5. bölüm / 8
Montivelle:Küllerin Mirası4. Bölüm
Bölümler 8Şu an: 4. Bölüm
- 1 Tanıtım177 kelime
- 2 1.Bölüm1.080 kelime
- 3 2. Bölüm1.350 kelime
- 4 3. Bölüm883 kelime
- 5 4. Bölüm1.582 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 5. Bölüm2.301 kelime
- 7 61.498 kelime
- 8 71.014 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aynada yüzümdeki maskeyi düzetiyordum. Maskemi hayat arkadaşım olan kargadan esinlenmiştim. Maske beyazdı, sadece gözümü kapatıyordu. Maskenin dış hattında ise siyah tüyler vardı. Parıldaması için birkaç siyah taş da vardı. Kapıyı itip Lavabodan çıktım. Yürürken insanları izledim. Aralarda gerçektendi beğendiğim maskeler vardı. Telefonumun titrediğini hissedince çantamdan çıkardım.
+33......
*bir fotoğraf gönderdi.
Hedef bu, fotoğraf atarsın. Para hesabında olur. 00;7
. +33...... . Oldu bil. 00;7
Gözlerimi mekânda gezdirdim. Buldum. Zor olmamıştı. Köşedeki U şeklindeki masalardan birine yayılmıştı. Etrafı maskeli ve kadınlar ile doluydu. Şerefsizin tekiydi. Her halinden belliydi. Bir mesaj daha gelince telefona baktım.
+33......
Bunu kendim için yapmıyorum. Adam kadınları alı koyup kullanıyor. Sonra da öldürüyor. Yanındaki kadınların ailesi bana ulaştı. Sadece aracı olmak istedim.00;9
Gözlerim tekrar adamı buldu.
+33......
Böyle yavşaklara dayanamıyorum. 00;9
. +33...... . Adı ne ?00;9
+33.....
Bilmene gerek yok. İsimsiz gömeceğim o piçi 00;9
İşi vereni tanımıyordum. Genelde tanımazdım. Sorgulamaz ve yapardım. Balo iki katlı bir mekânda yapılıyordu. Üst kat karanlıktı ve tekin değildi. Hızlı adımlarla üst kata ilerledim. Odaları üstün körü kontrol ettim ve içerinden birin seçtim. Kapıların üstünde numaralar yazıyordu. 7 Numaralı oda diğerlerinden uzak ve yalnızdı. Hayalet gibi. O odayı seçtim ve içeri girdim. Kapıların kendine ait kilitleri vardı. Oda da çift kişilik yatak, gardırop, şömine ve çalışma masası vardı. Çalışma masasına yaklaştım ve oturdum. Çantamdan bir parça kâğıt çıkardım. El yazım ile küçük bir not yazıp bıraktım. Odayı biraz kurcaladıktan sonra aşağı indim.
Boş durmamak için bir kadeh aldım. Adamı izliyordum. Sarhoş olduğu için fark etmiyordu. Ya da etrafındaki kadınlar yüzünden de olabilirdi. Etrafında dört tane kadın vardı. İki tanesi oldukça ruhsuz ve üzgün bakıyordu. Sanırım zorunlu tutulan onlardı. Diğer ikisi oldukça ilgili görünüyordu. Hatta ara ara birbirleri ile itişip kakışıyorlardı. Adamda oturduğu yerden onları izleyip gülüyordu. İçlerinden biri yanlarından ayrılınca kadehi rastgele bir masaya bıraktım. Yanlarından geçerken iki kadın hala kavga ediyorlardı. Balo, daha çok eğlence mekânı gibiydi. Sesli müzik vardı. Kızın peşinden lavaboya girdim. İçerisi boştu. Kız hızlı adımlarla bir kabine girdi ve kapıyı kilitledi. Kapının açılmasını önlemek için önüne bir iki temizlik eşyası koydum. Çantamdan paket sigarayı çıkardım. İçinden bir dal çıkarıp ateşledim.
