53. bölüm · Mavi tik bana değil
53. BÖLÜM
"Buraya kadar Arda... Kalemin mürekkebi bitti."
Eski spor salonunun kırık camlarından sızan rüzgar, bu buz gibi fısıltıyı kulaklarıma doldurduğunda dişlerimi birbirine bastırdım. Korku değil, damarlarımdaki o asil öfke yönetiyordu artık beni.
"Kimsin ulan sen?!" diye bağırdım, sesim boş spor salonunun yüksek tavanında yankılandı. "Çık ortaya! Ada nerede?!"
Salondan çıt çıkmadı. Sadece Şebnem Ferah'ın az önce kulaklarımda patlayan o son nakaratı zihnimde dönüp duruyordu: Bir bakmışsın bir mayın tarlası... Tam olarak öyle bir tarlanın tam ortasındaydım işte.
Adımlarımı o fısıltının geldiği tarafa, eski minderlerin ve paslı kale direklerinin yığıldığı karanlık köşeye doğru yönlendirdim. Her adımımda yerdeki tozlar havalanıyor, kalbimin ritmi hızlanıyordu.
Tam o sırada, salonun diğer ucundaki soyunma odasının kapısı acı bir gıcırtıyla aralandı. İçeriden cılız bir ışık sızıyordu.
"Arda..."
Bu sefer fısıldayan o yabancı adam değildi. Bu, Ada'nın canımdan çok sevdiğim, titreyen sesiydi!
Hiç düşünmeden o kapıya doğru fırladım. Ama tam kapının koluna uzandığım an, arkamdaki karanlıktan o soğuk ses tekrar yükseldi ve bu kez sırtımda buz gibi bir metal hissettim:
"O kapıyı açarsan, hikayenin son sayfasını erkenden yazarım, çocuk."
"Canlarım! Arka arkaya gelen bu bölümlerle kalbiniz ne alemde? Arda'nın sırtındaki o buz gibi metal ne? Ada o odadan çıkabilecek mi? Yorumları ve beğenileri acil tavan yaptıralım, Sessiz Kalem bu akşam durdurulamıyor valla! +15 yorum gelirse 54. bölümün taslağı için kolları sıvarım! 🖤 —Kelimelerim sesimdir."
