12. bölüm · MAZE RUNNER (LABİRENT)
12. YENİDEN
Elverd çıktıktan sonra odaya bugün yeni gelen çocuklardan minho girmişti. O beni tanıyordu ama ben sadece ismini anımsıyordum. Aslında janson bana bir kaç yıllık hafızamın silindiğini söyledi belki minho benim silinmiş hafızamda ki yıllarımı hatırlıyordur. Onunla konuşmalıydım.
İçeri girdikten sonra benim yüzüme bile bakmamıştı. Yanına gideceğim sırada arkasından sidya girmişti. Sidya beni görünce el salladı daha sonra bana eliyle git işareti yaptı. Ne yapıyorlardı burada?
Sidya'nın sözünü dinleyip dışarı çıktım. Sidya arkamdan kapıyı kapatım kilitledi önemli bir şey konuşacak olmalıydılar.
Sidyayı çok sonra tanımıştım benim gibi bir doktordu. Janson onu iyi eğitmişti onun haricindeki işleri iyi biliyordu. Ama janson ile onun bazen gizli konuştuklarını biliyordum.
Sidya ile yakın arkadaş olmuştuk bana hergün iç çekerek labirent deneylerinde ki çocuğu anlatırdı. Dediğine göre çekik gözlü asyalı bir çocuktu ismini bana söylemiyordu. Hatta bir zamanlar o çocuğun sevdiği
bir kız varmış ama ölmüş öyle söyledi.
Labaratuvar dan çıktıktan sonra kolumdaki saate baktım saat 16:50 du. Saat 17:00 da janson ile şeçilecekleri açıklayacaktık ve 10 dakikam kalmıştı. Yemekhaneye kadar hızlıca koştum ve yetişmeyi başardım.
"Ah Emily hadi gel" janson seslendiğinde koşarak yanına gittim. Kağıdımı bana uzattı. Ardından yemekhaneye minho girdi.
Tek tek bugün güvenli bölgeye gidecek olan isimleri okuduk.
"Janson bana tam olarak güvenli bölgeden bahsetmedin?"
"Emily biz güvenli bölgeye sıra sıra sınırlı sayıda götürebiliyoruz merak etme sende bugün gideceksin seni almaya gelirler" yanımda duran elverd yarın gidecek sözünü duyunca kafasını direkt olarak janson'a çevirdi.
"Elverd emily'nin de güvenli bölgeye gitmesi lazım hem buraya çok zor alışıyor"
"Janson bana gitmeyeceğine dair söz vermiştin"
"Hey çocuklar sakin olun benim için fark etmiyor ama güvenli bir yer varsa oraya gitmek isterim" bunu duyan janson gülümsedi elverd ise büyük bir nefes verip yanımızdan ayrıldı.
Sidya yanıma doğru koşarak geldi nefes nefese kalmıştı. Sidyayı gören janson yanımdan gitti aralarında bir şey mi olmuştu?
"Emily çabuk gelmen gerek"
"Neden ne oldu?" Sidya cevap vermeden kolumdan çektirdi ve beni az önceki labaratuvar'a getirdi.
"Neden buraya geldik sidya? Cevap verecek misin?"
"Üzgünüm Emily" cevap vermeden koşarak dışarı çıktı peşinden gideceğim sırada janson içeri girdi ve ben daha anlamadan bir iğne vurdu ve gözüm karardı.
Minho
Buraya geldiğimizden beri aklımda emily vardı ama beni hatırlamıyordu bunu bana sidya diye bir doktor söylemişti. Labaratuvar da söylemişti bunun Emily için daha iyi olduğunu ve onu unutmam gerektiğini söyledi. Bu sırada bana yakınlaşmaya çalışmış ama labaratuvar dan çıkmıştım.
Daha sonra yemekhaneye gittim ve emily'i gördüm gülümsüyordu, ama içten bir gülümseme değildi biliyordum, güvenli bölgeye gidecekleri açıkladılar daha sonra sidya onu bir yere götürmüştü.
Daha sonra yatakhaneye gideceğim sırada thomas yanıma gelmişti.
"Minho bunu görmelisin" kolumdan çektirerek beni yatakhaneye getirdi.
"Zaten buraya geliyordum thomas"
Cevap vermeden bir yatağın altındaki havalandırma' nın kapağını açtı.
"Minho beni takip et! Senin günlerdir sayıkladığın emily'i bir yere götürüyorlar" bunu duyunca hızlıca arkasından havalandırmaya girdim. Beni bir yere götürdü. Bir yerden aşağı atladık ve bir odaya girdik. Emily bir sedyede yatıyordu ve serum bağlamışlardı ama daha çok ondan kan alıyor gibiydi.
