Bölümler 8Şu an: Beni utandırmayı çok mu seviyorsun...
- 1 Bazı düşmanlıklar miras kalır...1.758 kelime
- 2 Aynı masada iki düşman...1.808 kelime
- 3 Eski fotoğraf...1.559 kelime
- 4 Bana yaklaşma...1.667 kelime
- 5 Kalbime karışma...1.585 kelime
- 6 Beni utandırmayı çok mu seviyorsun...1.455 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Kıskanıyorsan söyle...316 kelime
- 8 Kaçabileceğini sanman güzel...247 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülürken Alina gözlerini yavaşça açtı.
İlk fark ettiği şey, koltuğun üzerinde uyuyakaldığını hatırlamasıydı. Gece boyunca yaşananlardan sonra doğru düzgün uyuyamamış, Ruslan'ın yanında otururken bir ara gözlerini kapatmıştı.
Peki Ruslan neredeydi?
Başını kaldırıp etrafına baktı.
Ruslan pencerenin önünde duruyordu. Siyah gömleğinin kollarını kıvırmış, telefonuyla konuşuyordu. Her zamanki gibi ciddi görünüyordu.
“Hayır,” dedi telefona. “Alina'nın adını bu işe karıştırmayacaksınız. Önce kimin yaptığını öğreneceğiz.”
Alina, kendi adını duyunca doğruldu.
Ruslan konuşmayı bitirip arkasını döndüğünde onun uyandığını gördü.
Yüzündeki sert ifade bir anda yumuşadı.
“Günaydın, güzelim.”
Alina'nın gözleri büyüdü.
Bir saniye.
Ne demişti bu adam?
“Ne dedin sen?”
Ruslan telefonu cebine koydu.
“Günaydın dedim.”
“Sonrasını duydum!”
“Güzelim mi?”
Alina'nın yanakları ısınmaya başladı.
“Bana öyle seslenme!”
Ruslan sakince yanına geldi.
“Neden?”
“Çünkü… çünkü istemiyorum!”
“Peki, Alina.”
Ruslan eğilip sehpanın üzerindeki su bardağını aldı ve ona uzattı.
“Su ister misin?”
Alina bardağı aldı.
“İsterim.”
“Başka bir isteğin var mı?”
“Var. Biraz sessiz olmanı istiyorum.”
Ruslan güldü.
“Daha sabahın köründeyiz. Bu kadar sinirli olmak zorunda mısın?”
Alina suyu içerken ona ters ters baktı.
“Senin yüzünden!”
Ruslan bir süre onu izledi.
“Benim yüzümden mi?”
“Evet.”
“İlginç. Ben daha bir şey yapmadım.”
Alina bardağı sehpanın üzerine bıraktı.
“Ruslan, yemin ederim—”
“Yemin etme, güzelim. Kahvaltı yapalım önce.”
Alina'nın yüzü yeniden kızardı.
Ruslan bunu fark etti.
Ve hayatında ilk kez, birini kızdırmaktan çok, utandırmanın bu kadar eğlenceli olabileceğini düşündü.
### 1\. Kahvaltıda küçük bir savaş
Alina mutfağa girdiğinde masada kahvaltı hazırlanmıştı.
Ruslan çoktan oturmuş, telefonundaki mesajları okuyordu. Alina karşısındaki sandalyeye yöneldi ama Ruslan eliyle yanındaki sandalyeyi gösterdi.
“Buraya otur.”
Alina durdu.
“Neden?”
“Çünkü yanım boş.”
“Ne güzel. Boş kalsın.”
Karşısına oturdu.
Ruslan başını kaldırıp ona baktı.
“Bana özellikle mi zorluk çıkarıyorsun?”
Alina ekmeğine uzandı.
“Hayır. Sen kendiliğinden zorlaşıyorsun.”
Ruslan hafifçe güldü.
Bir süre sessizce kahvaltı yaptılar. Alina çayından bir yudum aldıktan sonra telefonunu kontrol etti.
Ruslan ona döndü.
“Bugün ne yapacaksın?”
“Sana ne?”
“Merak ettim.”
“Merakını giderdim. Başka soru?”
Ruslan çatalını bıraktı.
“Peki. Bugün seninle vakit geçirmek istiyorum.”