Sigaram bitince yenisini yakmaya hazırlanıyordum ki kapı açıldı. İçeride olduğu süre boyunca ağlamıştı. Gözleri şişmiş halde çıktı ve ellerini yıkamaya başladı. İlk bana baktı. Aynadan kapıyı görünce gözleri kocaman açıldı. Yaslandığım duvardan ayrıldım. Başını iki yana sallayarak geri geri yürümeye başladı. Bir yandan da "Hayır, hayır" diye sayıklıyordu. "Hey, sakin ol." Ellerimi güven vermek ister gibi havaya kaldırdım. "O yavşağın adamı değilim." Yüzümde iğrenen bir ifade oluştuğuna emindim. Titreyen sesiyle. "Ne?" Diye kekeledi. "O adamı öldürmeye geldim." Kaşları havalandı ve ağzı bir karış açık kaldı. Birkaç adım da yanına ulaştım ve elimi uzattım. "Yardımın gerek." Anlamaz gözler ile baktı. "Nasıl?" Gülümsedim. İçtendi. Mutluydum. Uzun süredir birini öldürmemiştim. "Onu bir yere çekmen gerekiyor ki öldürebileyim." Birkaç saniye boşluğu izledi. "Senin beni kandırmadığını nereden bileceğim?" Korkusunu anlıyordum. Ama başka seçeneği yoktu. "Bilemezsin ama güvenmelisin." Elimi tekrar uzattım. Gözlerini yumdu ve derin bir nefes aldı. "Kadın," gözlerini açtı. Korkak kız gitmişti. Dudağımın kenarı haylazca kıvrıldı. "Kadın, kadının yurdudur." Başımı salladım. Elimi tutunca onu kendime çekip sarıldım.
"Onu üst kattaki 7 numaralı odaya getir. Tek olsun. Ben içeride bekleyeceğim" kız başını salladı. "Sen dışarı çık. Bende senden sonra çıkacağım." Kapının önündekileri itip dışarı çıktı. Ellerimi mermerin iki yanına koydum. Başımı eğip gözlerimi yumdum. Derin nefes Vera. Bunu yapabilirsin. Sadece bir erkek. Çok kolay olacak. İntikam. Kan. Gözlerimi açtım ve elimi yüzümü yıkadım.
Merdivenlerden çıkıp odaya girdim. Oda karanlık olduğu için saklanmak zor değildi. Tekrar masaya ilerledim. Çantamdan minik bıçak setini masaya serdim. Kapının arkasına geçip beklemeye başladım. Veronika öldü. Korku da onunla uçurumda öldü.
Koridordan adım sesleri gelince derin bir nefes aldım. İşte eğelene şimdi başlıyor. Kapı açıldı ve ilk kadın ardından adam girdi. Kapıyı elimle itip kapattım. Adam; ince uzun boyluydu. Hafifte yapılıydı ama sorun değildi. Şömineden aldığım demiri elimde çevirerek kadına yapışmış adama ilerledim. Demiri tek seferde dizinin arkasındaki boşluğa vurdum. Adam acı ile bağırdı ve dizlerinin üstüne çöktü. Kadın bir iki adım geriye kaçtı. Elimi saçlarına doladım ve kendime doğru çektim. Açıkta kalan boyuna elimdeki iğneyi batırdım. İğne boşalınca saçlarından tutup yere fırlattım. Gözlerimi yerdeki adamdan ayrılmadan. "Sen çık." Adım seslerini dinledim. Odadan çıkınca kapıyı kilitledim. Yavaş adımlar ile camın önündeki masaya ilerleyip üstüne oturdum. Ayaklarım yere değmiyordu ama az bir mesafe vardı. Yerde yatan adamdan sesler çıkmaya başlayınca masadaki sete göz gezdirdim. Çok büyük oyuncaklar yoktu. En kalınlarından birini alıp masadan indim. Bakışlarını kaldırıp bana baktı. "Bana." Öksürmekten konuşamadı. "Bana ne verdin! Kancık?" Gülümsedim. Yerde boylu boyunca uzanan ben değildim. Eğildim ve çapraz damarının olduğu yerde uzun tırnaklarımı gezdirdim. "Yerinde olsam savunmasızca yerde yatarken bu kadar iddialı sözler etmezdim." Başını kaldırıp bana bakmaya çalıştı. Dudaklarımı büktüm. "Ah, özür dilerim elimden kaydı." Tek seferde bıçağı çapraz bağlarına sapladım ve geri çektim. Acı içinde bağırmaya başladı. Çok bağırırsın kimse seni duymaz. Yatağa ilerledim. Leo'nun benim için bıraktığı bir iki eşyayı gördüm. Yastığı alıp kılıfını çıkardım. Leo birkaç kelepçe ve ip benzeri şeyler bırakmıştı. Kelepçeyi de aldım ve yerde yatan adama ilerledim. Ellerini sırtında birleştirip kelepçeledim. Ardından yastığın kılıfını yuvarladım. Saçlarından tutuğumda tekrar bağırdı. Oyalanmadan kılıfı ağzına tıkadım.