"Ona ne olmuş?!"
"Sessiz ol onu şuan alamayız ama bu kartı alıp yarın hepbirlikte çocuklarla buradan çıkalım. Burası bizi korumuyor bizi kullanıyor" masadaki kartı aldı ve hızla odadan çıktık arkamdan emily'e baktım. Umarım beni hatırlardı...
Havalandırmaya tekrar girdik ve yatakhaneye gittik içeri çocuklar gelmişti newt bizi gördü.
"Minho nerelerdeydiniz?! Teresa ortanadan kayboldu!" Bunu duyan thomas gözlerini irice açtı.
"Nasıl oldu?" Sakince newt'e sordum çünkü thomas çok sinirli gözüküyordu.
"Bilmiyoruz yemek hanede yemek yerken bir anda ortadan kayboldu ama sanki bize bugün isimleri okuyan adam ile gittiler"
"Emin misin!?" Diye bağırdım çünkü o janson dı emily'i götürdüyse onuda götürmüştü. Thomas dışarı çıkacağı sırada kolunu tuttum.
"Thomas sakin ol! Şuan herkes burada ve buradan kaçmanın tam zamanı emily neredeyse teresa da oradadır."
Hızlıca başını salladı. Ve çocuklara doğru dönüp tüm olanları açıkladı.
"Çocuklar burası isyan! Bize deney yapmak için topladılar labirent'en kaçtıktan sonra bizi tek tek o güvenli bölge dedikleri yere değil bir cihaza bağlıyorlar" konuşmasına devam etmeden onu durdurdum bana bir cihazdan bahsetmemişti.
"Sen ne cihazından bahsediyorsun?"
"Bakın çocukları alıp bir cihaza bağlıyorlar. Onları uyutuyorlar ve cihaz sadece onların kanını alıyor. Sıra sıra bizide götürecekler! Şimdi buradan çıkmalıyız!"
Çocuklar bir saniye bile düşünmeden kafalarını salladılar. Onlar bize güveniyordu.
O anda kırmızı ışık yanıp sönmeye başladı kartı aldığımızı anlamış olmalıydılar. Hızlıca havalandırmadan girdik önce emily ve teresayı alacaktık.
Odaya yeniden girdik düşündüğümüz gibi teresayı buraya getirmişlerdi. Thomas teresayı kucakladı ve çıkardı
aynı şekilde bende emily'i kucakladım yüzü solmuştu, dudukları kurumuştu, bi an içimden özür dilemek geldi. Onu koruyamamıştım.
"Özür dilerim" dedim fısıldayarak sadece onun duyabileceği bir sesle gözlerini yavaşça açtı beni görünce irkilmedi eliyle yanağımı okşayıp gülümsedi.
"Hadi çocuklar gitmemiz lazım geliyorlar" çocuklara döndüğümde teresa uyanmış bizi bekliyordu. Emily ise tekrar gözlerini kapatmıştı. Ona ne olmuştu bu kadar baygın kalacak?
"Hadi çocuklar gidelim emily benim kucağımdayken koşabilirim" hafif bir şeydi zaten benden ayrıldıktan sonra iyi beslememişlerdi onu zayıf düşmüştü.
Odadan çıkınca koridorda koştuk thomas yolu biliyor gibiydi. Ama bir tane güvenlik bizi fark etti ve silahla peşimizden geldi. Son yeri dönerken kucağımdaki emily'i newt'e verdim o anlamaz gözlerle bakarken adama doğru koştum ve tekme attım, adamda hemen bayıldı bu kadar dayanıksız mıydı?
Thomas adamın üzerindeki silahı aldı ve yolumuza devam ettik. Emily'i tekrar almak için newt'e döndüğümde uyandığını gördüm ayaktaydı ama hala uykulu gibi gözüküyordu.
"Emily iyi misin" kafasını bana çevirip uzun uzun baktı. Gözleri dolmaya başladığında dayanamadım ona sarıldım.
"Minho özür dilerim seni unuttuğum için affet beni" sarılan elleri titriyor gözünden duraksız yaşlar akıyordu.
"Şuan sırası değil çıkınca seninle uzun uzun konuşuruz" dedim istemeyerek ondan ayrılırken diğer çocuklara döndüğümde anlamaz gözlerle bize bakıyorlardı.
Emily
Ben nasıl olurda minhoyu unuturdum ki o benim ilk aşkımdı ama şimdi hatırlıyordum önemli olan buydu.