Alina'nın eli havada kaldı.
“Ne?”
“Beni duydun.”
“Senin başka işin yok mu?”
“Var.”
“O zaman git onları yap.”
“İstemiyorum.”
Alina ona bakakaldı.
Ruslan arkasına yaslandı, yüzünde son derece sakin bir ifade vardı.
“Seninle vakit geçirmek istiyorum, Alina. Bunda anlaşılmayacak ne var?”
Alina çayına uzandı. Bir yudum aldı ama bardağı ağzından uzaklaştırırken eli hafifçe titredi.
Ruslan bunu fark etti.
“Dikkat et, dökeceksin.”
“Dökmüyorum!”
“Tamam.”
Ruslan ayağa kalkıp onun yanına geldi. Alina ne yaptığını anlayamadan masanın kenarındaki peçeteyi aldı ve Alina'nın elinin yanındaki küçük çay damlasını sildi.
Hareketi o kadar beklenmedikti ki Alina olduğu yerde kaldı.
Ruslan doğrulup ona baktı.
“Oldu.”
Alina'nın yanakları alev alev yanıyordu.
“Ben kendim silebilirdim.”
“Biliyorum.”
“O zaman neden—”
“Çünkü yardım etmek istedim.”
Alina gözlerini kaçırdı.
Ruslan biraz eğilerek onunla göz hizasına geldi ama aralarında mesafe bıraktı.
“Yüzün kızardı.”
Alina hemen başını kaldırdı.
“Kızarmadı!”
“Peki.”
“Ruslan!”
“Tamam, tamam. Bir şey söylemedim.”
Ama gülümsemesini de saklamadı.
Alina içinden kendisine kızıyordu.
Bu adam beni çıldırtacak.
Daha kötüsü, Ruslan'ın kendisine böyle davranmasından eskisi kadar rahatsız olmadığını fark etmeye başlamıştı.
### 2\. Alina'nın gardı düşüyor
Kahvaltıdan sonra Ruslan, Alina'yı evin bahçesine çıkmaya ikna etti.
“Biraz hava alırsın,” demişti.
Alina ise onun asıl amacının kendisiyle vakit geçirmek olduğunu biliyordu.
Bahçede yürürlerken Ruslan onun adımlarına uyum sağladı. Normalde önden yürüyen, herkesin kendisine yetişmesini bekleyen adam, bu kez Alina'nın yanında yürüyordu.
Alina bunu fark etti.
“Bana neden böyle davranıyorsun?”
Ruslan ona baktı.
“Nasıl?”
“Bilmiyormuş gibi yapma. Eskiden sürekli benimle tartışıyordun.”
“Sen de benimle tartışıyordun.”
“Hâlâ tartışıyorum.”
“Evet ama artık her cümlende beni öldürmekle tehdit etmiyorsun.”
Alina istemeden güldü.
“Abartma.”
Ruslan durdu.
Alina birkaç adım ilerledikten sonra onun durduğunu fark edip geri döndü.
“Ne oldu?”
Ruslan ona dikkatle baktı.
“Gülünce yüzün değişiyor.”
Alina'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
“Ne demek o?”
“Daha güzel görünüyorsun.”
Alina'nın yanakları yeniden kızardı.
“Sen… sen herkese böyle mi konuşuyorsun?”
Ruslan'ın yüzündeki gülümseme azaldı.
“Hayır.”
“Peki neden bana?”
Ruslan bir an sustu. Sonra dürüstçe cevap verdi:
“Çünkü son zamanlarda aklıma en çok sen geliyorsun.”
Alina'nın kalbi hızlandı.
Bir şey söylemesi gerekiyordu. Ona karşılık vermeli, alay etmeli, konuyu değiştirmeliydi.
Ama kelimeler bir türlü ağzından çıkmıyordu.
Ruslan onun şaşkınlığını görünce biraz geri çekildi.
“Merak etme. Senden hemen bir cevap beklemiyorum.”
Alina gözlerini yere indirdi.
“Ben… sadece ne diyeceğimi bilmiyorum.”
Ruslan'ın sesi yumuşadı.
“O zaman hiçbir şey söyleme.”
Bir süre sessizce yürüdüler.
