MESAJ kitap kapağı

5. bölüm / 7

MESAJ

4.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Pınar BAYIK

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4.BÖLÜM

“Nehir ne konuştuğunuzu söyleyecek misin?”
Bir süre sustuktan sonra onlara döndüm.
“Doruk size mesaj attı mı? Yani son günlerde mesaj attı mı?”
Şaşkınlık içinde bana baktılar.
“Ne mesajı?”
“Ben onu engelledim.” dedi İpek sakin bir ses tonuyla. Diğerleri de başlarını sallayarak İpek’in söylediğini onayladılar.
“Bana bir mesajdan bahsetti. Bir hafta önce hepimize bir mesaj atmış. Ama hiçbirimiz görmedik.”
“Ne mesajı atmış?” diye sordu Doruk.
“Bilmiyorum.”
“Nasıl bilmiyorsun? Mesaj atmış dedin.”
“Mesajın ne olduğunu sordum ama söylemedi. Sadece…?”
Duraksadım. Ne olduğunu anlayamıyordum.
“Sadece ‘Eğer mesajı okusaydınız gelip beni döverdiniz. Özellikle Tolga.’ böyle söyledi.”
Bu cümleyi söylerken yüzümde acı bir gülümseme oluştu. Hepsi karşımda duruyor ve bana şaşkınlık içinde bakıyorlardı.
“Öyle bakmayın bana. Ne olduğunu ben de merak ediyorum.”
“Sana mesaj gönderen numara kim peki? Başka bir mesaj gönderdi mi?” Deniz’in sorusuna başımı hayır anlamında salladım.
“Başka bir mesaj gelmedi. Kim olduğunu da bilmiyorum. Ama Doruk değil.”
“Biz gerçekten tanımadığımız birinden gelen mesaja mı güveneceğiz?”
Boran haklıydı. Mesaj gönderenin kim olduğunu bilmiyordum. Belki de bizimle oyun oynuyordu. Ama az önce gönderdiği mesaj… Bizi tanıyordu.
“Ben eve gidiyorum.”
“Nehir dur konuşalım.”
Tolga’ya baktım.
“Yarın konuşalım bence.”
“Bize attığı mesajlara inanacak mıyız?”
“Nasıl yani?”
“Bize attığı mesajların doğruluğundan ne kadar eminiz mesela?”
Tolga’nın cümlesinden sonra bir an duraksadım ve düşünmeye başladım. Doğru söylüyordu. Tanımadığım birinden gelen mesajlara ne kadar güvenmeliydim? O mesajlara güvenmemem gerektiğini biliyordum ama nedense mesajlara inanmıştım ve sebebini ben de bilmiyordum.
Mesajları tekrar açtım ve okudum. Hiçbir şey anlamıyordum.
“Bizimle oyun oynuyor neden inanıyoruz?”
Boran haklıydı. Ona neden inanıyorduk?
“Bizi tanıyor. Doruk’u tanıyor. Kim bu?”
Hepsi sorular sorup durdu ama ben onları dinlemedim. Tek düşündüğüm o mesajları atan kişinin kim olduğu ve bizi nereden tanıdığıydı. Bir şekilde bizim ne yaptığımızı öğreniyordu. Ona güvenmeyi ben de istemiyordum hatta güvenmiyordum ama gönderdiği mesajlardan bizi tanıdığı belli. Belki de o mesajları Doruk gönderiyordu. O mesajları Doruk’un gönderdiğini düşündüğümde hemen bu düşüncemden vazgeçiyordum. Çünkü onu tanıyordum. Bana bir şey söylemek istese bunu bu şekilde yapmaz gelip benimle konuşurdu. Ama yine de o mesajları kimin gönderdiğini ve neden gönderdiğini anlayamıyordum. O gün hiçbirimizin fark etmediği ne olmuş olabilir? Doruk hepimize sadece bir mesaj atmıştı. Tek kelimelik bir mesaj. Ve tanımadığım biri bana o gün fark etmediğin bir şey olduğunu söylüyor. Bunları öğrenmenin iki yolu var. Birincisi Doruk’un anlatması, ikincisi o mesajları kimin gönderdiğini öğrenmem. Ama iki seçenekte nerdeyse imkansız. Doruk eğer anlatmak isteseydi az önce anlatırdı. Bunları düşündüğüm sırada aklıma bir şey geldi. Az önce Doruk'u, Karan diye biri aramıştı. Kim di bu Karan?
“Nehir iyi misin?”
İpek’in sorduğu soruyla başımı kaldırdım. Hepsi bana bakıyordu.
“İyiyim. Ben eve gidiyorum.”
“Birlikte gidelim.”
Deniz’e baktım. Normal bir zamanda olsa hemen kabul ederdim. Ama biraz yalnız kalıp düşünmek istiyordum.
“Gerek yok ben giderim.”
Hızlı bir şekilde yanlarından uzaklaştım ve kulaklığımı takıp yürümeye başladım. Düşünmeden duramıyordum. Aklıma gelen fikirle olduğum yerde durdum. Ne olduğunu öğrenebileceğim bir kişi daha vardı.
Doruk’un annesi.
Ne olduğunu anlatacağından emin değildim. Hatta büyük bir ihtimalle anlatmayacaktı ama en azından konuşmalıydım.