Sırt üstü yatan adama bir tane daha yumruk geçirdim. Üzerinden kalktım ve odada yürümeye başladım. "Şimdi en eğlenceli kısımdayız." Yüzü hırpalanmaktan tanınmayacak haldeydi. Gülümsedim ve ayak ucunda tekrar eğildim. "İki seçeneğin var. Ama ne olduklarını bilmeden seçeceksin." Tatlı tatlı gülümsedim. İlk seçenek kemiklerini kırıp tavandna sarkan demirlere bağlamaktı. Yani iyi bir seçenek olması gerekiyordu. İkinci seçenek ise, balmumu. Kendi ellerim ile yaptığım balmumu maske. Elimdeki bıçağı sakince çevirmeye başladım. "Bir mi," bakışlarımı bıçaktan çekip gözlerinin içine baktım. "İki mi?" Korkudan konuşacak hali yoktu. Bir elimde destek alıp üzerine eğildim. "İki dakikan var." Şöminenin üstündeki saati gösterdim. "Yoksa ben en eğlencelisini seçerim." Göğüs kafesi o kadar hızlı inip kalkıyordu ki. Sanki nefes almakta zorluk çekiyordu. "Ben.." Korkudan kekeliyordu. Dudaklarımı büzdüm. "İşkence etmek için insanları seçerken de bu kadar kararsız mıydın?" Gözlerimi devirdim. "Hiç sanmıyorum." Üzerinden kalktım ve şömineye yaklaştım.
"Zaman daralıyor." Elimle saati gösterdim. "Tik, tak" Dudaklarım kıvrıldı. Tek bir kelime dahi edememişti. Yaslandığım yerden ayrılınca nefesleri daha da hızlandı. "Tamam! Tamam seçeceğim!" Durdum ve cevabını bekledim. "İki" Gözleri etrafı aradı. Kurtulmak için. Dudaklarımdan çıkan neşeli kahkahaya engel olamadım. Yerde çaresizce yatan adam kahkaham yüzünden gerim gerim gerildiğini görebiliyordum. Yavaşça yatağın üzerindeki çantaya ilerledim. Bir demir kap, katı balmumu ve özenerek yaptığım maskeyi aldım. Demir kulpunu tutum. Katı balmumunu demir kaba yerleştirdim ve yanan şöminenin üstüne erimesi için bıraktım. Maskeyi yerde yatan adama gösterdim. "Ne yapacaksın onu?" Gözleri kocaman olmuştu. Eğilip yüzüne yaklaştım. "Maskeyi sana takacağım." Yüzün doğru maskeyi tutum. "Çok bir fark yok, zaten sürekli yüzünde maskeyle geziyorsun." Geriye çekildim. Şömineyi kontrol ettim. "Ama bunda delik yok? Nasıl nefes alacağım?" Gülerek arkamı döndüm. "Amaç o ya zaten?" Tekrar yanına yaklaştım. Uzanıp masadaki kâğıt ve kalemi aldım. Elimin tersi ile yüzünü sevdim. "Fazla yakışıklısın" Çok çirkindi. "Sana" Sanki az önce suratını dağıtmamış gibi yere oturdum ve tatlı tatlı ona baktım. "Bir yol daha sunmak istiyorum." Gözlerimi kırpıştırıp ona baktım. Çok hızlı inanmıştı. Alt dudağımı ısırdım. Gözlerimi utanmış gibi bilerek kaçırdım. "Sadece paraya ihtiyacım var." Kendimi acındırıyordum. "Servetinden bana para verip yardım edersen kaçmana yardım ederim." Elimi anlayışla omzuna koydum ve gözlerine baktım. "Ah tatlı şey." Gözleri yumuşamıştı. "İsteseydin verirdim. Ama geri nasıl ödeyeceklesin?" Müstehcen şekilde sırıttım. Gözleri dönmüştü her halinden belliydi. "Tamamdır. Çöz beni." Gerçekten fazlasıyla salaktı. Dudaklarımı büktüm. "Beni