6. bölüm · Mafyam
6.
Gözlerimi yabancı bir odada açmıştım oda siyah renklerle döşenmişti ayağa kalktığımda başım hafif dönmüştü ama geçmişti odadan çıktığımda karşımda merdivenleri gördüm geniş bir evdeydim yavaşça aşağı indiğimde büyük salonda camın önünde sigara için emiri gördüm yanına adımladım "emir" emir hızla bana döndü "lidya iyimisin ne zaman uyandın" sorularına cevap veremeyecek kadar yorgundum koltuğa oturdum "neredeyim" "evimdesin" beni eve mi atmıştı "evet seni eve attım" dediğinde dışımdan konuştuğumu anladım yanaklarımın sıcakladığını hissettim kafamı eğdim emirin güldüğünü duyabiliyordum "gülmesene" "gülmüyorum" "ailem beni merak etmiştir gitmem gerek" "merak etme onuda halletim" "nasıl becerdiğini sorabilirmiyim acaba" "ravzada kaldığını söyledim" ravzanın adı geçince paniklemiştim "Ravza nasıl iyimi" "merak etme iyi Samet eve götürdü" "Samet kim" "kardeşim" bir şey demeden şaşkınlıkla yüzüne baktım "hadi şimdi kalk ve yemek yiyelim" diyerek sessizliği bozdu "aç değilim" "lidya uzatma aç olduğunu biliyorum" otoriter sesi ile susmak zorunda kaldım ve onu takip ederek mutfak olduğunu düşündüğüm yere gittik masada çorba ve daha çeşit çeşit yemek vardı sandalyeye oturduğumda emir karşıma oturdu "o adam sana bir şey yaptımı" gözlerim dolmuştu "yok" sesimin titremesine engel olamamıştım şüpheyle bana baktı "eminmisin" "sadece belime dokundu" çetesinin gerildiğini bakışlarının setleştiğini görmüştüm bakışlarımı önündeki yemeğe çevirdim
🪩⭐️💫
Yemek yedikten sonra emir beni eve bırakmıştı şuan kapının önündeydim kimseye bir şey belli etmemek için sahte bir gülümseme takınım zili çaldım kapıyı abim açmıştı "hoşgeldiniz lidya hanım sonunda eve gelebildiniz" sinirle bakarken konuşmaya devam etti "niye telefonların açılmıyor neredesin sen bu saatte eve geliyorsun" sesini yükseltmişti "ama a-" konuşmaya çalıştığımda sertçe sözümü kesti "ne abisi lan! Ravzalardayım diyorsun telefonu açmıyorsun nasıl korktuğumu biliyormusun sanan kaç kere diyorum ki şu telefonun açık olsun" o hala konuşmaya devam ederken gözlerim dolmuştu azarladıktan sonra yüzüme bile bakmayıp evden çıkmıştı ağlayarak yere çökmüştür o sırada telefonuma bir mesaj geldi
Gıcık:niye ağlıyorsun
Gıcık:lidya cevap ver niye ağlıyorsun!
Ağladığımı nerden biliyordu bilmiyordum ama şuan umusayacak durumda değildim hala üzerimde elbise vardı çöktüğüm yerden kalktım ve odama gittim
Bunları giydim ve yatağa uzandım hala ağlıyordum ve uyudum
Kapı sesiyle gözlerimi açtım biri kapıyı çalışıyordu başım fena halde ağlıyordu yavaşça doğruldum hafif sendeleyerek kapıyı açmaya gittim kapıyı açtığımda karşımda bütün heybetiyle emir duruyordu altında gri Eşofman üzerine siyah üzerine yapışan bir tişört giymişti elinde kask vardı ben şaşkın bakışlarla onu süzerken konuştu "neden ağladın" sessiz kaldım "lidya neden ağlıyorsun dedim" "abimle biraz tartıştık" yine gözlerim dolmuştu sanırım şu sıralarda fazla sulu göz olmuştum "niye tartıştınız" bardayken ve senin evindeyken telefonlarını açmadım diye kızdı" ağzımdan hıçkırık kaçtı emir içeriye adamını attı ve bana sarıldı ayağıyla kapıyı örttü hala bardaki o adamdan korkuyordum gelir bir şey yapar diye ağzımdan bir hıçkırık daha kaçtı olduğum yere çökünce emir de bana sarıldığı için benimle beraber yere çöktü "şşş geçti ağlama" yüzüme yapışan saçlarımı geri itti "ya abim beni bırakıp giderse" "öyle bir şey olmayacak lidya böyle şeyler düşüneme sakın abin o senin abin telaşlandığı için bağırmıştır" bir şey demedim başımı göğsüne yasladım yavaş yavaş emire ısınıyordum bu hareketimle emirin kaskatı kesildiğini hissettim "emir" mayışmış bir sesle mırıldandım emir onaylayan bir mırıltı çıkardı "hm" "uykum geldi benim" beni bir anda kucağına alarak ayağa kalktı kollarımı boynuna sarmıştım odama götürdü beni yatağa bırakıp uzerimi örttü fazlasıyla uykum olduğunu için hemen uykuya dalmıştım