Diğer çocuklara baktığımda beni unuttuklarını fark ettim. Anlamaz gözlerle bakıyorlardı bize.
"Çocuklar bir şey anlamadık ama buradan çıkınca konuşuruz şimdi çıkmamız gerek" newt'in söylediğiyle başımı salladım. Thomas'ı takip ettik ama son kapıdan geçerken arkamıza janson ve adamları takıldı. Thomas onlara ateş etmeye çalıştığında elindeki silahın mermisinin bitmiş olduğunu gördük.
Koşarak thomas'ın cebindeki kartı aldım ve minhoya attım minho kapıyı açtı ama janson telsize bütün kapıları kapatma emri verdi. Hızlıca kapıdan geçtik kapanmadan ama thomas gelmemişti ona baktığımda sidya ile koştuğunu gördüm. Son saniyelerde kapının altından geçerlerken sidyaya anlamaz gözlerle baktım onun burada ne işi vardı özellikle bana ihanet etmişken.
"Biliyorum emily özür dilerim ama bende artık isyanda duramazdım" cevap vermeden kafamı çevirdim. Minhoya baktım onunda beni izlediğini gördüm. Koşarak tekrar ona sarıldım bu sefer ağlamadım sadece kokusunu içime çekmek istedim. Çocuklar hala beni hatırlamıyorlardı onlara döndüğümde newt'in bana koşarak geldiğini gördüm bana sarıldı ve kafamı okşadı.
"Nerelerdeydin kızım sen senin gittiğin gün minhoyu durduramadık ama sonra seni unuttuk nasıl oldu bilmiyorum ama unuttuk çok özür dileriz" diğerlerine baktığımda beni hatırlıyorlardı tek tek sarıldım hepsine içten sarıldım.
"Hadi şimdi şu cehennemden çıkalım" son olarak isyanın kapısından çıkacağımızda birisi önümüzü kesti bu kişi elverd'ı.
"Senin burada ne işin var" minho hiç düşünmeden elverd'ın yakasına yapıştı.
"Çocuklar biliyorum çok özür dilerim ama bende isyanda artık duramam bana yalan söylediler benide aranıza alır mısınız"
"Sana güvenmiyoruz"
"Ozaman neden teresayı yanınıza alıyorsunuz bildiğim kadarıyla en son size ihanet edecekti ama emily durdurmasaydı" eliyle teresayı gösterdi ardından elini sidyaya çevirdi.
"Siyada size söylemedi ama emily'e ihanet etti janson'a güvendi ama ben janson'u tanıyorum ve ona güvenmiyorum hatta emily'i bulmanıza bile yardım ettim thomas sen söyle" hepimiz thomas'a döndüğümüzde kafasını salladı.
"E-evet bana emily'i götürdüklerini onu minho ile bulmam gerektiğini söyledi."
"Minho şuan sırası değil gelmek istiyorsa gelsin ama bir daha hata yaparsan seni bu sefer kendi ellerimle öldürürüm" newt minhoya seslendi minhoda istemeyerek elverd'ı bıraktı.
"Hadi gidelim" beraber dışarı çıktık dışarısı sadece çöldü.
"Nereye gideceğiz?" Her yer aynıydı ve sirenler ötmeye herkes şimdiden bizi aramaya başlamıştı.
"İsyana karşı gelen bir grup var dağların orada yaşıyorlar belki oraya gidebiliriz" elverd söylemişti orası umarım güvenlidir.
Bu sırada yukarıdan bir helikopter geçti bizi arıyorlardı. Hepimiz hızlıca koştuk ama ben bir yere düştüm.
Düştüğüm yere baktığımda bir mağara gibiydi ama önceden yaşanmış bir yerdi.
"Çocuklar buraya gelin!" Çocuklara seslendiğimde hepsi yanıma geldi.
"Şimdilik burada saklanabiliriz hem etraf karanlık olmaya başladı geceyi burada geçiririz." Hepsi başını salladı.
"Bence burada eskiden birileri yaşamış belki kıyafet vesayre bulabiliriz bu hasta kıyafetleriyle daha fazla durmak istemiyorum" üzerime baktıklarında yeni fark etmişlerdi gülmeye başladılar.
Yeniden hep beraber onlarla gülmek çok güzeldi. Bu sırada newt'i fark ettim sidyaya bakıyordu gözlerinin içi resmen gülüyordu newt aşık mı olmuştu? Çok güzel bakıyordu ama kafama bir şey dank etti...
SİDYA
