1. bölüm · Mahalle gençleri
1.bölüm
Mahallenin emektar çocuk parkı, akşam ezanından sonra teyzelerin evlerine çekilmesiyle resmen bizim çetenin genel merkezi haline gelirdi. Zincirleri paslanmış salıncaklar, boyası soyulmuş tahterevalliler ve tabii ki her dedikodunun kalbinin attığı o büyük çardak...
Berra, elindeki çekirdek paketini çardağın ortasına bırakırken derin bir nefes aldı. "Kızlar, size yemin ederim bu sene üniversite sınavını kazanamazsam annem beni mahallenin bakkalı Osman amcanın çırağıyla evlendirecek."
Sema, her zamanki gibi aynasını çıkarmış, düzgün duran saçlarını düzelterek güldü. "Abartma Berra. Hem Osman amcanın çırağı geçen hafta işten çıktı, yerine kimse gelmedi."
"Aman, konumuz bu mu şimdi?" diyerek lafa girdi Eflin. Gözleri her zamanki gibi parkın girişindeydi, sanki birini bekler gibi sabırsızca bacağını sallıyordu. "Asıl konumuz, mahallenin üst sokağına taşınan şu yeni aile. Duydunuz mu?"
Ece, telefonundan kafasını bile kaldırmadan mırıldandı: "Ben duydum. Üç erkek kardeşlermiş galiba ya da kuzenler mi ne... Mahallenin erkekleri şimdiden hır gür çıkarmaya yer arıyor."
Berra gözlerini devirdi. "Aman, erkek milletinin klasik bölge koruma içgüdüsü. Kim gelirse gelsin, bu parkın tapusu bizde."
Tam o sırada, parkın sarı sokak lambasının altında dört gölge belirdi. Adımları özgüvenli, gülüşleri mahalleyi ayağa kaldıracak cinstendi. Bizim kızlar bir an duraksadı ve çekirdek çıtlatmayı aynı anda kesip gelenlere kilitlendi.
Grup çardağa doğru yaklaşırken, en önde yürüyen ve elleri montunun cebinde olan çocuk doğrudan Berra’nın gözlerinin içine baktı. Kumral saçları hafifçe alnına düşmüştü ve yüzünde "burası artık benden sorulur" der gibi ukala bir gülümseme vardı. Bu, Berk’ten başkası değildi.
Yanındaki çocuklardan boylu poslu olanı, yani Erdem, gözlerini çardakta oturan Sema’dan ayıramıyordu. Sema da bunu fark etmiş olacak ki, az önce elinde tuttuğu aynayı yavaşça çantasına indirdi ve dik oturuşunu bozmadı.
"Selam gençler," dedi Berk, çardağın direğine yaslanarak. "Burası dolu galiba ama bize de bir köşe ayrılır herhalde?"
Berra, kollarını göğsünde kavuşturup salıncaktan fırlarmış gibi ayağa kalktı. Berk ile aralarında sadece birkaç adım kalmıştı. "Selam," dedi sesini bilerek mesafeli tutarak. "Burası dolu evet. Genelde mahallenin eskileri oturur burada. Yeni gelenlerin önce bir 'merhaba' demeyi öğrenmesi gerekir."
Berk hafifçe güldü, bu kızın dişli çıkması hoşuna gitmişti. "Ben Berk. Bunlar da çocuklar; Erdem, Talha ve Murat. Mahalleye yeni taşındık. Saygıda kusur ettiysek affola...?" Cümlesinin sonunu Berra’nın adını öğrenmek ister gibi açık bıraktı.
"Berra," dedi bizimki, çenesini hafifçe yukarı kaldırarak. Arkasını işaret etti. "Bunlar da Eflin, Sema ve Ece."
O an parkta garip bir enerji dalgası yayıldı.
Talha, utangaç bir tavırla Eflin’e doğru bir adım atıp "Memnun oldum," diye mırıldandı. Eflin, az önceki sabırsız halinden sıyrılıp aniden gülümsedi ve "Biz de," dedi, gözlerini Talha’dan kaçırarak.
Murat ise direkt Ece’nin oturduğu bankın kenarına ilişiverdi bile. "Telefonunda ne var o kadar ilginç olan? Bakayım?" diyerek yüzsüzce Ece’nin ekranına eğildi. Ece ilk başta tersleyecek gibi oldu ama Murat’ın o sempatik, enerjik yüzünü görünce hafifçe kıkırdadı. "Seni ilgilendirmeyen şeyler, Murat bey."
Berk, gözlerini Berra’dan ayırmadan çardağın boş kısmına oturdu. "Eee Berra kaptan, mahallenin kuralları nelerdir? Anlat bakalım, ayak uyduralım."
Berra, Berk’in bu rahat tavırlarına sinir mi oluyordu yoksa içten içe etkileniyor muydu henüz çözememişti. Tekrar yerine otururken çekirdek paketini Berk’e doğru uzattı. "İlk kural: Bu çardakta çekirdek çıtlatılıyorsa, çöpleri yere atmayacaksın. İkinci kural... Benimle iddialaşmayacaksın."
Berk, paketten bir avuç çekirdek alırken göz kırptı. "İlk kural kolay da... İkincisi beni biraz zorlar gibi."
O gece, mahalle parkının lambası sönene kadar o çardaktan kahkahalar yükseldi. Erdem ve Sema çoktan derin bir sohbete dalmış, birbirlerinin gözlerinin içine bakıyordu. Talha ve Eflin, sanki yıllardır tanışıyorlarmış gibi sessizce ve huzurla konuşuyor; Murat ise esprileriyle Ece’yi kırıp geçiriyordu.
Ve tabii ki Berra ile Berk... Birbirlerine laf sokarak başlayan bu tanışmanın, ileride bu mahallenin en büyük aşk hikayesine dönüşeceğinden henüz ikisinin de haberi yoktu.