Sonra Ruslan elini uzattı ama Alina'nın elini tutmadan önce durdu.
“Elini tutabilir miyim?”
Alina başını kaldırdı.
Bu soruyu beklemiyordu.
Bir an tereddüt etti. Sonra yavaşça elini uzattı.
“Bir dakikalığına.”
Ruslan elini tuttu.
“Bir dakika yeter.”
Alina başını başka tarafa çevirdi. Gülümsemesini görmesini istemiyordu.
Ama Ruslan görmüştü bile.
Ve hiçbir şey söylemedi.
Çünkü bazen bir insanı utandırmanın en güzel yolu, onun utandığını fark ettiğini belli etmemekti.
### 3\. Karan'ın kıskançlık krizi
Ceren, öğleden sonra Alina'yı aradığında Ruslan'la birlikte olduklarını öğrendi.
“Bir dakika,” dedi telefonda. “Sen şu an gerçekten Ruslan'la mısın?”
Alina gözlerini kapattı.
“Ceren, bağırma.”
“Bağırmıyorum! Sadece şaşırdım. Dün adamdan nefret ediyordun.”
“Bugün de ediyorum.”
Ruslan yanından seslendi:
“Bana hiç öyle davranmıyor ama.”
Alina'nın gözleri büyüdü.
“Sen sus!”
Telefonun diğer ucunda Ceren'in kahkahası duyuldu.
“AY, BEN BU İŞİ SEVDİM!”
Alina telefonu biraz uzaklaştırdı.
“Ceren, kapatıyorum.”
“Dur, dur! Karan da yanımda.”
Arka planda Karan'ın sesi geldi.
“Ben neden buradayım?”
Ceren hiç düşünmeden cevap verdi:
“Çünkü peşimden ayrılmıyorsun.”
Karan telefonu aldı.
“Alina, Ruslan'ı biraz kontrol altında tut. Kızın bütün gün yüzü kızarmış.”
Alina şok içinde kaldı.
“Sen nereden biliyorsun?”
Karan güldü.
“Ruslan bana her şeyi anlatıyor.”
Ruslan hemen itiraz etti.
“Anlatmıyorum!”
Karan'ın sesi yeniden duyuldu.
“Bak, yine utandı!”
Alina telefonu kapattı.
Ardından Ruslan'a döndü.
“Sen arkadaşına benden mi bahsediyorsun?”
Ruslan omuz silkti.
“Bazen.”
“Ne anlatıyorsun?”
“Şimdilik söyleyemem.”
“Ruslan!”
Ruslan gülerek birkaç adım uzaklaştı.
Alina peşinden yürüdü.
“Geri gel!”
“Geliyorum, güzelim.”
“Bana öyle seslenme!”
“Peki, Alina.”
Ruslan'ın bu kez gülümsemesi daha da belirgindi.
Alina onun peşinden giderken kendi kendine söylendi:
“Bir gün bu adamı gerçekten susturacağım.”
Ama içinden geçen başka bir düşünceyi kendisine bile itiraf edemiyordu:
Ya susarsa?
Ceren ise telefonu kapattığında Karan'ın hâlâ kendisine baktığını fark etti.
“Ne var?”
Karan kollarını göğsünde birleştirdi.
“Sen de Alina gibi misin?”
Ceren kaşlarını kaldırdı.
“Nasıl yani?”
“Birinin senden hoşlandığını anlayınca hemen kaçıyor musun?”
Ceren'in yüzündeki gülümseme silindi.
“Sen neden bahsediyorsun?”
Karan ilk kez şaka yapmadan konuştu.
“Ceren, ben seninle vakit geçirmekten hoşlanıyorum. Sürekli kavga etsek de.”
Ceren bir an sustu.
Karan devam etti:
“Bunu bilmeni istedim. Ama benden hoşlanmak zorunda değilsin.”
Ceren onun yüzüne baktı. Karan'ın her zamanki kendinden emin tavrının altında ilk kez gerçek bir çekingenlik görüyordu.
“Ben senden hoşlandığımı söylemedim,” dedi sessizce.
Karan başını salladı.
“Biliyorum.”
“Ayrıca hâlâ sinir bozucusun.”
“Onu da biliyorum.”
