istiyorum bir saniyesini bile kacirmiycaksin. Kaçda yatar ne zaman kalkar nereye gider neyle uğraşır en ufak detayına kadar herşeyi istiyorum" "Nişanlısını neden takip ediyoruz." Yüzünde sinir bozukluğu yola bir tebessüm oluştu. Elini cebine koyup omuz silkdi." Hiç. Birde biz şahit olalım şu efsanevi aşka"
*****
Asır'la birlikte eve daha yeni gelmiştik. Mevzuniyet çok yorucu geçmişti. Kısmi de olsa artık bir polistim. Bunun için mutlu olman gerekirdi fakat ne yazık ki daha kapıdan girerken yemeğe müstakbel nişanlıminda katılacağını öğrenmem bütün havami kaçırmıştı. Üstelik çok açtım. Üstümu değiştirip odama döndüğümde yatağıma uzanmış boş gözlerle tavanı seyreden bir adet Asır la karsilastim. Anlaşılan tek mutsuz ben değildim.
Beni görmesiyle başını omzuna eğip bana elini uzattı. Elleri havadayken bir çocuk gibi mizmizlanarak " yaaa Esila ben çok açım" dedi. Yüz tipine baktıkça gülesim geldiği için uzattığı elini tutup yanına uzandım. Başımı göğsüne koyup onun aksine daha iç açıcı bir manzaraya yani pencereden görünen yeni kararmis gökyüzüne baktım. " Şimdi o mesmursuz gelip tüm iştahımı kapatacak."
Kapının zili çalmasıyla daha yüzünü bile görmeden Asır'ın sesinin solması bir oldu. Birbirimize son kez dertli dertli bakıp yataktan kalktık. Bizi yine biz anlıyorduk.
Odadan çıktığımızda sofranın nerdeyse hazır olduğunu gördüm. İlerlediğimde ise babamin koltuğa yayılmış televizyondan maç izlediğini gördüm. Artık Kağan'ı neredeyse hiç umursamıyordu benimde pek umursadığım söylenemezdi ama yinede onun gibi herşeyi boşverip rahatlayamıyordum.
Son tabaklarida masaya yerleştirdikten sonra annemle masaya oturduk. Başımı kaldırıp baktığımda babam sanki Kağan yokmuş gibi maç izlemeye devam ediyor tezahürat falan yapıyordu. Asır ve Kağan ise babam bütün koltuğu kapladığı için birbirine küsmüş iki küçük kardeş gibi birbirlerine sırtını dönmüş yanyana oturuyorlardı.
Annem boğazını temizleyerek dikkatleri üstüne çekmek istedi. Uyarıyı alan Kağan ve Asır birbirlerine ters bir bakış atıp omuz atarak masaya geldi. Masaya otururken bile rekabete devam edip sandalyeyi sert çekme yarışına girdiler. Üst üste sandalyeleri çekip durmaları beni guldursede annem bu harekete fazlasıyla sinirleniyordu. Onlar birbirleriyle yarışırken annemin yırtıcı bakışlarını ne yazık ki görmüyorlardı. Bu beni daha çok güldürürken annem yüksek sesle "Edip"dedi ve bunu söylerken Asır'la kağana baktığı için annemin bakislarini Nihayet görmüşlerdi. Üçü aynı anda oturunca annemle bakisip güldük. Babam anneme olan korkusundan daha onlar oturmadan masaya yetişip oturmuştu.
Yemek büyük bir sessizlikle devam ediyordu. Annem dolma yapmıştı. Babamın önündeki domates dolmalarına baktım. Sadece birini yemişti. Babam domates dolmasını çok severdi öyleki annem sadece ona özel ayrı bir tencerede yapardı ve o tencere tek oturuşta biterdi. Normal şartlarda o tabağın bitmesi babam için üç dakika bile sürmüyordu. Yemeğe oturalı on dakika dan fazla olmuştu fakat babam sanki zorla yiyordu.
O an babamın sessizliğini umursamazlıktan değil canının sıkkın olmasindan kaynaklı olduğunu anladım. Babam uzun süre sessiz kalabilen birisi değildi. Bugün keyfi yoktu ama neden.
Çatalını masaya bırakmasıyla bakışlarım Kağan'a döndü. "Sevgili nişanlım ben diyorumki yarın bir yemeğe çıkalım artık nasıl olsa mezun oldun yeni evine birşeyler almayacakmısın? Hem gelinliklere falanda bakarız" Bunu demesiyle Asır öksürmeye başladı. Elini ağzına götürüp nefes almaya çalıştı. Biraz kendini toparlamıştıki Kağan sertçe sırtına vurdu. "Üzülme kayınçom sanada bı çikolata alırız." Asır Kağan'a ters bir bakış atıp suya uzandı. Fakat o bakışlar sadece Asır'a ait değildi. Babamda kaşığı ağzında adeta öldürecek gibi Kağan'a bakıyordu.
İki saat önce..
Restoranın bahçesini izlerken kahvesinder bir yudum daha aldı. Bu beklerken içdiği üçüncü kahvesiydi. Öfkesi gözlerinden okunan adamın sitresten ayakları sallaniyordu. Beklemeyi sevmiyordu ancak öfkesi bunun için değildi. Saatini kontrol ederken Karşısında ki sandalye çekildi.
