11. bölüm · MAZE RUNNER (LABİRENT)
11. İSYAN
Biraz ileride çocuklar toplanmıştı ve bağrış sesleride geliyordu. Kavgamı ediyorlardı? Minho refleks olarak elimi tuttu. Başımı ona çevirdiğimde oda anlamaz gözlerle oraya bakıyordu.
"Hey orada ne oluyor?" Arkamızdan gelen thomas'a döndüm ve bilmiyorum dercesine omuz silktim.
"Hadi gidip bakalım" minho bana dönüp kafasını salladı elimi bırakmadan beni arkasına aldı ve yürümeye başladı. Ses etmedim şimdi onunla uğraşamazdım.
Çocukların yanına geldiğimizde elverd, newt'i esir almış boynuna hançer tutuyordu. Hemen öne atılmak istedim ama minho kolumu tuttu.
"Neler oluyor burada?!" Minho çocuklara bağırdığında elverd kafasını bize doğru çevirdi beni fark edince gülümsedi.
"Ben açıklayayım minho! Şimdi burada bana emily ve teresayı vermezseniz newt'i götüreceğim eğer bana karışırsanız direk burada onu öldürürüm!" Tek seferde bağırarak söylemişti. Benim adımı söylediği anda minho elimi daha çok sıktı.
Bu sırada teresa hemen öne çıktı ve hızlıca elverd'ın yanına gitti. Anlamaz gözlerle teresaya bakarken çok mutlu olduğunu gördüm o... Geriye doğru sendeledim ve başımı tuttum...
Ben ve Minho biz ikimiz kaybolduğumuz gün ve elverd'ın yüzü mahvolduğu zaman aslında bizi bir yere götürmüşlerdi, orada Teresa da vardı bize iğne vurmuştu o sıra elverd'ın yüzünü ben pataklamıştım.
Bu hatırladığim anıyla hemen elimi minhodan kurtarıp öne çıktım.
"İstediğin bu mu? Kabul ediyorum newt'i rahat bırak! Bu arada teresa seni hatırladım seninle ayrıca konuşmayı düşünüyorum" Elverd hemen hızlıca yanıma geldi newt'i çocuklara doğru itti ve elindeki hançeri boynuma dayadı.
"Kaçmaya çalışma" gözlerimi sıkıca yumdum ve hızlıca elverd'ın hançer tutan kolunu tutup ters çevirdim o acıyla inlerken elinden hançeri düşürdü yere eğilip hançeri aldım ve ona doğrulttum.
"Thomas teresayı hemen buradan götür yanından ayrılma kaçmasın newt sende onunla git!" Thomas ve newt'e bağırdığımda hemen başlarını salladılar ve teresa'nın kollarından tuttular ve onu götürdüler.
Elverd'a baktım kendini yere atmış ve gülümsüyordu. Anlamaz gözlerle ona baktığımda kahkaha atmaya başladı.
"Ah Emily ah sen kendini zeki mi sanıyorsun? Teresa benim işime yaramaz onu götürsen olur ama sen... Her şekilde işime yararsın. Eğer o hançeri indirmezsen buraya adamlarımı çağırırım ve hepsini götürürüm. Şimdi seçim senin. Sen mi? onlar mı?"
O bunları planlamıştı benim onunla gelmeyeceğimi biliyordu o teresayı istemiyordu beni istiyordu.
Hançeri yere attım ve ellerimi kaldırdım.
"Sen kazandın! Minho olurda geri karşılaşamazsak beni unutma olurda beni unutursan emily'i hatırla bu ismi senin için canını verebilecek ismi" Elverd ayağı kalktı ve hemen yanıma geldi kolumdan tuttu. Bu sırada minho sadece gözlerime bakıyordu gitme dercesine ama elinden bir şey gelmiyordu bütün çocukları tehlikeye atamazdık. Gözleri dolmuştu gözlerim dolmuştu belkide onu son görüşümdü ama onun beni son kez üzgün görmesin diye gülümsedim acıyan kalbime inat.
Labirent'in kapısına geldik.
"Hadi kapı kapanmak üzere"
"Buradan çıkmanın yolunu biliyor musun?" Başını salladı ve cebinden bir cihaz çıkardı.