bırakıp kaçmayacağını nereden biliyim?" Hızlıca ayağa kalktım. Timsah göz yaşlarım çoktan hazırlardı. Elimle yüzümü kapattım. "Sadece çaresiz bir kızım ben! Kimsem yok. " Bunları söylerken sesimi titretmeye özen göstermiştim. Yanaklarım yaşlar ile ıslanınca ellerimi çektim. "Üzülme, kimsesiz değilsin. Benimle gelebilirsin. Kızların yanına" Mutluydu beni tuzağa düşürdüğünü sanıyordu. Omuzlarımı düşürdüm, elimdeki kâğıdı havda salladım. "İmzalayacak mısın?" Şu an o kadar çaresiz görünüyordum ki ikna olmaması mümkün değildi. "Tamam, tabi ki." Bu kadar. Oyun bitti. Ben kazandım. Ama rolümü devam ettirdim. Daha kulis vardı. Hayranlar sadece sahnede değil, kuliste de izlerlerdi. Yanına adımladım ve oturdum. "Şey kalem yok, parmak ile imzalasan?" Başını olumlu anlamda salladı. Çok minik bir makas çıkardım çantamdan. Uzanıp kâğıdı arkada bağlı eline yaklaştırdım. Baş parmağını hafifçe deldim ve kanın yayılmasını bekledim. "Yardım edebilir miyim?" Başını salladı. Parmağını tutum ve kanı ile imza atmasını sağladım.
Kâğıdı alıp ayağa kalktığımda oyun tamamen bitmiş, perde kapanmış ve kulis boştu. Dudaklarıma en sinsi gülümsememi yerleştirdim. "Hadi çöz beni, güzelim." Yüz ifadesi, suratımı görünce değişti. Hafiften kızarmaya başlamıştı. "Beni kandırdın!" Başımı salladım. "Ops öyle oldu." Kahkaham odayı doldurdu. İlerleyip demir kabın kulpunu tutum ve ateşten aldım. Yanına geldiğimde hala bağırıp küfürler ediyordu. "Siktir. Ne yapıyorsun sen?" Boşta olan elim ile omuzlarına bastırdım ve yere yatırdım. Hala verdiğim ilacın etkisi vardı bu yüzden işim biraz daha kolaydı. "Sıkı dur bu acıtacak." Elimdeki demir kabı eğdim ve içindeki sıvı balmumunu yüzünün çevresinde gezdirdim. Her hareketimde çığlıkları, bağrışları odayı dolduruyordu. Bu halini görmek beni mutlu ediyordu. "Derin nefes al." Elimdeki balmumu maskeyi aldım ve suratına yerleştirdim. Kuruması uzun sürmezdi. Nefes alamadığı için çırpınışları artmıştı. Balmumu kuruyunca uzanıp nabzını kontrol ettim yoktu.
Beni yormuştu ama sonunda onu yatağa yatırmayı başarmıştım. Telefonumu çıkardım ve bir fotoğraf daha çektim. Yüzünün dağınıkken çektiğim fotoğrafla birlikte gönderdim.
+33......
*Bir fotoğraf gönderildi
*Bir fotoğraf gönderildi.
04;00
Telefonu çantama koydum. Pislikleri ve delil olabilecek her şeyi şömineye attım. Dönüp son kere yatakta oturur pozisyonda olan adama baktım. Maskede delik olmadığı için havasızlıktan ölmüştü. Maske tamamen onu temsil ediyordu. Gözleri kapalı, yaşlar akarken resmetmiştim. Tam alnında ise kırmızı bir leke vardı. Elimdeki deri eldivenleri çıkardım ve şömineye attım. Odadan çıktım. Üst kat oldukça büyük ve karanlıktı. İçeride gezerken üst akta çıkan iki farklı merdiven görmüştüm. Bu yüzden karanlığın ve etrafta öpüşen çiftlerin arasından sıyrılıp aşağı kata indim.
Bölüm etkileşimi
