1. bölüm / 6
Mutsuz palyaçoMutsuz palyaço
Bölümler 6Şu an: Mutsuz palyaço
Mutsuz palyaço…
1 BÖLÜM : TAŞ PARÇASI
(bu hikaye yıllar öncesini anlatmaktadır)
10 yıl önce…..
Ben sesin eko yaptığı, Dağların çok bulunduğu kasaba tarzı yerlerden birinde büyüdüm.
Küçüklüğüm orada geçti. Ailem çalıştığı süre boyunca beni dedem Yılmaz Ekinci’ye emanet ettiler. Dedem eski bir Türk askeriymiş 1974’te. O zamanlardan kalma eski anılarını hâllâ anlatır durur. Bazenleri de hâllâ ruhu oradaymış gibi sabahları benden daha önce kalkar odun keserdi.
Dedemle kaldığımız evin yakınlarında büyük,ihtişamlı,güzel işlenmiş duvarları olan,beyaz taşlı merdivenleri ile önünde ve arkasında sayamayacağım kadar camları olan bir malikane vardı. Dedemle tam oradan geçerken o malikaneden sesler yükselmeye başladı.
Büyük malikane kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Hızlı adımlarla kız arkasına bile bakmadan koşuyordu. Koşarken önüne bakmamış olacak ki ilk taşa takıldı sonra da üstüme düştü. Kız’a “iyi misin?”diye sordum.Kız bir anda “Üzgünüm, koşarken önüme bakmıyordum “ dedi ardından arkasından orta yaşlı bir kadın “Çisem!!” diye bağırmaya ve daha fazla bize yaklaşmaya başladı. Ben o zamanlar 14 yaşındaydım. O kız da benim yaşlarımda olduğunu düşünürsek o yaşlarda biri neden eve arkasını verip var gücüyle koşardı.
Kız ayağa kalktı. Yakınımıza gelen orta yaşlı kadına dönüp “insan kuş gibi kafeste kalmak isteseydi o zaman zaten ona irade hakkı tanınmazdı değil mi?”dedi. Kadında karşılık olarak ilk iç çekti sonra da daha sakin bir ses tonuyla “Çisem lütfen anneciğim..Burada insanları rahatsız etmeyelim evde konuşalım”dediğinde kızın kolunu kavradı. Kızsa “ Hayır…istemiyorum anne..beni anla…Sen birini kaybettiğin diye birini daha kaybetmeyeceksin güven bana..”dediğinde kadın kızın kolunu bıraktı. Sonra doğruca ona sarıldı. Kadın alçak bir sesle “ özür dilerim…Çisem hadi eve gidelim..”dedi kız kabul edercesine kafasını iki yana salladı. Sonra ikisi de bizim orada olduğumuzu hatırlamış halde bize dönmüşlerdi.
Kadın ilk konuşan olmuştu. “Üzgünüz, ikimizde kötü günler atlatıyoruz da…”dediğinde dedem anlayışla “Hiç sorun değil asıl biz üzgünüz sizin meselenize bolca kulak misafiri olduk“. Kadın iyi birine benziyordu dedemle konuşurken cümlelerini seçerek konuşur bir hali vardı. Kadınla dedem konuşurlarken kızla biz göz göze gelmiştik.Sanki ne söyleyeceğini düşünüyordu. Sonra kendisinin kurduğu kelimeler yenik düşmüş olacak ki sadece “ ben Çisem …Çisem Belirgin…”diye de düzelttiği kendisini. “Ben de Yankı…Yankı Ekinci….”diye de yanıtladım.
O günden sonra sıkça onu görür oldum. Malikane camlarında ara sıra kitap okuduğunu görürdüm. Ara sıra da kitapları bırakıp sadece kuşlara bakardı. Ama onu rahatsız etmemek için çok durup izlemezdim. Sessizce ve görünmezce yapardım bunu.
Bir öyle vaktiydi dedeme yardım etmek için ormana odun kesmeye gittik. Geri gelirken elimizde odunlarla önümde dedemle o malikanenin önünden geçiyorduk. Giderken onun camına odaklanmıştı gözlerim. Birkaç dakika sonra camı açıldı. Beni gördüğü anda adımlarımı hızlandırmaya çalıştım. Bu sefer de kucağımdaki odunlar yüzünden önümdeki taşı ben görmemiştim.
Yere odunlarla birlikte düştüğümde dedem durup arkasına bakmıştı beni görünce yanıma gelip“ iyi misin evlat? Bir yerinde sıkıntı yok değil mi?”demişti. “Bir şeyim yok dede odunlar yüzünden önümü görmedim de “ dedim. Kafamı kaldırdığımda yukardan onun endişeli bakışlarını görmüştüm. Sorun olmadığını ona gülümseyerek açıkladım oysa kafasını sallayıp hâllâ endişeli yüz ifadesini takındı.
Belki de haklıydı…
Bir şiir hatırladım şöyle diyordu…
Hayat
Öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
Tam da palyaçonun dediği gibi ağlayamadığımdan gülüyorum…..!
Bölüm etkileşimi