"Bununla" tekrar cebine koydu çocuklara göstermeden.
"Bunca zaman çıkışı biliyordun bizi kandırdın hepimizi kandırdın" tekrar gülümsedi. Cevap vermedi ve beni kolumdan çektirerek içeri sürükledi.
Kapı ise arkamızdan kapandı. Izdırap verenlerin sesini duyabiliyordum. Etrafta dolaşıyorlardı.
Hızlıca bir kaç yoldan geçtik hala aklım minhodaydı onu unutmayacaktım. Hiç bir zaman... Burnumu çektim, kolumla dolan gözümü sildim. Elverd bana baktı.
"Ne o sevgilinden ayrıldığın için üzgün müsün? Merak etme onu hatırlamayacaksın bile" kaşlarımı çatarak ona baktım o ise umursamadan koşmaya devam etti.
Bıçakların olduğu yere gelmiştik buraya daha önce hiç gelmemiştim minho tehlikeli olduğu için beni götürmemişti.
Bir yere girdik önce cihazı çıkardı bir kapı açıldı ve şifre girdi şifre bir yerden tanıdıktı evet! Bu labirent'in değişim sırasıydı.
Orayı da geçtikten sonra çıkış kapısı gördük bizi orada bir asker topluluğu bekliyordu. Beni görünce hemen kollarımdan tuttular ve dışarı götürdüler. Dışarısı sadece çöldü hiç bir şey yoktu. Helikoptere bindiğimde havaya kalktık ve labirent'i üstten gördüm o kadar büyüktü ki ama az önce elverd'ın beni oradan çıkarması yarım saat bile sürmemişti.
Kimse benimle konuşmamıştı yalnızlığa terk edilmiştim bir merkeze gelmiştik burası isyandı. Diğer labirent'e ki çocuklar gelmişti. Bir tek bizimkiler orada sıkışmıştı..
Yaklaşık bir haftadır buradayım ne elverd'ı görmüş nede hemşireler dışında kimseyle konuşmamıştım. Bir odaya kapatmışlardı beni günlük olarak iğne vuruluyordum beynimi uyuşturmaya çalışyorlardı çocukları unutmamı istiyorlardı. Ama zaten hatırlamıyordum kesik kesik aklımda sadece minho dönüyordu. Sadece onu net hatırlıyordum. Birde Elverd bana söylediği her tehtid, takıklığı tamamen hatırlıyordum.
Kapım açıldı ve içeri yine hergün kü hemşire girdi arkasından da Elverd ilk defa onu görmüştüm geldiğimden beri.
"Bayan hanels emily'e daha fazla enjekte uygulamanızı istiyorum beyni unutuyor ama sadece bir kişiyi unutmuyor onuda unutmasını istiyorum." Hemşire başını salladı ve eline bir şişe daha aldı.
"Emily güzelim merak etme sen tamamen o kişiyi unuttuğunda benim olacaksın" göz kırpıp odadan çıktı. Tiksiniyorum ondan ama artık yüzümle tepki göstermek yada konuşmak dahi istemiyordum.
Hemşire koluma iğneyi vurduğunda bu gerçekten bünyemi sarsmıştı çok fazla ilaç enjekte etmişti. Beynim bu sefer tamamen uyuşmuş gibiydi...
Minho
Emily gittiğinden bu yana bir vakit geçmişti günlerdir onu düşünmekten kendimi alamıyordum daha yeni birlikte olmuşken yeniden ayrılmamız koyuyordu insana...
Tuhaf yanı çocuklara Emily ile ilgili bir şey dediğim anda o kim diye tepki vermeleri. Onlar unutmuşlardı yada unutturulmuş ama ben unutmamıştım onu, bu bilerek mi yapılmıştı acaba bize?
Bunların haricinde thomas'ın ezdiği ızdırap verenin içinden bir cihaz bulmuştuk yarın tekrar labirent'e gidip cihazın ne işe yaradığını bulacaktık.
