Mutsuz palyaço kitap kapağı

2. bölüm / 6

Mutsuz palyaço

Mutsuz palyaço

Vaveyla Yazarı: Sena Canbolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Mutsuz palyaço

2 BÖLÜM : GÖL KENARI

Gece yarısıydı, beni uyku tutmamıştı. Yatağımdan kalkıp saate baktım, gecenin 2’siydi. Benim yatak odamdaki cam bir göl kenarına bakıyordu. Bu göl kenarı malikanenin az ilerisindeydi. Yemyeşil duran güzel otlar ve çiçekler orada yetişirdi. Göl kenarının insanlar arasında dönen söylentileri vardı. Kimisi sihirli derdi, kimisi de geceleri ruhu kendine çeker kanaatindeydi. Neden bunu dedikleri bir söylentiden farksız değildi: Gerçekten ruhları kendine çekmesiydi.
Geceleri orası ay ışığından parıl parıl parladığını hatırlayabiliyorum.Camımdaki manzarayı büyülüyordu.
O sıra gecenin bir yarısında oraya doğru giden birini gördüm, tek başınaydı. Ay ışığından yüzü görüldüğünde meraklandım. Çisem tek başına gece yarısı benim en sevdiğim gece manzarasına doğru yürüyordu. Tek başına bırakırsam başına bir iş gelmesinden korktum.Ondan sonrası çok ani gelişti. Üstüme sadece bir hırka geçirip hemen sessizce evden çıktığımı hatırlıyorum. Daha ben ne ara çıktığımı hatırlarım, Tek düşündüğüm o an Çisem’in bu saatte göl kenarına neden gittiğini öğrenmekti.
Gittikçe göl kenarına yaklaştı. Gittikçe içim tedirginleşti. Gittikçe hızlandı, gittikçe yavaşladı. Gittikçe beni korku kapladı.
Gölün önünde bir an durdu. Seslendim ama sadece önüne bakıyordu.
Sanki ruhu onu ele geçirmişti. Sanki bir an karanlık onu bulmuş gibiydi.
O sıra ona yaklaşabilmek için adımlarımı hızlandırdım. Hâllâ korkarak “ÇİSEM!!”diyerekten sesimi yükseltiyordum. Bir anda gölün ortasına götüren köprüye çıktı. Adımları yavaştı. Yavaş yavaş önümde ilerliyordu. Köprünün tepesinde durdu. Arkasına döndü ve gözlerini kapadı. Ellerini açtı birine sarılırcasına. Ben köprünün başında hâllâ ona sesleniyordum. Beklediğimi yaptı kendini suya bıraktı.
O an elim, ayağım boşluğa karıştı.
Sanki bir an nefes aldığımı hissetmiyordum. Koşmak, adeta nefes almaktan daha zor gelmeye başlamıştı. Soluk solağa suya atladım. Suyun içinde onu göremiyordum. Hem karanlıktı hem ışık çok azdı. Tekrar kafamı dışarı çıkardığımda ayın yansımasının altında sudan bir el görüp elin olduğu yöne doğru yüzmeye başladım.
İlk eli sonra kendisi ortaya çıktı. Onu karaya taşımaya başladım.
Neden burada? Neden atladı? Acaba söylentiler gerçek mi? Acaba bu yüzden mi evden kaçar gibiydi?
Bunların cevabını belki o uyanıncaya dek bulamayacağım..
Çisem fazlasıyla su yutmuştu. Karaya çıkardığımda onların hepsini kusmaya başladı. Ruh hali kendine gelmişti. “Neler oluyor burada? Neden buradayız?”dediğinde her şeyi atlamadan anlattım. Gerçekten bu gölde bir şeylerin yanlış olduğunu ilk bakışta anlamamış olsam da bu yaşadığımız durumdan artık kesinleşmiştim. Bu, bir söylentiden farksızdı.

Benim gözlerim bu güzel manzaranın neler yaptığına bakıyordu.
“Teşekkür ederim Yankı….” Dedi.
Bunu derken gözleri bana bakıyordu. O muydu dudaklarında ismimi gezdiren bilmem ama ay ışığının altında gördüğümün o olduğunu biliyorum.
Cümleleri hatta kelimeleri düşünebilecek kadar basitti belki de ama o…………..var olamayacak kadar gerçekti……….ama o alçak göl aslında alçak kaderdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

126okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.