Ceren gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Karan ayağa kalktı.
“Yine de yarın seni kahve içmeye davet edebilir miyim?”
Ceren cevap vermeden önce biraz bekledi.
“Belki.”
Karan'ın yüzü aydınlandı.
“Bu, evet demek mi?”
“Bu, belki demek. Şimdi fazla sevinip her şeyi mahvetme.”
Karan oturduğu yerden kalkarken gülümsüyordu.
“Yarın görüşürüz, Ceren.”
Ceren arkasından seslendi:
“Daha kabul etmedim!”
Karan kapıdan çıkarken elini kaldırdı.
“Ben yine de umudumu kaybetmiyorum!”
Ceren başını iki yana salladı.
Ama bu kez onun gitmesine üzülmemiş gibi davranmak çok daha zordu.
### 4\. Bir adım daha yakın
Akşam olduğunda Ruslan, Alina'yı evine bıraktı.
Araba kapısının önünde durduğunda Alina emniyet kemerini çözdü.
“Bugün için teşekkür ederim.”
Ruslan ona döndü.
“Rica ederim.”
Alina kapıyı açmak üzereyken Ruslan konuştu.
“Alina?”
“Efendim?”
“Yarın da seni görmek istiyorum.”
Alina'nın eli kapı kolunda kaldı.
“Yarın ne var?”
“Hiçbir şey. Seninle vakit geçirmek istiyorum.”
Alina ona baktı. Ruslan'ın yüzünde alaycı bir ifade yoktu. Bu kez gerçekten ciddi görünüyordu.
“Bunu neden bu kadar istiyorsun?”
Ruslan kısa bir süre düşündü.
“Çünkü seninle konuşurken kendimi olduğumdan farklı göstermek zorunda hissetmiyorum.”
Alina'nın bakışları yumuşadı.
“Ben seni hâlâ tam olarak tanımıyorum.”
“Biliyorum.”
“Bazen çok sinir bozucusun.”
“Onu da biliyorum.”
Alina güldü.
Ruslan ona bakarken sesi alçaldı.
“Bir gün bana böyle gülümserken benden kaçmayacağını umuyorum.”
Alina'nın yanakları yeniden kızardı.
“Ben senden kaçmıyorum!”
Ruslan kaşlarını kaldırdı.
“Öyle mi?”
“Evet!”
“O zaman yarın benimle akşam yemeğine gelir misin?”
Alina bir an durdu.
Sonra gözlerini kaçırarak cevap verdi:
“Bir kere. Sadece bir kere.”
Ruslan'ın yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.
“Anlaştık.”
“Ve sakın bunu yanlış anlama!”
“Nasıl anlamamı istersin?”
“Ruslan!”
“Tamam, tamam. Yarın görüşürüz.”
Alina arabadan indi ve kapıyı kapattı. Eve doğru yürürken arkasına bakmamaya kararlıydı.
Ama kapıya ulaştığında dayanamadı.
Dönüp baktı.
Ruslan hâlâ oradaydı.
Onu gördüğünde elini kaldırıp selam verdi.
Alina da farkında olmadan elini kaldırdı.
Sonra hızla eve girdi.
Kapıyı kapatır kapatmaz sırtını kapıya yasladı.
Kalbi deli gibi atıyordu.
“Ben ne yapıyorum ya?” diye fısıldadı.
Telefonu titredi.
Ruslan'dan mesaj gelmişti.
Ruslan: Yarın seni almaya geleceğim, güzelim. İyi geceler. ❤️
Alina mesajı okudu.
Cevap yazdı:
Alina: İyi geceler. Ve bana güzelim deme.
Birkaç saniye sonra Ruslan'dan yanıt geldi.
Ruslan: Peki, güzelim. Yarın görüşürüz. ❤️
Alina yastığını yüzüne bastırdı.
“BU ADAM BENİ DELİRTECEK!”
Ama mesajı silmedi.
Hatta telefonu elinde tutarak bir süre ekrana baktı.
Çünkü artık ne kadar inkâr ederse etsin, Ruslan'ın ilgisi hoşuna gitmeye başlamıştı.
Ve yarınki akşam yemeğini düşünmek bile yüzünü kızartmaya yetiyordu.
...
Bölüm etkileşimi