Adam son derece rahat bir tutumla sandalyeye yayılırken. "Bakıyorum son zamanlarda yüzümü görmeye doyamıyorsun." Sinirle nefesini verirken "Seninle böyle anlayamadım Kağan" dedi. Kağan sinir bozucu bir kahkaha atarken "Hayır tam olarak bu şekilde anlaştık. Sadece sen kızını bana satarken kabul etmeyeceginden çok emindin"
Bu sözler karşısında Edip'in dili düğümlendi. Haklıydı Esila'nın bir yerde pes edeceginden çok emindi ancak kızı sandığından inatçı çıktı. Edip artık Kağan'a alıştığını bile düşünüyordu. İlk zamanlarda sürekli itiraz eden kızı zamanla ikiletmeden istenileni yapan birine dönüşmüştü.
Esila'nın sınava girdiğini öğrendiği an onu vaz geçirmeye çalışmış o pes etmeyincede Kağan ile bir anlasma yapmıştı. Kağan'ın tek yapması gereken olabildigince Esila'ya sorun çıkartıp evlilikten vaz gecirmesi gerekiyordu. Bu sayede Edip de sen vazgeçtin diyerek onu polislikten alabilecekti ancak kızı düşündüğü gibi yapmamış evlenme uğruna polis olmuştu. Edip kızının Müjde'yi ne kadar çok sevdigiyle birkez daha yüzleşiyordu. Esila Müjde için hayatından vazgeçiyordu. Bu kesinlikle olmaması gereken bir şeydi.
Edip'in bakışlarına keder oturdu. Bir an için parçalandığını hissetti. "Kızımdan ayrıl" dedi tek nefeste. Bu sözler karşısında Kağan şaşkınlıkla kaldı. Duyduğunu idrak etmek adına "Ne dedin?" Edip nefesini vererek büyük bir kararlılıkla ona döndü. "Doğru duydun akşam gel ve ondan ayrıldığını söyle. Bir şeyler bahane et başkasına aşık olduğunu söyle ilgisizliğinden yoruldum falan de ama onu ikna et ve kızımdan bu gece ayrılmış ol."
Kağan bir an ne diyeceğini bilemeyecek öylece ona bakmaya devam etti. Bir süre sonra kendini toparlayıp "Ne istediğinin farkındamısın. Bukadar yaklaşmışken caz gecemeyiz." Edip bir anda öfkeyle patlayarak "Hiç birşeye yaklaştığımız yok o çoktan polis oldu. Onu neyle durdurabilirsin?"
"Ben ona okulu bitirebilecegini söyledim mesleğe başlayacağını değil. Şuan bukadar rahat olması çok normal şimdiye kadar hayatında hiç değişiklik yokmuş gibi devam etti ama kendini hazirliklarin ortasında bulduğunda buna daha fazla dayanamayarak. Şuan bizi ciddiye almıyor çünkü sende en az onun kadar hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun."
Kağan'ın haklılık payıyla Edip'in yüzü düştü. Kızını bir şekilde durdurmalıydı ama bu şekilde olmayacaktı. "Her ne şekilde olursa olsun başka bir yol deneyeceğiz" Edip'in bu kararlılığı karşısında Kağan biran duraksadı. Masaya doğru eğilip Edip'in nerdeyse dolan gözlerine bakarak fısıltıyla "Sorun ne?" Sorun aslında çok büyüktü.
Edip aldığı bir kaç nefesin ardından "Onu karın yapmayacaksın degilmi Kağan" dedi ümitsiz ve sorgular nitelikte. Kağan geriye çekilip etrafına bakmaya başladı. "Hayır Kağan bu olmaz. Herşeye rağmen o âşık olmalı. Eğer bunu yaparsan bu kez beni gerçekten affetmez" dedi.
Son sözünden sonra Kağan tekrar ona döndü. "Düşündüğün şey bunu?" Masada tekrar ona doğru eğilerek bu kez küçümseyici bakışlarıyla "Sen onun sesini kestin. Ona rağmen bu küçük şeyimi affetmeyecek?" Edip yutkunurken Kağan tekrar geri çekilip "Aptallaşma"dedi.
"Esila duygusal bi kız bu onun için çok önemli. Yalanda olsa sevmediği biriyle evlenemez." Gülerek "Salak kızın o okuduğu saçma sapan kitaplardaki gibi birini arıyorsa toprakla bulusur" dedi acımasızca.
Edip derin bir nefes alarak "Bu konu burada kapandı Esila hayal perest biri değil. Elbette kendi denginde birini bulucak. Kim olursa olsun o aşka önem verir ve bende gerçekten aşık oldugu bir adamla olması için herşeyi yaparım."
Edip son sözünü söyleyerek masadan uzaklaşırken tek düşündüğü Müjde için ondan vaz geçip geçmeyeceğiydi. Artık resmi bir polis olması en büyük tehtitken eski nefretlerin gün yüzüne çıkması onu korkutuyordu.