Emily
Jonsan ile beraber labirent'en yeni çıkmış çocuklara yardımcı olucaktık. Janson'un anlattığına göre onları dışarıdaki virüsten korumak için labirent'e göndermişler çocukların vücudun dan ilaç yapıyorlarmış bunu ilk duyduğumda janson'a onlara zarar mı veriyorsunuz? Diye sormuştum ama o ilaç alırken vücuduna zarar görmesinler diye ekstradan ilaç veriyoruz demişti.
"Emily haydi gelmiyor musun?"
"Geliyorum bekle janson"
Beraber yeni gelen çocukların yanına gittik çok kötü gözüküyorlardı orada kalmak yorucu olmalıydı.
"Emily sen yeni gelen çocuklara odalarını gösterebilir misin? Sana göstermiştim" başımı sallayıp çocukların yanına gittim en önde asyalı bir çocuk duruyordu. Etrafı inceliyordu.
"Merhaba çocuklar janson size bilgi verecektir ben şimdilik sizi odalarınıza götüreyim."
En önde ki asyalı çocuk sesimi duyduğunda gözlerini irice açtı şaşırarak konuşmaya başladı.
"Emily sen buradasın..." Koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı.
"Sen ismimi nereden biliyorsun?"
"Minho?"
"İsmimi nereden biliyorsun? Beni tanıyor musun?"
Başımı tutup geriye sendeledim bu anı daha önce yaşamışmıydım?. Bu çocuğun ismi minho olabilir miydi?
"Sen minho musun?" Çocuk hızlıca başını kaldırdığında bir anda birisi onu çekti ve itti. Kim olduğuna baktığımda elverd olduğunu gördüm.
"Emily o çocuk neden sana sarılıyordu?" Bana doğru çatık kaşlarla döndüm bilmiyorum dercesine iki elimi kaldırdım.
"İnan bilmiyorum elverd belki birisine benzetmiştir" asyalı çocuk elverd'ı gördüğünde direkt olarak elverd'ın üstüne atladı ve onu yumruklamaya başladı.
"Sen ne yapıyorsun?!" Asyalı çocuğu bir kenara itip elverd'ı kaldırdım.
"Emily sen ne diyorsun o çocuğun yaptıklarını gerçekten hatırlamıyor musun?! Ve evet benim ismim Minho! Bari bu ismi hatırladığını söyle!" Minho... Bu ismi hatırlıyorum ama çıkaramıyorum.
"Güvenlik A7'i götürün" güvenlik minho'nun kolundan tutup götürmeye başladılar o ise çıldırmış gibi bağrıyordu.
Diğer çocuklar ise bize bağırmaya başladılar minhoyu nereye götürüyorsunuz diye.
"Çocuklar sakin olun sadece sakinleştirici vericez tamammı arkadaşınızı sonra görebilirsiniz şimdi sizi odanıza götürmeliyim." Çocuklardan sarışın olan öne atladı.
"O seni nereden tanıyor? Kayranda günlerdir senin ismini sayıklıyor sen kimsin?"
"Ben onu tanımıyorum belki çok önceden beni görmüş olabilir." Sarışın olan kafasını salladı ve elini uzattı.
"Ben newt" newt... Bu ismim de tanıdıktı. Elini tuttum.
"Bende zaten duydun ama Emily" el sıkıştıktan sonra elini bıraktım. Elimle gelin diye işaret yaptım ve onları odalarına götürdüm. Herkes odaya yerleştiğinde minho içeri girdi bana bakmadan en üsteki ranzaya yerleşti.
"Emily bir dakika gelir misin?" Arkamdan seslenen elverd'a döndüm.
"Tamam" beni labaratuvar'a götürdü. Kapıyı ise arkamızdan kilitledi.
"S-sen ne yapıyorsun?"
"Emily bu çocuk seni tanıyor ve seni önceden görmüş sen tanımadığına emin misin?" Yargılayıcı şekilde bana baktı ama ben gerçekten tanımıyordum.
"Hayır tanımıyorum gerçekten"
"İyi, ozaman şimdi benim söylediklerimi iyi dinle bu çocuk olurda seni sıkıştırırsa sana bir şey söylerse inanma" neden dercesine kaşlarımı kaldırdım ama cevap vermeden odadan çıktı.
Bu sırada ben elverd'ın söylediklerini düşünürken içeri minho girdi.
